Şu anda giriş yapmadınız. Giriş yapınız veya üye olunuz.
KPDS Kelime Listesi  
td>harasstd>abjecttd>2449
NoKelimeAnlamıEk Bilgiler
1ripes. olmuş, olgun, olgunlaşmış, yetişmiş, kemale ermiş;
olgunluk derecesine varmış;
ihtiyarca, yaşlıca;
eski ve lezzetli, tam vakti gelmiş;
hazır.
Ekler: rip·er / rip·est
Hecelenişi: ripe
Okunuşu: /rʌɪp /
2beneficials. hayırlı;
faydalı, yararlı.
Hecelenişi: ben·e·fi·cial
Okunuşu: /bɛnɪ’fɪʃ(ə)l /
3collaboratef. beraber çalışmak, işbirliği yapmak.Ekler: col·lab·o·rates / col·lab·o·rat·ed / col·lab·o·rat·ing / col·lab·o·ra·tions
Hecelenişi: col·lab·o·rate
Okunuşu: /kə’labəreɪt /
4velveti. kadife;
yeni büyüyen boynuzu örten kadifemsi deri;
kadifemsi şey;
argo. cabadan kazanç;
s. kadife gibi;
yumuşak.
Ekler: vel·vets
Hecelenişi: vel·vet
Okunuşu: /vɛlvɪt /
5nightmarei. kabus, karabasan.Ekler: night·mares
6viceversaz. tersine, karşılıklı olarak.Hecelenişi: vice ver·sa
7emphatickatı;
kesin;
önemli;
vurgulu
8decreasef. azalmak, eksilmek, küçülmek, çekilmek;
azaltmak, eksiltmek
i. eksilme, azalma, çekilme;
küçülme;
eksiklik, noksan
Ekler: de·creas·es / de·creased / de·creas·ing
Hecelenişi: de·crease
Okunuşu: /dɪ’kriːs /
9bountifuls. cömert, eli açık, vermeyi seven;
bol, mebzul.
Hecelenişi: boun·ti·ful
Okunuşu: /baʊntɪfʊl /
10geari. ,mak. dişli;
dişli takımı;
vites, şanjman;
donanım, tertibat;
elbise;
eşya;
f. viteslemek;
donatmak: giydirmek;
uymak, uydurmak.
Ekler: gears
Hecelenişi: gear
Okunuşu: /gɪə /
11equitables. tarafsız, bitaraf, adil, insaflı, haktanır;
huk. adalet ve nısfete uygun;
mahkemede müdafaası mümkün.
Hecelenişi: eq·ui·ta·ble
Okunuşu: /ɛkwɪtəb(ə)l /
12vindicatef. hakkını korumak, fiilen korumak;
tarafını tutup haklı ve suçsuz olduğunu iddia ve ispat etmek;
(eski) öç almak.
Ekler: vin·di·cates / vin·di·cat·ed / vin·di·cat·ing
Hecelenişi: vin·di·cate
Okunuşu: /vɪndɪkeɪt /
13wheelbarrowi. tekerlekli el arabası.Ekler: wheel·bar·rows
Hecelenişi: wheel·bar·row
Okunuşu: /wiːlbarəʊ /
14efficients. randıman oranı yüksek olan;
yeterli, ehliyetli, işbilir, becerikli;
etkili, tesirli.
Hecelenişi: ef·fi·cient
Okunuşu: /ɪ’fɪʃ(ə)nt /
15mortari. havan, dibek;
havan topu;
bina yapımında kullanılan kireçli harç;
f. harç ile sıvamak.
Ekler: mor·tars / mortars / mortared / mortar·ing
Hecelenişi: mor·tar
Okunuşu: /mɔːtə /
16fearsomes. dehşetli, korkunç;
korkak.
Hecelenişi: fear·some
Okunuşu: /fɪəs(ə)m /
17libeli. huk. şeref kırıcı neşriyat, kötüleyici yerme;
yazılı iftira;
huk. arzuhal, istida;
f. iftira etmek;
huk. arzuhal vererek davaya başlamak.
Ekler: li·bels
Hecelenişi: li·bel
Okunuşu: /lʌɪb(ə)l /
18quadruples. ,i. dört kat;
i. bir şeyin dört misli;
f. dörtle çarpmak, dört misli çoğaltmak veya büyütmek.
Ekler: qua·dru·ples / qua·dru·pled / qua·dru·pling
Hecelenişi: qua·dru·ple
Okunuşu: /kwɒdrʊp(ə)l /
19shantyi. kulübe.Ekler: shan·ties
Hecelenişi: shan·ty
Okunuşu: /ʃanti /
20abductf. zorla almak, (kadın yahut çocuk) kaçırmak.Ekler: ab·ducts / ab·duct·ed / ab·duct·ing / ab·ductees / ab·duc·tions / ab·duc·tors
Hecelenişi: ab·duct
Okunuşu: /əb’dʌkt /
21mackereli. uskumru,zool. Scomber scombrus.Ekler: mack·er·el / mack·er·els
Hecelenişi: mack·er·el
Okunuşu: /mak(ə)r(ə)l /
22heraldi. haberci, müjdeci;
protokol görevlisi, teşrifatçı;
f. haber vermek, ilan etmek, teşrifini haber vermek;
takdim etmek, huzura çıkarmak.
Ekler: her·alds / her·ald·ed / her·ald·ing
Hecelenişi: her·ald
Okunuşu: /hɛr(ə)ld /
23nervef. kuvvet ve cesaret vermek.
i. sinir, asap;
kuvvet;
soğukkanlılık, metanet, cesaret;
küstahlık, cüret;
gen., duyarlık, duysal dayanıklılık kaynağı;
gen. çoğ. asabi buhran asap bozukluğu;
biyol. kanat veya yaprak damarı.
Ekler: nerves
Hecelenişi: nerve
Okunuşu: /nəːv /
24shrewds. akıllı, anlayışlı, dirayetli;
kurnaz, açıkgöz;
zeki, keskin.
Ekler: shrewd·er / shrewd·est
Hecelenişi: shrewd
Okunuşu: /ʃruːd /
25pretexti. bahane, sözde sebep.Ekler: pre·texts
Hecelenişi: pre·text
Okunuşu: /priːtɛkst /
26implicits. tam, kesin, kati;
ima olunan, zımni;
ifade edilmeden anlaşılan;
aslında olan.
Hecelenişi: im·plic·it
Okunuşu: /ɪm’plɪsɪt /
27apologetici. özür dileme.
s. özür dileyen, af talep eden, itizar beyan eden;
savunma şeklinde olan.
Hecelenişi: apol·o·get·ic
Okunuşu: /əpɒlə’dʒɛtɪk /
28uncommons. nadir, seyrek;
olağanüstü, fevkalade;
müstesna.
Hecelenişi: un·com·mon
Okunuşu: /ʌn’kɒmən /
29reluctants. istenmeden yapılan, gönülsüz, isteksiz, zorla yapılan.Hecelenişi: re·luc·tant
Okunuşu: /rɪ’lʌkt(ə)nt /
30indicationi. bildirme, anlatma, gösterme;
belirti, delil, kanıt;
tıb. hastalıklarda uygun tedavi şeklini gösterme.
Ekler: in·di·ca·tions
Hecelenişi: in·di·ca·tion
Okunuşu: /ɪndɪ’keɪʃ(ə)n /
31incurables. iyi olmaz, şifa bulmaz, devasız, düzelmez;
i. iyi olmaz hasta.
Hecelenişi: in·cur·able
Okunuşu: /ɪn’kjʊərəb(ə)l /
32ignobles. alçak;
şerefsiz;
kalitesiz, bayağı.
Hecelenişi: ig·no·ble
Okunuşu: /ɪg’nəʊb(ə)l /
33negligibles. ihmal edilir, önemsemeye değmez.Hecelenişi: neg·li·gi·ble
Okunuşu: /nɛglɪdʒɪb(ə)l /
34proclaimf. ilân etmek;
beyan etmek;
ilân ederek kanunen yasaklamak;
ifşa etmek, açığa vurmak.
Ekler: pro·claims / pro·claimed / pro·claim·ing
Hecelenişi: pro·claim
Okunuşu: /prə’kleɪm /
35rigids. eğilmez, bükülmez, katı, dimdik;
sert, şiddetli.
Hecelenişi: rig·id
Okunuşu: /rɪdʒɪd /
36macabres. ölümü hatırlatan, ölümle ilgili;
dehşetli, meşum.
Hecelenişi: ma·ca·bre
Okunuşu: /mə’kɑːbr(ə) /
37quartetdörtlü;
kuartet
Okunuşu: /kwɔː’tɛt /
38backyardi. evin arkasındaki bahçeEkler: back·yards
Hecelenişi: back·yard
Okunuşu: /bak’jɑːd /
39furtives. gizli, sinsiHecelenişi: fur·tive
Okunuşu: /fəːtɪv /
40housingi. iskân;
evler;
barınacak yer;
bir makinanın kısımlarını yerinde tutan çerçeve veya levha.
i. haşa, belleme.
Ekler: hous·ings
Hecelenişi: hous·ing
41demandf. talep etmek, istemek;
emretmek, ısrar etmek, icbar etmek;
sormak, zorla istemek;
muhtaç olmak;
(huk). mahkemeye celbetmek , bir hak talep etmek.
i. talep, istek;
ihtiyaç;
(huk). talep, dava.
Ekler: de·mands
Hecelenişi: de·mand
Okunuşu: /dɪ’mɑːnd /
42unsoliciteds. istenilmemiş, talep edilmemiş.Hecelenişi: un·so·lic·it·ed
Okunuşu: /ʌnsə’lɪsɪtɪd /
43ambushi. pusu, tuzak;
f. tur>tuzak kurmak, pusuya düşürmek.
Ekler: am·bush·es
Hecelenişi: am·bush
Okunuşu: /ambʊʃ /
44amelioratef. biraz ıslah etmek, iyileştirmek, düzeltmek;
iyileşmek,;
düzelmek, biraz ıslah olmak.
Ekler: ame·lio·rates / ame·lio·rat·ed / ame·lio·rat·ing
Hecelenişi: ame·lio·rate
Okunuşu: /ə’miːlɪəreɪt /
45hypocrisyi. ikiyüzlülük, mürailik, riyakârlık, riya.Ekler: hy·poc·ri·sies
Hecelenişi: hy·poc·ri·sy
Okunuşu: /hɪ’pɒkrɪsi /
46veini. ,anat. damar, verid, ven, toplardamar;
ebru;
huy, mizaç;
oluk, oyuk;
f. damar teşkil etmek;
damarlarla kaplamak;
ebrulamak.
Ekler: veins
Hecelenişi: vein
Okunuşu: /veɪn /
47presumablyz. tahminen, galiba.Hecelenişi: pre·sum·ably
Okunuşu: /prɪ’zjuːməbli /
48rapef. tecavüz etmek (kadına);
yağma etmek;
eski zorla alıp götürmek;
i. zorla ırza tecavüz;
eski zorla alıp götürme.
i. kolza, bot. Brassica napus.
i. üzüm posası.
Ekler: rapes / raped / rap·ing
Hecelenişi: rape
Okunuşu: /reɪp /
49deliberatef. düşünmek, ölçünmek, üzerinde durmak, tartmak, mütalaa etmek, istişare etmek.
s. kasti, önceden düşünülmüş, mahsus;
düşünceli, ihtiyatlı, tedbirli, telaşsız, aklı başında, ağır.
Hecelenişi: de·lib·er·ate
Okunuşu: /dɪ’lɪb(ə)rət /
50aislei. ara yol, yan taraf, geçit (özellikle kilise ve tiyatroda).Ekler: aisles
Hecelenişi: aisle
Okunuşu: /ʌɪl /
51milds. kibar, nazik;
yumuşak, zarif;
ılımlı;
hafif.
Ekler: mild·er / mild·est
Hecelenişi: mild
Okunuşu: /mʌɪld /
52vibratef. titremek;
sallanmak, sakınmak;
duraksamak, tereddüt etmek;
titretmek, sallandırmak.
Ekler: vi·brates / vi·brat·ed / vi·brat·ing
Hecelenişi: vi·brate
Okunuşu: /vʌɪ’breɪt /
53unexploreds. keşfedilmemiş, araştırılmamış.Hecelenişi: un·ex·plored
Okunuşu: /ʌnɪk’splɔːd /
54hailf. selâmlamak;
çağırmak;
seslenmek;
i. selâmlama, seslenme.
i. dolu;
dolu gibi yağan şey;
f. dolu halinde yağmak veya yağdırmak;
hızlı ve şiddetli gelmek (söz, yumruk).
Hecelenişi: hail
Okunuşu: /heɪl /
55adversaryi. muhalif kimse, düşman , hasım.Ekler: ad·ver·sar·ies
Hecelenişi: ad·ver·sary
Okunuşu: /advəs(ə)ri /
56thorniçdiken;
üzüntü cefa;
dikeni çok bitki;
(eski) İngilizce’de th sesini gösteren harfin adı
Ekler: thorns
Hecelenişi: thorn
Okunuşu: /θɔːn /
57veali. dana eti, buzağı eti, süt danası eti.Hecelenişi: veal
Okunuşu: /viːl /
58unfulfilleds. ihtiyacı karşılanmamış;
yerine getirilmemiş.
Hecelenişi: un·ful·filled
Okunuşu: /ʌnfʊl’fɪld /
59credibles. inanılır, güvenilir, itimada şayan.Hecelenişi: cred·i·ble
Okunuşu: /krɛdɪb(ə)l /
60congenitals. doğuştan olan, fıtri.Hecelenişi: con·gen·i·tal
Okunuşu: /kən’dʒɛnɪt(ə)l /
61accurates. doğru, sahi, tam;
ince
Hecelenişi: ac·cu·rate
Okunuşu: /akjʊrət /
62satirei. hiciv, taşlama, yergi, yerme;
hiciv söyleme.
Ekler: sat·ires
Hecelenişi: sat·ire
Okunuşu: /satʌɪə /
63unerrings. yanılmaz, emin;
kesin, doğru, tam isabetli.
Hecelenişi: un·err·ing
Okunuşu: /ʌn’əːrɪŋ /
64rejectioni. reddetme, reddedilme.Ekler: re·jects / re·ject·ed / re·ject·ing / re·jec·tions
Okunuşu: /rɪ’dʒɛkʃ(ə)n /
65divulgef. ifşa etmek, açığa vurmak, söylemek, yaymak.Ekler: di·vulg·es / di·vulged / di·vulg·ing
Hecelenişi: di·vulge
Okunuşu: /dʌɪ’vʌldʒ /
66genealogyi. nesep, şecere, silsile, soy;
nesep tetkiki.
Ekler: ge·ne·al·o·gies / ge·ne·al·o·gists
Hecelenişi: ge·ne·al·o·gy
Okunuşu: /dʒiːnɪ’alədʒi /
67heinouss. tiksindirici, iğrenç, kötü, çirkin, kerih.Hecelenişi: hei·nous
Okunuşu: /heɪnəs /
68genials. güler yüzlü, şen, hoş;
müsait;
hayat verici.
Hecelenişi: ge·nial
Okunuşu: /dʒiːnɪəl /
69distinguisheds. üstün, mükemmel, kibar, sivrilmiş, mütemayiz.Hecelenişi: dis·tin·guished
Okunuşu: /dɪ’stɪŋgwɪʃt /
70arsoni. kundakçılık, kasten yangın çıkarma.Ekler: ar·sons / ar·son·ists
Hecelenişi: ar·son
Okunuşu: /ɑːs(ə)n /
71apathetics. , duygusuz, hissiz, Iâkayt, kayıtsız, ilgisiz;
soğuk, cansız.
Hecelenişi: ap·a·thet·ic
Okunuşu: /apə’θɛtɪk /
72draftf. mecburi askerliğe almak;
kura ile askere almak;
hizmete mecbur tutmak, zorla adaylığa seçmek;
i. mecburi askerlik. drafteei. mecburi askerliğini yapan er. draft board askere çağırma islemini düzenleyen sivillerden kurulu komite. draft dodger (asağ). askerlikten muaf tutulmanın yolunu bulan kimse;
asker kaçağı.
Ekler: drafts
Hecelenişi: draft
Okunuşu: /drɑːft /
73memorables. hatırlanmaya değer, anılmaya layık.Hecelenişi: mem·o·ra·ble
Okunuşu: /mɛm(ə)rəb(ə)l /
74householdi. ev halkı, aile;
s. eve ait;
evcil.
Ekler: house·holds
Hecelenişi: house·hold
Okunuşu: /haʊshəʊld /
75amendf. ıslah etmek, düzeltmek, tashih etmek;
(huk). bir tasarı vb’ni tadil etmek;
tamir etmek;
değişiklik yapmak;
iyileşmek , düzelmek;
iyileşmeye yüz tutmak.
Ekler: amends / amend·ed / amend·ing
Hecelenişi: amend
Okunuşu: /ə’mɛnd /
76gracei. zarafet, letafet, nezaket;
inayet, Iütuf, merhamet, gufran, kerem;
rahmet;
fazilet;
şükran duası (sofrada);
mühlet, müsaade (borç için);
müz. asıl melodiye ilave edilen ve ufak olarak yazılan notalar;
f. süslemek, tezyin etmek;
şeref vermek;
Iütuf göstermek, inayet etmek;
müz. fazla notalar ilâvesiyle süslemek.
Ekler: grac·es
Hecelenişi: grace
77satani. şeytan, iblis;
kötü adam.
Hecelenişi: Sa·tan
78irreparables. tamir olunamaz, çaresiz, telâfisi imkânsız.Hecelenişi: ir·rep·a·ra·ble
Okunuşu: /ɪ’rɛp(ə)rəb(ə)l /
79interferef. karışmak, müdahale etmek;
çatışmak, zıddiyet göstermek;
dokunmak, zarar vermek;
fiz. birbiri üzerine tesir etmek;
mâni olmak;
bazı oyunlarda karşı tarafın yolunu kesmek.
Ekler: in·ter·feres / in·ter·fered / in·ter·fer·ing
Hecelenişi: in·ter·fere
Okunuşu: /ɪntə’fɪə /
80mandatei. manda;
vekalet;
emir, ferman;
emirname.
Ekler: man·dates
Hecelenişi: man·date
Okunuşu: /mandeɪt /
81stationarys. sabit, durağan;
kımıldamaz;
muayyen bir kararda kalan, ne ilerlemekte ne de gerilemekte olan;
i. bir yerde daima kalan kimse veya şey;
belirli bir yerde bulunan er.
dingin;
durağan;
durgun;
hareketsiz;
kararlı;
sabit;
yerleşik
Okunuşu: /steɪʃ(ə)n(ə)ri /
82cutleryi. çatal bıçak takımı.Hecelenişi: cut·lery
Okunuşu: /kʌtləri /
83enablef. muktedir kılmak, kuvvet vermek;
yetki vermek, salâhiyet tanımak;
imkân vermek, mümkün kılmak, kolaylaştırmak.
Ekler: en·ables / en·abled / en·abling
Hecelenişi: en·able
Okunuşu: /ɪ’neɪb(ə)l /
84maintainf. sürdürmek;
korumak, muhafaza etmek;
beslemek, bakmak;
bakımını sağlamak;
iddia etmek, teyit etmek.
Ekler: main·tains / main·tained / main·tain·ing
Hecelenişi: main·tain
Okunuşu: /meɪn’teɪn /
85annotatef. şerh etmek, haşiyeler ilâve etmek, notlarla izah etmek.Ekler: an·no·tates / an·no·tat·ed / an·no·tat·ing
Hecelenişi: an·no·tate
Okunuşu: /anəteɪt /
86invincibles. yenilmez, mağlup olmaz, yılmaz.Hecelenişi: in·vin·ci·ble
Okunuşu: /ɪn’vɪnsɪb(ə)l /
87eruptf. patlayıp çıkmak, patlamak, püskürmek, indifa etmek.Ekler: erupts / erupt·ed / erupt·ing / erup·tions
Hecelenişi: erupt
Okunuşu: /ɪ’rʌpt /
88celerityi. hız, sürat.Okunuşu: /sɪ’lɛrɪti /
89vivisectioni. fenni amaçlarla diri hayvan üzerinde yapılan açımlama.Hecelenişi: vivi·sec·tion
Okunuşu: /vɪvɪ’sɛkʃ(ə)n /
90manuscripti. (kıs. Ms,Mss) bir eserin metni, müsvedde;
el yazması kitap.
Ekler: man·u·scripts
Hecelenişi: man·u·script
Okunuşu: /manjʊskrɪpt /
91perfunctorys. düşünülmeden ve mekanik olarak yapılan: dikkatsiz, baştan savma;
sıkıcı, formalite icabı.
Hecelenişi: per·func·to·ry
Okunuşu: /pə’fʌŋ(k)t(ə)ri /
92intricates. karışık, sökülmez, müşkül, muğlak, anlaşılması güç;
girintili çıkıntılı.
Hecelenişi: in·tri·cate
Okunuşu: /ɪntrɪkət /
93hearthi. ocak, şömine;
yurt, aile ocağı;
mad. fırında erimiş madenin döküldüğü yer, ocak.
Ekler: hearths
Hecelenişi: hearth
Okunuşu: /hɑːθ /
94elaboratef. ince işle ve emekle meydana getirmek, incelikle işlemek, ihtimam etmek, ayrıntılı bir şekilde hazırlamak, genişletmek.
s. dikkatle işlenmiş, özenilmiş, mükellef, tafsilâtlı, ayrıntılı, inceden inceye işli.
Hecelenişi: elab·o·rate
Okunuşu: /ɪ’lab(ə)rət /
95exasperatef. kızdırmak, öfkelendirmek, sinirlendirmek, çileden çıkarmak;
şiddetlendirmek.
Ekler: ex·as·per·ates / ex·as·per·at·ed / ex·as·per·at·ing
Hecelenişi: ex·as·per·ate
Okunuşu: /ɪg’zasp(ə)reɪt /
96quarrelsomes. kavgacı, ters, huysuz.Hecelenişi: quar·rel·some
Okunuşu: /kwɒr(ə)ls(ə)m /
97abhorf. hor görmek, iğrenmekEkler: ab·hors / ab·horred / ab·hor·ring
Hecelenişi: ab·hor
Okunuşu: /əb’hɔː /
98cradlef. ihtimamla muhafaza etmek, korumak, sakınmak;
beşiğe yatırmak;
parmaklıklı tırpanla ot biçmek.
i. beşik;
beşiğe benzer iskele veya çerçeve;
ot toplamak için tırpana eklenen parmaklık;
den. karada filika için dayak.
Ekler: cra·dles
Hecelenişi: cra·dle
Okunuşu: /kreɪd(ə)l /
99exhibitioni. sergi;
gösterme, teşhir, izhar, ibraz, arz;
üniversiteden verilen burs;
tıb. ilaç olarak verme.
Ekler: ex·hi·bi·tions
Hecelenişi: ex·hi·bi·tion
Okunuşu: /ɛksɪ’bɪʃ(ə)n /
100hairys. kıllı tüylü, kıldan yapılmış;
kıl gibi;
Abd, argo. tehlikeli;
mükemmel.
kıl;
korkutucu;
müthiş;
riskli;
saçlı;
tehlikeli;
tüylü;
ürkütücü;
zor
101underminef. altını kazmak, altına lâğım kazmak;
el altından mahvına çalışmak;
ayağını kaydırmak, düşürmek;
zayıflatmak.
Ekler: un·der·mines / un·der·mined / un·der·min·ing
Hecelenişi: un·der·mine
Okunuşu: /ʌndə’mʌɪn /
102preventf. önlemek, engellemek, durdurmak, önünü almak.Ekler: pre·vents / pre·vent·ed / pre·vent·ing / pre·vent·ers
Hecelenişi: pre·vent
Okunuşu: /prɪ’vɛnt /
103bellicoses. kavgacı, dövüşken, mücadeleci;
savaşmayı seven.
Hecelenişi: bel·li·cose
Okunuşu: /bɛlɪkəʊs /
104immigranti. göçmen, muhacir, dış ülkelerden gelip yerleşen göçmen;
s. dış üikelerden gelip yerleşen.
Ekler: im·mi·grants
Hecelenişi: im·mi·grant
Okunuşu: /ɪmɪgr(ə)nt /
105warys. ihtiyatlı, uyanık, açıkgöz. beEkler: war·i·er / war·i·est
Hecelenişi: wary
Okunuşu: /wɛːri /
106quotef. aktarmak, aktarma yolu ile söylemek, birinin sözünü tekrarlamak;
tic. (fiyat) söylemek;
piyasa fiyatını söylelemek;
matb. tırnak içine almak;
i. ,k.dili aktarılmış söz;
tırnak işareti.
Ekler: quotes / quot·ed / quot·ing
Hecelenişi: quote
Okunuşu: /kwəʊt /
107hotchpotchi. karmakarışık şey;
türlü yemeği.
bak. hodgepodge.
Hecelenişi: hotch·potch
Okunuşu: /hɒtʃpɒtʃ /
108undertakef. üzerine almak, yüklenmek, deruhde etmek;
taahhüt etmek.
Ekler: un·der·takes / un·der·took / un·der·tak·en / un·der·tak·ing
Hecelenişi: un·der·take
Okunuşu: /ʌndə’teɪk /
109yellows. ,i. ,f. sarı renkli;
rengi sararmış;
k.dili korkak, alçak, namussuz;
heyacan yaratan (gazete);
kıskanç;
i. sarı boya, yumurta sarısı;
,tıb. sarılık;
(eski)kıskaçlı, haset;
f. sararmak, saratmak.
Ekler: yel·low·er / yel·low·est
Hecelenişi: yel·low
Okunuşu: /jɛləʊ /
110shyf. ,i. , yandan fırlatmak, atmak;
i. atış, fırlatış;
k.dili alay, küçümseme, istihza;
deneme, tecrübe.
f. ürkmek (at), ürkerek zıplamak;
i. ürkme.
s. korkak, ürkek, çekingen;
utangaç, mahcup;
of ile tedbirli, ihtiyatlı, dikkatli;
az ürün veren (ağaç);
k.dili , on ile eksik, noksan, az.
Ekler: shi·er / shy·er / shi·est / shy·est
Hecelenişi: shy
Okunuşu: /ʃʌɪ /
111unfilials. evlada yakışmaz.Okunuşu: /ʌn’fɪlɪəl /
112interpretf. manasını izah etmek, tefsir etmek, yorumlamak;
tercüme etmek, tercümanlık etmek.
Ekler: in·ter·prets / in·ter·pret·ed / in·ter·pret·ing
Hecelenişi: in·ter·pret
Okunuşu: /ɪn’təːprɪt /
113assertf. ispat ve iddia ile beyan etmek;
üzerinde durmak, teyit etmek;
demek, öne sürmek, söylemek, iddia etmek
Ekler: as·serts / as·sert·ed / as·sert·ing / as·ser·tions
Hecelenişi: as·sert
Okunuşu: /ə’səːt /
114healf. iyileştirmek, şifa vermek;
iyileşmek, şifa bulmak;
düzeltmek, ıslah etmek;
defetmek, başından savmak;
kapatmak;
ıslah olmak.
Ekler: heals / healed / heal·ing / heal·ers
Hecelenişi: heal
Okunuşu: /hiːl /
115diligents. gayretli, dikkatli, çalışkan.Okunuşu: /dɪlɪdʒ(ə)nt /
116lethals. öldürücü, ölüme ait.Hecelenişi: le·thal
Okunuşu: /liːθ(ə)l /
117exhibiti. ergi;
huk. mahkemeye veya hakemlere ibraz olunan vesika veya delil;
vesika gösterme;
f. teshir etmek, sergilemek;
göstermek, arz etmek;
resimle göstermek;
tıb. . ilâç olarak vermek;
huk. dava esnasında vesika veya delil ibraz etmek.
Ekler: ex·hib·its / ex·hib·it·ed / ex·hib·it·ing / ex·hib·i·tors
Hecelenişi: ex·hib·it
Okunuşu: /ɪg’zɪbɪt /
118varsityi. birinci gelen okul takımı;
üniversite.
Ekler: var·si·ties
Hecelenişi: var·si·ty
Okunuşu: /vɑːsɪti /
119governmentaldevlete ait, devlet ile ilgiliEkler: gov·ern·ments
120vernaculars. ana diline ait;
yerli konuşma dilindeki;
bölgesel;
argoyla ilgili;
yaygın;
i. anadili;
konuşulan dil, günlük dil;
lehçe;
deyim, argo;
yaygın isim.
Ekler: ver·nac·u·lars
Hecelenişi: ver·nac·u·lar
Okunuşu: /və’nakjʊlə /
121cellulars. hücrelerle ilgili;
hücreleri olan, hücreli.
Hecelenişi: cel·lu·lar
Okunuşu: /sɛljʊlə /
122locusti. çekirge,zool. Acridium;
ağustosböceği,zool. Cicada;
salkım ağacı, akasya ağacı,bot. Robinia pseudoacacia;
keçiboynuzu,bot. Ceratonia siliqua.
Ekler: lo·custs
Hecelenişi: lo·cust
Okunuşu: /ləʊkəst /
123famei. şöhret, nam, ün.Hecelenişi: fame
Okunuşu: /feɪm /
124jackpoti. , iskambil pot, ortada biriken para.Ekler: jack·pots
Hecelenişi: jack·pot
Okunuşu: /dʒakpɒt /
125exhilaratef. neşelendirmek, coşturmak, canlandırmak, hayat vermek, renk katmakEkler: ex·hil·a·rates / ex·hil·a·rat·ed / ex·hil·a·rat·ing
Hecelenişi: ex·hil·a·rate
Okunuşu: /ɪg’zɪləreɪt /
126quintessencei. öz, hulasa, herhangi bir maddenin özü.Hecelenişi: quin·tes·sence
Okunuşu: /kwɪn’tɛs(ə)ns /
127attitudei. tutum, davranış, tavır;
vaziyet alış;
hav. dünya ve ufka göre meyils. tutumla tutumla ilgili, vaziyete ait. attitudinizef. tavır takınmak, vaziyet almak, çalım satmak.
Ekler: at·ti·tudes
Hecelenişi: at·ti·tude
Okunuşu: /atɪtjuːd /
128motherofpearli. sedef.Hecelenişi: moth·er–of–pearl
129provef. tanıtlamak, ispat etmek, doğruluğunu tespit etmek;
denemek;
tecrübe ile anlatmak;
mat. sağlamasını yapmak;
olmak;
çıkmak.
Ekler: proves / proved / proved / prov·en / prov·ing
Hecelenişi: prove
Okunuşu: /pruːv /
130stepf. ayak basmak;
adım atmak, yürümek, ağır adımlarla yürümek;
suratle hareket etmek veya davranmak;
bir adımda ulaşmak;
den. oturtmak, dikmek (direk), yerine yerleştirmek veya oturtmak;
adımlarla ölçmek, adımlamak;
basamaklar halinde düzenlemek.
i. adım;
birkaç adımlık yer, kısa mesafe;
basamak;
eşik;
kademe;
hareket, teşebbüs;
ilerleme, terakki;
derece;
yürüyüş tarzı, gidiş tarzı;
ayak sesi;
ayak izi;
tedbirler;
müz. portenin bir çizgisi veya aralığı;
den. ıskaça.
(önek). üvey.
Ekler: steps
Hecelenişi: step
Okunuşu: /stɛp /
131blindfoldf. gözlerini bağlamak;
salim kafayla düşünmesini engellemek;
s. gözü bağlı;
düşüncesiz, körü körüne olan;
i. gözbağı.
Ekler: blind·folds / blind·fold·ed / blind·fold·ing
Hecelenişi: blind·fold
Okunuşu: /blʌɪn(d)fəʊld /
132consultf. danışmak, baş vurmak, müracaat etmek, sormak;
göz önünde tutmak, hesaba katmak;
istişare etmek./td>
Ekler: con·sults / con·sult·ed / con·sult·ing
Hecelenişi: con·sult
Okunuşu: /kən’sʌlt /
133ecstasyi. vecit halinde olma, kendinden geçme, aşırı sevinç;
vecit;
tıb. ekstaz.
Ekler: ec·sta·sies
Hecelenişi: ec·sta·sy
Okunuşu: /ɛkstəsi /
134mandatorys. zaruri, zorunlu, gerekli;
i. mandater;
vekil.
Hecelenişi: man·da·to·ry
Okunuşu: /mandət(ə)ri /
135sobers. ,f. kendine hâkim, ölçülü, dengeli, ılımlı, temkinli, makul;
ciddi, ağır başlı;
içki etkisinde olmayan;
gösterişsiz;
f. dizginlemek;
ayılmak, ayıltmak.
Ekler: so·ber·er / so·ber·est
Hecelenişi: so·ber
Okunuşu: /səʊbə /
136meticulouss. çok titiz, çok dik katli, kılı kırk yaran.Hecelenişi: me·tic·u·lous
Okunuşu: /mɪ’tɪkjʊləs /
137fadi. toplumca merak, heves, aşırı bir hevesle üstüne düşülen geçici eğlence veya alışkanlık.Ekler: fads
Hecelenişi: fad
Okunuşu: /fad /
138inadvertents. dikkatsiz;
kasıtsız, elde olmayan.
Hecelenişi: in·ad·ver·tent
Okunuşu: /ˌɪnəd’vəːt(ə)nt /
139bounceri. sıçrayan şey veya kimse, zıplayan bir şey veya kimse;
A.b.d. argo. bar, gece külüb v.b. fedaisi;
büyük şey;
,k.dili martaval;
martavalcı kimse.
Ekler: bounc·ers
Hecelenişi: bounc·er
Okunuşu: /baʊnsə /
140awardi. f.ödül müküfat;
olarak vermek;
hükmen vermek, hükmetmek, verilmesini emretmek.
Ekler: awards / award·ed / award·ing
Hecelenişi: award
Okunuşu: /ə’wɔːd /
141semblancei. suret, şekil;
benzerlik, müşabehet;
görünüş.
Hecelenişi: sem·blance
Okunuşu: /sɛmbləns /
142acclimatizef. bir yerin iklimine alıştırmakEkler: ac·cli·ma·tiz·es / ac·cli·ma·tized / ac·cli·ma·tiz·ing
Hecelenişi: ac·cli·ma·tize
Okunuşu: /ə’klʌɪmətʌɪz /
143kindergarteni. ana mektebi, anaokulu.Ekler: kin·der·gar·tens / kin·der·gart·ners / kin·der·gar·ten·ers
Hecelenişi: kin·der·gar·ten
Okunuşu: /kɪndəˌgɑːt(ə)n /
144obsoletes. kullanılmayan, eski, modası geçmiş (kelime veya görenek);
biyol. eskilerine oranla az gelişmiş.
Hecelenişi: ob·so·lete
Okunuşu: /ɒbsəliːt /
145essentials. temelli, köklü, asli, esaslı, gerçek, temel, hakiki;
önemli, elzem;
ruh veya ıtır türünden;
i. gerekli olan şey, esas.
Hecelenişi: es·sen·tial
Okunuşu: /ɪ’sɛnʃ(ə)l /
146deferf. sonraya bırakmak, ertelemek, tehir etmek, tecil etmek.Ekler: de·fers / de·ferred / de·fer·ring
Hecelenişi: de·fer
Okunuşu: /dɪ’fəː /
147unfoldf. kıvrımlannı açmak, yaymak;
göz önüne sermek, izah etmek, açıklamak, ayrıntıları ile bildirmek;
gelişmek;
açılmak.
Ekler: un·folds / un·fold·ed / un·fold·ing
Hecelenişi: un·fold
Okunuşu: /ʌn’fəʊld /
148instructives. öğretici, eğitici.Okunuşu: /ɪn’strʌktɪv /
149nuptials. evlenmeye veya düğüne ait;
i. ,gen. nikâh, düğün.
150numbs. ,f. hissiz, duygusuz;
uyuşuk, uyuşmuş;
f. uyuşturmak, uyuşukluk vermek.
151alacrityi. neşe ve çeviklik, şevk.Hecelenişi: alac·ri·ty
Okunuşu: /ə’lakrɪti /
152devisef. tasarlamak, plan yapmak;
akıl etmek, tertip etmek;
kurmak, icat etmek;
(huk). bilhassa gayri menkul mülkü vasiyet etmek;
i. vasiyet, vasiyet yoluyla bırakılan mülk.
Ekler: de·vis·es / de·vised / de·vis·ing
Hecelenişi: de·vise
Okunuşu: /dɪ’vʌɪz /
153calendari. takvim.Ekler: cal·en·dars
Hecelenişi: cal·en·dar
Okunuşu: /kalɪndə /
154exposurei. açma, keşfetme, teşhir;
muhafazasız olma, maruz olma, açık olma;
açığa çıkarma;
(huk). mahrem yerlerini gösterme suçu;
foto. alma, çıkarma, poz (filim üzerine).
Ekler: ex·po·sures
Hecelenişi: ex·po·sure
Okunuşu: /ɪk’spəʊʒə /
155yardsticki. bir yardalık ölçü çubuğu;
mukayese standardı, denek taşı.
Ekler: yard·sticks
Hecelenişi: yard·stick
Okunuşu: /jɑːdstɪk /
156exhaustives. etraflı, geniş, teferruatlı, ayrıntılı, bütün imkânlar sağlanmış.Hecelenişi: ex·haus·tive
Okunuşu: /ɪg’zɔːstɪv /
157repulsef. hücum edeni geri püskürtmek, defetmek, tardetmek, kovmak;
i. hücumu bozguna uğratma, hezimet, kovma.
Ekler: re·puls·es / re·pulsed / re·puls·ing
Hecelenişi: re·pulse
Okunuşu: /rɪ’pʌls /
158cancelf. üstüne çizgi çekmek, silmek;
iptal etmek;
geçersiz hale koymak;
matb. çıkarmak;
mat. kısaltmak;
i. çizgi çekme, silme, iptal;
çıkarma.
Ekler: can·cels / can·celed / can·celled / can·cel·ing / can·cel·ling
Hecelenişi: can·cel
Okunuşu: /kans(ə)l /
159lavishs. ,f. müsrif, savurgan;
mebzul, bol, pek çok;
f. israf etmek, bol bol harcamak.
Hecelenişi: lav·ish
Okunuşu: /lavɪʃ /
160competents. yeterli, işinin ehli olan, kabiliyetli;
yetkili, salahiyetli.
Hecelenişi: com·pe·tent
Okunuşu: /kɒmpɪt(ə)nt /
161outskirtsi. varoş, civar, dış mahalleler.Hecelenişi: out·skirts
Okunuşu: /aʊtskəːts /
162pioneeri. yol açmak için önden giden kimse, öncü;
ask. istihkâm taburunda er;
f. yol açmak, öncülük etmek;
akıncı ruhu ile işe girişmek.
Ekler: pi·o·neers
Hecelenişi: pi·o·neer
Okunuşu: /pʌɪə’nɪə /
163defeatf. yenmek, mağlup etmek;
hezimete uğratmak;
bozmak, iptal etmek, ıskat etmek;
i. bozgun, yenilgi, mağlubiyet, hezimet.
Ekler: de·feats / de·feat·ed / de·feat·ing
Hecelenişi: de·feat
Okunuşu: /dɪ’fiːt /
164rudimentarys. temel;
gelişmemiş eksik.
Hecelenişi: ru·di·men·ta·ry
Okunuşu: /ˌruːdɪ’mɛnt(ə)ri /
165grandioses. heybetli, muhteşem, yüksek;
göz alıcı;
tantanalı, debdebeli, gösterişli.
Hecelenişi: gran·di·ose
Okunuşu: /grandɪəʊs /
166scaffoldi. yapı iskelesi;
darağacı platformu:f. yapı iskelesi kurmak.
Ekler: scaf·folds
Hecelenişi: scaf·fold
Okunuşu: /skafəʊld /
167decapitatef. başını kesmek, boynunu vurmak.Ekler: de·cap·i·tates / de·cap·i·tat·ed / de·cap·i·tat·ing / de·cap·i·ta·tions
Hecelenişi: de·cap·i·tate
Okunuşu: /dɪ’kapɪteɪt /
168rarityi. nadirlik, seyreklik, nedret;
nadir şey.
Ekler: rar·i·ties
Hecelenişi: rar·i·ty
Okunuşu: /rɛːrɪti /
169finites. sınırlı, mahdut, sonu olan, biten, fani: ölçülebilir, sayılabilir;
mat. sonlu.
Hecelenişi: fi·nite
Okunuşu: /fʌɪnʌɪt /
170antagonismi. husumet, kin;
zıddiyet.
Ekler: an·tag·o·nisms
Hecelenişi: an·tag·o·nism
Okunuşu: /an’tag(ə)nɪz(ə)m /
171establishf. kurmak, tesis etmek;
saptamak, tespit etmek, tayin etmek;
yerleştirmek;
tanıtmak, kabul ettirmek;
(kiliseyi) resmileştirmek.
Ekler: es·tab·lish·es / es·tab·lished / es·tab·lish·ing
Hecelenişi: es·tab·lish
Okunuşu: /ɪ’stablɪʃ /
172defyf. meydan okumak, karşı gelmek, karşı koymak.Ekler: de·fies / de·fied / de·fy·ing
Hecelenişi: de·fy
Okunuşu: /dɪ’fʌɪ /
173effronteryi. küstahlık, yüzsüzlük, hayâsızlık.Hecelenişi: ef·fron·tery
Okunuşu: /ɪ’frʌnt(ə)ri /
174reconnaissancei. özellikle savaş zamanında düşman mevzilerini keşif için tetkikat yapma.Ekler: re·con·nais·sanc·es
Hecelenişi: re·con·nais·sance
Okunuşu: /rɪ’kɒnɪs(ə)ns /
175nursingi. hemşirelik, hastabakıcılık.
176logbooki. gemi jurnalı.Ekler: log·books
Hecelenişi: log·book
Okunuşu: /lôgˌbo͝ok /
177pollf. oyları toplamak, rey almak;
(seçim listesine) kaydetmek;
oy vermek;
anket yapmak;
(saç veya boynuz) kesmek.
i. seçimde oylar;
oy sayısı;
gayri resmi anket;
(eski) baş, kafa, kelle.
Ekler: polls
Hecelenişi: poll
Okunuşu: /pəʊl /
178humans. insana ait insani, beşeri, beşeriyete ait;
i. insan.
Hecelenişi: hu·man
179equivocals. kaçamaklı, şüphe kaldırır, iki anlama gelebilen;
iki anlamlı, belirsiz, müphem, muğlak, kapalı
Hecelenişi: equiv·o·cal
Okunuşu: /ɪ’kwɪvək(ə)l /
180cupidityi. hırs, tamah, açgözlülük,Hecelenişi: cu·pid·i·ty
Okunuşu: /kjuː’pɪdɪti /
181omeni. kehanet;
f. kehanette bulunmak, geleceği söylemek.
Ekler: omens
Hecelenişi: omen
Okunuşu: /əʊmən /
182loquaciouss. konuşkan, dilli, çeneli, geveze.Hecelenişi: lo·qua·cious
Okunuşu: /lə’kweɪʃəs /
183fabrici. kumaş, bez, dokuma;
bünye, nesiç, doku.
Ekler: fab·rics
Hecelenişi: fab·ric
Okunuşu: /fabrɪk /
184bizarres. garip, tuhaf, acayip, biçimsiz.Hecelenişi: bi·zarre
Okunuşu: /bɪ’zɑː /
185boxf. kutuya veya sandığa koymak;
gen. up ile kutulara yerleştirmek, sandıklamak, ambalaj yapmak;
den. orsada boca ve pupa ederek gemiyi yeniden orsaya getirmek.
i. kutu, sandık;
bir kutu dolusu miktar;
hediye kutusu, hediye;
loca;
külübe (bakçi veya nöbetçiler için);
av külübesi;
at arabalarında arabacının oturduğu yer;
yolcu veya yük kompartımanı;
mil yatağı, göz;
müşkül durum;
gazet. çerçeveli kıslm;
beysbol. oyuncuların topa vurdukları yer.
i. el veya yumruk darbesi;
f. tokat veya yumruk atmak (bilhssa kulağa);
boks maçına girmek;
boks yapmak.
i. şimşir,bot. Buxus sempervirens.
Ekler: box·es
Hecelenişi: box
Okunuşu: /bɒks /
186jubileei. Eski Musevi yasalarına göre elli yllda bir yapılması gereken genel serbest bırakma yılı;
herhangi bir olayın ellinci yıl dönümü;
evlilikte altın yıl;
sevinç veya bayram töreni;
Katoliklere Papanın bazı fırsatlarla tam ve genel olarak günahları bağışladığı yıl.
Ekler: ju·bi·lees
Hecelenişi: ju·bi·lee
Okunuşu: /dʒuːbɪliː /
187nudes. çıplak;
huk. hükümsüz;
çıplak insan vücudu;
böyle resim veya heykel.
Hecelenişi: nude
Okunuşu: /njuːd /
188essencei. öz, cevher, asıl, öz varlık, nefis, hakikat;
mahiyet, nitelik;
varlık;
ruh;
esans, ıtır.
Hecelenişi: es·sence
Okunuşu: /ɛs(ə)ns /
189seasoningi. yemeklere lezzet veren baharat;
kullanışa uygun hale getirme.
Ekler: sea·son·ings
Hecelenişi: sea·son·ing
Okunuşu: /siːz(ə)nɪŋ /
190oculars. göze ait, gözle görülür, gözle ilgili;
i. teleskop veya mikroskopta göz merceği, oküler.
Hecelenişi: oc·u·lar
Okunuşu: /ɒkjʊlə /
191expiref. bitmek, sona ermek, müddeti hitama ermek;
nefes vermek;
ölmek, son nefesini vermek.
Ekler: ex·pires / ex·pired / ex·pir·ing
Hecelenişi: ex·pire
Okunuşu: /ɪk’spʌɪə /
192salvationi. kurtarış, kurtarma;
kurtuluş, halâs, necat;
ilah mağfiret, gufran, yarlıgama.
Hecelenişi: sal·va·tion
Okunuşu: /sal’veɪʃ(ə)n /
193shapei. biçim, şekil, suret;
hal, durum;
heyet, endam;
hayal, tayf, hayalet;
kalıp;
f. biçimlendirmek, şekillendirmek;
ayarlamak, düzenlemek, tanzim etmek, tertip etmek;
yaratmak, vücuda getirmek;
yön vermek.
Ekler: shapes
Hecelenişi: shape
Okunuşu: /ʃeɪp /
194zealoti. gayretli kimse;
aşırı partizan kimse;
b.h. Roma hakimiyetime karşı ayaklanmış Musevi partizan.
bağnaz;
fanatik;
mutaassıp
195intermittents. arada kesilen, aralıklarla meydana gelen.Hecelenişi: in·ter·mit·tent
Okunuşu: /ɪntə’mɪt(ə)nt /
196clogi. mania, engel;
köstek;
tahta ayakkabı, takunya, nalın.
Ekler: clogs / clogged / clog·ging
Hecelenişi: clog
Okunuşu: /klɒg /
197summarys. özlü, kısa, acele, derhal yapılan;
i. özet, hulâsa.
Ekler: sum·ma·ries
Hecelenişi: sum·ma·ry
Okunuşu: /sʌm(ə)ri /
198lampooni. hiciv, tezyif;
f. hiciv ile tezyif etmek, hakkıda hiciv yazmak.
Ekler: lam·poons / lam·pooned / lam·poon·ing
Hecelenişi: lam·poon
Okunuşu: /lam’puːn /
199delicates. nazik, narin, ince, zayıf, kolay kırılır;
hassas, (aletler) dakik, titiz;
en ufak değişiklikleri kaydeden , hassas;
nefis, leziz;
güzel, zarif, kibar;
açık (renk).
Hecelenişi: del·i·cate
Okunuşu: /dɛlɪkət /
200astutes. dirayetli, akıllı, zeki, kurnaz, zeyrek, aldanmaz.Hecelenişi: as·tute
Okunuşu: /ə’stjuːt /
201occultf. gizlemek;
astr. önüne geçip gizlemek (güneş veya ayın bir yıldızı kapaması gibi);
kaybolmak (bir görünüp bir kaybolan fener kulesi ışığı gibi).
s. büyü ile ilgili;
esrarlı, tabiattan üstün;
gizli, saklı;
bilinmez, anlaşılmaz.
Hecelenişi: occult
Okunuşu: /ɒ’kʌlt /
202staffi. değnek, sopa, çomak, asa;
direk, gönder;
uzun sap;
bir idarenin bütün memurları, personel;
ask. kurmay subayları;
müz. notaların yazıldığı beş çizgili porte.
i. ,mim. muvakkat binalar için taş yerine kullanılan ve alçıdan yapılan harç.
Ekler: staffs / staves / staffs / staves / staves
Hecelenişi: staff
Okunuşu: /stɑːf /
203intricates. karışık, sökülmez, müşkül, muğlak, anlaşılması güç;
girintili çıkıntılı.
Hecelenişi: in·tri·cate
Okunuşu: /ɪntrɪkət /
204unearthf. yeri eşip çıkarmak;
kazı ile meydana çıkarmak;
meydana çıkarmak, keşfetmek.
Ekler: un·earths / un·earthed / un·earth·ing
Hecelenişi: un·earth
Okunuşu: /ʌn’əːθ /
205fraudi. hile, dolandırıcılık, sahtekarlık;
dolandırıcı ve hilekar kimse, sahtekar kimse.
Ekler: frauds
Hecelenişi: fraud
Okunuşu: /frɔːd /
206greedi. hırs, tamah, açgözlülük.Hecelenişi: greed
Okunuşu: /griːd /
207diluteds. su katılmış, sulu, hafif, açık.Ekler: di·lutes / di·lut·ed / di·lut·ing / di·lu·tions
208invigoratef. canlandırmak, kuvvetlendirmek, zindelik vermek.Ekler: in·vig·o·rates / in·vig·o·rat·ed / in·vig·o·rat·ing
Hecelenişi: in·vig·o·rate
Okunuşu: /ɪn’vɪgəreɪt /
209diminishf. azaltmak, eksiltmek, küçültmek;
alçaltmak, zayıflatmak;
azalmak, eksilmek, kısalmak, küçülmek;
(müz). bir yarım entervali kısaltmak.
Ekler: di·min·ish·es / di·min·ished / di·min·ish·ing
Hecelenişi: di·min·ish
Okunuşu: /dɪ’mɪnɪʃ /
210emergef. çıkmak, zuhur etmek, meydana çıkmak, hâsıl olmak, doğmak.Ekler: emerg·es / emerged / emerg·ing
Hecelenişi: emerge
Okunuşu: /ɪ’məːdʒ /
211exchequeri. , (lng.) maliye;
kraliyet veya devlet hazinesi;
servet, para;
k.dili bir kimsenin kişisel gelirinin tümü.
Hecelenişi: Ex·che·quer
212mouldi. kalıp;
genel biçim;
ayırt edici özellik;
f. şekil vermek, biçimlendirmek;
kalıp yapmak;
kalıba dökmek;
üste oturmak.
i. bahçivan toprağı, gübreli toprak.
bak. mold.
Okunuşu: /məʊld /
213fortnighti. iki hafta, on beş gün.Ekler: fort·nights
Hecelenişi: fort·night
Okunuşu: /fɔːtnʌɪt /
214clerki. katip, yazıcı;
tezgahtar, satıcı;
f. katiplik yapmak;
tezgahtarlık yapmak.
Ekler: clerks
Hecelenişi: clerk
Okunuşu: /klɑːk /
215tames. ,f. evcilleştirilmiş, ehlileştirilmiş, alıştırılmış;
uysal, munis, yumuşak huylu;
zararsız;
tatsız, yavan, manasız;
f. ehlileştirmek, evcilleştirmek;
uysallaştırmak, uslandırmak;
yumuşatmak, hafifleştirmek.
Ekler: tam·er / tam·est
Hecelenişi: tame
Okunuşu: /teɪm /
216underestimatef. değerinin altında paha biçmek;
i. değerinin altında paha biçme.
Ekler: un·der·es·ti·mates / un·der·es·ti·mat·ed / un·der·es·ti·mat·ing / un·der·es·ti·mates / un·der·es·ti·ma·tions
Hecelenişi: un·der·es·ti·mate
Okunuşu: /ʌndər’ɛstɪmeɪt /
217odouri. koku;
şöhret, itibar. be in bad odor adı çıkmak, kötü şöhreti olmak, itibarsız olmak.
(bak.) odor.
Ekler: odors
Okunuşu: /əʊdə /
218misanthropei. insanlardan nefret eden veya insanlara güvenmeyen kimse;
insanlardan kaçan kimse, merdümgiriz kimse.
Ekler: mis·an·thropes
Hecelenişi: mis·an·thrope
Okunuşu: /mɪz(ə)nθrəʊp /
219locatef. bir yerde iskân etmek, yerleştirmek;
yerini tayin etmek;
tam yerini keşfetmek;
k.dili sakin olmak, oturmak.
Ekler: lo·cates / lo·cat·ed / lo·cat·ing
Hecelenişi: lo·cate
Okunuşu: /lə(ʊ)’keɪt /
220patterni. örnek, numune, model, misal;
kalıpla basılarak çıkarılan veya kalıp şeklinde olan model;
şekillerin düzeni;
şablon;
A.b.d. bir elbiselik kumaş;
kurşun saçmasının hedef üzerinde bıraktığı izler;
f. bir örneği kopya etmek, modeline göre yapmak;
şekillerle süslemek.
desen;
eşantiyon;
gidiş;
gidişat;
ideal;
kalıp;
mastar;
misal;
model;
mostra;
numune;
örnek;
örüntü;
patron;
resim;
seyir;
şablon;
şakırtı
Okunuşu: /pat(ə)n /
221lukewarms. ılık;
soğuk, kayıtsız, ilgisiz.
Hecelenişi: luke·warm
Okunuşu: /luːkwɔːm /
222arrogancei. kibir, kendini beğenme , kibirlilik, gurur;
küstahlık, haddini bilmezlik.
Hecelenişi: ar·ro·gance
Okunuşu: /arəg(ə)ns /
223employf. kullanmak, bir hizmet veya işte kullanmak, istihdam etmek;
meşgul etmek, iş vermek, görevlendirmek, memur etmek;
sarfetmek, vermek (vakit, enerji);
i. görev, hizmet, memuriyet.
Ekler: em·ploys / em·ployed / em·ploy·ing
Hecelenişi: em·ploy
Okunuşu: /ɪm’plɔɪ /
224indispensables. zaruri, elzem, zorunlu, onsuz olamaz.Hecelenişi: in·dis·pens·able
Okunuşu: /ɪndɪ’spɛnsəb(ə)l /
225globals. bütün dünyayı kapsayan;
küresel, cihanşümul.
226buriali. gömme, defin, cenaze töreni.Ekler: buri·als
Hecelenişi: buri·al
Okunuşu: /bɛrɪəl /
227curtailf. kesmek, kısaltmak, azaltmak.Ekler: cur·tails / cur·tailed / cur·tail·ing / cur·tail·ments
Hecelenişi: cur·tail
Okunuşu: /kəː’teɪl /
228paraphrasei. açıklama, şerh, tefsir, izah;
başka kelimelerle izah etme;
f. açıklamak, tefsir etmek, şerh ve izah etmek.
Ekler: para·phras·es / para·phrased / para·phras·ing
Hecelenişi: para·phrase
Okunuşu: /parəfreɪz /
229voyagei. yolculuk;
deniz yolculuğu, seyahat;
f. yolculuk etmek.
Ekler: voy·ag·es
Hecelenişi: voy·age
Okunuşu: /vɔɪɪdʒ /
230aboriginals. asıl yerli: bir yerin en eski halkından olan (kimse).Hecelenişi: ab·orig·i·nal
Okunuşu: /abə’rɪdʒɪn(ə)l /
231moroses. marazi, somurtkan, suratsız.Hecelenişi: mo·rose
Okunuşu: /mə’rəʊs /
232casualtyi. kazaya uğrayan kimse;
ask. şehit, öiü, yaralı;
kayıp;
kaza.
Ekler: ca·su·al·ties
Hecelenişi: ca·su·al·ty
Okunuşu: /kaʒjʊəlti /
233feebles. zayıf, kuvvetsiz, dermansız, takatsiz.Ekler: fee·bler / fee·blest
Hecelenişi: fee·ble
Okunuşu: /fiːb(ə)l /
234ingeniouss. hünerli, marifetli;
zeki, usta;
usta işi, maharetle yapılmış.
Hecelenişi: in·ge·nious
Okunuşu: /ɪn’dʒiːnɪəs /
235avaricei. (hırs)., tamah.Hecelenişi: av·a·rice
Okunuşu: /av(ə)rɪs /
236exhaustioni. yorgunluk, bitkinlik;
tüketme, tükenme;
boşluk.
Hecelenişi: ex·haus·tion
Okunuşu: /ɪg’zɔːstʃ(ə)n /
237distinguishf. ayırt etmek, ayırmak, tefrik etmek;
anlamak, idrak etmek;
sivrilmek, temayüz etmek;
değer kazandırmak.
Ekler: dis·tin·guish·es / dis·tin·guished / dis·tin·guish·ing
Hecelenişi: dis·tin·guish
Okunuşu: /dɪ’stɪŋgwɪʃ /
238explicits. sarih, apaçık, aşikar;
kesin, katî.
Hecelenişi: ex·plic·it
Okunuşu: /ɪk’splɪsɪt /
239expelf. kovmak, azletmek, defetmek, tardetmek, çıkarmak;
sürmek.
Ekler: ex·pels / ex·pelled / ex·pel·ling
Hecelenişi: ex·pel
Okunuşu: /ɪk’spɛl /
240pedestali. heykel veya sütun tabanı, kaide;
esas, temel;
f. sütun üstüne koymak.
Ekler: ped·es·tals
Hecelenişi: ped·es·tal
Okunuşu: /pɛdɪst(ə)l /
241occupyf. tutmak, zaptetmek, işgal etmek;
meşgul etmek.
Ekler: oc·cu·pies / oc·cu·pied / oc·cu·py·ing
Hecelenişi: oc·cu·py
Okunuşu: /ɒkjʊpʌɪ /
242deficients. eksik, noksan;
yetersiz, kifayetsiz, zayıf, açık (hesap).
Hecelenişi: de·fi·cient
Okunuşu: /dɪ’fɪʃ(ə)nt /
243frantics. çıigın, kendinden geçmiş, çileden çıkmış.Hecelenişi: fran·tic
Okunuşu: /frantɪk /
244orphani. yetim;
s. öksüz, kimsesiz;
f. öksüz bırakmak.
Ekler: or·phans
Hecelenişi: or·phan
Okunuşu: /ɔːf(ə)n /
245vitals. hayata ait, hayati;
hayat değerinde, hayat için gerekli, hayatı devam ettirici;
yaşayan, canlı, hayatı olan, dirimsel;
hayat merkezine ait;
önemli, ehemmiyetli, esaslı, çok lüzumlu;
i. , kalp veya beyin gibi hayat için esas olan organlar;
herhangi bir şey için en mühim ve esaslı şeyler.
Hecelenişi: vi·tal
Okunuşu: /vʌɪt(ə)l /
246depletef. tüketmek bitirmek;
boşaltmak;
tıb. kan almak suretiyle beden dolgunluğunu izale etmek.
Ekler: de·pletes / de·plet·ed / de·plet·ing / de·ple·tions
Hecelenişi: de·plete
Okunuşu: /dɪ’pliːt /
247nominatef. başkasını aday olarak göstermek;
atamak, görevlendirmek.
Ekler: nom·i·nates / nom·i·nat·ed / nom·i·nat·ing
248uniques. tek, yegane, bir tane, eşsiz, emsalsiz;
nadir.
Hecelenişi: unique
Okunuşu: /juː’niːk /
249foremosts. başta gelen, en öndeki;
z. başta.
Hecelenişi: fore·most
Okunuşu: /fɔːməʊst /
250jovials. şen, neşeli.Hecelenişi: jo·vi·al
Okunuşu: /dʒəʊvɪəl /
251highwayi. anayol, cadde.Ekler: high·ways
Hecelenişi: high·way
Okunuşu: /hʌɪweɪ /
252jollyf. gönlünü yapmak tatlı sözle kandırmak;
neşelendirmek;
eğlenmek, alay etmek;
takılmak.
s. ,z. ,i. şen, neşeli;
neşe verici;
,k.dili hoş, güzel;
z. , ,k.dili pek çok, ziyadesiyle, fazlasıyle;
i. , , argo. eğlenti;
, argo. denizci.
Ekler: jol·li·er / jol·li·est
Hecelenişi: jol·ly
Okunuşu: /dʒɒli /
253welli. kuyu, çeşme, memba, kaynak;
pınar;
hokka;
sahanlık, merdiven veya asansör boşluğu;
f. kaynamak, yerden fışkırmak.
z. ,s. (better, best) iyi, güzel, hoş, ala, iyice;
hakkıyle, Iâyıkıyle;
çok, pek;
tamamen, hayli, oldukça;
s. iyi, güzel;
sıhhatça iyi, sıhhatli;
kârlı, elverişli.
ünlem. Pekâlâ! Ya! Hayret! Olur şey değil! Sahi ! Eh ! Haydi. I
kıs. we will, we shall.
Ekler: bet·ter / best
Hecelenişi: well
254cruxi. dönüm noktası, kritik an;
çözülmesi zor mesele veya durum;
çapraz.
Hecelenişi: crux
Okunuşu: /krʌks /
255selfishs. egoist, bencil. hodbinHecelenişi: self·ish
Okunuşu: /sɛlfɪʃ /
256heathenf. putperest kimse;
dinsiz kimse;
s. dinsiz, barbar, kâfir.
Ekler: hea·thens / heathen
Hecelenişi: hea·then
Okunuşu: /hiːð(ə)n /
257aidi. yardım, iane;
f. yardım etmek, iane vermek.
Ekler: aids / aid·ed / aid·ing
Hecelenişi: aid
Okunuşu: /eɪd /
258seizef. tutmak, yakalamak;
zaptetmek, müsadere etmek, gaspetmek;
kavramak, iyice anlamak;
den. sicim sarıp bağlamak;
takılmak, dönememek.
Ekler: seiz·es / seized / seiz·ing
Hecelenişi: seize
Okunuşu: /siːz /
259superiors. daha yüksek, âlâ, üstün, faik;
olağanüstü;
(to ile )fevkinde, daha üstün;
üstünlük taslayan;
bot. üst tarafında bulunan, üst;
i. üstün derecede olan kimse;
manastırda baş rahip;
matb. satırdan yukarı basılmış rakam veya harf.
Hecelenişi: su·pe·ri·or
Okunuşu: /suː’pɪərɪə /
260covenanti. akit, ahit, söz, sözleşme, anlaşma, mukavele, muahede;
f. akdetmek, ahdetmek, anlaşmaya girmek, sözleşmek.
Ekler: cov·e·nants
Hecelenişi: cov·e·nant
Okunuşu: /kʌv(ə)nənt /
261alerts. ,i. tetik, açıkgöz, atik, uyanık, zeyrek;
i. alarm işareti
Hecelenişi: alert
Okunuşu: /ə’ləːt /
262orchestratef. orkestra için müzik parçası yazmak.Ekler: or·ches·trates / or·ches·trat·ed / or·ches·trat·ing / or·ches·tra·tions
Hecelenişi: or·ches·trate
Okunuşu: /ɔːkɪstreɪt /
263complainti. şikayet, feryat, dertyanma;
dert, keder, şikâyet sebebi;
hastalık, keyifsizlik;
(huk). isnat.
Ekler: com·plaints
Hecelenişi: com·plaint
Okunuşu: /kəm’pleɪnt /
264musculars. adali, kasa ait;
adale ile yapılan;
adaleli, kuvvetli.
Hecelenişi: mus·cu·lar
Okunuşu: /mʌskjʊlə /
265journali. günlük, muhtıra;
den. seyir jurnalı;
yevmiye defteri;
gazete;
mecmua;
parlamentonun her günkü çalışmasının yazıldığı defter, meclis zabıt defteri;
mak. milin yataklara oturan kısmı.
Ekler: jour·nals
Hecelenişi: jour·nal
Okunuşu: /dʒəːn(ə)l /
266raisef. kaldırmak, yükseltmek;
ayağa kaldırmak;
öldükten sonra tekrar diriltmek;
bina etmek, inşa etmek;
toplamak (para);
besleyip üretmek, yetiştirmek, büyütmek;
çıkarmak, meydana getirmek;
uyandırmak, harekete getirmek;
ses yükseltmek;
canlandırmak, şevk vermek;
çoğaltmak, artırmak;
kabartmak, mayasını getirmek: kaldırmak;
den. ufukta karayı görmek;
dikmek;
yığmak, yığın etmek.
Ekler: rais·es / raised / rais·ing
Hecelenişi: raise
Okunuşu: /reɪz /
267baiti. olta veya kapan için yem;
aldatma, cezbetme;
mola, konak;
f. oltaya veya kapana yem koymak;
olta veya tuzak yemi ile cezbetmek;
üzerine köpek saldırtmak (hayvan);
eziyet etmek, taciz etmek.
Ekler: baits
Hecelenişi: bait
Okunuşu: /beɪt /
268rushf. koşmak, hızla yürümek, acele etmek;
saldırmak;
hızla akmak;
düşüncesizce hamle yapmak;
koşturmak, acele ettirmek;
geriye atmak, püskürtmek;
Amerikan futbolunda topu koltuğuna alıp koşmak;
A.b.d. üyeliğini göz önünde bulundurmak.
i. koşma, acele etme;
hücum, hamle, hız;
hızlı hareket;
üşüşme
i. saz, hasırotu, kofa,bot. Juncus;
saz sapı;
önemsiz şey, ıvır zıvır, fasa fiso.
Ekler: rush·es / rushed / rush·ing
Hecelenişi: rush
Okunuşu: /rʌʃ /
269oversimplifybozmak
270fictives. masal veya hayal kabilinden;
hayali, uydurma, sahte.
Okunuşu: /fɪktɪv /
271jerkf. birdenbire ve şiddetle çekmek;
silkip atmak;
sıçratmak.
f. eti uzun parçalar halinde kesip güneşte kurutmak.
i. şiddetli ve ani çekiş, silkinme, silkme;
fizyol. büzülme, burkulma;
argo. görgüsüz kimse, kaba saba kimse,argo. ayı.
Ekler: jerks
Hecelenişi: jerk
Okunuşu: /dʒəːk /
272ammunitioni. mühimmat, cephane.Hecelenişi: am·mu·ni·tion
Okunuşu: /amjʊ’nɪʃ(ə)n /
273encouragings. ümit verici, cesaret verici, teşvik edici.Hecelenişi: en·cour·ag·ing
Okunuşu: /ɛŋ’kʌrɪdʒɪŋ /
274completes. ,f. tamam, tam, bütün;
bitmiş, tamamlanmış;
mükemmel, dört başı mamur;
f. tamamlamak, bütünlemek, yetkinleştirmek;
bitirmek.
Ekler: com·plet·er / com·pletest
Hecelenişi: com·plete
Okunuşu: /kəm’pliːt /
275undeviatings. yolunu şaşmayan.Okunuşu: /ʌn’diːvɪeɪtɪŋ /
276unsettlef. yerinden çıkarmak;
tedirgin etmek;
düzenini bozmak;
yerinden çıkmak;
tedirgin olmak.
Ekler: un·set·tles / un·set·tled / un·set·tling
Hecelenişi: un·set·tle
Okunuşu: /ʌn’sɛt(ə)l /
277mudi. çamur;
k.dili herhangi bir işin en kirli kısmı;
kötü söz veya iftira.
Hecelenişi: mud
Okunuşu: /mʌd /
278correspondf. uymak, uygun gelmek, tekabül etmek, karşılamak;
benzemek.
Ekler: cor·re·sponds / cor·re·spond·ed / cor·re·spond·ing
Hecelenişi: cor·re·spond
Okunuşu: /kɒrɪ’spɒnd /
279ruini. harap olma, harabiyet, yıkılma;
tahrip;
harabe, virane;
perişanlık;
helâk, çökme;
iflâs;
f. harap etmek, viran etmek;
mahvetmek, perişan etmek, altüst etmek;
ihlâl etmek, bozmak;
iflas ettirmek, batırmak;
iğfal etmek.
Ekler: ru·ins / ru·ined / ruin·ing
Hecelenişi: ru·in
Okunuşu: /ruːɪn /
280temperates. mutedil, ılımlı ılıman, ılık, sarhoş edici maddelere düşkün olmayan;
perhiz yapan.
Hecelenişi: tem·per·ate
Okunuşu: /tɛmp(ə)rət /
281purifyf. temizlemek, paklamak, temiz kılmak;
birini temize çıkarmak;
sadeleşmek.
Ekler: pu·ri·fies / pu·ri·fied / pu·ri·fy·ing
Hecelenişi: pu·ri·fy
Okunuşu: /pjʊərɪfʌɪ /
282networki. şebeke;
ağ örgüsü;
yayın istasyonları şebekesi.
Ekler: net·works
283maidi. genç kız, bakire kız, kız çocuk;
hizmetçi kız.
Ekler: maids
Hecelenişi: maid
Okunuşu: /meɪd /
284profound/a>s. çok derin;
çok malumatlı;
engin;
çok büyük;
i. derinlik, abis;
derya, umman.
Hecelenişi: pro·found
Okunuşu: /prə’faʊnd /
285extinguishf. söndürmek, bastırmak, ortadan kaldırmak, bitirmek, yok etmek, imha etmek, izale etmek;
(huk). feshetmek.
Ekler: ex·tin·guish·es / ex·tin·guished / ex·tin·guish·ing / ex·tin·guish·ers
Hecelenişi: ex·tin·guish
Okunuşu: /ɪk’stɪŋgwɪʃ /
286decorouss. âdetlere uygun, alışılagelmiş, terbiyeli , rabıtalıHecelenişi: dec·o·rous
Okunuşu: /dɛk(ə)rəs /
287affectf. etkilemek, tesir etmek, değiştirmek;
müteessir etmek, dokunmak;
taslamak.
Ekler: af·fects / af·fect·ed / af·fect·ing
Hecelenişi: af·fect
Okunuşu: /ə’fɛkt /
288causalityi. nedensellik.Hecelenişi: cau·sal·i·ty
Okunuşu: /kɔː’zalɪti /
289refraini. şarkı nakaratı, nakarat nağmesi.Ekler: re·frains / re·frained / re·frain·ing
Hecelenişi: re·frain
Okunuşu: /rɪ’freɪn /
290dynastyi. hükümdar sülâlesi, hanedan.Ekler: dy·nas·ties
291hollowi. oyuk yer, çukur;
dere;
f. oymak, içini oymak, çukur açmak;
oyulmak.
s. içi boş, oyuk;
çukur, derin, çökük;
yankı yapan, boşluktan gelen (ses);
yalan, sahte, aldatıcı, riyakâr;
aç.
Ekler: hol·low·er / hol·low·est
Hecelenişi: hol·low
Okunuşu: /hɒləʊ /
292naughti. kalın yünlü palto veya kumaş;
den. eskiden kullanılan ağır toplu bir deniz zırhlısı, dretnot;
gözüpek kimse.
i. hiç, hiç bir şey;
sıfır.
Hecelenişi: naught
Okunuşu: /nɔːt /
293infamouss. adı kötüye çıkmış;
rezil, kepaze;
ayıp, çok çirkin.
Hecelenişi: in·fa·mous
Okunuşu: /ɪnfəməs /
294voluntarilyz. ihtiyari olarak, gönüllü olarak.Okunuşu: /vɒl(ə)ntrɪli /
295luminaryi. ışık veren cisim (bilhassa günes veya ay);
aydınlatıcı ve bilgili kimse.
Ekler: lu·mi·nar·ies
Hecelenişi: lu·mi·nary
Okunuşu: /luːmɪn(ə)ri /
296flee fromçekinmek;
kaçınmak
Ekler: flees from / fled from / flee·ing from
Okunuşu: /fliː frɒm /
297cautiouss. ihtiyatlı, tedbirli, sakıngan, dikkatli.Hecelenişi: cau·tious
Okunuşu: /kɔːʃəs /
298overstatef. mübalağa etmek, abartmak.Ekler: over·states / over·stat·ed / over·stat·ing / over·state·ments
Hecelenişi: over·state
Okunuşu: /əʊvə’steɪt /
299hybridi. melez hayvan veya bitki;
iki ayrı dilden alınmış kelimelerle yapılan bileşik kelime;
s. melez, karışık.
Ekler: hy·brids
Hecelenişi: hy·brid
Okunuşu: /hʌɪbrɪd /
300bundlei. paket, bohça;
kundak;
yığın;
f. toplamak, bohçalamak, kundaklamak, sarıp sarmalamak;
acele olarak bir yere göndermek;
argo. sepetlemek;
veda etmeden aceleyle gitmek;
soyunmadan aynı yatakta yatmak.
Ekler: bun·dles
Hecelenişi: bun·dle
Okunuşu: /bʌnd(ə)l /
301investigatoraraştırıcı;
araştırmacı;
dedektif;
hafiye;
müfettiş;
soruşturmacı
302inimitables. taklit edilemez, yansılanamaz, aynı yapılamaz, benzetilemez;
eşsiz, misli bulunmaz.
Hecelenişi: in·im·i·ta·ble
Okunuşu: /ɪ’nɪmɪtəb(ə)l /
303battalioni. ,ask. tabur, müfreze, kıta.Ekler: bat·tal·ions
Hecelenişi: bat·tal·ion
Okunuşu: /bə’talɪən /
304dissectf. parçalara ayırmak, teşrih etmek, tahlil etmek;
inceden inceye tetkik etmek.
Ekler: dis·sects / dis·sect·ed / dis·sect·ing / dis·sec·tions
Hecelenişi: dis·sect
Okunuşu: /dʌɪ’sɛkt /
305indolencei. tembellik.Okunuşu: /ɪnd(ə)l(ə)ns /
306usurpf. gasbetmek, zorla almak, el koymak.Ekler: usurps / usurp·ing / usurped / usurp·ers
Hecelenişi: usurp
Okunuşu: /jʊ’zəːp /
307strengthenf. takviye etmek, desteklemek;
kuvvet vermek, kuvvetlendirmek;
kuvvetini artırmak.
Ekler: strength·ens / strength·ened / strength·en·ing
Hecelenişi: strength·en
Okunuşu: /strɛŋθ(ə)n /
308considerablyz. epeyce, oldukça.Okunuşu: /kən’sɪd(ə)rəbli /
309sardonics. alaycı, hakaret dolu, acı, kötü (gülüş).Hecelenişi: sar·don·ic
Okunuşu: /sɑː’dɒnɪk /
310omissioni. atlama, (dışarıda) bırakma;
atlanan şey, bırakılmış şey;
yapılmamış iş.
Ekler: omis·sions
Hecelenişi: omis·sion
Okunuşu: /ə(ʊ)’mɪʃ(ə)n /
311outbreaki. feveran, patlama, patlak verme, isyan;
baş gösterme, çıkma.
Ekler: out·breaks
Hecelenişi: out·break
Okunuşu: /aʊtbreɪk /
312lacquerbriyantin;
cila;
cilalamak;
lak;
lake;
oje;
rugan;
vernik;
verniklemek
313bafflef. şaşırtmak;
engel olmak;
boşa çıkarmak, aciz bırakmak;
beyhude yere mücadele etmek, bocalamak (gemi v. b. );
i. su, hava veya ses hareketlerini kontrol eden bir levha;
hoparlör ekranı.
Ekler: baf·fles / baf·fled / baf·fling
Hecelenişi: baf·fle
Okunuşu: /baf(ə)l /
314pedigreei. şecere, nesep, asıl, soy;
nesep şeceresi.
Ekler: ped·i·grees
Hecelenişi: ped·i·gree
Okunuşu: /pɛdɪgriː /
315concealf. gizlemek, gizli tutmak, saklamak, örtmek.Ekler: con·ceals / con·cealed / con·ceal·ing
Hecelenişi: con·ceal
Okunuşu: /kən’siːl /
316invaluables. çok kıymetli, paha biçilmez.Hecelenişi: in·valu·able
Okunuşu: /ɪn’valjʊ(ə)b(ə)l /
317creditori. alacaklı.Ekler: cred·i·tors
Hecelenişi: cred·i·tor
Okunuşu: /krɛdɪtə /
318unequivocals. şüphesi olmayan;
tek manalı;
sarih.
Hecelenişi: un·equiv·o·cal
Okunuşu: /ʌnɪ’kwɪvək(ə)l /
319tangibles. dokunulur, tutulur;
anlaşılır, akla yakın, kavranabilir;
gerçek;
maddi;
duyulur, hissedilir.
akla yakın;
anlaşılır;
gerçek;
kesin;
maddi;
somut
320fatals. öldürücü, mahvedici, yok edici;
talihsizlik getiren;
kadere bağlı, mukadder, önüne geçilemeyen.
Hecelenişi: fa·tal
Okunuşu: /feɪt(ə)l /
321unfits. ,f. uygunsuz;
uymaz;
intibak etmez;
ehliyetsiz;
f. ehliyetsizleştirmek, kuvvetten düşürmek, zayıflatmak.
Hecelenişi: un·fit
Okunuşu: /ʌn’fɪt /
322obnoxiouss. iğrenç, tiksindirici;
çirkin görünen.
Hecelenişi: ob·nox·ious
Okunuşu: /əb’nɒkʃəs /
323commemoratef. anmak, zikretmek, hatırasını yad etmekEkler: com·mem·o·rates / com·mem·o·rat·ed / com·mem·o·rat·ing
Hecelenişi: com·mem·o·rate
Okunuşu: /kə’mɛməreɪt /
324ferryi. feribot;
nehir veya gölde bir iskeleden diğerine geçmek için kullanılan vapur;
f. vapurla karşı yakaya taşımak.
Ekler: fer·ries / fer·ried / fer·ry·ing
Hecelenişi: fer·ry
Okunuşu: /fɛri /
325corroboratef. , (bir fikri) desteklemek, doğrulamak, teyit etmek.Ekler: cor·rob·o·rates / cor·rob·o·rat·ed / cor·rob·o·rat·ing
Hecelenişi: cor·rob·o·rate
Okunuşu: /kə’rɒbəreɪt /
326latitudei. arz derecesi;
genişlik;
bolluk, şümul;
serbestlik, tolerans, musamaha;
astr. , (coğr.) enlem;
mıntıka;
foto. filmin toleransı.
Ekler: lat·i·tudes
Hecelenişi: lat·i·tude
Okunuşu: /latɪtjuːd /
327fleef. kaçmak, firar etmek,argo. tüymek;
gelip geçmek, güzden kaybolmak;
bırakmak, terketmek.
Ekler: flees / fled / flee·ing
Hecelenişi: flee
Okunuşu: /fliː /
328temptf. baştan çıkarmak, ayartmak;
kandırmak;
çekici olmak;
teşvik etmek;
öfkelendirmek, kızdırmak;
eskidenemek.
Ekler: tempts / tempt·ed / tempt·ing
Hecelenişi: tempt
Okunuşu: /tɛm(p)t /
329alimonyi. nafaka.Hecelenişi: al·i·mo·ny
Okunuşu: /alɪməni /
330unjusts. haksız, adaletsiz.Hecelenişi: un·just
Okunuşu: /ʌn’dʒʌst /
331hikef. engebeli arazide uzun yürüyüş yapmak;
(etek) toplamak;
fiyatı yükseltmek;
kaldırmak;
i. uzun ve çetin yürüyüş;
yükselme.
Ekler: hikes / hiked / hik·ing / hik·ers
Hecelenişi: hike
Okunuşu: /hʌɪk /
332laboriouss. zahmetli, emekli, yorucu;
çalışkan, işgüzar.
Hecelenişi: la·bo·ri·ous
Okunuşu: /lə’bɔːrɪəs /
333emancipatef. özgür kılmak, azat etmek, serbest bırakmak;
huk. aile hakimiyetinden kurtarmak.
Ekler: eman·ci·pates / eman·ci·pat·ed / eman·ci·pat·ing / eman·ci·pa·tors
Hecelenişi: eman·ci·pate
Okunuşu: /ɪ’mansɪpeɪt /
334remedyi. çare;
ilaç, deva;
huk. hakkın yerine getirilmesi için kanunun gösterdiği yol;
f. çaresini bulmak, icabına bakmak, düzeltmek.
Ekler: rem·e·dies
Hecelenişi: rem·e·dy
Okunuşu: /rɛmɪdi /
335drastics. şiddetli, zora baş vuran;
ağır ve kesin.
Hecelenişi: dras·tic
Okunuşu: /drastɪk /
336bolds. cesur, gözüpek;
atılgan, cüretli;
arsız, küstah;
çarpıcı, göz alan;
dik, sarp.
Ekler: bold·er / bold·est
Hecelenişi: bold
Okunuşu: /bəʊld /
337erectf. kaldırmak, dikmek (sütun, direk), ikame etmek, inşa etmek yapmak;
yükseltmek, dikmek (bina);
tesis etmek, tertip etmek;
tıb. bir uzvun dikleşmesini sağlamak;
geom. belirli bir temel üzerine çizmek (dikey bir şeyi).
s. dimdik, ayakta duran, dikili, ayağa kalkmış.
Hecelenişi: erect
Okunuşu: /ɪ’rɛkt /
338painf. agrı veya acı vermek;
eziyet etmek, keder vermek, üzmek.
i. ağrı, acı, sel;
dert, keder, elem, ıstırap, azap;
özen, ihtimam, itina, zahmet meşakkat;
doğum sancıları.
Ekler: pains
Hecelenişi: pain
Okunuşu: /peɪn /
339needys. muhtaç, fakir, yoksul.Ekler: need·i·er / need·i·est
340adoptf. kabul etmek, edinmek, benimsemek;
evlât edinmek.
Ekler: adopts / adopt·ed / adopt·ing
Hecelenişi: adopt
Okunuşu: /ə’dɒpt /
341absentf. çekilmek, hazır bulunmamak için çekilip gitmek
s. nâmevcut, yok, gaip
Hecelenişi: ab·sent
Okunuşu: /abs(ə)nt /
342overseass. denizaşırı.Hecelenişi: over·seas
Okunuşu: /əʊvə’siːz /
343ingenuouss. açık yürekli, samimi, candan;
masum, saf.
Hecelenişi: in·gen·u·ous
Okunuşu: /ɪn’dʒɛnjʊəs /
344endorsef. çek veya poliçenin arakasına imza etmek, ciro etmek, vesika arkasına bir şey yazmak;
onaylamak, uygun bulmak.
Ekler: en·dors·es / en·dorsed / en·dors·ing / en·dors·ers
Hecelenişi: en·dorse
Okunuşu: /ɪn’dɔːs /
345exilei. ürgün, sürülme;
sürgün edilen kimse;
f. sürmek, sürgüne yollamak.
Ekler: ex·iles
Hecelenişi: ex·ile
346judiciarys. adli, hukuki, muhakemeye ait;
i. yasama kurulu;
bu işlevi yürütmek için kurulan mahkeme sistemi, adliye;
hâkimler.
Hecelenişi: ju·di·cia·ry
Okunuşu: /dʒʊ’dɪʃ(ə)ri /
347recastf. yeniden dökmek;
yeniden düzenlemek;
yeniden hesaplamak.
i. yeni şekil, yeni hesap.
Ekler: re·casts / re·cast / re·cast·ing
Hecelenişi: re·cast
Okunuşu: /riː’kɑːst /
348notablybilhassa;
epeyce;
özellikle
349enlistf. kaydetmek;
askere almak;
yardımını temin etmek;
gönüllü olarak askere gitmek;
bir işe atılmak.
Ekler: en·lists / en·list·ed / en·list·ing / en·list·ees / en·list·ments
Hecelenişi: en·list
Okunuşu: /ɪn’lɪst /
350warrantf. temin etmek;
teminat vermek, garanti etmek;
korkusuzca beyan etmek;
salahiyet vermek;
memur etmek;
izin vermek, ruhsat vermek;
kefil olmak;
hak kazandırmak;
her zararını tazmin edeceğine taahhüt etmek.
i. ,huk. tevkif müzekkeresi;
arama tezkeresi;
kefalet, teminat, garanti;
ruhsat, yetki, salâhiyet;
makbuz;
ask. tayin emri.
Ekler: war·rants
Hecelenişi: war·rant
Okunuşu: /wɒr(ə)nt /
351crimei. suç, cürüm;
cinayet;
kabahat, günah;
k.dili . ayıp.
Ekler: crimes
Hecelenişi: crime
Okunuşu: /krʌɪm /
352captivatef. büyülemek, cezbetmek.Ekler: cap·ti·vates / cap·ti·vat·ed / cap·ti·vat·ing
Hecelenişi: cap·ti·vate
Okunuşu: /kaptɪveɪt /
353absurds. anlamsız, manasız, akılsızca, gülünç;
birbirine karşıt düştüğü için yanlış;
imkansız, olmayacak
Ekler: ab·sur·di·ties
Hecelenişi: ab·surd
Okunuşu: /əb’səːd /
354clandestines. gizli, mahrem, el altından.Hecelenişi: clan·des·tine
Okunuşu: /klan’dɛstɪn /
355pathetics. acıklı, dokunaklı, etkileyici, tesirli, heyecan verici.
acıklı;
boktan;
değersiz;
dokunaklı;
hazin;
işe yaramaz;
ümitsiz;
üzücü
356worksatölye;
fabrika;
iş;
mekanizma;
tesis;
tüm
357bondi. bağ irtibat, rabıta;
ip, zincir;
fertleri bir grup halinde bir araya getiren ilişki;
yapışıklık;
yapıştırıcı madde;
mukaveler bono, senet, tahvilat;
gümrüğü ödenmemiş malların hükümette muhafaza edilme durumu;
kefalet;
örgü (duvar);
f. kefalete raptetmek;
ipotek etmek;
duvar örmek.
Ekler: bonds
Hecelenişi: bond
Okunuşu: /bɒnd /
358crowdf. doluşmak, toplanmak, birikmek;
sıkıştırmak, doldurmak;
üzerinde durmak, ısrar etmek.
i. kalabalık, izdiham.
Ekler: crowds / crowd·ed / crowd·ing
Hecelenişi: crowd
Okunuşu: /kraʊd /
359demolishf. yıkmak, tahrip etmek.Ekler: de·mol·ish·es / de·mol·ished / de·mol·ish·ing
Hecelenişi: de·mol·ish
Okunuşu: /dɪ’mɒlɪʃ /
360rankf. sıraya dizmek, tertip etmek, tasnif etmek;
daha yüksek rütbede olmak;
rütbesi olmak, rütbeye göre gelmek;
tasnif olunmak;
dahil olmak, sayılmak.
i. sıra, dizi, saf;
asker safı;
ordu, neferler, erler;
rütbe, derece, sınıf, paye, mertebe, aşama;
yüksek rütbe;
dama haneleri sırası.
s. uzun veya sık büyümü,s. (bitki);
ağır kokulu, keskin;
(fena anlamda) daniska, tam;
bitek;
huk. haksız.
Ekler: ranks
Hecelenişi: rank
Okunuşu: /raŋk /
361voguei. moda;
rağbet, itibar.
Ekler: vogues
Hecelenişi: vogue
Okunuşu: /vəʊg /
362electrocutef. elektrikli sandalyede idam etmek;
elektrik akımı vererek öldürmek.
Ekler: elec·tro·cutes / elec·tro·cut·ed / elec·tro·cut·ing / elec·tro·cu·tions
Hecelenişi: elec·tro·cute
Okunuşu: /ɪ’lɛktrəkjuːt /
363noughti. hiç, hiç bir şey;
sıfır.
(bak.) naught.
Ekler: noughts
364cumulatives. birikerek çoğalan, ilavelerle genişleyen, toplanan.Hecelenişi: cu·mu·la·tive
Okunuşu: /kjuːmjʊlətɪv /
365quenchf. söndürmek, bastırmak;
tatmin etmek, hararetini gidermek, kandırmak (susuzluk);
su ile soğutmak;
sönmek;
yatışmak.
Ekler: quench·es / quenched / quench·ing
Hecelenişi: quench
Okunuşu: /kwɛn(t)ʃ /
366abdicatef. -(den) çekilmek, -(den) vazgeçmek, feragat etmek: resmen bırakmak veya feragat etmek;
(özellikle hükümdarlıktan)tacını ve tahtını terk etmek
feragat etmek.
Ekler: ab·di·cates / ab·di·cat·ed / ab·di·cat·ing / ab·di·ca·tions
Hecelenişi: ab·di·cate
Okunuşu: /abdɪkeɪt /
367grafti. , A.b.d. rüşvet;
para yeme;
yolsuzluk, suistimal;
f. rüşvet almak, nüfuzunu kişisel yararına kullanmak.
i. , (bahç.) aşı;
tıb. yaralı yere parça ekleme;
f. aşılamak;
aşılanmak.
Ekler: grafts
Hecelenişi: graft
Okunuşu: /grɑːft /
368addictedbağımlı;
düşkün;
meraklı;
tiryaki
Okunuşu: /ə’dɪktɪd /
369editioni. baskı, tabı, bir kitabın bir defada basılması veya basılma sekli;
bir kitabın bir defada basılan nüshalarının sayısı, tiraj.
Ekler: edi·tions
Hecelenişi: edi·tion
Okunuşu: /ɪ’dɪʃ(ə)n /
370favouritismiltimas;
torpilcilik
371fugitives. kaçak, kaçkın, firari;
tutulmaz, alıkonulmaz;
derbeder;
solan (renk);
geçici, muvakkat;
i. kaçak, firari;
mülteci;
muhacir;
serseri.
Ekler: fu·gi·tives
Hecelenişi: fu·gi·tive
Okunuşu: /fjuːdʒɪtɪv /
372quotai. hisse, pay;
belirli sayı veya miktar, kontenjan, kota.
Ekler: quo·tas
Hecelenişi: quo·ta
Okunuşu: /kwəʊtə /
373patrioti. vatanperver kimse, yurtsever kimse.
vatansever;
yurtsever
374unfailings. gevşemeyen, yorulmaz, zayıflamayan;
yanılmaz, şaşmaz, güvenilir;
sadakatli;
tükenmez, nihayetsiz.
Hecelenişi: un·fail·ing
Okunuşu: /ʌn’feɪlɪŋ /
375syllabusi. (çog. -buses, -bi) bir kitap veya dersin özeti.Ekler: syl·la·bi / syl·la·bus·es
Hecelenişi: syl·la·bus
Okunuşu: /sɪləbəs /
376nincompoopi. ahmak ve budala kimse, sersem kimse.Ekler: nin·com·poops
377edicti. emir, ferman, bildiri, tebliğ.Ekler: edicts
Hecelenişi: edict
Okunuşu: /iːdɪkt /
378voids. hükümsüz;
boş, hali, ıssız;
manasız;
faydasız, kullanılmayan, hayırsız;
i. boşluk;
vakum;
boş yer;
f. hükümsüz kılmak;
iptal etmek;
boşaltmak, bırakmak, çıkmak, terketmek;
tahliye etmek;
ihraç etmek;
defetmek.
Hecelenişi: void
Okunuşu: /vɔɪd /
379enslavef. köle yapmak, esir etmek.Ekler: en·slaves / en·slaved / en·slav·ing / en·slav·ers
Hecelenişi: en·slave
Okunuşu: /ɪn’sleɪv /
380meadowi. çayır.Ekler: mead·ows
Hecelenişi: mead·ow
Okunuşu: /mɛdəʊ /
381decencyi. terbiye, edep, nezaket;
ıiımlılık, itidal;
kanunlara uyma;
iffet, namus;
bu şekilde yapılan herhangi bir iş veya davranış.
Ekler: de·cen·cies
Hecelenişi: de·cen·cy
Okunuşu: /diːs(ə)nsi /
382ascertainf. doğrusunu anlamak, tahkik etmek, araştırmak, soruşturmak.Ekler: as·cer·tains / as·cer·tained / as·cer·tain·ing
Hecelenişi: as·cer·tain
Okunuşu: /ˌasə’teɪn /
383hosieryi. çoraplar;
çorap fabrikası;
dokuma, mensucat;
mensucat fabrikası.
Hecelenişi: ho·siery
Okunuşu: /həʊzɪəri /
384rebatef. iskonto etmek, indirim yapmak, tenzilât yapmak, bir kısmım geri vermek;
i. indirim, tenzilât, iskonto, geri verilen kısım.
(bak.) rabbet.
Ekler: re·bates
Hecelenişi: re·bate
Okunuşu: /riːbeɪt /
385balancef. tartmak, dengelemek, muvazene sağlamak;
eşit olmak, dengeli olmak;
tereddüt etmek, dansta aksi istikametlerde hareket etmek.
Ekler: bal·anc·es
Hecelenişi: bal·ance
Okunuşu: /bal(ə)ns /
386exterminatef. imha etmek, yok etmek kökünü kazımak, bitirmek.Ekler: ex·ter·mi·nates / ex·ter·mi·nat·ed / ex·ter·mi·nat-ing / ex·ter·mi·na·tions / ex·ter·mi·na·tors
Hecelenişi: ex·ter·mi·nate
Okunuşu: /ɪk’stəːmɪneɪt /
387farcef. saçma sapan sözlerle süslemek.
i. , tiyatro gülünçlü tiyatro oyunu, fars;
maskaralık, saçma.
Ekler: farc·es
Hecelenişi: farce
Okunuşu: /fɑːs /
388unfashionables. modaya uymayan.Hecelenişi: un·fash·ion·able
Okunuşu: /ʌn’faʃ(ə)nəb(ə)l /
389introverti. içedönük kimse, içine kapanık kimse;
biyol. kendi içine çevrilen uzuv;
f. içeriye doğru çevirmek veya eğmek;
düşüncelerini kendi üzerine çevirmek;
zool. bir uzvu kendi içine çevirmek (salyangoz gözü gibi).
Ekler: in·tro·verts
Hecelenişi: in·tro·vert
Okunuşu: /ɪntrəvəːt /
390salvagei. kurtarılan mal;
deniz kazasından veya yangından kurtarılan mal;
deniz kazasından veya yangından kurtarma ücreti;
sigortalı eşyanın yangından kurtulması veya bunların satışıyle temin edilen gelir;
f. (eşya) kurtarmak.
Hecelenişi: sal·vage
Okunuşu: /salvɪdʒ /
391vortexi. girdap, özellikle girdabın ortası;
kasırga.
Ekler: vor·ti·ces / vor·tex·es
Hecelenişi: vor·tex
Okunuşu: /vɔːtɛks /
392cannibali. yamyam;
kendi cinsinin etini yiyen herhangi bir hayvan;
s. yamyamlıkla ilgili.
Ekler: can·ni·bals
Hecelenişi: can·ni·bal
Okunuşu: /kanɪb(ə)l /
393bribei. rüşvet;
f. rüşvet teklif etmek veya vermek.
Ekler: bribes
Hecelenişi: bribe
Okunuşu: /brʌɪb /
394restrainti. menetme: tahdit, sınırlılık;
tutukluluk: kendini tutma;
sıkılma çekinme.
bağ;
baskı;
kısıtlama;
menetme;
sıkılma;
sınırlama;
tahdit;
tutma;
tutukluluk;
zapt;
zorlama
395abstractf. çıkarmak, ayırmak veya tecrit etmek;
çalmak, aşırmak;
kimyasal usullerle ayırmak, çıkarmak;
özetlemek, hulâsa etmek.
s. ,i. eşya veya fikirlerden soyut olan;
soyut, mücerret;
dalgın;
ideal, nazari, kuramsal;
i. özet.
Hecelenişi: ab·stract
Okunuşu: /abstrakt /
396denyf. inkâr etmek;
tekzip etmek, reddetmek;
mahrum etmek;
esirgemek, vermemek;
yalanlamak;
kaçınmak, imtina etmek kırmak.
Ekler: de·nies / de·nied / de·ny·ing
Hecelenişi: de·ny
Okunuşu: /dɪ’nʌɪ /
397reviewf. yeniden incelemek, bir daha dikkatle muayene etmek;
eleştiri yazmak;
(askeri kuvvetleri) teftiş etmek;
huk. (mahkeme kararını) yeniden incelemek;
tekrar gözden geçirmek.
i. yeniden gözden geçirme, bir daha inceleme;
yeniden yoklama, resmi teftiş;
eleştiri, tenkit;
edebiyat ve fikir mecmuası;
huk. bir davanın temyiz mahkemesince yeniden incelenmesi.
Ekler: re·views
Hecelenişi: re·view
Okunuşu: /rɪ’vjuː /
398fragiles. kolay kırılır, kırılabilir;
nazik, narin, ince.
Hecelenişi: frag·ile
Okunuşu: /fradʒʌɪl /
399eagernessi. şevk istek, arzu, canlılık.Okunuşu: /iːgənəs /
400confidentials. mahrem, gizli;
güvenilir.
Hecelenişi: con·fi·den·tial
Okunuşu: /kɒnfɪ’dɛnʃ(ə)l /
401horseshoei. at nalı;
nal şeklinde şey;
nal ile oynanılan oyun.
Ekler: horse·shoes
Hecelenişi: horse·shoe
Okunuşu: /hɔːsʃuː /
402fancifuls. gerçekten uzak, kaprisli, hayalperest, hayal peşinde koşan.Hecelenişi: fan·ci·ful
Okunuşu: /fansɪfʊl /
403eminencedoruk;
itibar;
saygınlık;
şöhret;
tepe;
ün;
yükseklik
404vacationi. tatil;
huk. adli tatil.
Ekler: va·ca·tions
Hecelenişi: va·ca·tion
Okunuşu: /və’keɪʃ(ə)n /
405interactf. birbirini etkilemek.Ekler: in·ter·acts / in·ter·act·ed / in·ter·act·ing / in·ter·ac·tions
Hecelenişi: in·ter·act
Okunuşu: /ɪntər’akt /
406landscapei. kır manzarası, peyzaj.Ekler: land·scapes
Hecelenişi: land·scape
Okunuşu: /lan(d)skeɪp /
407habitati. bir hayvan veya bitkinin yetiştiği yer;
herhangi bir şeyin doğal yeri.
Ekler: hab·i·tats
Hecelenişi: hab·i·tat
Okunuşu: /habɪtat /
408congratulatef. tebrik etmek, kutlamak.Ekler: con·grat·u·lates / con·grat·u·lat·ed / con·grat·u·lat·ing
Hecelenişi: con·grat·u·late
Okunuşu: /kən’gratjʊleɪt /
409fieldi. çayır, kır, otlak, mera;
tarla;
saha, meydan, alan;
savaş meydanı;
oyun sahası;
bir yarışmaya katılanlar;
fırsat;
(han). zemin;
fiz. saha, tesir sahası, etki alanı;
f. top oyunlarında meydancı olmak;
topu yakalayıp atmak.
Ekler: fields
Hecelenişi: field
Okunuşu: /fiːld /
410sarcasmi. iğneleyici ve küçümseyici söz, acı söz, istihza.Hecelenişi: sar·casm
Okunuşu: /sɑːkaz(ə)m /
411removef. kaldırmak, defetmek, ortadan kaldırmak, uzaklaştırmak;
öldürmek;
başka yere nakletmek, yerini değiştirmek;
azletmek;
kesmek;
izale etmek;
gitmek, ev değiştirmek, başka eve nakletmek;
i. uzaklaştırma;
yer değiştirme;
derece, fark derecesi.
Ekler: re·moves / re·moved / re·mov·ing
Hecelenişi: re·move
Okunuşu: /rɪ’muːv /
412affinityi. eğilim, meyil, eğinim;
kim. çekme;
alâka, ilgi, cazibe;
dünürlük, hısımlık, nikâhtan hâsıl olan akrabalık.
Ekler: af·fin·i·ties
Hecelenişi: af·fin·i·ty
Okunuşu: /ə’fɪnɪti /
413lubricatef. yağlamak, yağlayarak kolay işler hale getirmek.Ekler: lu·bri·cates / lu·bri·cat·ed / lu·bri·cat·ing / lu·bri·ca·tions
Hecelenişi: lu·bri·cate
Okunuşu: /luːbrɪkeɪt /
414junkiei. , argo. ilaç veya eroin tiryakisi olan kimse.Ekler: junk·ies
Hecelenişi: junk·ie
Okunuşu: /dʒʌŋki /
415choiri. kilise korosu, koro;
kilisede koroya mahsus yer;
f. koroda şarkı söylemek.
Ekler: choirs
Hecelenişi: choir
Okunuşu: /kwʌɪə /
416pedlari. seyyar satıcı, gezici esnaf, çerçi.
bak. peddler.
Ekler: ped·lars
Hecelenişi: ped·lar
Okunuşu: /pɛdlə /
417ratef. azarlamak, haşlamak.
i. oran, nispet;
kıymet, bedel, fiyat, paha;
sınıf, çeşit, nevi;
(mülk.) vergisi oranı;
mülk vergisi;
f. kıymet biçmek, fiyat takdir etmek;
hesap etmek;
saymak;
sınıflandırmak;
değerlendirmek;
nakliye fiyatını tespit etmek;
k.dili hak etmek;
değerli olmak, itibarda olmak.
Ekler: rates
Hecelenişi: rate
Okunuşu: /reɪt /
418walleti. cüzdan, para cüzdanı;
sırt çantası.
Ekler: wal·lets
Hecelenişi: wal·let
Okunuşu: /wɒlɪt /
419engagementi. meşguliyet;
nişanlanma;
randevu;
rehin;
söz;
vaat, taahhüt;
çarpışma, dövüşme;
belirli bir süre için ücretli iş;
mülâkat;
borçlar.
Ekler: en·gage·ments
Hecelenişi: en·gage·ment
Okunuşu: /ɪn’geɪdʒm(ə)nt /
420stockholderi. hissedar.Ekler: stock·hold·ers
Hecelenişi: stock·hold·er
Okunuşu: /stɒkhəʊldə /
421cannoni. , top;
mak. bir şaft üzerinde serbestçe hareket eden (mil);
bilardo oyununda karambol;
koşum takımında bir çeşit gem;
zool. incik kemiği;
f. topa tutmak, top atmak, bombardıman etmek;
gülle gibi fırlatmak.
Ekler: can·nons / cannon
Hecelenişi: can·non
Okunuşu: /kanən /
422emigratef. göçmek, hicret etmek.Ekler: em·i·grates / em·i·grat·ed / em·i·grat·ing
Hecelenişi: em·i·grate
Okunuşu: /ɛmɪgreɪt /
423heartlesss. kalpsiz, merhametsiz, zalim, vicdansız;
yüreksiz;
cansız, sönük.
Hecelenişi: heart·less
Okunuşu: /hɑːtlɪs /
424pridei. gurur, kibirlilik, kibir, azamet, övünme, iftihar;
iftihar edilecek şey;
(eski) görkem, saltanat, debdebe;
aslan sürüsü;
f. tüylerini kabartmak (kuş).
Ekler: prides
Hecelenişi: pride
Okunuşu: /prʌɪd /
425privilegei. ayrıcalık, imtiyaz;
özel izin, müsaade, ruhsat;
görev dolayısıyle muafiyet;
hak;
f. imtiyaz vermek;
muaf tutmak.
Ekler: priv·i·leg·es
Hecelenişi: priv·i·lege
Okunuşu: /prɪvɪlɪdʒ /
426gratefuls. minnettar, müteşekkir, değerbilir;
hoş, güzel, makbul.
Hecelenişi: grate·ful
Okunuşu: /greɪtfʊl /
427municipals. şehre ait;
belediyeye ait, beledi.
Hecelenişi: mu·nic·i·pal
Okunuşu: /mjʊ’nɪsɪp(ə)l /
428servitudei. kulluk, kölelik;
ceza olarak verilen iş mahkumiyeti;
huk. irtifak hakkı.
Hecelenişi: ser·vi·tude
Okunuşu: /səːvɪtjuːd /
429contenteds. halinden memnun, rahat, tatmin olunmuş.Hecelenişi: con·tent·ed
Okunuşu: /kən’tɛntɪd /
430unseemlys. yakışıksız, uygunsuz, çirkin.Hecelenişi: un·seem·ly
Okunuşu: /ʌn’siːmli /
431obstinatedik;
dik başlı;
dik kafalı;
domuz;
inat;
inatçı;
keçi;
kronik;
müzmin
432hardworkings. çok çalışkan.Hecelenişi: hard·work·ing
433conversioni. dönme, değişme, tebdil, değiştirme;
ilah din değiştirme;
ihtida;
(huk). başkasının malını zapt etme;
man. önermelerin aksi;
mat. tahvil, hal.
Ekler: con·ver·sions
Hecelenişi: con·ver·sion
Okunuşu: /kən’vəːʃ(ə)n /
434whirlf. fırıldanmak, hızla dönmek;
hızla gitmek veya gelmek;
dönmek;
fırıldatmak, hszla çevirmek;
i. hızla dönüş veya döndürüş;
telâş, acele;
çevrinti, çevri;
hela dönen şey;
koşuşma;
günlük olaylann bir birini hızla takip etmesi.
Ekler: whirls / whirled / whirl·ing
Hecelenişi: whirl
Okunuşu: /wəːl /
435enigmai. bilmece, muamma.Ekler: enig·mas
Hecelenişi: enig·ma
Okunuşu: /ɪ’nɪgmə /
436manholei. yeraltına inip boru veya kablo onarımı yapmak için caddelerdeki yuvarlak ve üstü kapaklı delik, baca.Ekler: man·holes
Hecelenişi: man·hole
Okunuşu: /manhəʊl /
437previewi. ,sin. gelecek programdan gösterilen parçalar.Ekler: pre·views
Hecelenişi: pre·view
Okunuşu: /priːvjuː /
438uprootf. kökünden sökmek, kökünden söküp çıkarmak;
yok etmek.
Ekler: up·roots / up·root·ed / up·root·ing
Hecelenişi: up·root
Okunuşu: /ʌp’ruːt /
439eunuchi. hadım, harem ağası.Ekler: eu·nuchs
Hecelenişi: eu·nuch
Okunuşu: /juːnək /
440call onbaşvurmak;
istemek;
uğramak
Ekler: calls on / called on / call·ing on
Okunuşu: /kɔːl ɒn /
441scoldf. azarlamak, tekdir etmek, paylamak, argo. haşlamak;
i. herkesi azarlayan şirret kadın.
Ekler: scolds / scold·ed / scold·ing / scoldings
Hecelenişi: scold
Okunuşu: /skəʊld /
442estatei. mal, mülk, arsa;
ölümle bırakılan mal ve mülk;
malikâne, konak;
itibar, yüksek mertebe;
sınıf, tabaka, mevki;
durum, hal.
Ekler: es·tates
Hecelenişi: es·tate
Okunuşu: /ɪ’steɪt /
443lurei. hayan veya balık tutmak için yem;
şahin veya atmacayı geri getirmek için gösterilen kuş veya ete benzer şey;
cazibe, tuzak;
f. cezbetmek;
kuş veya et gibi bir şey göstererek çağırmak (şahin).
Ekler: lures / lured / lur·ing
Hecelenişi: lure
Okunuşu: /l(j)ʊə /
444besiegef. kuşatmak muhasara etmek;
üstüne varmak.
Ekler: be·sieg·es / be·sieged / be·sieg·ing
Hecelenişi: be·siege
Okunuşu: /bɪ’siːdʒ /
445bachelori. bekâr erkek, evlenmemiş erkek;
fen veya edebiyat fakültesi mezunu;
bir başkasının bayrağı altında hizmet eden genç şövalye.
Ekler: bach·e·lors
Hecelenişi: bach·e·lor
Okunuşu: /batʃələ /
446castratef. hadım etmek, iğdiş etmek, burmak.Ekler: cas·trates / cas·trat·ed / cas·trat·ing
Hecelenişi: cas·trate
Okunuşu: /ka’streɪt /
447conscientiouss. vicdanlı, vicdan sahibi, dürüst, insaflı;
dikkatli;
çalışkan.
Hecelenişi: con·sci·en·tious
Okunuşu: /ˌkɒnʃɪ’ɛnʃəs /
448fleetf. çabuk geçmek;
den. gitmek, seyretmek, hareket etmek.
i. donanma, filo.
s. çevik, çabuk, çabuk geçen.
Ekler: fleets
Hecelenişi: fleet
Okunuşu: /fliːt /
449furnacei. ocak, kalorifer ocağı;
azap yeri veya vakti;
çok slcak yer;
f. ocakta kızdırmak
Ekler: fur·nac·es
Hecelenişi: fur·nace
Okunuşu: /fəːnɪs /
450civils. vatandaslarla ilgili;
hükümete ait, milli;
sivil;
ferdt, bireysel;
vatandaşlık icaplanndan;
medeni, uygar;
nazik, kibar.
Hecelenişi: civ·il
Okunuşu: /sɪv(ə)l /
451obscures. ,f. çapraşık, anlaşılması güç;
belirsiz, gösterişsiz, tanınmamış;
bulutlu, karanlık;
f. karartmak, karanlık yapmak;
örtmek, gözden saklamak.
Hecelenişi: ob·scure
Okunuşu: /əb’skjʊə /
452swallowf. yutmak;
içine çekmek, emmek;
herhangi bir sözün gerçek olup olmadığını araştırmadan kabul etmek;
geri almak (söylediği sözü);
tahammül etmek, yutup oturmak, sineye çekmek;

i. yutma, yudum;
den. makara yivi.
i. kırlangıç,zool. Hirundo.
Ekler: swal·lows / swal·lowed / swal·low·ing
Hecelenişi: swal·low
Okunuşu: /swɒləʊ /
453vanityi. kibirlilik, kendini beğenmişlik, fazla gurur;
gösteriş, caka;
boş şey, abes şey, beyhudelik.
Ekler: van·i·ties
Hecelenişi: van·i·ty
Okunuşu: /vanɪti /
454executioni. ,huk. infaz, idam;
yerine getirme, ifa, icra, tatbik etme, uygu lama, yapma;
(güz.) san. yapış veya yapılış tarzı, icra usulü.
Ekler: ex·e·cu·tions
Hecelenişi: ex·e·cu·tion
Okunuşu: /ˌɛksɪ’kjuːʃ(ə)n /
455enormouss. çok iri, pek büyük, müthiş, aşırı.Hecelenişi: enor·mous
Okunuşu: /ɪ’nɔːməs /
456patenti. patent, imtiyaz, ihtira beratı;
imtiyazlı ihtira;
arazi için verilen imtiyaz;
imtiyazlı arazi;
f. patent almak;
imtiyazla temin etmek, imtiyazım vermek veya almak.
s. patenti olan, patent hakkından yararlanan;
imtiyazlı.
s. herkes tarafından anlaşılabilir, herkese açık, aşikar;
tıb. açık.
açık;
belli;
besbelli;
görünen;
ihtira beratı;
imtiyaz;
ortada;
patent;
tescil
Okunuşu: /pat(ə)nt /
457hauntf. sık sık uğramak (gen hort lak veya ruhların yaptığı gibi);
usandırmak, taciz etmek;
akıldan çıkmamak;
sık sık ziyaret etmek veya daima yanında bulunmak (bilhassa hortlak olarak);
i. sık sık gidilen yer.
Ekler: haunts / haunt·ed / haunt·ing
Hecelenişi: haunt
Okunuşu: /hɔːnt /
458inanimates. cansız, ruhsuz, ölü;
donuk, sönük.
Hecelenişi: in·an·i·mate
Okunuşu: /ɪn’anɪmət /
459haveni. Iiman;
melce, sığınak;
f. sığınmak, limana girmek.
Ekler: ha·vens
Hecelenişi: ha·ven
Okunuşu: /heɪv(ə)n /
460magistratei. hükümetin baş makamlarını işgal eden yetkili sivil memurlardan biri;
sulh hakimi.
Ekler: mag·is·trates
Hecelenişi: mag·is·trate
Okunuşu: /madʒɪstrət /
461elucidatef. açıklamak, izah etmek, tarif ve beyan etmek;
bir konuyu aydınlatmak, açmak.
Ekler: elu·ci·dates / elu·ci·dat·ed / elu·ci·dat·ing / elu·ci·da·tions
Hecelenişi: elu·ci·date
Okunuşu: /ɪ’l(j)uːsɪdeɪt /
462immaculates. lekesiz, pak;
saf;
kusursuz.
Hecelenişi: im·mac·u·late
Okunuşu: /ɪ’makjʊlət /
463awef. korkutmak, dehşete düşürmek huşu vermek.
i. korku, huşu, haşyet.
Hecelenişi: awe
Okunuşu: /ɔː /
464queuei. başın arka tarafından sarkan saç örgüsü;
sıra bekleyen insan veya araba dizisi, kuyruk;
f. , kuyruga girmek;
dizilip sıra beklemek.
Ekler: queues
Hecelenişi: queue
Okunuşu: /kjuː /
465daringatak;
cesaret;
cesur;
cüret;
cüretkar;
gözüpek;
korkusuz;
pervasız;
tehlikeli;
yiğitlik
466magnanimityi. alicenaplık.Okunuşu: /magnə’nɪmɪti /
467subtles. kurnaz, hilekâr;
ince;
mahir, usta;
gizli.
Ekler: sub·tler / sub·tlest
Hecelenişi: sub·tle
Okunuşu: /sʌt(ə)l /
468imaginatives. hayal gücu kuvvetli, yaratıcı;
iyi planlanmış.
Hecelenişi: imag·i·na·tive
Okunuşu: /ɪ’madʒɪnətɪv /
469meltf. eritmek, halletmek;
erimek;
yumuşatmak;
yumuşamak, mülâyimleşmek;
yok etmek;
yok olmak;
kalbini yumuşatmak;
i. erimiş madde;
eritme, erime;
bir defada eritilen miktar.
Ekler: melts / melt·ed / melt·ing
Hecelenişi: melt
Okunuşu: /mɛlt /
470hypercriticals. aşırı tenkit niteliğinde.Hecelenişi: hy·per·crit·i·cal
Okunuşu: /hʌɪpə’krɪtɪk(ə)l /
471chemisti. kimyager;
. eczacı.
Ekler: chem·ists
Hecelenişi: chem·ist
Okunuşu: /kɛmɪst /
472rioti. gürültü, patırtı, velvele, şamata, hengâme;
kargaşalık;
baş kaldlrma, isyan, ayaklanma;
cümbüş, eğlenti;
f. gürültü etmek;
ayaklanmak, isyan etmek.
Ekler: ri·ots
Hecelenişi: ri·ot
Okunuşu: /rʌɪət /
473outnumberf. sayıca fazla gelmek.Ekler: out·num·bers / out·num·bered / out·num·ber·ing
Hecelenişi: out·num·ber
Okunuşu: /aʊt’nʌmbə /
474absolutes. kâmil, tam;
halis, sade, saf;
mutlak, sonsuz, nihayetsiz, kayıtsız şartsız;
gram soyut, mücerret;
ki, sisel değer ölçülerine bağlı olmayan
Hecelenişi: ab·so·lute
Okunuşu: /absəluːt /
475ablazes. z. alevli;
hararetli, şevkli;
z. alev alev, hararetle.
Hecelenişi: ablaze
Okunuşu: /ə’bleɪz /
476monumenti. abide, anıt;
mezar taşı;
eser;
sınır taşı;
tarihi yapı.
Ekler: mon·u·ments
Hecelenişi: mon·u·ment
Okunuşu: /mɒnjʊm(ə)nt /
477ensuref. sağlamak, temin etmek, garanti etmek, emniyete almak;
sigorta etmek.
Ekler: en·sures / en·sured / en·sur·ing
Hecelenişi: en·sure
Okunuşu: /ɪn’ʃɔː /
478adjournf. ertelemek, tehir etmek, başka güne bırakmak;
oturuma son vermek;
dağılmak
Ekler: ad·journs / ad·journed / ad·journ·ing / ad·journ·ments
Hecelenişi: ad·journ
Okunuşu: /ə’dʒəːn /
479strainf. fazla gayret etmek;
fazla germek, zorlamak, zorlayarak incitmek;
burkmak, burkulmak;
süzgeçten geçirmek, süzmek;
zorlayarak eğmek veya şeklini bozmak;
kendini zorlamak, çok uğraşmak;
bağrına basmak;
kucaklamak;

i. germe, gerilme, zora gelme;
aşırı zihni veya duygusal gerginlik;
burkulup incinme;
mak. şeklen bozulma.
i. nesil, soy, silsile, aile;
hayvanlarda soy;
bahç. ıslah edilmiş bitki cinsi;
ırk veya millet özelliği;
eser, iz;
cüzt şey;
ifade, tarz, usul;
mizaç;
nağme, makam;
şiir parçası, şarkı.
Ekler: strains
Hecelenişi: strain
Okunuşu: /streɪn /
480burlys. iriyarı, kocaman, sağlam yapılı;
palavracı.
Ekler: bur·li·er / bur·li·est
Hecelenişi: bur·ly
Okunuşu: /bəːli /
481scholarlys. ilmi, âlime yakışır, alimce.Hecelenişi: schol·ar·ly
Okunuşu: /skɒləli /
482loomf. uzakta hayal gibi gözükmek;
aslından daha kocaman ve korkunç gözükmek;
büyük önem kazanmak;
i. uzakta hayal gibi belirme.
i. dokuma tezgâhı;
dokuma;
den. küreğin topacı.
Ekler: looms / loomed / loom·ing
Hecelenişi: loom
Okunuşu: /luːm /
483miseri. cimri kimse, pinti kimse.Ekler: mi·sers
Hecelenişi: mi·ser
Okunuşu: /mʌɪzə /
484umbilicals. göbeğe ait;
göbeğe yakın.
Okunuşu: /ʌm’bɪlɪk(ə)l /
485deflatef. hava veya gazı boşaltmak;
gururunu kırmak, informal burnunu sürtmek;
fiyatları duşürmek.
Ekler: de·flates / de·flat·ed / de·flat·ing
Hecelenişi: de·flate
Okunuşu: /dɪ’fleɪt /
486detentioni. alıkoyma, engelleme, tutma, mani olma;
gecikme;
tevkif, hapis.
Ekler: de·ten·tions
Hecelenişi: de·ten·tion
Okunuşu: /dɪ’tɛnʃ(ə)n /
487litteri. döküntü, çerçöp yığıntısı;
intizamsızlık, karışıklık;
kedi veya köpek gibi hayvanın bir defada doğurduğu yavrular;
tahtırevan;
sedye;
hayvanları yatırmak için serilen saman veya kuru ot;
f. karmakarışık etmek;
doğurmak, bilhassa birden çok yavru doğurmak;
ahırda hayvanın altına yataklık ot sermek.
Ekler: lit·ters
Hecelenişi: lit·ter
Okunuşu: /lɪtə /
488gaolbak jail, jailerHecelenişi: gaol
489disprovef. yanlış olduğunu göstermek, aksini ispat etmek, çürütmek (fikir, iddia);
reddetmek.
Ekler: dis·proves / dis·proved / dis·prov·en / dis·prov·ing
Hecelenişi: dis·prove
Okunuşu: /dɪs’pruːv /
490exotics. dışarıdan gelme, ecnebi, harici, yerli olmayan;
garip, tuhaf, alışılmamış, dikkati çeken, ekzotik.
Hecelenişi: ex·ot·ic
Okunuşu: /ɪg’zɒtɪk /
491hegirai. hicret;
göç;
(b.h). Hz. Muhammed’in hicreti;
hicri sene.
492wrecki. harabe, virane;
harap olmuş kimse;
kazazede gemi, gemi enkazı;
dalgaların kıyıya attığı enkaz ve mallar;
geminin kazaya uğraması, harabiyet, haraplık;
f. gemiyi karaya oturtmak veya kazaya uğratmak;
harap etmek;
enkaz haline getirmek;
kazaya uğramak, kazazede olmak;
yıkmak.
Ekler: wrecks
Hecelenişi: wreck
Okunuşu: /rɛk /
493heapi. yığın, küme, öbek;
k.dili çok miktar;
k.dili kalabalık, güruh;
f. yığmak, kümelemek;
yağdırmak (hediye, hakaret).
Ekler: heaps
Hecelenişi: heap
Okunuşu: /hiːp /
494mischiefi. yaramazlık;
haylazlık;
haylazca hareket veya tavır;
haylaz kimse;
zarar, ziyan, hasar;
zararlı şey;
k.dili şeytan. mis chiefmakeri. kavga -çıkaran veya fitnecilik eden kimse.
Hecelenişi: mis·chief
Okunuşu: /mɪstʃɪf /
495promotioni. terfi, yükselme veya yükseltme;
geçme;
tesis;
satış artışını sağlayan unsurlar.
Ekler: pro·mo·tions
Hecelenişi: pro·mo·tion
Okunuşu: /prə’məʊʃn /
496alterf. değiştirmek, tahvil etmek;
hadım etmek;
değişmek, başka türlü olmak.
Ekler: al·ters / al·tered / al·ter·ing
Hecelenişi: al·ter
Okunuşu: /ɔːltə /
497signatorys. imza eden;
i. imza sahibi;
kayıt veya imza eden kimse, özellikle anlaşma veya mukavele imza eden kimse.
Ekler: sig·na·to·ries
Hecelenişi: sig·na·to·ry
Okunuşu: /sɪgnət(ə)ri /
498indecisives. kararsız, kesin olmayanHecelenişi: in·de·ci·sive
Okunuşu: /ɪndɪ’sʌɪsɪv /
499povertyi. yoksulluk, fakirlik, parasızlık, zaruret, ihtiyaç;
yetersizlik, kifayetsizlik, eksiklik.
Hecelenişi: pov·er·ty
Okunuşu: /pɒvəti /
500frigatei. ,den. firkateyn, eski tipte bir savaş gemisi;
1400 tonluk modern savaş gemisi.
Ekler: frig·ates
Hecelenişi: frig·ate
Okunuşu: /frɪgət /
501overhearf. rastlantılı olarak işitmek, kulak misafiri olmak.Ekler: over·hears / over·heard / over·hear·ing
Hecelenişi: over·hear
Okunuşu: /əʊvə’hɪə /
502abridgef. kısaltmak, özetlemek, kesmek;
mahrum etmek
Ekler: abridg·es / abridged / abridg·ing / abridg·ments
Hecelenişi: abridge
Okunuşu: /ə’brɪdʒ /
503unemployeds. işsiz: yeterince kullanılmayan;
i. işsiz kimse;
the (ile) işsizler.
Hecelenişi: un·em·ployed
Okunuşu: /ʌnɪm’plɔɪd /
504ragei. şiddetli öfke, gazap, hiddet, köpürme;
coşku, heyecan;
moda, çok rağbet gören sey;
f. çok öfkelenmek, hiddetlenmek, köpürmek, tepesi atmak, çok şiddetle meydana gelmek.
Ekler: rag·es
Hecelenişi: rage
Okunuşu: /reɪdʒ /
505candidatei. aday, namzet;
talip.
Ekler: can·di·dates
Hecelenişi: can·di·date
Okunuşu: /kandɪdeɪt /
506stationeryi. kâğıt veya kalem gibi yazı eşyası, kırtasiye.
kırtasiye
507killjoyi. neşe bozan kimse.Ekler: kill·joys
Hecelenişi: kill·joy
Okunuşu: /kɪldʒɔɪ /
508intervali. aralık, fasıla, mesafe, ara;
müddet, zaman;
müz. iki ses arasındaki perde farkı, enterval, aralık.
Ekler: in·ter·vals
Hecelenişi: in·ter·val
Okunuşu: /ɪntəv(ə)l /
509scrutinyi. dikkatle bakma, inceleme, araştırma, tahkik, tetkik;
seçim kontrolü
Hecelenişi: scru·ti·ny
Okunuşu: /skruːtɪni /
510wroughtf. işlenmiş;
çekiçle dövülüp şeklini bulmuş;
incelikle işlenmiş.
Hecelenişi: wrought
Okunuşu: /rɔːt /
511parablei. içinde hakikat payı olan kısa alegorik hikâye;
ifade edilmek istenileni benzetme veya kıyas yoluyle anlatan söz veya konuşma;
mesel.
Ekler: par·ables
Hecelenişi: par·a·ble
Okunuşu: /parəb(ə)l /
512foolishnessi. enayilik, akılsızlık, boş laf.Okunuşu: /fuːlɪʃnɪs /
513governmenti. idari teşkilat, hükümet;
yönetim, idare, hüküm;
yönetme, hükümet sürme, idare etme;
hükümet erkanı;
memleket, devlet.
Ekler: gov·ern·ments
Hecelenişi: gov·ern·ment
Okunuşu: /gʌv(ə)nˌm(ə)nt /
514vanguardi. ,ask. ileri kol, öncü kolu.Ekler: van·guards
Hecelenişi: van·guard
Okunuşu: /vangɑːd /
515hostagei. rehine, tutak.Ekler: hos·tag·es
Hecelenişi: hos·tage
Okunuşu: /hɒstɪdʒ /
516hermeticsıkı
517gazef. gözünü dikip bakmak;
i. dik bakış.
Ekler: gaz·es / gazed / gaz·ing
Hecelenişi: gaze
Okunuşu: /geɪz /
518reactionarys. gerici, mürteci (kimse).Ekler: re·ac·tion·ar·ies
Hecelenişi: re·ac·tion·ary
Okunuşu: /rɪ’akʃ(ə)n(ə)ri /
519constitutioni. anayasa;
tüzük, nizamname;
beden yapısı, bünye;
huy, yaradılış, tıynet;
yapı;
bileşim, terkip.
Ekler: con·sti·tu·tions
Hecelenişi: con·sti·tu·tion
Okunuşu: /kɒnstɪ’tjuːʃ(ə)n /
520roarf. gümbürdemek;
kükremek (arslan);
heybetli ses çıkarmak;
bağırmak, gürültü etmek;
kahkaha ile gülmek;
gürültü ile nefes almak (at);
i. kükreme, gürleme;
heybetli ses;
kahkaha.
Ekler: roars / roared / roar·ing
Hecelenişi: roar
Okunuşu: /rɔː /
521launchf. kızaktan suya indirmek (gemi);
roket fırlatmak;
başlatmak (yeni iş);
mızrak gibi atmak;
i. gemiyi kızaktan suya indirme;
roketi fezaya fırlatma;
den. işkampaviye;
harp gemisinin en büyük sandalı.
Ekler: launch·es / launched / launch·ing / launch·ers
Hecelenişi: launch
Okunuşu: /lɔːn(t)ʃ /
522vigili. uyanıklık;
gece nöbet tutma;
yortu arifesi;
akşam ve gece ibadetleri.
Ekler: vig·ils
Hecelenişi: vig·il
Okunuşu: /vɪdʒɪl /
523ditchi. hendek;
ark;
f. hendek kazmak;
hendekle çevirmek;
hendeğe atmak;
(a.b.d). raydan çıkmak;
(a.b.d).,argo. kurtulmak,den. kaçmak;
argo. arızalı bir uçağı suya indirmek.
Ekler: ditch·es
Hecelenişi: ditch
Okunuşu: /dɪtʃ /
524fastf. oruç tutmak, perhiz etmek;
i. oruç, perhiz;
oruç süresi.
s. çabuk, tez, seri, süratli;
ileri;
ahlaksız, eğlenceye düşkün;
sıkı, sabit, yerinden oynamaz, çıkmaz;
sadık;
metin, dayanıklı, solmaz;
derin (uyku);
z. çabuk, süratle;
sıkıca, sıkı olarak;
tamamen, derin bir şekilde;
yakında, yanında.
Ekler: fast·er / fast·est
Hecelenişi: fast
Okunuşu: /fɑːst /
525chancef. şans eseri olarak vaki olmak;
tesadüfen meydana gelmek;
rast gelmek;
k. dili. göze almak;
denemek.
i. talih, şans;
kader;
ihtimal;
fırsat;
risk;
riziko;
s. şans eseri olan.
Ekler: chanc·es
Hecelenişi: chance
Okunuşu: /tʃɑːns /
526confiscatef. müsadere etmek;
haczetmek;
istimlâk etmek, kamulaştırmak.
Ekler: con·fis·cates / con·fis·cat·ed / con·fis·cat·ing
Hecelenişi: con·fis·cate
Okunuşu: /kɒnfɪskeɪt /
527naives. saf, bön, toy, tecrübesiz;
denenmemiş.
528beaconi. fener;
işaret vermek için yüksek yerlerde yakılan ateş;
işaret kulesi;
hav. yol ve mevkii gösteren ışık veya radyo sinyali, ikaz edici veya yol gösterici herhangi bir şey;
f. yol göstermek;
işaret koymak;
işaret vermek.
Ekler: bea·cons
Hecelenişi: bea·con
Okunuşu: /biːk(ə)n /
529beseechf. yalvarmak, rica etmek, istirham etmek, niyaz etmek.Ekler: be·seech·es / be·sought / be·seeched / be·seech·ing
Hecelenişi: be·seech
Okunuşu: /bɪ’siːtʃ /
530obsessedendişeli;
takıntılı;
tedirgin
531cultivatef. tarlayı sürüp ekmek, yetiştirmek;
terbiye etmek;
beslemek;
(başka bir kimseyi) kendine bağlamaya çalışmak.
Ekler: cul·ti·vates / cul·ti·vat·ed / cul·ti·vat·ing
Hecelenişi: cul·ti·vate
Okunuşu: /kʌltɪveɪt /
532neverthelessz. yine de, bununla beraber, mamafih.Hecelenişi: nev·er·the·less
Okunuşu: /nɛvəðə’lɛs /
533arbitratef. hakem sıfatıyla dinleyip karar vermek;
karar vermek;
hakem kararıyla halletmek.
Ekler: ar·bi·trates / ar·bi·trat·ed / ar·bi·trat·ing
Hecelenişi: ar·bi·trate
Okunuşu: /ɑːbɪtreɪt /
534sustainf. tutmak, düşmesine engel olmak, destek olmak;
tahammül etmek, dayanmak, taşımak;
çekmek;
teselli etmek;
muhafaza etmek;
tedarik etmek;
besleyip kuvvet vermek;
doğruluğunu teslim etmek;
ispat etmek, iddia etmek.
Ekler: sus·tains / sus·tained / sus·tain·ing
Hecelenişi: sus·tain
Okunuşu: /sə’steɪn /
535gaini.f. kazanç, kâr;
yarar, fayda, men faat;
artma, artış;
f. kazanmak, kâr etmek;
varmak, ulaşmak;
ileri gitmek (saat);
ilerlemek
i.f. oluk, yiv;
f. oluk açmak
Ekler: gains / gained / gain·ing / gain·ers
Hecelenişi: gain
Okunuşu: /geɪn /
536journalismi. gazetecilik, gazete yazarlığı;
gazete ve mecmua yayını, basın.
Ekler: jour·nal·ists
Hecelenişi: jour·nal·ism
Okunuşu: /dʒəːn(ə)lɪz(ə)m /
537boringi. sondaj, delme;
delik;
delik açılırken cıkan moloz;
s. can sıkıcı.
Hecelenişi: bor·ing
Okunuşu: /bɔːrɪŋ /
538velocityi. sürat, hız;
hız derecesi.
Ekler: ve·loc·i·ties
Hecelenişi: ve·loc·i·ty
Okunuşu: /vɪ’lɒsɪti /
539virtuallyz. gerçekte;
hemen hemen;
fiilen.
Hecelenişi: vir·tu·al·ly
Okunuşu: /vəːtjʊəli /
540courteouss. nazik, kibar, ince, hürmetkâr, saygılı.Hecelenişi: cour·te·ous
Okunuşu: /kəːtjəs /
541venereals. cinsel ilişkiye ait;
tıb. cinsel ilişkiden meydana gelen, zührevi.
Okunuşu: /vɪ’nɪərɪəl /
542composeds. sakin, kendi halinde.Hecelenişi: com·posed
Okunuşu: /kəm’pəʊzd /
543shift f. yer değiştirmek;
değiştirmek, değişmek;
vites değiştirmek;
uydurmak, idare etmek,
i. değişme;
değişilen şey;
tedbir, son çare;
hile;
çuval elbise;
vardiya, nöbet;
oto. şanjman.
Ekler: shifts / shift·ed / shift·ing
Hecelenişi: shift
Okunuşu: /ʃɪft /
544reprisali. misilleme, misli ile mukabele, aynen karşılığını yapma.Ekler: re·pri·sals
Hecelenişi: re·pri·sal
Okunuşu: /rɪ’prʌɪz(ə)l /
545bulleti. mermi, kurşun;
küçük top.
Ekler: bul·lets
Hecelenişi: bul·let
Okunuşu: /bʊlɪt /
546sanctuaryi. mabet, ibadethane;
kutsal yer;
melce, sığınak.
Ekler: sanc·tu·ar·ies
Hecelenişi: sanc·tu·ary
Okunuşu: /saŋ(k)tjʊəri /
547flexibles. bükülebilir, eğrilebilir, esnek;
uysal, yumuşak başlı, mülayim;
uyabilir, kalıba girer.
Hecelenişi: flex·i·ble
Okunuşu: /flɛksɪb(ə)l /
548additionals. biraz daha, ilâve edilen, eklenilen.Hecelenişi: ad·di·tion·al
Okunuşu: /ə’dɪʃ(ə)n(ə)l /
549lengthwisez. ,s. uzunluğuna.Hecelenişi: length·wise
Okunuşu: /lɛŋθwʌɪz /
550vowi. ant, yemin;
adak;
f. yemin etmek, ant içmek;
ahdetmek;
adamak;
vakfetmek.
Ekler: vows
Hecelenişi: vow
Okunuşu: /vaʊ /
551pretendf. yapar gibi görünmek, yalandan yapmak, taslamak;
taklit etmek, benzetmek;
(to ile) iddiada bulunmak.
Ekler: pre·tends / pre·tend·ed / pre·tend·ing
Hecelenişi: pre·tend
Okunuşu: /prɪ’tɛnd /
552gisti. öz, meselenin esası, hulâsa, özet.Hecelenişi: gist
Okunuşu: /dʒɪst /
553abundants. bol, bereketli, mebzulHecelenişi: abun·dant
Okunuşu: /ə’bʌnd(ə)nt /
554midgeti. s. cüce, çok ufak yapılı kimse;
s. mini.
Ekler: midg·ets
Hecelenişi: midg·et
Okunuşu: /mɪdʒɪt /
555immenses. çok büyük;
hudutsuz, engin, geniş.
Hecelenişi: im·mense
Okunuşu: /ɪ’mɛns /
556enduref. dayanmak, tahammül etmek, çekmek, kaldırmak, katlanmak;
devam etmek, sürmek.
Ekler: en·dures / en·dured / en·dur·ing
Hecelenişi: en·dure
Okunuşu: /ɪn’djʊə /
557hibernatef. kış uykusuna yatmak, kış uykusuna girmek.Ekler: hi·ber·nates / hi·ber·nat·ed / hi·ber·nat·ing
Hecelenişi: hi·ber·nate
Okunuşu: /hʌɪbəneɪt /
558literacyi. okuyup yazma, okur yazarlık.Hecelenişi: lit·er·a·cy
Okunuşu: /lɪt(ə)rəsi /
559partisani. partizan, taraftar;
ask. gerillacı, çeteci;
s. partizanla ilgili.
Ekler: par·ti·sans
Hecelenişi: par·ti·san
Okunuşu: /pɑːtɪzan /
560asseti. , mal, kıymetli şey, kıymetli vasıf.Ekler: as·sets
Hecelenişi: as·set
Okunuşu: /asɛt /
561recents. yeni, yeni olmuş, yakında olmuş;
(bh), jeol. dördüncü zamana ait.
Hecelenişi: re·cent
Okunuşu: /riːs(ə)nt /
562insurrectioni. isyan, ayaklanma, ihtilâl.Ekler: in·sur·rec·tions / in·sur·rec·tion·ists
Hecelenişi: in·sur·rec·tion
Okunuşu: /ˌɪnsə’rɛkʃ(ə)n /
563joggingi. ağır ağır ilerleme, idman için yavaş koşma;
daha yoğun idman yapmaya başlamadan önce vücudu ısıtmak için yavaş yavaş koşma.
Ekler: jogs / jogged / jog·ging
Okunuşu: /dʒɒgɪŋ /
564outlivef. birinden fazla yaşamak.Ekler: out·lives / out·lived / out·liv·ing
Hecelenişi: out·live
Okunuşu: /aʊt’lɪv /
565outcomei. sonuç.Ekler: out·comes
Hecelenişi: out·come
Okunuşu: /aʊtkʌm /
566impartials. tarafsız, bitaraf;
kendi çıkarını düşünmeyen.
Hecelenişi: im·par·tial
Okunuşu: /ɪm’pɑːʃ(ə)l /
567inspiref. ilham etmek, esinlemek;
telkin etmek;
içine çekmek (nefes), nefes almak.
Ekler: in·spires / in·spired / in·spir·ing
Hecelenişi: in·spire
Okunuşu: /ɪn’spʌɪə /
568convincef. ikna etmek, inandırmak.Ekler: con·vinc·es / con·vinced / con·vinc·ing
Hecelenişi: con·vince
Okunuşu: /kən’vɪns /
569mumblef. lakırdıyı gevelemek, mırıldanmak;
i. anlaşılmaz söz veya ses, mırıltı.
Ekler: mum·bles / mum·bled / mum·bling / mum·blers / mumblings
Hecelenişi: mum·ble
Okunuşu: /mʌmb(ə)l /
570jurisdictioni. ,huk. yargılama hakkı, hâkimin yargılama dairesi;
salahiyet, yetki;
hükümet, hükümetin nüfuz dairesi.
Ekler: ju·ris·dic·tions
Hecelenişi: ju·ris·dic·tion
Okunuşu: /ˌdʒʊərɪs’dɪkʃ(ə)n /
571blasphemef. küfretmek, sövüp saymak, okumak.Ekler: blas·phemes / blas·phemed / blas·phem·ing / blas·phem·ers
Hecelenişi: blas·pheme
Okunuşu: /blas’fiːm /
572incurables. iyi olmaz, şifa bulmaz, devasız, düzelmez;
i. iyi olmaz hasta.
Hecelenişi: in·cur·able
Okunuşu: /ɪn’kjʊərəb(ə)l /
573vigouri. kuvvet, dinçlik, gayret, enerji.Okunuşu: /vɪgə /
574tardys. yavaş hareket eden;
geç kalan veya gelen, geciken.
Ekler: tar·di·er / tar·di·est
Hecelenişi: tar·dy
Okunuşu: /tɑːdi /
575raidi. akın, yağma, çapul, hücum;
polis ve gümrük memurlan baskını;
f. akın etmek, baskın yapmak.
Ekler: raids
Hecelenişi: raid
Okunuşu: /reɪd /
576refutef. yalanlamak, delillerle çürütmek.Ekler: re·futes / re·fut·ed / re·fut·ing / ref·u·ta·tions
Hecelenişi: re·fute
Okunuşu: /rɪ’fjuːt /
577influencei. nüfuz, baskı, tesir, etki, hüküm;
sözü geçen kimse, tesir eden kimse veya şey;
argo. piston;
f. tesir etmek, sözünü geçirmek;
müessir olmak.
Ekler: in·flu·encenc·es
Hecelenişi: in·flu·ence
Okunuşu: /ɪnflʊəns /
578jacki. , oto. kriko;
adam, köylü;
gemici;
ağır yükleri yerinden kaldırmaya özgü makina, bocurgat makinası;
iskambil bacak, vale;
bazı oyunlarda top;
argo. para;
elek. priz;
den. cıvadra sancağı, demir sancağı;
ingiliz veya Amerikan bayraklarının üst köşesinde bulunan dikdörtgen kısımdan ibaret sancak;
erkek hayvan (eşek, tavşan);
eskiden kullanılan bir zırhlı ceket;
beş taş oyunu.
Ekler: jacks
Hecelenişi: jack
Okunuşu: /dʒak /
579executivei. idareci, yetkili şâhıs;
s. idareci durumunda olan, yetki sahibi, icra salâhiyeti olan, kanunları yapan.
Ekler: ex·ec·u·tives
Hecelenişi: ex·ec·u·tive
Okunuşu: /ɪg’zɛkjʊtɪv /
580perceivef. anlamak, idrak etmek, farkına varmak, sezmek, görmek.Ekler: per·ceives / per·ceived / per·ceiv·ing
Hecelenişi: per·ceive
Okunuşu: /pə’siːv /
581herringi. ringa, zool. Clupea harengus.Ekler: herring / herrings
Hecelenişi: her·ring
Okunuşu: /hɛrɪŋ /
582refundf. alınmış parayı geri vermek, ödemek;
tekrar para vermek;
i. ödeme, ödenen meblâğ.
Ekler: re·funds / re·fund·ed / re·fund·ing
Hecelenişi: re·fund
Okunuşu: /rɪ’fʌnd /
583faunai. bir memlekete veya bir jeoloji devrîne ait hayvanların topu;
bu hayvanlar hakkında yazılmış eser.
Ekler: fau·nas / fau·nae
Hecelenişi: fau·na
Okunuşu: /fɔːnə /
584follyi. delilik, divanelik, ahmaklık, budalalık.Ekler: fol·lies
Hecelenişi: fol·ly
Okunuşu: /fɒli /
585nuisancei. sıkıcı şey veya kimse;
sıkıntı, dert, bela;
huk. başkalarına zarar veya sıkıntı veren şey.
Ekler: nui·sanc·es
Hecelenişi: nui·sance
Okunuşu: /njuːs(ə)ns /
586wrestlef. güreşmek, güreş etmek;
uğraşmak, çabalamak;
dağlamak için hayvanı yere yatırmak;
i. güreş, mücadele.
Ekler: wres·tles / wres·tled / wres·tling
Hecelenişi: wres·tle
Okunuşu: /rɛs(ə)l /
587pesti. baş belâsı;
sıkıcı şey veya kimse;
zararlı şey veya kimse;
veba, taun.
Ekler: pests
Hecelenişi: pest
Okunuşu: /pɛst /
588cavityi. oyuk;
anat. kavite, boşluk;
(dişçi). çürük, oyuk.
Ekler: cav·i·ties
Hecelenişi: cav·i·ty
Okunuşu: /kavɪti /
589residef. oturmak, ikamet etmek, sakin olmak, mukim olmak.Ekler: re·sides / re·sid·ed / re·sid·ing
Hecelenişi: re·side
Okunuşu: /rɪ’zʌɪd /
590unanimouss. aynı fikirde;
uyuşmuş olan, bağlaşık.
Hecelenişi: unan·i·mous
Okunuşu: /juː’nanɪməs /
591harbingeri. haberci, müjdeci.Ekler: har·bin·gers
Hecelenişi: har·bin·ger
Okunuşu: /hɑːbɪn(d)ʒə /
592detrimenti. zarar, ziyan, hasar.Hecelenişi: det·ri·ment
Okunuşu: /dɛtrɪm(ə)nt /
593creditables. şeref kazandıran, beğenilir, takdir edilir, övülmeye değer.Hecelenişi: cred·it·able
Okunuşu: /krɛdɪtəb(ə)l /
594explorationi. keşif, araştırma, inceleme.Ekler: ex·plo·ra·tions
Hecelenişi: ex·plo·ra·tion
Okunuşu: /ɛksplə’reɪʃ(ə)n /
595hermiti. münzevi kimse, insanlardan uzak yaşamayı arzulayan kimse;
pekmezli bir kurabiye.
Ekler: her·mits
Hecelenişi: her·mit
Okunuşu: /həːmɪt /
596illustratef. tanmlamak, tasvir et mek;
anlatmak, izah etmek, tarif etmek;
resim ile süslemek.
Ekler: il·lus·trates / il·lus·trat·ed / il·lus·trat·ing / il·lus·tra·tors
Hecelenişi: il·lus·trate
Okunuşu: /ɪləstreɪt /
597vermini. zararlı ve iğrenç küçük hayvan;
haşarat;
iğrenç mahluk;
ayaktakımı;
muzır adam, mikrop.
Hecelenişi: ver·min
Okunuşu: /vəːmɪn /
598excusef. affetmek, mazur görmek, göz yummak, kusura bakmamak;
suçsuz çıkarmak, haklı çıkarmak;

i. özür, mazeret, bahane, sebep;
özür dileme;
izin verme, izin, hâk verme.
Ekler: ex·cus·es / ex·cused / ex·cus·ing
Hecelenişi: ex·cuse
Okunuşu: /ɪk’skjuːz /
599maelstromi. Norveç’in batı kıyısna yakın ünlü girdap;
k.h. girdap;
tehlikeli ve karşı konulmaz güç.
Ekler: mael·stroms
Hecelenişi: mael·strom
Okunuşu: /meɪlstrəm /
600erasef. silmek, bozmak, kazımak;
A.b.d.,argo. öldürmek.
Ekler: eras·es / erased / eras·ing
Hecelenişi: erase
Okunuşu: /ɪ’reɪz /
601reliefi. iç rahatlaması, ferahlama;
kurtarma;
yardım, bağış;
imdat;
çare, ilâç, derde derman;
teselli;
nöbetten çıkma, birisinin nöbet veya vazifesinin başkası tarafından alınması;
nöbeti devralan kimse;
heyk. kabartma, rölyef;
güz.san. tecessüm ettirilmiş gibi görünen resim;
arazinin gösterdiği kabarıklık, rölöve.
Ekler: re·liefs
Hecelenişi: re·lief
Okunuşu: /rɪ’liːf /
602blunts. ,f. kör, keskin olmayan (bıçak, makas);
lafını sakınmayan, açık konuşan, pervasız;
anlayışı kıt, gabi;
hissiz, duygusuz;
f. körletmek, önünü almak, kesmek (iştah, kuvvet).
Ekler: blunt·er / blunt·est
Hecelenişi: blunt
Okunuşu: /blʌnt /
603brutalityi. vahşilik.Ekler: bru·tal·i·ties
Hecelenişi: bru·tal·i·ty
Okunuşu: /brʊ’talɪti /
604hazardouss. tehlikeli, rizikolu;
şansa bağlı.
Hecelenişi: haz·ard·ous
Okunuşu: /hazədəs /
605graduatef. diploma vermek;
diploma almak, mezun olmak;
derecelere ayırmak;
derecelere aynlmak;
tedricen değişmek.
i. mezun kimse, diplomalı kimse;
dereceli sıvı öiçeği;
s. mezunlara ait;
dereceleri olan.
Ekler: grad·u·ates / grad·u·at·ed / grad·u·at·ing
Hecelenişi: grad·u·ate
Okunuşu: /gradʒʊət /
606homesicks. vatan veya ev hasreti çeken.Hecelenişi: home·sick
Okunuşu: /həʊmsɪk /
607heresyi. dince kabul olunmuş inançlara aykırı düşünce, dalalet;
hakim olan felsefi veya siyasi doktrinlere karşı gelen düşünce.
Ekler: her·e·sies
Hecelenişi: her·e·sy
Okunuşu: /hɛrɪsi /
608undertonei. alçak ses tonu, fısıltı;
donuk veya mat renk;
ima edilen fikir.
Ekler: un·der·tones
Hecelenişi: un·der·tone
Okunuşu: /ʌndətəʊn /
609stubborns. inatçı, direngen, serkeş, dik başlı;
sebatkâr, azimli;
sert, çetin, müşkül.
Hecelenişi: stub·born
Okunuşu: /stʌbən /
610haphazardlyrasgele;
veresiye
611gorgeouss. muhteşem, harikulade, parlak, debdebeli, göz kamaştırıcı.Hecelenişi: gor·geous
Okunuşu: /gɔːdʒəs /
612mottoi. düstur, vecize;
yazıt.
Ekler: mot·toes / mot·tos
Hecelenişi: mot·to
Okunuşu: /mɒtəʊ /
613gratitudei. şükran, minnettarlık, kadir bilme.Hecelenişi: grat·i·tude
Okunuşu: /gratɪtjuːd /
614pertinents. alâkalı, ilgili;
uygun, muvafık.
Hecelenişi: per·ti·nent
Okunuşu: /pəːtɪnənt /
615thresholdi. kapı eşiği, eşik;
girecek yer;
başlangıç;
psik. şuur eşiği.
Ekler: thresh·olds
Hecelenişi: thresh·old
Okunuşu: /θrɛʃəʊld /
616burglari. ev soyan hırsız.Ekler: bur·glars
Hecelenişi: bur·glar
Okunuşu: /bəːglə /
617delinquencyi. kabahat, kusur, hata;
ihmalcilik.
Ekler: de·lin·quen·cies
Hecelenişi: de·lin·quen·cy
Okunuşu: /dɪ’lɪŋkw(ə)nsi /
618electoratei. oy verme hakkına sahip kimseler, seçmenler.Ekler: elec·tor·ates
Hecelenişi: elec·tor·ate
Okunuşu: /ɪ’lɛkt(ə)rət /
619foggys. sisli, dumanlı;
bulutlu, bulanık.
Ekler: fog·gi·er / fog·gi·est
Hecelenişi: fog·gy
Okunuşu: /fɒgi /
620mistys. sisli, dumanlı;
bulanık.
Ekler: mist·i·er / mist·i·est
Hecelenişi: misty
Okunuşu: /mɪsti /
621intentioni. maksat, niyet, murat, meram;
mana;
kasıt;
evlenme niyeti;
tıb. yaranın kapanma tarzı.
Ekler: in·ten·tions
Hecelenişi: in·ten·tion
Okunuşu: /ɪn’tɛnʃ(ə)n /
622rehearsef. bir piyesi prova etmek;
alıştlrmak (aktör);
nakletmek, hikâye etmek;
ezberden okumak, inşat etmek;
tekrarlamak.
Ekler: re·hears·es / re·hearsed / re·hears·ing
Hecelenişi: re·hearse
Okunuşu: /rɪ’həːs /
623partneri. ortak, şerik, arkadaş;
karı veya koca;
eş;
dans arkadaşı;
f. ortak etmek veya olmak;
ortağı gibi davranmak.
Ekler: part·ners
Hecelenişi: part·ner
Okunuşu: /pɑːtnə /
624wondrouss. ,z. , şaşılacak, acayip, harikulade;
z. şaşılacak şekilde.
Hecelenişi: won·drous
Okunuşu: /wʌndrəs /
625joyi. sevinç, keyif, haz, memnuniyet, neşe.Ekler: joys
Hecelenişi: joy
Okunuşu: /dʒɔɪ /
626palliatef. hafifletmek (hastalık, zorluk), teskin etmek, yatıştırmak;
(kaba hat veya hakareti) mazur göstermek.
Ekler: pal·li·ates / pal·li·at·ed / pal·li·at·ing
Hecelenişi: pal·li·ate
Okunuşu: /palɪeɪt /
627radiusi. yarıçap;
anat. radyus, önkol kemiği, döner kemik, dal kemik;
yarıçap ile ölçülen daire ölçümü.
Ekler: ra·dii
Hecelenişi: ra·di·us
Okunuşu: /reɪdɪəs /
628observatoryi. rasathane;
etrafın manzarasını seyretmek için yapılmış kule.
Ekler: ob·ser·va·to·ries
Hecelenişi: ob·ser·va·to·ry
Okunuşu: /əb’zəːvət(ə)ri /
629urbans. şehre ait, şehirde bulunan.Hecelenişi: ur·ban
Okunuşu: /əːb(ə)n /
630zeali. heves, gayret;
hararet;
coşkunluk.
Hecelenişi: zeal
Okunuşu: /ziːl /
631judiciouss. akıllı, tedbirli, iyi düşünebilen;
sağgörülü;
mantık ve muhakeme ile yapılmış.
Hecelenişi: ju·di·cious
Okunuşu: /dʒʊ’dɪʃəs /
632presumef. farzetmek, tahmin etmek;
ihtimal vermek;
haddini aşmak, cüret etmek, cesaret etmek.
Ekler: pre·sumes / pre·sumed / pre·sum·ing
Hecelenişi: pre·sume
Okunuşu: /prɪ’zjuːm /
633overts. açık olarak yapılan, açıktan açığa olan;
huk. kasten yapılan.
Hecelenişi: overt
Okunuşu: /əʊ’vəːt /
634attemptf. kalkışmak, yeltenmek , teşebbüş etmek;
çalışmak, gayret etmek, denemek, tecrübe etmek;
hayatına kastetmek, suikast teşebbüsünde bulunmak;
i. teşebbüs, yeltenme, kalkışma;
deneme, tecrübe
Ekler: at·tempts / at·tempt·ed / at·tempt·ing
Hecelenişi: at·tempt
Okunuşu: /ə’tɛm(p)t /
635yachti. yat, gezinti gemisi;
f. yat ile gezintiye çıkmak veya yarış etmek.
Ekler: yachts
Hecelenişi: yacht
Okunuşu: /jɒt /
636bigamyi. iki kişiyle evli olma.Ekler: big·a·mists
Hecelenişi: big·a·my
Okunuşu: /bɪgəmi /
637wringf. burup sıkmak;
burmak, bükmek;
ellerini oğuşturmak;
zorla söküp çıkarmak veya almak;
çarpıtmak;
çok üzmek, incitmek, canını acıtmak;
zora getirmek, sıkıştırmak;
i. buruş, sıkmak.
Ekler: wrings / wrung / wring·ing
Hecelenişi: wring
Okunuşu: /rɪŋ /
638bestials. hayvan gibi, hayvana ait;
vahşi;
kaba.
Hecelenişi: bes·tial
Okunuşu: /bɛstɪəl /
639relentlesss. yumuşamak bilmez, şefkatsiz, amansız.Hecelenişi: re·lent·less
Okunuşu: /rɪ’lɛntlɪs /
640engravef. hakketmek, kazmak, kalemle işlemek, kabartma işi yapmak.Ekler: en·graves / en·graved / en·grav·ing / en·grav·ers
Hecelenişi: en·grave
Okunuşu: /ɪn’greɪv /
641bullyi. kabadayı, kendinden küçükleri ezen kimse, zorba kimse;
f. zorbalık etmek, kabadayılık etmek.
i. konserve sığır eti.
s. , ünlem,k.dili iyi, güzel, ala, mükemmel;
ünlem Bravo ! Aferin !
Ekler: bul·lies
Hecelenişi: bul·ly
Okunuşu: /bʊli /
642flipf. başparmakla havaya fırlatmak (para atarak oynanan kumarda olduğu gibi);
fiske vurmak;
darılmak, kırılmak;
i. fiske, hafif vuruş;
alkollü bir çeşit içki;
s. ,k.dili arsız, küstah.
Ekler: flips / flipped / flip·ping
Hecelenişi: flip
Okunuşu: /flɪp /
643outputi. randıman, verim;
elektrik enerjisi.
Ekler: out·puts
Hecelenişi: out·put
Okunuşu: /aʊtpʊt /
644aviationi. havacılık, tayyarecilik;
uçuş.
Hecelenişi: avi·a·tion
Okunuşu: /eɪvɪ’eɪʃ(ə)n /
645discreets. tedbirli, ihtiyatlı, akıllı, basiretli.Hecelenişi: dis·creet
Okunuşu: /dɪ’skriːt /
646conciliatef. gönlünü almak;
uzlaştırmak, yatıştırmak, aralarını bulmak;
teveccüh kazanmak.
Ekler: con·cil·i·ates / con·cil·i·at·ed / con·cil·i·at·ing / con·cil·i·a·tors
Hecelenişi: con·cil·i·ate
Okunuşu: /kən’sɪlɪeɪt /
647mongreli. ,s. melez köpek veya başka hayvan;
s. melez, karışık soylu;
katışık.
Ekler: mon·grels
Hecelenişi: mon·grel
Okunuşu: /mʌŋgr(ə)l /
648customi. gelenek, adet;
alışkanlık, itiyat;
müşterilik, alışveriş;
. gelenekler, adap;
. gümrük, gümrük resmi;
s. ısmarlama, ısmarlama yapılmış;
ısmarlama üzerine çalışan (esnaf).
Ekler: cus·toms
Hecelenişi: cus·tom
Okunuşu: /kʌstəm /
649hidef. saklamak, gizlemek, ketmetmek, örtbas etmek;
saklanmak;
gizlenmek.
i. hayvan derisi, post;
k.dili insan derisi, cilt;
f. , k.dili dayak atmak.
Ekler: hides / hid / hid·den / hid / hid·ing
Hecelenişi: hide
Okunuşu: /hʌɪd /
650affluents. bol akan;
bol, mebzul;
zengin.
Hecelenişi: af·flu·ent
Okunuşu: /aflʊənt /
651miscellaneouss. muhtelif, çeşitli, karışık, çok yönlü.Hecelenişi: mis·cel·la·neous
Okunuşu: /ˌmɪsə’leɪnɪəs /
652glacieri. buzul.Ekler: gla·ciers
Hecelenişi: gla·cier
Okunuşu: /glasɪə /
653sewagei. Iağım pisliği.Hecelenişi: sew·age
Okunuşu: /suːɪdʒ /
654moralei. maneviyat, manevi güç, moral;
ahlak.
Hecelenişi: mo·rale
Okunuşu: /mə’rɑːl /
655laconics. muhtasar, kısa ve manalı, az ve öz, özlü, veciz;
vecizeli söz söyleyen.
Hecelenişi: la·con·ic
Okunuşu: /lə’kɒnɪk /
656sufficients. kâfi, yeterli;
elverişli, uygun, münasip.
Ekler: suf·fi·cien·cies
Hecelenişi: suf·fi·cient
Okunuşu: /sə’fɪʃ(ə)nt /
657fairi. pazar, panayır, fuar, sergi.
s. güzel;
hoş, zarif, istenir;
saf, temiz, pak;
dürüst, haklı, doğru, adil, mubah;
sarışın, kumral;
orta, vasat, şöyle böyle;
uygun, muvafık, müsait;
iyi, açık (hava);
uğurlu;
okunaklı, açık.
z. iyi, yolunda, dürüstçe, tam.
Ekler: fair·er / fair·est
Hecelenişi: fair
Okunuşu: /fɛː /
658prolifics. doğurgan;
mahsuldar, bereketli;
verimli, semereli.
Hecelenişi: pro·lif·ic
Okunuşu: /prə’lɪfɪk /
659morni. , siir sabah.Ekler: morns
Hecelenişi: morn
Okunuşu: /mɔːn /
660knitf. örmek;
sıkı sıkıya bağlamak, birleştirmek;
çatmak (kaşları);
birbirine düğümlemek;
birbirine yapışmak;
kaynaşmak, kaynamak (kemik).
Ekler: knits / knit / knit·ted / knit·ting / knit·ters
Hecelenişi: knit
Okunuşu: /nɪt /
661swellingabartılı;
kabarık;
kabarma;
kabartı;
şiş;
şişkinlik;
şişlik;
şişme;
yükselme
662dimensioni. ölçüde esas olan uzunluk, genişlik ve derinlik birimlerinin her biri, boyut, buut, çap . boyutlar, ebat;
oylum, hacim;
genişlik;
ölçü, ölçüsü alınan şeyler;
mat. bir terimi belirleyen faktör, boyut.
Ekler: di·men·sions
Hecelenişi: di·men·sion
Okunuşu: /dɪ’mɛnʃ(ə)n /
663tauntf. alay etmek, sataşmak;
azarlamak;
i. alay;
iğneli söz;
meydan okuma.
Ekler: taunts / taunt·ed / taunt·ing / taunts / taunt·ers
Hecelenişi: taunt
Okunuşu: /tɔːnt /
664annexf. ilhak etmek, ilâve etmek, eklemek.
i. ilâve;
ek bina, müştemilat.
Ekler: an·nex·es / an·nexed / an·nex·ing / an·nex·a·tions
Hecelenişi: an·nex
Okunuşu: /ə’nɛks /
665hazardi. baht, şans, tehlike, riziko;
tenis kortunun servis atılan tarafı;
eski bir çeşit zar oyunu;
bilardo oyununda bir vuruş;
golf oyununda mânia;
f. tehlikeye atmak, şansa bırakmak;
cüret göstermek.
Ekler: haz·ards
Hecelenişi: haz·ard
Okunuşu: /hazəd /
666altruismi. diğerkâmlık, başkalarını düşünme, fedakârlık.Hecelenişi: al·tru·ism
Okunuşu: /altrʊɪz(ə)m /
667frankf. postada ücretsiz gitmesi için mektubun üzerine imza atmak, (mektup, telgraf) parasız göndermek;
muaf tutmak, istisna etmek;
i. (mektup) posta ile parasız gönderme hakkı;
ücretsiz gitmesi için mektupların üstüne atılan imza;
ücretsiz giden mektup.
i. ortaçağda Cermen kavimlerinden birine mensup kimse, Frank;
Avrupalı, Frenk.
i. , k.dili sosis.
s. açık sözlü, serbest, samimi, içi dışı bir;
açık, aşikâr.
Ekler: frank·er / frank·est
Hecelenişi: frank
Okunuşu: /fraŋk /
668occasionals. ara sıra meydana gelen, fırsat düştükçe yapılan;
belirli bir fırsat dolayısıyle yapılan.
Hecelenişi: oc·ca·sion·al
Okunuşu: /ə’keɪʒ(ə)n(ə)l /
669rescuef. kurtarmak, imdadına yetişip kurtarmak;
i. kurtuluş;
kurtarış, imdadına yetişme.
Ekler: res·cues / res·cued / res·cu·ing / res·cu·ers
Hecelenişi: res·cue
Okunuşu: /rɛskjuː /
670mammali. memeliler sınıfından hayvan.Ekler: mam·mals
Hecelenişi: mam·mal
Okunuşu: /mam(ə)l /
671erodef. kemirmek, yemek;
jeol. aşındırmak.
Ekler: erodes / erod·ed / erod·ing
Hecelenişi: erode
Okunuşu: /ɪ’rəʊd /
672wisdomi. akıl, akıllılık;
ilim, irfan;
bilgelik, hikmet, dirayet;
bilgece söz.
Hecelenişi: wis·dom
Okunuşu: /wɪzdəm /
673maimf. sakat etmek, sakatlamak.Ekler: maims / maimed / maim·ing
Hecelenişi: maim
Okunuşu: /meɪm /
674sagai. (eski) iskandinav hikâye veya masalı;
destan.
Ekler: sa·gas
Hecelenişi: sa·ga
Okunuşu: /sɑːgə /
675reunioni. tekrar kavuşma, yine birleşme;
yeniden bir araya gelme.
Ekler: re·unions
Hecelenişi: re·union
Okunuşu: /riː’juːnjən /
676blasti. ani esen rüzgâr, şiddetli rüzgâr;
düdük sesi;
yaprakların soğuk veya rüzgârdan kavrulması, yanma;
patlama, infilâk;
argo. gürültülü eğlenti;
argo. uyuşturucu maddenin kuvvetli etkisi;
f. tahrip etmek, yıkmak;
yakmak, kavurmak, mahvetmek.
Ekler: blasts
Hecelenişi: blast
Okunuşu: /blɑːst /
677missioni. memuriyet veya vazife ile bir yere gönderilen kimseler;
misyon, memuriyet, vazife, görev, hizmet;
misyoner heyeti;
misyonerlerin faaliyet sahası: A.b.d. sefarethane, elçilik;
kilisede yapılan özel toplantı veya vaiz serisi;
imaret, fakirlere yardım evi;
en büyük arzu, hedef, amaç;
aşk uçuş.
Ekler: mis·sions
Hecelenişi: mis·sion
Okunuşu: /mɪʃ(ə)n /
678disrespecti. hürmetsizlik, saygısızlık, adam yerine koymayış, kabalık;
f. hürmet etmemek, saymamak.
Hecelenişi: dis·re·spect
Okunuşu: /dɪsrɪ’spɛkt /
679debiti. zimmet, borç;
f. zimmet kaydetmek;
birinin zimmetine kaydetmek.
Ekler: deb·its
Hecelenişi: deb·it
Okunuşu: /dɛbɪt /
680novicei. bir işe yeni başlayan kimse;
çırak;
rahip veya rahibe adayı;
kiliseye yeni giren kimse.
Ekler: nov·ic·es
681sauceri. çay bardağının tabağı, fincan tabağı.Ekler: sau·cers
Hecelenişi: sau·cer
Okunuşu: /sɔːsə /
682religioni. din, iman;
diyanet, din duygusu, dindarlık.
Ekler: re·li·gions
Hecelenişi: re·li·gion
Okunuşu: /rɪ’lɪdʒ(ə)n /
683thriftys. idareli, tutumlu;
verimli, gür, kuvvetli büyüyen.
Ekler: thrift·i·er / thrift·i·est
Hecelenişi: thrifty
Okunuşu: /θrɪfti /
684call uphatırlamak;
askeri vazifeye çağırmak;
telefon etmek.
Ekler: calls up / called up / call·ing up
Okunuşu: /kɔːl ʌp /
685undressf. ,s. ,i. elbiselerini çıkarmak, soymak;
bağlarını çıkarmak, bağlarını açmak (yara);
soyunmak;
s. resmi olmayan;
i. sivil elbise, iş elbisesi;
çıplaklık.
Ekler: un·dress·es / un·dressed / un·dress·ing
Hecelenişi: un·dress
Okunuşu: /ʌn’drɛs /
686bonanzabolluk;
refah;
verimli;
zengin
687trusti. itimat, güven, emniyet;
tevekkül;
ümit;
güvenilen şahıs veya şey;
emanet;
kredi;
mutemetlik;
tröst;
f. güvenmek itimat etmek emniyet etmek: güvenerek vermek, teslim etmek, emanet etmek: inanmak: tevekkül etmek;
kredi vermek.
Ekler: trusts
Hecelenişi: trust
Okunuşu: /trʌst /
688survivef. baki kalmak, başkasından fazla yaşamak, daha uzun ömrü olmak.Ekler: sur·vives / sur·vived / sur·viv·ing
Hecelenişi: sur·vive
Okunuşu: /sə’vʌɪv /
689juncturei. bitişme, bağlantı, irtibat;
oynak yeri, mafsal;
dikiş yeri;
nazik zaman, mühim an;
aralık, vakit, zaman.
Ekler: junc·tures
Hecelenişi: junc·ture
Okunuşu: /dʒʌŋ(k)tʃə /
690lingerf. ayrılamamak, gitmemek;
gecikmek;
gitme vaktini uzatmak;
oyalanmak;
kolayca ölmemek, uzun zaman can çekişmek;
kolay kolay geçmemek;
yavaş yavaş gitmek.
Ekler: lin·gers / lin·gered / lin·ger·ing / lin·ger·ers
Hecelenişi: lin·ger
Okunuşu: /lɪŋgə /
691administrateyönetmek
692blendf. karıştırmak, harman yapmak;
harman olmak, karışmak, uymak;
i. harman, karışım;
dilb. yakın anlamlı iki ayrı kelimenin kaynaşmasından meydana gelen kelime.
Ekler: blends / blend·ed / blend·ing
Hecelenişi: blend
Okunuşu: /blɛnd /
693smoothf. düzeltmek, düzleştirmek;
kolaylaştırmak;
tatlılaştırmak (ses);
yatıştırmak, teskin etmek;
tesviye etmek, düzlemek;
kolaylaşmak;
i. düzeltme, düzleştirme;
düz şey veya yer.
s. düz, pürtüksüz, müstevi, pürüzsüz, düzgün;
perdahlı;
engelsiz;
kolay;
hoş, yumuşak, mülâyim;
sakin, telâşsız;
akıcı, kaygan;
yağcılık eden;
tüysüz, kılsız;
tatlı, sert olmayan (içki);
sürtünmeyen;
aşınmış.
Ekler: smooth·er / smooth·est
Hecelenişi: smooth
Okunuşu: /smuːð /
694disgusti. nefret, istikrah, iğrenme, tiksinme;
bezginlik, bıkkınlık;
f. iğrendirmek, nefret ettirmek, tiksindirmek;
bezdirmek bıktırmak;
kusturmak.
Hecelenişi: dis·gust
Okunuşu: /dɪs’gʌst /
695vagabonds. serseri, avare, derbeder (kimse).Ekler: vag·a·bonds
Hecelenişi: vag·a·bond
Okunuşu: /vagəbɒnd /
696advocatef. savunmak, müdafaa etmek, sahip çıkmak, korumak.
i. savunan kimse, müdafi kimse, taraftar.
Ekler: ad·vo·cates
Hecelenişi: ad·vo·cate
Okunuşu: /advəkət /
697landlockeds. kara ile kuşatılmış.Hecelenişi: land·locked
Okunuşu: /landlɒkt /
698clarifyf. aydınlatmak, açıklamak, tasfiye etmek;
aydınlanmak, açılmak, izah edilmek.
Ekler: clar·i·fies / clar·i·fied / clar·i·fy·ing / clar·i·fi·ca·tions / clar·i·fi·ers
Hecelenişi: clar·i·fy
Okunuşu: /klarɪfʌɪ /
699candids. samimi, içten;
tarafsız;
dürüst, riyasız.
Hecelenişi: can·did
Okunuşu: /kandɪd /
700hardenf. sertleştirmek, katılaştırmak, pekiştirmek;
kuvvetlendirmek;
sertleşmek, katılaşmak, pekişmek;
kuvvetlenmek;
donmak (çimento).
Ekler: hard·ens / hard·ened / hard·en·ing / hard·en·ers
Hecelenişi: hard·en
Okunuşu: /hɑːd(ə)n /
701scorchf. kavurmak, ateşe tutmak, hafifçe yakıp sızlatmak;
acı tenkitlerle incitmek;
yanmak, kavrulmak;
k.dili otomobil veya bisikletle hızlı gitmek;

i. hafif yanık;
yanık izi.
Ekler: scorch·es / scorched / scorch·ing
Hecelenişi: scorch
Okunuşu: /skɔːtʃ /
702lovesicks. aşk hastası, sevdalı.Hecelenişi: love·sick
Okunuşu: /lʌvsɪk /
703realmi. üike;
krallık;
memleket;
diyar;
zool. bölge.
Ekler: realms
Hecelenişi: realm
Okunuşu: /rɛlm /
704encounterf. i. karşı karşıya gel mek;
çarpışmak;
karşılamak;
rast gelmek;
i. karşılaşma, rast gelme, tesadüf;
dövüş.
Ekler: en·coun·ters / en·coun·tered / en·coun·ter·ing
Hecelenişi: en·coun·ter
Okunuşu: /ɪn’kaʊntə /
705colossals. muazzam, kocaman, çok büyük.Hecelenişi: co·los·sal
Okunuşu: /kə’lɒs(ə)l /
706tightenf. sıkıştırmak;
sıkışmak;
gerginleşmek.
Ekler: tight·ens / tight·ened / tight·en·ing
Hecelenişi: tight·en
Okunuşu: /tʌɪt(ə)n /
707mindfuls. düşünceli, unutmaz, hatırlar.Hecelenişi: mind·ful
Okunuşu: /mʌɪn(d)fʊl /
708narrows. dar, ensiz;
sınırlı;
dar düşünceli, dar fikirli;
darlık içinde;
cüzi, az;
sıkı, dikkatli;
, leh. hasis, tamahkar, cimri;
i. dar geçit, dar boğaz;
f. daraltmak, eninden almak;
sınırlamak;
kısmak;
daralmak, çekmek, ensizleşmek.
Ekler: nar·row·er / nar·row·est
Hecelenişi: nar·row
Okunuşu: /narəʊ /
709heterogeneouss. kısımları veya içindeki fertler birbirinden farklı, hep aynı cins olmayan (grup, toplum);
ayrı cinsten, heterogen.
Hecelenişi: het·er·o·ge·neous
Okunuşu: /ˌhɛt(ə)rə(ʊ)’dʒiːnɪəs /
710breezei. hafif rüzgâr, esinti, meltem;
,k.dili münakaşa, huzur bozucu bir şey;
f. ,k.dili coşarak gitmek, kolayca bitirmek.
i. , kok ve mangal kömürü artığı kul ve kömür parçaları.
i. atsineği.
Ekler: breez·es
Hecelenişi: breeze
Okunuşu: /briːz /
711idiocyi. ahmaklık, bönlük, dimağ zaylflığı;
delilik.
Ekler: id·i·o·cies
Hecelenişi: id·i·o·cy
Okunuşu: /ɪdɪəsi /
712vains. kibirli, gururlu, kendini beğenmiş, mağrur;
gösterişçi;
boş, beyhude, nafile;
kıymetsiz, verimsiz, değersiz;
hükümsüz, faydasız, manasız.
Ekler: vain·er / vain·est
Hecelenişi: vain
Okunuşu: /veɪn /
713gleefuls. şen, neşeli.Okunuşu: /gliːfʊl /
714yearlings. bir yıllık;
i. bir yaşında hayvan yavrusu.
Ekler: year·lings
Hecelenişi: year·ling
Okunuşu: /jɪəlɪŋ /
715hijackinghırsızlık;
korsanlık
716residuei. kalan şey, artık, fazla şey;
huk. ölmüş kimsenin bütün borçları ve vasiyetleri ödendikten sonra geriye kalan tereke.
Ekler: res·i·dues
Hecelenişi: res·i·due
Okunuşu: /rɛzɪdjuː /
717sculpturei. heykel, heykeller;
heykelcilik, heykeltıraşlık;
oyma, oyma işi;
f. oymak, kalemle hakketmek;
su kuvvetiyle şeklini değiştirmek.
Ekler: sculp·tures
Hecelenişi: sculp·ture
Okunuşu: /skʌlptʃə /
718vicariouslyz. başkası hesabına, vekaleten.
719eari. kulak, işitme duyusu;
müziğin inceliklerini sezebilme yeteneği;
testi kulpu gibi kulak şeklinde olan herhangi bir şey;
dikkat, kulak verme.
i. Başak;
f. başaklanmak, Başak bağlamak, başak tutmak. in the ear kabuklu.
Ekler: ears
Hecelenişi: ear
Okunuşu: /ɪə /
720calamityi. belâ, felâket, afet.Ekler: ca·lam·i·ties
Hecelenişi: ca·lam·i·ty
Okunuşu: /kə’lamɪti /
721inflammables. ateş alır, tutuşur, parlar;
kolay kızdırılır (madde).
Hecelenişi: in·flam·ma·ble
Okunuşu: /ɪn’flaməb(ə)l /
722assuref. temin etmek , temin edici söz söylemek;
ikna etmek;
söz vermek;
sigorta etmek.
Ekler: as·sures / as·sured / as·sur·ing
Hecelenişi: as·sure
Okunuşu: /ə’ʃʊə /
723uneasys. huzursuz, rahatsız, üzgün;
gergin, tutuk;
endişe eden.
Hecelenişi: un·easy
Okunuşu: /ʌn’iːzi /
724partingi. ayrılma;
veda etme;
ayrılma yeri;
ayıran sey, bölünme çizgisi;
(eski) ölüm;
s. ayrılırken yapılan;
ayıran;
bölen.
Ekler: part·ings
Hecelenişi: part·ing
Okunuşu: /pɑːtɪŋ /
725emitf. dışarı vermek, çıkarmak, ihraç etmek, fıskırtmak, atmak;
yaymak, yayımlamak, neşretmek;
ifade etmek, söylemek (fikir, düşünce).
emitor.
Ekler: emits / emit·ted / emit·ting
Hecelenişi: emit
Okunuşu: /ɪ’mɪt /
726warriori. savaşçı, cenkçi, muharip;
cenk eri, asker.
Ekler: war·rior
Hecelenişi: war·rior
Okunuşu: /wɒrɪə /
727credentialsehliyet;
itimatname;
kimlik kartı;
referans
728visibles. görülür, görünür;
açık, belli.
Hecelenişi: vis·i·ble
Okunuşu: /vɪzɪb(ə)l /
729frivolityi. hoppalık;
saçmalık, manasızlık.
Ekler: fri·vol·i·ties
Hecelenişi: fri·vol·i·ty
Okunuşu: /frɪ’vɒlɪti /
730yieldf. vermek, ödemek;
mahsul vermek;
teslim etmek;
kabul etmek;
teslim olmak;
dayanamayıp baş eğmek;
bel vermek, çökmek;
yol vermek;
i. ürün, mahsul, rekolte, hasılat;
ask. atom bombasının kiloton ile belirtilen patlama kuvveti.
Ekler: yields / yield·ed / yield·ing
Hecelenişi: yield
Okunuşu: /jiːld /
731tracei. iz, eser, nişan: azıcık şey, zerre, az miktar: işaret: kalıntı: ormanda patika: hafif çizgi;
f. izlemek: izini araştırıp bulmak;
ayrıntıları ile tanımlayarak aslını göstermek: çizmek: dikkatle çizmek veya yazmak: şeffaf kağıt üzerinden kopya etmek;
oymak, hakketmek: geçmek.
i. arabanın koşum kayışı;
mak. hareket aktarmak için iki parçayı birleştirip işleten çubuk.
Ekler: trac·es
Hecelenişi: trace
Okunuşu: /treɪs /
732mystifyf. şaşırtmak, hayrete düşürmek;
anlaşılmasını güçleştirmek, esrarlı gibi göstermek.
Ekler: mys·ti·fies / mys·ti·fied / mys·ti·fy·ing
Hecelenişi: mys·ti·fy
Okunuşu: /mɪstɪfʌɪ /
733woei. , ünlem. keder, elem, acı, teessür, üzüntü;
felaket;
ünlem. vah vah! Eyvah!
Ekler: woes
Hecelenişi: woe
Okunuşu: /wəʊ /
734buccaneeri. korsan, deniz eskiyasıEkler: buc·ca·neers
Hecelenişi: buc·ca·neer
Okunuşu: /ˌbʌkə’nɪə /
735lusciouss. pek tatlı, çok lezzetli;
fazla tatlı;
zevki okşayan
Hecelenişi: lus·cious
Okunuşu: /lʌʃəs /
736quitf. bırakmak, geçmek, vaz geçmek;
kesilmek, durmak, dinmek;
gitmek;
terketmek;
k.dili işten ayrılmak;
ödemek;

s. kurtulmuş, serbest;
arı;

i. bırakma, terketme.
Ekler: quits / quit / quit·ted / quit·ting
Hecelenişi: quit
Okunuşu: /kwɪt /
737ignoref. önem vermemek, bilmezlikten gelmek, anlamazlıktan gelmek;
huk. delil yetersizliğinden kabul etmemek
Ekler: ig·nores / ig·nored / ig·nor·ing
Hecelenişi: ig·nore
Okunuşu: /ɪg’nɔː /
738jointf. bitiştirmek, eklemek, raptetmek;
ek veya oynak yeri yapmak;
oynak yerlerinden ayırmak (et).
i. anat.mafsal, eklem, iki kemiğin birleştiği yer, oynak yeri;
ek;
ek yeri;
iki eklem arasındaki kısım;
kasabın kestiği kol veya but gibi et parçası;
bot. nod;
düğüm, boğum;
argo. afyon çekilen veya kumar oynanan kötü ve yasak yer;
argo. esrarlı sigara.
s. birleşmiş, bitişmiş;
müşterek, ortak.
Ekler: joints
Hecelenişi: joint
Okunuşu: /dʒɔɪnt /
739definites. sınırlı, mahdut, belirli, muayyen, kararlaştırılmış, mukarrer;
kesin, kati.
Hecelenişi: def·i·nite
Okunuşu: /dɛfɪnɪt /
740makei. yapılış, yapı, şekil, biçim;
mamulât, marka;
hasılat, randıman, verim;
elek. devrenin kapanması.
yaratmak, yapmak, meydana getirmek, atamak;
anlamak, kazanmak, düzeltmek, mecbur etmek, sağlamak, (yol)almak , ulaşmak, erişmek,elek. (devreyi) kapatmak, argo. cinsel ilişkide bulunmak, kabarmak.
Ekler: makes / made / mak·ing
Hecelenişi: make
Okunuşu: /meɪk /
741knacki. ustallk, marifet, hüner;
ustalıklı iş.
Hecelenişi: knack
Okunuşu: /nak /
742grudgef. isteksizce vermek, istememek, çok görmek;
kıskanmak;
diş bilemek;
i. kin, haset, diş bileme.
Ekler: grudg·es
Hecelenişi: grudge
Okunuşu: /grʌdʒ /
743cooperationi. birlikte çaiışma, işbirliği.Hecelenişi: co·op·er·a·tion
Okunuşu: /kəʊˌɒpə’reɪʃ(ə)n /
744withholdalıkoymak;
elinde tutmak;
esirgemek;
saklamak
745sealeddamgalı;
gizli;
kapalı;
mühürlü;
sıkı
746inevitables. kaçınılamaz, sakınalamaz, çaresiz, menedilemez.Hecelenişi: in·ev·i·ta·ble
Okunuşu: /ɪn’ɛvɪtəb(ə)l /
747exempts. bağışık, muaf, ayrı tutulan, müstesna;
i. muaf olan kimse, mükellef olmayan kimse:f. muaf tutmak, bağışıklık tanımak;
hariç tutmak, istisna etmek.
Hecelenişi: ex·empt
Okunuşu: /ɪg’zɛm(p)t /
748suspendf. geçici olarak durdurmak veya iptal etmek;
tatil etmek;
ertelemek, tehir etmek;
muallâkta bırakmak;
makamından geçici olarak mahrum etmek;
asmak;
okuldan geçici olarak tart etmek.
Ekler: sus·pends / sus·pend·ed / sus·pend·ing
Hecelenişi: sus·pend
Okunuşu: /sə’spɛnd /
749reservationi. yer ayırtma, ayırtılmış yer;
açığa vurmama, fikrinin hepsini söylememe;
hıfız, muhafaza, bilhassa şahsı için saklama;
şüphe;
şart, ihtiraz kaydı;
A.b.d. bilhassa kızılderililer için ayrılmış arazi parçası.
Ekler: res·er·va·tions
Hecelenişi: res·er·va·tion
Okunuşu: /rɛzə’veɪʃ(ə)n /
750competitives. rakip olan;
rekabet ile ilgili;
müsabaka tarzında, yanşma mahiyetinde.
Hecelenişi: com·pet·i·tive
Okunuşu: /kəm’pɛtɪtɪv /
751meditatef. düşünceye dalmak;
düşünmek, niyet etmek, tasarlamak, kurmak.
Ekler: med·i·tates / med·i·tat·ed / med·i·tat·ing
Hecelenişi: med·i·tate
Okunuşu: /mɛdɪteɪt /
752reputationi. ad, şöhret, ün, itibar, şeref.Ekler: rep·u·ta·tions
Hecelenişi: rep·u·ta·tion
Okunuşu: /rɛpjʊ’teɪʃ(ə)n /
753obligationi. mecburiyet, yüküm, zor;
huk. senet, borç;
farz, ödev, yüküm.
Ekler: ob·li·ga·tions
Hecelenişi: ob·li·ga·tion
Okunuşu: /ɒblɪ’geɪʃ(ə)n /
754stanzai. şiir kıtası.Ekler: stan·zas
Hecelenişi: stan·za
Okunuşu: /stanzə /
755lunacyi. delilik, cinnet, akıl hastalığı, divanelik, kaçıklık, ahmaklık, delicesine hareket.Hecelenişi: lu·na·cy
Okunuşu: /luːnəsi /
756moldi. kalıp;
genel biçim;
ayırt edici özellik;
f. şekil vermek, biçimlendirmek;
kalıp yapmak;
kalıba dökmek;
üste oturmak.
i. küf;
f. küflendirmek;
küflenmek, küf bağlamak.
i. bahçivan toprağı, gübreli toprak.
Ekler: molds
Hecelenişi: mold
757injusticei. haksızlık, insafsızlık, adaletsizlik.Ekler: in·jus·tic·es
Hecelenişi: in·jus·tice
Okunuşu: /ɪn’dʒʌstɪs /
758beasti. hayvan, bilhassa dört ayaklı iri hayvan;
hayvanca davranan kaba kimse
Ekler: beasts
Hecelenişi: beast
Okunuşu: /biːst /
759patroni. hami, veli;
patron, efendi;
daimi müşteri;
sanatkar himaye eden kimse.
efendi;
hami;
koruyucu;
müşteri;
patron;
sahip;
veli;
velinimet
760goodsi. , eşya, mal;
kumaş;
gayri menkul eşya;
A.b.d.,argo. gerekli vasıflar.
Ekler: goods
761exaltf. yükseltmek, yüceltmek, paye vermek;
övmek, methetmek, göklere çıkarmak;
sevindirmek, aşka getirmek, gururlandırmak, heyecanlandırmak;
kuvvetlendirmek.
Ekler: ex·alts / ex·alt·ed / ex·alt·ing
Hecelenişi: ex·alt
Okunuşu: /ɪg’zɔːlt /
762hygienei. sağlık bilgisi, hıfzıssıhha.Hecelenişi: hy·giene
Okunuşu: /hʌɪdʒiːn /
763revolvef. döndürmek, çevirmek;
devrettirmek;
dönmek, devretmek;
bir devre içinde dönmek;
mutalaa etmek, düşünmek.
Ekler: re·volves / re·volved / re·volv·ing
Hecelenişi: re·volve
Okunuşu: /rɪ’vɒlv /
764elevationi. yükseltme, yüceltme, kaldırma;
yükseliş;
yüksek yer, tepe, bayır;
yükseklik, deniz seviyesine oranla yükseklik;
binanın irtifaen suret ve şekli, dikey resim.
Ekler: el·e·va·tions
Hecelenişi: el·e·va·tion
Okunuşu: /ˌɛlɪ’veɪʃ(ə)n /
765blemishf. bozmak, güzelliğine halel getirmek, lekelemek;
i. leke, kusur, hata.
Ekler: blem·ish·es
Hecelenişi: blem·ish
Okunuşu: /blɛmɪʃ /
766aviaryi. kuşhane.Ekler: avi·ar·ies
Hecelenişi: avi·ary
Okunuşu: /eɪvɪəri /
767oveni. fırın.Ekler: ov·ens
Hecelenişi: ov·en
Okunuşu: /ʌv(ə)n /
768grievef. keder vermek, müteessir etmek, ıstırap vermek;
kederlenmek, esef etmek;
yas tutmak.
Ekler: grieves / grieved / griev·ing
Hecelenişi: grieve
Okunuşu: /griːv /
769requesti. rica, dilek, niyaz, temenni, istirham;
revaç, talep;
istenilen şey;
f. rica etmek, yalvarmak, niyaz etmek, istirham etmek, dilemek.
Ekler: re·quests
Hecelenişi: re·quest
Okunuşu: /rɪ’kwɛst /
770factioni. hizip, grup, bölüntü;
hizipleşme, ihtilaf.
Ekler: fac·tions
Hecelenişi: fac·tion
Okunuşu: /fakʃ(ə)n /
771assassinatef. suikast yapmak, alçakçasına adam öldürmek (özellikle siyasi kişileri);
bir kimsenin şöhretini mahvetmek
Ekler: as·sas·si·nates / as·sas·si·nat·ed / as·sas·si·nat·ing / as·sas·si·na·tions
Hecelenişi: as·sas·si·nate
Okunuşu: /ə’sasɪneɪt /
772ointmenti. merhem.Ekler: oint·ments
Hecelenişi: oint·ment
Okunuşu: /ɔɪntm(ə)nt /
773audaciouss. cüretli, cüretkâr;
küstah, arsız.
Hecelenişi: au·da·cious
Okunuşu: /ɔː’deɪʃəs /
774volatiles. buhar olabilen, buharlaşabilen, uçar, gaz haline gelir;
havai, hafif meşrep;
dönek;
çabuk alevlenir;
kısa süreli, geçici;
devamsız.
Hecelenişi: vol·a·tile
Okunuşu: /vɒlətʌɪl /
775ejectf. ani bir şekilde dışarı atmak, çıkarmak, fışkırtmak;
defetmek, kovmak, azletmek.
Ekler: ejects / eject·ed / eject·ing / ejec·tions
Hecelenişi: eject
Okunuşu: /ɪ’dʒɛkt /
776uncouths. kaba, inceliksiz;
tuhaf;
(eski) görülmemiş.
Hecelenişi: un·couth
Okunuşu: /ʌn’kuːθ /
777nepotismi. akrabalara yapılan iltimas, akraba kayırma;
akrabasını işe alarak maaş bağlama.
778extincts. sönmüş, sönük;
nesli tükenmiş, varisi olmayan;
battal, ilga edilmiş, kaldırılmış yok edilmiş.
Hecelenişi: ex·tinct
Okunuşu: /ɪk’stɪŋkt /
779blossomi. çiçek, meyva baharı;
f. çiçek vermek, bahar açmak;
gelişmek;
hali vakti yerinde olmak.
Ekler: blos·soms
Hecelenişi: blos·som
Okunuşu: /blɒs(ə)m /
780navigatef. gemi ile gezmek, gemi kullanmak, gidip gelmek;
içinde gemi ve kayıkla gezmek;
kaptanlık etmek, kılavuzluk etmek.
Ekler: nav·i·gates / nav·i·gat·ed / nav·i·gat·ing
781kingdomi. krallık, hükümdarlık;
hükümet;
saltanat;
krallık ülkesi;
biyol. âlem.
Ekler: king·doms
Hecelenişi: king·dom
782resultants. meydana gelen, neticesi olan;
i. sonuç;
fiz. iki ayrı kuvvetin bileşkesi.
Hecelenişi: re·sul·tant
Okunuşu: /rɪ’zʌlt(ə)nt /
783depictf. resmetmek, çizmek portresini çizmek;
anlatmak tasvir etmek tanımlamak;
tarif etmek.
Ekler: de·picts / de·pict·ed / de·pict·ing / de·pic·tions
Hecelenişi: de·pict
Okunuşu: /dɪ’pɪkt /
784refugeei. mülteci, diğer bir memlekete kaçıp sığınan kimse, sığınık.Ekler: ref·u·gees
Hecelenişi: ref·u·gee
Okunuşu: /rɛfjʊ’dʒiː /
785healeri. iyileştiren kimse, şifa veren kimse, doktor;
üfürükçü.
Ekler: heals / healed / heal·ing / heal·ers
786evils. günahkar, fena, kötü, kem;
keder verici;
i. günah, şer, fenalık, kötülük, zarar, bela, dert.
Ekler: evil·er / evil·est
Hecelenişi: evil
Okunuşu: /iːv(ə)l /
787harvesti. hasat;
hasat mevsimi, ekinleri biçme zamanı;
ürün, mahsul, rekolte;
semere, sonuç, netice;
f. biçmek, hasat etmek, mahsul devşirmek.
Ekler: har·vests
Hecelenişi: har·vest
Okunuşu: /hɑːvɪst /
788nauticals. denizciliğe veya denizcilere ait, bahri, denizel, denizsel.
789invalids. hasta zayıf, hastaiıklı, yatalak, sakat;
hastaya mahsus;
i. hasta kimse, yatalak kimse;
sakat kimse;
f. çürüğe çıkarmak, hastaneye göndermek;
malul kılmak;
hasta olmak, malul olmak;
hasta sayarak memleketine göndermek.
s. geçersiz, hükümsüz, battal, muteber olmayan.
Hecelenişi: in·val·id
Okunuşu: /ɪnvəlɪd /
790inclinef. eğmek, yatırmak, meylettirmek;
eğilmek, yatmak;
meyletmek, istidat göstermek;
sapmak, inhiraf etmek.
i. eğri yüzey, mail satıh;
yokuş, meyil;
eğilme.
Ekler: in·clines / in·clined / in·clin·ing
Hecelenişi: in·cline
Okunuşu: /ɪn’klʌɪn /
791sporadics. ara sıra olan;
seyrek;
münferit, dağınık, ayrı.
Hecelenişi: spo·rad·ic
Okunuşu: /spə’radɪk /
792formidables. korkulur, korkunç, dehşetli, müthiş, heybetli;
pek zor.
Hecelenişi: for·mi·da·ble
Okunuşu: /fɔːmɪdəb(ə)l /
793heelf. ökçe takmak;
peşine düşmek, takip etmek;
dans ederken ökçeyi yere basmak;
ökçelerine dayanarak dinlenmek;
ayağının dibinden ayrılmamak (köpek).
f. ,den. bir yana yatmak veya yatırmak (gemi).
i. topuk, ökçe;
ayakkabı ökçesi: çorap topuğu;
herhangi bir şeyin geride olan kısmı, uç (ekmek), art, arka, son;
(a.b.d).,argo. alçak adam, kalleş kimse.
Ekler: heels
Hecelenişi: heel
Okunuşu: /hiːl /
794lanei. dar yol, dar sokak, dar geçit;
geniş caddelerde otomobiller için bazen bir çizgi ile ayrılmış ve yanyana olan yollardan biri;
deniz ve hava trafiği düzeni için tayin olunmuş yollardan biri.
Ekler: lanes
Hecelenişi: lane
Okunuşu: /leɪn /
795congenials. uygun;
cana yakın, hoş.
Hecelenişi: con·ge·nial
Okunuşu: /kən’dʒiːnɪəl /
796latters. ikisinden sonuncusu, son söylenilen;
zikronulan iki şeyin sonra geleni, ikincisi;
son.
Hecelenişi: lat·ter
Okunuşu: /latə /
797flouri. un, ince toz;
f. öğütmek, un serpmek, una bulamak.
Ekler: flours
Hecelenişi: flour
Okunuşu: /flaʊə /
798spectaculars. görülmeye değer, harikulade;
i. hayret verici manzara.
Hecelenişi: spec·tac·u·lar
Okunuşu: /spɛk’takjʊlə /
799shamei. utanç, ar, hayâ, hicap;
ayıp, utanacak şey, rezalet, münasebetsiz şey, yakışık almayan şey;
f. utandırmak, mahcup etmek;
gölgede bırakmak.
Hecelenişi: shame
Okunuşu: /ʃeɪm /
800unprecedenteds. öncelsiz;
benzeri görülmemiş, yeni.
Hecelenişi: un·prec·e·dent·ed
Okunuşu: /ʌn’prɛsɪdɛntɪd /
801counseli. danışma, müşavere, istişare;
dava vekili;
tedbir, ihtiyat, basiret;
öğüt, nasihat;
düşünce, gaye, maksat, plan;
f. nasihat vermek, öğüt vermek, akıl öğretmek.
Ekler: counsel
Hecelenişi: coun·sel
Okunuşu: /kaʊns(ə)l /
802annihilatef. imha etmek yok etmek;
bozmak;
iptal etmek, feshetmek.
Ekler: an·ni·hi·lates / an·ni·hi·lat·ed / an·ni·hi·lat·ing
Hecelenişi: an·ni·hi·late
Okunuşu: /ə’nʌɪɪleɪt /
803quantitatives. niceliğe bağlı olan, nicel.Hecelenişi: quan·ti·ta·tive
Okunuşu: /kwɒntɪˌtətɪv /
804loiterf. yolda oyalanmak, aylakça dolaşmak, yolda duraklayarak gitmek.Ekler: loi·ters / loi·tered / loi·ter·ing / loi·ter·ers
Hecelenişi: loi·ter
Okunuşu: /lɔɪtə /
805sedentarys. dışarı çıkmayan, daima oturarak vakit geçiren;
seyyar olmayan, sabit;
bir yerde yerleşmiş olan, yerleşik, sakin;
zool. bir yere yapışık.
Hecelenişi: sed·en·tary
Okunuşu: /sɛd(ə)nt(ə)ri /
806worthwhiles. değerli, faydalı, dişe dokunur, zahmetine değer.Hecelenişi: worth·while
Okunuşu: /wəːθ’wʌɪl /
807owef. borcu olmak, borçlu olmak;
bir hissin etkisi altında olmak;
minnettarı olmak.
Ekler: owes / owed / ow·ing
Hecelenişi: owe
Okunuşu: /əʊ /
808blurringbulaştırma
809casuals. ,i. tesadüfen olan;
kasıtlı olmayan, rasgele;
dikkatsiz, ihmalci;
ilgisiz;
i. ihtiyaç oldukça gündelikle tutulan işçi;
bir görevden başka bir göreve gitmek üzere yolda olan asker;
yerine henüz yerleşmemiş hayvan veya bitki.
Hecelenişi: ca·su·al
Okunuşu: /kaʒjʊəl /
810maltreatf. kötü davranmak, eziyet etmek.Ekler: mal·treats / mal·treat·ed / mal·treat·ing
Hecelenişi: mal·treat
Okunuşu: /mal’triːt /
811keystonei. anahtar taşı, kilit taşı;
esas madde, temel.
Ekler: key·stones
Hecelenişi: key·stone
Okunuşu: /kiːstəʊn /
812insignificants. manasız;
önemsiz, ehemmiyetsiz;
cüzi, pek az;
ufak;
değersiz, değmez.
Hecelenişi: in·sig·nif·i·cant
Okunuşu: /ɪnsɪg’nɪfɪk(ə)nt /
813galorez. bol bolHecelenişi: ga·lore
Okunuşu: /gə’lɔː /
814yield f. vermek, ödemek;
mahsul vermek;
teslim etmek;
kabul etmek;
teslim olmak;
dayanamayıp baş eğmek;
bel vermek, çökmek;
yol vermek;
i. ürün, mahsul, rekolte, hasılat;
ask. atom bombasının kiloton ile belirtilen patlama kuvveti.
Ekler: yields / yield·ed / yield·ing
Hecelenişi: yield
Okunuşu: /jiːld /
815bloodshedi. kan dokme.Hecelenişi: blood·shed
Okunuşu: /blʌdʃɛd /
816treatmenti. muamele, davranlş, birine yapılan muamele;
tedavi;
ele alış tarzı.
Ekler: treat·ments
Hecelenişi: treat·ment
Okunuşu: /triːtm(ə)nt /
817eventfuls. hadiselerle dolu.Hecelenişi: event·ful
Okunuşu: /ɪ’vɛntfʊl /
818anachronismi. tarih hatası, bir şâhıs veya olayı gerçek devrinden başka bir tarihte gösterme.Ekler: anach·ro·nisms
Hecelenişi: anach·ro·nism
Okunuşu: /ə’nakrəˌnɪz(ə)m /
819shippingi. gemiler;
bir memlekete veya limana ait bütün gemiler;
tonaj;
gemi ile taşıma, nakletme.
Hecelenişi: ship·ping
Okunuşu: /ʃɪpɪŋ /
820macadami. makadam, şose;
makadam inşasında kullanılan malzeme.
Hecelenişi: mac·ad·am
Okunuşu: /mə’kadəm /
821renouncef. vazgeçmek, reddetmek, feragat etmek, terketmek, alâkasını kesmek;
(iskambil) aynı renkten kâgıdı olmadığından başka renk kağıt oynamak.
Ekler: re·nounc·es / re·nounced / re·nounc·ing
Hecelenişi: re·nounce
Okunuşu: /rɪ’naʊns /
822destinationi. gidilecek yer;
gönderilen yer;
hedef.
Ekler: des·ti·na·tions
Hecelenişi: des·ti·na·tion
Okunuşu: /ˌdɛstɪ’neɪʃ(ə)n /
823policyi. sigorta mukavelenamesi, poliçe;
piyangoda kazanan numaralar üzerine oynanan kumar.
i. siyaset , politika, idare, tedbir;
takip edilen yol veya yön, hareket hattı.
Ekler: pol·i·cies
Hecelenişi: pol·i·cy
Okunuşu: /pɒlɪsi /
824marshi. batak, bataklık.Ekler: marsh·es / marsh·i·er / marsh·i·est
Hecelenişi: marsh
Okunuşu: /mɑːʃ /
825peculiarityi. hususiyet, özellik;
acayiplik.
Ekler: pe·cu·liar·i·ties
Hecelenişi: pe·cu·liar·i·ty
Okunuşu: /pɪˌkjuːlɪ’arɪti /
826shabbys. kılıksız, pejmurde, eski püskü;
kötü, haksız.
Ekler: shab·bi·er / shab·bi·est
Hecelenişi: shab·by
Okunuşu: /ʃabi /
827veterans. kıdemli, tecrübeli;
kıdemli asker;
emekli asker.
Ekler: vet·er·ans
Hecelenişi: vet·er·an
Okunuşu: /vɛt(ə)r(ə)n /
828forlorns. ümitsiz, meyus;
terkedilmiş, metruk, sahipsiz, kimsesiz, ıssız.
Hecelenişi: for·lorn
Okunuşu: /fə’lɔːn /
829vegetationi. bitki gibi büyüme;
bitkiler;
h.b. ur, tümör.
Hecelenişi: veg·e·ta·tion
Okunuşu: /vɛdʒɪ’teɪʃ(ə)n /
830eeries. tekin olmayan, korku veren, ürkütücü, meşum.Ekler: ee·ri·er / ee·ri·est
Hecelenişi: ee·rie
Okunuşu: /ɪəri /
831resonancei. sesi aksettirme, yankılama;
sesi uzatıp şiddetlendirme özelliği, tınlama.
Hecelenişi: res·o·nance
Okunuşu: /rɛz(ə)nəns /
832kitschi. ucuz edebiyat veya sanat, sanat değeri çok düşük edebiyat;
dolmuş edebiyatı.
Ekler: kitsch·i·er / kitsch·i·est
Hecelenişi: kitsch
Okunuşu: /kɪtʃ /
833publicizef. reklâmını yapmak;
umuma ilan etmek.
Ekler: pub·li·cizes / pub·li·cized / pub·li·ciz·ing
Hecelenişi: pub·li·cize
Okunuşu: /pʌblɪsʌɪz /
834halfs. yarım (for less than one);
buçuk (for more than one);
z. yarı, yarı yarıya;
kısmen;
i. yarı.
Ekler: halves
Hecelenişi: half
Okunuşu: /hɑːf /
835massacrei. kılıçtan geçirme, katliam, kırım;
f. katletmek, kılıçtan geçirmek, kırıp geçirmek.
Ekler: mas·sa·cres
Hecelenişi: mas·sa·cre
Okunuşu: /masəkə /
836pretensei. hile, bahane, hileli söz.Ekler: pre·tens·es
Hecelenişi: pre·tense
837jamf. sıkıştırıp kımıldamaz hale koymak, kıstırmak;
bir şeyin arasına sıkışıp hareketini durdurmak;
sıkışmak, çalışmaz veya işlemez hale gelmek (makina, kapı);
i. sıkışma, sıkıştırılma;
bir araya sıkışmış insan veya şeyler;
zor durum;
akıntıya engel olan birikinti;
radyo yayına engel olmak üzere başka bir istasyondan yapılan kuvvetli gürültü.
i. reçel, marmelat.
Ekler: jams / jammed / jam·ming
Hecelenişi: jam
Okunuşu: /dʒam /
838gays. neşeli, şen, keyifli;
parlak, canlı;
zevk ve sefa düşkünü;
sefih;
argo. ibne.
Ekler: gay·er / gay·est
Hecelenişi: gay
Okunuşu: /geɪ /
839inducef. ikna etmek, kandınp yaptırmak, teşvik etmek;
sevketmek;
sebep olmak;
fiz. elektrik akımı meydana getirmek;
man. tüme varmak.
Ekler: in·duc·es / in·duced / in·duc·ing / in·duc·ers
Hecelenişi: in·duce
Okunuşu: /ɪn’djuːs /
840votei. rey, oy;
oy hakkı;
oyu belirten vasıta;
oy toplama suretiyle ifade olunan şey;
alınan oyların toplamı;
f. oy vermek;
oyla seçmek;
oy verir gibi ifade etmek.
Ekler: votes / vot·ed / vot·ing
Hecelenişi: vote
Okunuşu: /vəʊt /
841sparki. kıvılcım, çakım, çakın, şerare;
elektrik kıvılcımı;
elmas;
belirti;
canlılık;
f. kıvılcım saçmak;
harekete geçirmek, teşvik etmek, kışkırtmak.
i. yakışıklı delikanlı;
civelek kız: (erkek) sevgili;
sinirli kimse;
f. flört etmek.
Ekler: sparks
Hecelenişi: spark
Okunuşu: /spɑːk /
842revivef. yeniden canlanmak, taze hayat bulmak;
eski halini bulmak;
canlandırmak, taze hayat vermek, ihya etmek;
eski kuvvetini yerine getirmek;
tekrar rağbet kazandırmak;
tazelemek, yeni alâka uyandırmak.
Ekler: re·vives / re·vived / re·viv·ing
Hecelenişi: re·vive
Okunuşu: /rɪ’vʌɪv /
843propensityi. eğiklik, eğilim;
eski arzu, istek.
Ekler: pro·pen·si·ties
Hecelenişi: pro·pen·si·ty
Okunuşu: /prə’pɛnsɪti /
844straightenf. doğrultmak, düzeltmek, tesviye etmek;
doğrulmak, düzelmek.
845appreciatef. paha biçmek, kıymet takdir etmek, değerlemek;
kadrini bilmek, kıymet bilmek;
fiyatı yükseltmek, değerlendirmek;
ayırt etmek, tefrik etmek;
fiyatı yükselmek , kıymeti artmak, değerlenmek.
Ekler: ap·pre·ci·ates / ap·pre·ci·at·ed / ap·pre·ci·at·ing
Hecelenişi: ap·pre·ci·ate
Okunuşu: /ə’priːʃɪeɪt /
846collidef. çarpışmak, çarpmak.Ekler: col·lides / col·lid·ed / col·lid·ing
Hecelenişi: col·lide
Okunuşu: /kə’lʌɪd /
847deliciouss. Ieziz, lezzetli, nefis, güzel, tatlı.Hecelenişi: de·li·cious
Okunuşu: /dɪ’lɪʃəs /
848overchargef. fazla fiyat istemek;
fazla yüklemek veya doldurmak.
i. fazla yük;
fazla fiyat.
Ekler: over·charg·es / over·charged / over·charg·ing
Hecelenişi: over·charge
Okunuşu: /əʊvə’tʃɑːdʒ /
849doubtf. şüphe etmek, şüphelenmek, kuşkulanmak;
ikna olmamak, itimat etmemek;
çekinmek, tereddüt etmek, kararsız olmak.
i. şüphe, tereddüt, güvensizlik, itimatsızlık;
şüpheli husus.
Ekler: doubts / doubt·ed / doubt·ing / doubters
Hecelenişi: doubt
Okunuşu: /daʊt /
850heartachei. kalp ağrısı, ıstırap, keder.Ekler: heart·aches
Hecelenişi: heart·ache
Okunuşu: /hɑːteɪk /
851enthusiasmi. şevk, gayret, istek, heves;
sanat aşkı;
kuvvetli ilham.
Ekler: en·thu·si·asms
Hecelenişi: en·thu·si·asm
Okunuşu: /ɪn’θjuːzɪaz(ə)m /
852magnificationi. büyültme.Ekler: mag·ni·fi·ca·tions
Hecelenişi: mag·ni·fi·ca·tion
Okunuşu: /ˌmagnɪfɪ’keɪʃ(ə)n /
853heavenlys. cennet gibi, çok güzel;
göğe ait;
gökte bulunan, semavi;
tanrısal, ilâhi.
Hecelenişi: heav·en·ly
Okunuşu: /hɛv(ə)nli /
854decipherf. şifre çözmek;
yorumlamak.
Ekler: de·ci·phers / de·ci·phered / de·ci·pher·ing
Hecelenişi: de·ci·pher
Okunuşu: /dɪ’sʌɪfə /
855sociables. girgin, arkadaş canlısı;
tatlı, nazik, tatlı dilli;
hoş sohbet.
Hecelenişi: so·cia·ble
Okunuşu: /səʊʃəb(ə)l /
856wastagefire;
israf;
sarfiyat;
zarar;
zayiat
857ferociouss. vahşi, yırtıcı, kudurmuş: k.dili felâket.Hecelenişi: fe·ro·cious
Okunuşu: /fə’rəʊʃəs /
858toweri. kule, burç: kale, hisar;
f. başkalarından yüksek olmak;
dikine havalanmak (kuş).
Ekler: tow·ers
Hecelenişi: tow·er
Okunuşu: /taʊə /
859immortals. ölmez, ebedi ölümsüz, daim, baki, sonsuz;
i. ölümsüz varlık;
şöhreti devam eden kimse;
coğ. ilâhlar;
, the ile Fransız Akademisi üyeleri.
Hecelenişi: im·mor·tal
Okunuşu: /ɪ’mɔːt(ə)l /
860ignoramuss. cahil kimseEkler: ig·no·ra·mus·es
Hecelenişi: ig·no·ra·mus
Okunuşu: /ˌɪgnə’reɪməs /
861opponents. karşıki, karşı;
karşıt, zıt;
i. hasım, düşman.
Ekler: op·po·nents
862deservef. müstahak olmak, layık olmak;
hak kazanmak, mükafata layık olmak.
Ekler: de·serves / de·served / de·serv·ing
Hecelenişi: de·serve
Okunuşu: /dɪ’zəːv /
863reprovef. azarlamak, tekdir etmek, paylamak, serzeniş etmek, sitem etmek.Ekler: re·proves / re·proved / re·prov·ing
Hecelenişi: re·prove
Okunuşu: /rɪ’pruːv /
864fatiguei. yorgunluk, bitkinlik;
zahmet, meşakkat, ağır iş;
mak. eskime, dayanıklığı kaybetme;
ask. kışla hizmeti;
.,ask. kışla hizmeti sırasında askerlerin giydiği kalın ve dayanıklı elbise;
f. yormak, yorgunluk vermek;
mak. dayanıklığını kaybettirmek.
Ekler: fa·tigues
Hecelenişi: fa·tigue
Okunuşu: /fə’tiːg /
865fortunei. talih, baht;
rastlantı, tesadüf;
uğur;
şans;
kader, kaza, kısmet;
servet, çok para.
Ekler: for·tunes
Hecelenişi: for·tune
Okunuşu: /fɔːtʃuːn /
866astrayz. ,s. yolundan çıkmış, yanlış yol tutmuş, sapıtmış, sapmışHecelenişi: astray
Okunuşu: /ə’streɪ /
867alignf. sıraya dizmek, sıraya koymak.Ekler: aligns / aligned / align·ing
Hecelenişi: align
Okunuşu: /ə’lʌɪn /
868thoroughs. tam, mükemmel;
çok dikkatli;
baştan başa.
Hecelenişi: thor·ough
Okunuşu: /θʌrə /
869novels. yeni, yeni çıkmış;
tuhaf, garip, alışılmışın dışında;
i. roman.
Ekler: nov·els
Hecelenişi: nov·el
Okunuşu: /nɒv(ə)l /
870tranquils. sakin, rahat, asude;
durgun, sessiz;
gönlü rahat
Hecelenişi: tran·quil
Okunuşu: /traŋkwɪl /
871cementf. yapıştırmak;
beton ile kaplamak.
i. çimento;
tutkal, zamk, macun, çiriş;
yapıştırma işinde kullanılan herhangi bir madde;
(dişçi). dolgularda kullanılan alçı.
Hecelenişi: ce·ment
Okunuşu: /sɪ’mɛnt /
872enumeratef. saymak, birer birer saymak veya söylemek.Ekler: enu·mer·ates / enu·mer·at·ed / enu·mer·at·ing / enu·mer·a·tions
Hecelenişi: enu·mer·ate
Okunuşu: /ɪ’njuːməreɪt /
873jargoni. anlaşılmaz dil veya söz;
belirli bir grubun kullandığı dil.
i. , (min.) zirkonyum taşının renksiz veya sarı bir çeşidi.
Hecelenişi: jar·gon
Okunuşu: /dʒɑːg(ə)n /
874astonishmenti. . hayret, şaskınlık, şaşırma.be filled, (seized, struck).Hecelenişi: as·ton·ish·ment
Okunuşu: /ə’stɒnɪʃmənt /
875scarces. nadir, seyrek, az;
eksik, kıt;
güçbelâ, zoraki, yok gibi;
z. hemen hemen hiç.
Ekler: scarc·er / scarc·est
Hecelenişi: scarce
Okunuşu: /skɛːs /
876mutilatef. bir tarafını kesip sakat etmek, kötürüm etmek;
değiştirmek, önemli kısımlan çıkararak bozmak.
Ekler: mu·ti·lates / mu·ti·lat·ed / mu·ti·lat·ing / mu·ti·la·tions
Hecelenişi: mu·ti·late
Okunuşu: /mjuːtɪleɪt /
877harshs. sert, acı;
kaba, haşin, ters, huysuz, insafsız.
Ekler: harsh·er / harsh·est
Hecelenişi: harsh
Okunuşu: /hɑːʃ /
878capables. muktedir, ehliyetli, kabiliyetli. cspablenessi. muktedir olma.Hecelenişi: ca·pa·ble
Okunuşu: /keɪpəb(ə)l /
879unfamiliars. alışılmamış, mutat olmayan;
yabancı, iyi bilinmeyen, aşina olmayan.
Hecelenişi: un·fa·mil·iar
Okunuşu: /ʌnfə’mɪlɪə /
880dwindlef. yavaş yavaş azalmak veya ufalmak, küçülmek;
önemini kaybetmek, zeval bulmak.
Ekler: dwin·dles / dwin·dled / dwin·dling
Hecelenişi: dwin·dle
Okunuşu: /dwɪnd(ə)l /
881undeniables. inkâr olunmaz;
söz kaldırmaz derecede iyi.
Hecelenişi: un·de·ni·able
Okunuşu: /ʌndɪ’nʌɪəb(ə)l /
882conceivef. gebe kalmak;
anlamak, kavramak, idrak etmek;
tasavvur etmek;
tasarlamak, aklına gelmek;
izah etmek.
Ekler: con·ceives / con·ceived / con·ceiv·ing
Hecelenişi: con·ceive
Okunuşu: /kən’siːv /
883personalityi. kişilik, şahsiyet, ferdiyet;
şahıs, zat;
gen. çoğ. hakaret niteliğinde söz.
Ekler: per·son·al·i·ties
Hecelenişi: per·son·al·i·ty
Okunuşu: /pəːsə’nalɪti /
884synopsisi. özet, hulâsa, icmal.Ekler: syn·op·ses
Hecelenişi: syn·op·sis
Okunuşu: /sɪ’nɒpsɪs /
885hinti. ima, üstü kapalı söz, zımnen işaret;
f. ima etmek, çıtlatmak.
Ekler: hints
Hecelenişi: hint
Okunuşu: /hɪnt /
886brisklyz. canlı olarak.Ekler: brisk·er / brisk·est
887violatef. bozmak, ihlâl etmek, kanuna aykırı hareket etmek;
tecavüz etmek;
kutsallığını bozmak, hürmetsizlik etmek;
ırzına tecavüz etmek.
Ekler: vi·o·lates / vi·o·lat·ed / vi·o·lat·ing / vi·o·la·tors
Hecelenişi: vi·o·late
Okunuşu: /vʌɪəleɪt /
888inconsiderates. düşüncesiz, saygısız;
aceleye gelmiş, tedbirsiz.
Hecelenişi: in·con·sid·er·ate
Okunuşu: /ɪnkən’sɪd(ə)rət /
889horrifyf. dehşet vermek, korkutmak.Ekler: hor·ri·fies / hor·ri·fied / hor·ri·fy·ing
Hecelenişi: hor·ri·fy
Okunuşu: /hɒrɪfʌɪ /
890nourishf. beslemek, gıda vermek;
destek olmak, bakmak, büyütmek.
Ekler: nour·ish·es / nour·ished / nour·ish·ing
891abidef. bir yerde kalmak;
sabit durmak;
tahammül etmek, dayanmak, çekmek;
ikamet etmek, oturmak, sakin olmak, mukim olmak
Ekler: abides / abid·ed / abid·ing / abode
Hecelenişi: abide
Okunuşu: /ə’bʌɪd /
892taverni. taverna, meyhane;
han.
Ekler: tav·erns
Hecelenişi: tav·ern
Okunuşu: /tav(ə)n /
893perennials. bütün yıl boyunca devam eden;
müddetli;
uzun süren, daimi;
bot. iki yıldan fazla yaşayan;
i. ,bot. çok senelik bitki.
Hecelenişi: pe·ren·ni·al
Okunuşu: /pə’rɛnɪəl /
894ambiguouss. belirsiz, müphem , iki anlamlı, muğlak.Hecelenişi: am·big·u·ous
Okunuşu: /am’bɪgjʊəs /
895immemorials. hatırlanamayacak derecede eski, çok eski.Hecelenişi: im·me·mo·ri·al
Okunuşu: /ɪmɪ’mɔːrɪəl /
896intrepids. yılmaz, korkusuz, cesur, yiğit.Hecelenişi: in·trep·id
Okunuşu: /ɪn’trɛpɪd /
897maintenancei. bakım işi;
idame, muhafaza;
iddia, teyit;
himaye;
maişet, nafaka, yiyecek;
huk. taraflardan birine yardım suretiyle davaya fuzuli müdahale.
Hecelenişi: main·te·nance
Okunuşu: /meɪnt(ə)nəns /
898rusti. pas;
bot. pas hastalığı, bitkilerde mantar hastalığı;
zehirli mantar;
f. paslanmak;
tembelleşmek.
Hecelenişi: rust
Okunuşu: /rʌst /
899radicals. köke veya asla ait, temel;
kökten, temelden, esaslı, köklü;
bot. kökten çıkan, tabandan çıkan;
mat. bir sayı veya niceliğin köküne ait, köksel;
Radikal Partiye ait;
i. kök, asıl;
gram türetilmiş olmayan kelime, kök;
Radikal Partiden bir kimse;
kim. basit cisim, temel madde;
mat. kök, kök işareti.
Hecelenişi: rad·i·cal
Okunuşu: /radɪk(ə)l /
900minstreli. ortaçağda halk şairi, aşık;
eskiden yüzü siyaha boyanmış olarak zencilere mahsus şarkılar okuyan ve soytarılık eden oyuncu;
(şiir) ozan, aşık, şair.
Ekler: min·strels
Hecelenişi: min·strel
Okunuşu: /mɪnstr(ə)l /
901irrationals. akılsız, mantıksız, kaçık, deli, muhakeme kabiliyeti olmayan;
makul olmayan, akla uygun gelmeyen;
münasebetsiz, saçma;
mat. yadrasyonel.
Hecelenişi: ir·ra·tio·nal
Okunuşu: /ɪ’raʃ(ə)n(ə)l /
902enunciatef. telaffuz etmek;
ilân etmek, bildirmek, beyan etmek.
well kelimeleri açık olarak telaffuz etmek.
Ekler: enun·ci·ates / enun·ci·at·ed / enun·ci·at·ing / enun·ci·a·tors
Hecelenişi: enun·ci·ate
Okunuşu: /ɪ’nʌnsɪeɪt /
903vanishf. kaybolmak, gözden kaybolmak, yok olmak;
uçmak;
zail olmak;
mat. sıfıra eşitlemek;
i. ,dilb. diftongun daha zayıf telaffuz olunan ikinci kısmı.
Ekler: van·ish·es / van·ished / van·ish·ing
Hecelenişi: van·ish
Okunuşu: /vanɪʃ /
904germi. mikrop;
tohum, tohum veya yumurtada bulunan asıl hücrecik, tohumun özü;
asıl, başlangıç.
Ekler: germs
Hecelenişi: germ
Okunuşu: /dʒəːm /
905slys. ( slyer, slyest veya slier, sliest) kurnaz, şeytan;
şakacı;
yaramaz;
marifetli.
Ekler: sli·er / sly·er / sli·est / sly·est
Hecelenişi: sly
Okunuşu: /slʌɪ /
906embarrassmenti. sıkıntı, sıkılma, utanma, mahcubiyet.Ekler: em·bar·rass·ments
Hecelenişi: em·bar·rass·ment
Okunuşu: /ɪm’barəsmənt /
907symptomi. alâmet, emare;
tıb. belirti, araz.
Ekler: symp·toms
Hecelenişi: symp·tom
Okunuşu: /sɪm(p)təm /
908eradicatef. kökünden söküp atmak, defetmek;
mahvetmek yok etmek
Ekler: erad·i·cates / erad·i·cat·ed / erad·i·cat·ing
Hecelenişi: erad·i·cate
Okunuşu: /ɪ’radɪkeɪt /
909tacits. hal ile ifade olunan, sözsüz ifade olunan, zımnî;
kontratse yapılan.
Hecelenişi: tac·it
Okunuşu: /tasɪt /
910shareholderi. hissedar.Ekler: share·hold·ers
Hecelenişi: share·hold·er
Okunuşu: /ʃɛːhəʊldə /
911wickeds. fitilli.
s. günahkâr, kötücül, habis;
kötü, hayırsız;
adi, bayağı, aşağılık;
tehlikeli, fena;
şeytansı;
k.dili çok ustalıklı;
i. , the ile kötü kişiler.
Ekler: wick·ed·er / wick·ed·est
Hecelenişi: wick·ed
Okunuşu: /wɪkɪd /
912whipf. kamçı ile dövmek veya vurmak, kamçılamak;
döndürmek (topaç);
çırpmak (yumurta);
fırlatmak;
oltayı tekrar tekrar suyun yuzeyine fırlatmak;
paylamak, azarlamak;
kamçı gibi vurmak;
hızlı hareket etmek;
(kumaşı) bastırmak;
(ipin ucunu) çözülmemesi için sicimle sarmak;
(a.b.d.), k.dili mağlup etmek.
i. kamçı, klrbaç;
arabacı;
avda köpekleri idare eden kimse;
parlamentoda parti denetçisi;
çırpılmış yumurta ile yapılan yiyecek;
değirmen kolu;
yumurta teli.
Ekler: whips
Hecelenişi: whip
Okunuşu: /wɪp /
913rejuvenatef. tekrar gençleştirmek;
canlandırmak, ihya etmek.
Ekler: re·ju·ve·nates / re·ju·ve·nat·ed / re·ju·ve·nat·ing
Hecelenişi: re·ju·ve·nate
Okunuşu: /rɪ’dʒuːvəneɪt /
914itemi. parça, kalem, adet;
bent, madde, fıkra;
hesapta münferit rakam;
f. aynntıları ile yazmak veya kaydetmek, not etmek;
z. keza, dahi.
Ekler: items
Hecelenişi: item
Okunuşu: /ʌɪtəm /
915anguishi. Şiddetli ıstırap, acı, keder, elem yeis.Hecelenişi: an·guish
Okunuşu: /aŋgwɪʃ /
916hayi. aman, kuru ot, biçilip kurutulmuş ot;
f. kurutmak için ot yetiştirmek;
otu biçip kurutmak;
otla beslemek;
ot ekmek.
çayır;
esrar;
kuru ot;
ot;
saman
Okunuşu: /heɪ /
917escapadei. yaramazlık, haylazlık;
sergüzeşt, macera.
Ekler: es·ca·pades
Hecelenişi: es·ca·pade
Okunuşu: /ɛskəpeɪd /
918florai. , bot. . bitey, flora, bir bölgede yetişen bitkilerin topu;
bu bitkiler hakkında yazılmış eser;
tıb. belli bir kısımdaki mikroplar.
Ekler: flo·ras
Hecelenişi: flo·ra
Okunuşu: /flɔːrə /
919carry outbaşarmak;
tamamlamak;
icra etmek.
Hecelenişi: car·ry out
Okunuşu: /kari aʊt /
920brieflyz. kısaca.Hecelenişi: brief·ly
Okunuşu: /briːfli /
921bragf. övünmek, kendini methetmek, yüksekten atmak;
övmek, methetmek;
i. övünme, atma;
övürlen kimse;
ovünülecek şey.
Ekler: brags / bragged / brag·ging
Hecelenişi: brag
Okunuşu: /brag /
922uncoverörtüsünü kaldırmak, açmak;
örtüsünü açarak göz önüne sermek;
açığa çıkarmak;
hürmetle şapkasını çıkarmak.
Ekler: un·cov·ers / un·cov·ered / un·cov·er·ing
Hecelenişi: un·cov·er
Okunuşu: /ʌn’kʌvə /
923gravef. ,den. kalafat etmek, geminin altını temizleyip zift sürmek.
f. oymak, hakketmek.
i. mezar, kabir.
s. ciddi, ağır, vahim, tehlikeli;
ağırbaşlı, vakarlı, temkinli.
s. ,müz. ağır, yavaş;
i. ağır ve yavaş parça.
Ekler: graves
Hecelenişi: grave
Okunuşu: /greɪv /
924notoriouss. adı çıkmış. kötülüğüyle ün salmış, dile düşmüş.
925revelationi. gizli şeyi gösterme veya söyleme;
gizli şeyin meydana konması;
ifşa, açığa vurma, keşif;
ilah. Allah tarafından verilen ilham, vahiy;
b.h. Kitabı Mukaddes’in son cüz’ü, Vahiy Kitabı.
açığa vurma;
esin;
ifşa;
ilham;
tecelli;
vahiy
926avidityi. istek, arzu, hırs.Ekler: avid·i·ties
Okunuşu: /ə’vɪdɪti /
927relinquishf. bırakmak, terketmek, -den vazgeçmek, -den elini çekmek;
feragat etmek, davasından vazgeçmek.
Ekler: re·lin·quish·es / re·lin·quished / re·lin·quish·ing
Hecelenişi: re·lin·quish
Okunuşu: /rɪ’lɪŋkwɪʃ /
928enticef. ayartmak.Ekler: en·tic·es / en·ticed / en·tic·ing / en·tice·ments
Hecelenişi: en·tice
Okunuşu: /ɪn’tʌɪs /
929asylumi. sığınak barinak, melce;
himaye, koruma, muhafaza;
kimsesiz veya düşkünleri barındıran kurum, yetimhane, düşkünler evi.
Ekler: asy·lums
Hecelenişi: asy·lum
Okunuşu: /ə’sʌɪləm /
930everlastings. ebedi, ölümsüz, daimi, sonsuz;
sürekli, devamlı;
fazla uzun süren, sıkıcı;
dayanıklı;
kuruyunca şekli verengi bozulmayan (çiçek veya bitki);
i. ebediyet, sonsuzluk;
bot kuruduğu zaman rengini ve şeklini koruyan bir çeşit çiçek;
birçeşit dayanıklı İngiliz kumaşı
Hecelenişi: ev·er·last·ing
Okunuşu: /ɛvə’lɑːstɪŋ /
931managementi. idare, yönetim, usul;
yönetim kurulu, idare edenler.
Ekler: man·age·ments
Hecelenişi: man·age·ment
Okunuşu: /manɪdʒm(ə)nt /
932kindredi. akraba;
soy;
akrabalık;
s. akraba olan;
birbirine benzer, aynı soy veya tabiattan.
Hecelenişi: kin·dred
Okunuşu: /kɪndrɪd /
933nodf. kabul veya doğrulama ifade etmek için başını eğmek;
(uyuklarken) başı öne düşürmek;
dikkatsiz davranmak;
i. başın öne eğilmesi.
Ekler: nods / nod·ded / nod·ding
Hecelenişi: nod
Okunuşu: /nɒd /
934canvassf. kapı kapı dolaşarak oy veya sipariş toplamak;
tetkik etmek, incelemek;
soruşturmak;
muzakere etmek, tartışmak;
i. sipariş toplama;
oy toplama;
tetkik, inceleme;
soruşturma;
seçim kampanyası.
Ekler: can·vass·es / can·vassed / can·vass·ing / can·vass·ers
Hecelenişi: can·vass
Okunuşu: /kanvəs /
935miserables. sefil, pek fakir;
dertli, bedbaht, perişan;
mutsuz;
acınacak halde;
zavallı;
k.dili hasta;
sefalet getiren;
süfli, aşağılık, pek kötü;
utanmaz.
Hecelenişi: mis·er·a·ble
Okunuşu: /mɪz(ə)rəb(ə)l /
936undergof. çekmek, katlanmak;
olmak;
geçirmek;
uğramak;
muptela olmak.
Ekler: un·der·goes / -went / un·der·gone / un·der·go·ing
Hecelenişi: un·der·go
Okunuşu: /ʌndə’gəʊ /
937ivoryi. fildişi;
dişin üstündeki mine;
fildişi rengi;
fildişinden yapılmış eşya;
,argo. piyano tuşları;
zar.
Ekler: ivo·ries
Hecelenişi: ivo·ry
Okunuşu: /ʌɪv(ə)ri /
938undyings. ölez, ölumsüz, sonsuz, nihayetsiz, ebedi.Hecelenişi: un·dy·ing
Okunuşu: /ʌn’dʌɪɪŋ /
939irreversibles. ters çevrilemez;
değiştirilemez, geri alınamaz, kesin, kati.
Hecelenişi: ir·re·vers·ible
Okunuşu: /ɪrɪ’vəːsɪb(ə)l /
940on strikegrev halinde.Okunuşu: /ɒn strʌɪk /
941vicei. ayıp, kusur, leke;
kötü alışkanlık, kötü huy;
(at) kötü oyun.
i. mengene;
f. mengene ile sıkıştırmak.
s. muavin, yardımcı, ikinci;
i. vekil, muavin.
edat. yerine.
vise.
Ekler: vic·es
Hecelenişi: vice
Okunuşu: /vʌɪs /
942decisives. kesin, kati.Hecelenişi: de·ci·sive
Okunuşu: /dɪ’sʌɪsɪv /
943epochi. devir, çağ, çığır;
tarih, zaman.
Ekler: ep·ochs
Hecelenişi: ep·och
Okunuşu: /iːpɒk /
944fatei. kader, takdir, kısmet, talih;
ecel, helâk, ölüm;
akibet, encam.
Ekler: fates
Hecelenişi: fate
Okunuşu: /feɪt /
945superficials. yüzeyde kalan, satha yakın veya satıhta olan;
sathi, yüzeysel, üstünkörü, yarım yamalak.
Hecelenişi: su·per·fi·cial
Okunuşu: /ˌsuːpə’fɪʃ(ə)l /
946acknowledgef. doğruluğunu kabul etmek, teslim etmek, onaylamak, tasdik etmek;
şükranla tanımak;
gerçek veya kanuni olduğunu kabul etmek.
Ekler: ac·knowl·edgedg·es / ac·knowl·edged / ac·knowl·edgedg·ing
Hecelenişi: ac·knowl·edge
Okunuşu: /ək’nɒlɪdʒ /
947ententei. ,Fr. anlaşma, uyuşma, itilâf, antant.Okunuşu: /ɒn’tɒnt /
948vendettai. kan davası, kan gütme.Ekler: ven·det·tas
Hecelenişi: ven·det·ta
Okunuşu: /vɛn’dɛtə /
949secures. ,f. emin, korkusuz, tehlikeden uzak;
kaygısız, şüphesiz;
emniyetli, muhafazalı;
f. korumak, emniyet altına almak;
tehlikeden masun kılmak;
sağlamlaştırmak, bağlamak;
iyice kapamak;
ele geçirmek, bulmak.
Ekler: se·cur·er / se·cur·est
Hecelenişi: se·cure
Okunuşu: /sɪ’kjʊə /
950discretioni. kibarlık, naziklik;
şahsi karar verebilme yetkisi, takdir edebilme hakkı;
dikkat;
tefrik, ayırma.
Hecelenişi: dis·cre·tion
Okunuşu: /dɪ’skrɛʃ(ə)n /
951indecents. yakışıksız, edebe aykırı, edepsiz, hayâsız, çirkin, kaba;
huk. toplum töresine aykırı.
Hecelenişi: in·de·cent
Okunuşu: /ɪn’diːs(ə)nt /
952schemei. tasavvur olunan düzen, plan proje;
sınıflandırma cetveli;
tertip entrika, dolap;
f. tertip etmek, tasavvur edip kurmak;
plan yapmak;
dolap çevirmek, entrika çevirmek.
Ekler: schemes
Hecelenişi: scheme
Okunuşu: /skiːm /
953noxiouss. sıhhate zarar veren;
zararlı, muzır, fena;
ahlâkı bozan.
954integratef. tamamlamak, bütünlemek, bütün veya yekpare kılmak;
bütünleme hesabı yapmak.
Ekler: in·te·grates / in·te·grat·ed / in·te·grat·ing
Hecelenişi: in·te·grate
Okunuşu: /ɪntɪgreɪt /
955hosti. evsahibi (erkek);
mihmandar;
otelci, hancı;
bir asalağı besleyen hayvan veya bitki;
f. ev sahibi olarak eğlendirmek.
i. bazı Hıristiyan kiliselerinde Aşayı Rabbani ayininde takdis edilen ekmek, okunmuş ekmek.
i. kalabalık, çokluk;
eski ordu.
Hecelenişi: Host
Okunuşu: /həʊst /
956magneti. mıknatıs: mıknatıs gibi şeker şey.Ekler: mag·nets
Hecelenişi: mag·net
Okunuşu: /magnɪt /
957woolens. yünden yapılmış, yünlü, yün;
i. yünlü;
yünlüler.
Hecelenişi: wool·en
958icei. buz;
dondurma;
meyvalı dondurma;
buza benzer şey;
pasta üstü için krema;
argo. pırlanta;
f. dondurmak;
içine buz koymak, buzda soğutmak;
pasta üzerine şekerli krema sürmek;
A.b.d.,argo. öldürmek.
Ekler: ic·es
Hecelenişi: ice
Okunuşu: /ʌɪs /
959gaiti. yurüyüş, gidiş;
at yürüyüşü
Ekler: gaits
Hecelenişi: gait
Okunuşu: /geɪt /
960wheelf. tekerlekler üzerinde taşımak;
döndürmek;
çark gibi çevirmek;
el arabası ile götürmek;
çark veya tekerlek gibi yuvarlanmak;
dönmek;
sürmek;
sürülmek;
yuvarlanıp gitmek.
i. tekerlek;
çark, dolap;
den. dümen dolabı;
eskiden kullanılan işkence çarkı;
k.dili bisiklet;
çarkıfelek;
deveran, dönme;
argo. kodaman;
yürüten unsur;
çog, argo. vasıta, araba.
Ekler: wheels
Hecelenişi: wheel
Okunuşu: /wiːl /
961deceivef. aldatmak, yalan söylemek.Ekler: de·ceives / de·ceived / de·ceiv·ing / de·ceiv·ers
Hecelenişi: de·ceive
Okunuşu: /dɪ’siːv /
962foolf. aldatmak, oynatmak;
delilik ve maskaralık etmek;
boşuna vakit geçirmek, eğlenmek.
i. ahmak veya budala kimse, enayi veya aptal kimse, alık veya akılsız kimse;
soytarı;
küçük düşürülen kimse.
Ekler: fools
Hecelenişi: fool
Okunuşu: /fuːl /
963desperates. ümitsiz;
çaresizlikten deliye dönmüş;
vahim, müthiş, korkunç, tehlikeli;
dehşetli;
aşırı
Hecelenişi: des·per·ate
Okunuşu: /dɛsp(ə)rət /
964supplementarys. ilâve olan, bütünleyici;
mat. bütünleyen, tamamlayan.
Hecelenişi: sup·ple·men·ta·ry
Okunuşu: /ˌsʌplɪ’mɛnt(ə)ri /
965headlongz. ,s. başı önde;
paldır küldür;
önünü ardını düşünmeden;
s. baş kısmı önde;
kayıtsız.
Hecelenişi: head·long
Okunuşu: /hɛdlɒŋ /
966freaki. garabet;
acayiplik, hilkat garibesi, acibe;
kapris, gelip geçen fikir veya arzu, maymun iştahlılık.
Ekler: freaks
Hecelenişi: freak
Okunuşu: /friːk /
967daydreami. hayal;
f. hayal kurmak, dalmak.
Ekler: day·dreams
Hecelenişi: day·dream
Okunuşu: /deɪdriːm /
968dilemmai. müşkül durum, çıkmaz;
man. ikilem, dilem.
Ekler: di·lem·mas
Hecelenişi: di·lem·ma
Okunuşu: /dɪ’lɛmə /
969quarryi. taş ocağı;
f. taş ocağından kazıp çıkarmak;
taş ocağı açmak.
i. şahin veya atmaca ile tutulan av;
av, şikâr;
kovalanan herhangi bir kimse veya şey.
i. baklava şeklinde pencere camı.
Hecelenişi: quar·ry
Okunuşu: /kwɒri /
970sinkf. batmak, garkolmak;
yıkılmak, halsizlikten düşmek;
irtifa kaybetmek, düşmek: dalmak, derinliğine gitmek: ağır ağır inmek: girmek: etkilemek, tesir etmek, içine işleyip girmek: çukurlaşmak: yavaş yavaş ölmek: gurup etmek: batırmak, daldırmak: indirmek: gururunu kırmak;
azaltmak, eksiltmek: para yatırmak: kazıp açmak.
i. lavabo: geriz, lağım:jeol. çukur, havza: batakhane.
Ekler: sinks / sank / sunk / sunk / sink·ing
Hecelenişi: sink
Okunuşu: /sɪŋk /
971runawayi. kaçak, kaçkın, firari.
boşanma;
denetimsiz;
firari;
gizli;
kaçak;
kaçkın;
sızıntı
972dabblef. su serpmek, hafifçe Islatmak;
amatör olarak bir sanat veya işle uğraşmak.
Ekler: dab·bles / dab·bled / dab·bling / dab·blers
Hecelenişi: dab·ble
Okunuşu: /dab(ə)l /
973transactioni. iş görme;
iş, muamele;
bir kurumun bütün muamelelerini gösteren basılı rapor veya kayıtlar.
Ekler: trans·ac·tions
Hecelenişi: trans·ac·tion
Okunuşu: /tran’zakʃ(ə)n /
974uprisingi. kalkma;
ayaklanma, isyan.
Ekler: up·ris·ings
Hecelenişi: up·ris·ing
Okunuşu: /ʌprʌɪzɪŋ /
975opaques. donuk, şeffaf olmayan, kesif;
elektrik veya sıcaklığı geçirmeyen;
mantıksız, kolay anlaşılmaz;
ahmak, mankafa.
976tapestryi. goblen, resim dokumalı duvar örtüsü.Ekler: tap·es·tries
Hecelenişi: tap·es·try
Okunuşu: /tapɪstri /
977conceptualizekavramlaştırmak
978spuriouss. sahte, taklit, yapma, düzme;
biyol. sathi, asıl olmayan, benzer;
kanun dışı (çocuk).
Hecelenişi: spu·ri·ous
Okunuşu: /spjʊərɪəs /
979ingratitudei. nankörlük, iyilik bilmeyiş.Hecelenişi: in·grat·i·tude
Okunuşu: /ɪn’gratɪtjuːd /
980crookeds. eğri, çarpık;
kancalı;
namussuz, kanuna karşı;
hileli, dalavereli;
dolandırıcı, yalancı, sahtekar.
Hecelenişi: crook·ed
Okunuşu: /krʊkɪd /
981impotencei. iktidarsızlık, etkisizlik.
982deprivef. ,gen. of ile mahrum etmek, yoksun bırakmak, kaybettirmek.Ekler: de·prives / de·prived / de·priv·ing
Hecelenişi: de·prive
Okunuşu: /dɪ’prʌɪv /
983lecturei. konferans, belirli bir konu üzerine konuşma;
umumi ders;
tekdir, paylama, azarlama;
f. konferans vermek;
ders vermek: tekdir etmek azarlamak.
Ekler: lec·tures
Hecelenişi: lec·ture
Okunuşu: /lɛktʃə /
984wanderf. dolaşmak, gezinmek;
yolu şaşırarak dolanıp durmak;
yoldan çıkmak;
konudan ayrılmak;
sayıklamak, abuk sabuk konuşmak;
içinde dolaşmak;
i. dolaşma, gezinme.
Ekler: wan·ders / wan·dered / wan·der·ing / wan·der·ers / wanderings
Hecelenişi: wan·der
Okunuşu: /wɒndə /
985discussf. müzakere etmek, görüşmek, münakaşa etmek, tartışmak.Ekler: dis·cuss·es / dis·cussed / dis·cus·sing
Hecelenişi: dis·cuss
Okunuşu: /dɪ’skʌs /
986talenti. kabiliyet, yetenek, hüner, Allah vergisi;
yetenekli kimseler;
eski ibrani veya Yunan altın veya gümüş parası;
Ekler: tal·ents
Hecelenişi: tal·ent
Okunuşu: /talənt /
987malcontents. memnun olmayan, tatmin olmayan;
i. tatmin olmayıp isyana hazır kimse.
Ekler: mal·con·tents
Hecelenişi: mal·con·tent
Okunuşu: /malkəntɛnt /
988granaryi. tahıl ambarı;
çok tahıl yetiştiren bölge.
Ekler: gra·na·ries
Hecelenişi: gra·na·ry
Okunuşu: /gran(ə)ri /
989layeri. kat, tabaka;
daldırma.
Ekler: lay·ers
Hecelenişi: lay·er
Okunuşu: /leɪə /
990heavys. ağır, kaldırılmasl zor;
büyüklüğüne göre ağır;
şiddetli, kuvvetli (yağmur, rüzgâr, fırtına);
fazla, olağandan çok (kar, oy sayısı);
kabarmış (deniz);
çol faal (borsa alışverişi);
aşırı;
kalın (elbise);
ciddi, önemli;
güç, zor (vazife);
bulutlu, kapalı (gök);
sıkıcı, ezici, usandırıcı;
sıkıntılı, üzücü;
kederli;
zarafetsiz, incelikten yoksun;
kaba;
ağır, hazımı güç (yemek);
ağır, boğucu (koku);
derin (sessizlik);
uyku basmış, ağırlaşmış (göz);
fiz. ağır (izotop);
sıkışık (trafik);
i. , tiyatro, sin. kötü adam rolü;
dramda baş rol.
Ekler: heavi·er / heavi·est
Hecelenişi: heavy
Okunuşu: /hɛvi /
991addictf. alıştırmak.
i. tiryaki, müptelâ kimse, bir şeye düşkün kimse.
Ekler: ad·dicts
Hecelenişi: ad·dict
Okunuşu: /adɪkt /
992postponef. ertelemek, tehir etmek, geri bırakmak;
ikinci planda bırakmak. post ponementi. erteleme, tehir, geri bırakma.
Ekler: post·pones / post·poned / post·pon·ing / post·pone·ments
Hecelenişi:/b> post·pone
Okunuşu: /pəʊs(t)’pəʊn /
993analogouss. benzer, paralel, muvazi;
biyol. . kuş ve böcek kanatları gibi aynı vazifeyi gören.
s. benzer, paralel, muvazi;
biyol. . kuş ve böcek kanatları gibi aynı vazifeyi gören
Hecelenişi: anal·o·gous
Okunuşu: /ə’naləgəs /
994seaworthys. denize karşı dayanıklı, denize açılabilir.Hecelenişi: sea·wor·thy
Okunuşu: /siːwəːði /
995droughti. kuraklık, susuzluk;
kıtlık, eksiklik.
Ekler: droughts
Hecelenişi: drought
Okunuşu: /draʊt /
996ratifyf. tasdik etmek, onaylamak.Ekler: rat·i·fies / rat·i·fied / rat·i·fy·ing
Hecelenişi: rat·i·fy
Okunuşu: /ratɪfʌɪ /
997broodf. kuluçkaya yatmak: derin derin düşünmek, düşünceye dalmak;
s. damızlık.
Ekler: broods
Hecelenişi: brood
Okunuşu: /bruːd /
998lucki. talih, şans, baht, ikbal;
uğurlu şey.
Hecelenişi: luck
Okunuşu: /lʌk /
999combinef. birleştirmek, karıştırmak, bir araya getirmek;
toplamak;
birleşmek, bir araya gelmek.
i. uzlaşma, birlik;
A.b.d., k.dili siyasi ve ticari çıkar sağlamak için bir araya gelen grup;
biçerdöğer makinası.
Ekler: com·bines / com·bined / com·bin·ing
Hecelenişi: com·bine
Okunuşu: /kəm’bʌɪn /
1000ascendf. çıkmak, yukarı çıkmak, yükselmek , muzikte pesten tize geçmek;
akarsu boyunca akıntıya karşı gitmek;
artmak, çoğalmak , ziyadeleşmek;
üzerine çıkmak, tırmanmak.
Ekler: as·cends / as·cend·ed / as·cend·ing
Hecelenişi: as·cend
Okunuşu: /ə’sɛnd /
1001resourcei. kaynak;
çare;
dayanak;
araçlar, olanaklar, mali vasıtalar;
halletme yeteneği.
Ekler: re·sourc·es
Hecelenişi: re·source
Okunuşu: /rɪ’sɔːs /
1002vindictives. kinci, intikam kabilinden, intikam almaya meyilli;
öç alan.
Hecelenişi: vin·dic·tive
Okunuşu: /vɪn’dɪktɪv /td>
1003crossroadsi. değişik yolların birleştiği nokta.Ekler: cross·roads
Okunuşu: /krɒsrəʊdz /
1004unconventionals. göreneklere uymayan.Hecelenişi: un·con·ven·tion·al
Okunuşu: /ʌnkən’vɛnʃ(ə)n(ə)l /
1005f. rahat vermemek;
yormak, bizar etmek, tedirgin etmek, taciz etmek;
ask. aralıksız saldırılarla taciz etmek.
Ekler: ha·rass·es / ha·rassed / ha·rass·ing
Hecelenişi: ha·rass
Okunuşu: /harəs /
1006alliancei. anlaşma, birleşme, uyuşma , ittifak;
evlenme ile hâsıl olan akrabalık, dünürlük;
zool. birbirine benzeyen bir takım familyalar.
Ekler: al·li·anc·es
Hecelenişi: al·li·ance
1007precautioni. ihtiyat, basiret, önceden alınan tedbir.Ekler: pre·cau·tions
Hecelenişi: pre·cau·tion
Okunuşu: /prɪ’kɔːʃ(ə)n /
1008hesitatef. tereddüt etmek, duraksamak;
lafını şaşırmak, ne diyecegini bilememek, kem küm etmek.
Ekler: hes·i·tates / hes·i·tat·ed / hes·i·tat·ing
Hecelenişi: hes·i·tate
Okunuşu: /hɛzɪteɪt /
1009verdicti. ,huk. juri heyeti kararı;
hüküm, karar, ilâm.
Ekler: ver·dicts
Hecelenişi: ver·dict
Okunuşu: /vəːdɪkt /
1010chasmi. kanyon, dar boğaz;
derin yarık;
boşluk, fasıla.
Ekler: chasms
Hecelenişi: chasm
Okunuşu: /kaz(ə)m /
1011bohemiani. ,s. , Bohemyalı;
çek dili;
çingene, Kıpti;
k.h. Bohem, Bohem hayatı yasayan kimse, toplum kurallarını dikkate almadan yaşayan sanatçı ruhlu kimse;
s. Bohemya halkına veya diline ait, Bohemya’ya özgü.
Ekler: bo·he·mi·ans
Hecelenişi: bo·he·mi·an
1012jarf. sarsmak;
titretmek;
sinirlendirmek;
sinirine dokunmak, batmak;
bozuk ve çatlak ses çıkartmak, ahenksiz ses çıkarmak;
i. sarsıntı, şok;
çatlak ses.
i. kavanoz.
Ekler: jars
Hecelenişi: jar
Okunuşu: /dʒɑː /
1013sanctioni. tasdik, teyit;
müeyyide;
kanuna itaatsizlik cezası;
gen., milletlerarası bir kanunu çiğneyen devlete karşı diğer birkaç devletin birleşerek aldık ları zorlatıcı tedbir;
f. tasdik etmek, teyit etmek, tasvip etmek.
Ekler: sanc·tions
Hecelenişi: sanc·tion
Okunuşu: /saŋ(k)ʃ(ə)n /
1014civiliani. sivil kimse;
Roma veya medeni hukuk öğrencisi veya bilgini.
Ekler: ci·vil·ians
Hecelenişi: ci·vil·ian
Okunuşu: /sɪ’vɪlj(ə)n /
1015interfere f. karışmak, müdahale etmek;
çatışmak, zıddiyet göstermek;
dokunmak, zarar vermek;
fiz. birbiri üzerine tesir etmek;
mâni olmak;
bazı oyunlarda karşı tarafın yolunu kesmek.
Ekler: in·ter·feres / in·ter·fered / in·ter·fer·ing
Hecelenişi: in·ter·fere
Okunuşu: /ɪntə’fɪə /
1016venturei. risk, riziko: şans işi, tehlikeli iş, cüret:f. bahta bırakmak;
cesaret edip girişmek: cüret etmek: tehlikeli işe atılmak, riske girmek.
Ekler: ven·tures / ven·tured / ven·tur·ing
Hecelenişi: ven·ture
Okunuşu: /vɛntʃə /
1017hardshipi. sıkıntı, darlık, meşakkat;
eza, cefa.
Ekler: hard·ships
Hecelenişi: hard·ship
Okunuşu: /hɑːdʃɪp /
1018gainsayf. inkâr etmek, reddetmekEkler: gain·says / gain·said / gain·say·ing
Hecelenişi: gain·say
Okunuşu: /geɪn’seɪ /
1019highbrowentel
1020hingei. menteşe, reze;
dayanak noktası, destek, esas;
midye gibi hayvanların kabuğunda mafsal;
f. menteşe takmak;
dönmek;
dayanmak, bağlı olmak.
Ekler: hing·es
Hecelenişi: hinge
Okunuşu: /hɪn(d)ʒ /
1021reliancei. güvenme, itimat, emniyet;
tevekkül, istinat;
istinat edilecek şey.
Hecelenişi: re·li·ance
Okunuşu: /rɪ’lʌɪəns /
1022quasiz. ,s. güya, sanki;
s. gibi, yarım.
önek benzeri.
1023mumpsi. , ,tıb. kabakulak hastalığı.Hecelenişi: mumps
Okunuşu: /mʌmps /
1024queryi. ual, sorgu;
şüphe;
soru işareti;
f. sormak;
sorguya çekmek;
doğruluğundan şüphe etmek;
soru işareti koymak.
Ekler: que·ries
Hecelenişi: que·ry
Okunuşu: /kwɪəri /
1025quixotics. donkişotvari, saçma şekilde romantik.Hecelenişi: quix·ot·ic
Okunuşu: /kwɪk’sɒtɪk /
1026wizardi. büyücü, sihirbaz;
k.dili usta kimse;
s. sihirli, büyülü;
cazip, büyüleyici.
Ekler: wiz·ards
Hecelenişi: wiz·ard
Okunuşu: /wɪzəd /
1027gemi. kıymetli taş, cevher;
cevher gibi kıymetli ve güzel şey;
hafif bir çeşit pasta;
f. kıymetli taşlarla süslemek, tezyin etmek.
Ekler: gems
Hecelenişi: gem
Okunuşu: /dʒɛm /
1028impromptus. ,z. ,i. hazırlıksız;
z. hazırlıksız olarak, irticalen;
i. irtical, hazırlıksız söylenmiş veya yapılmış şey;
müz. empromptü, küçük parça.
Hecelenişi: im·promp·tu
Okunuşu: /ɪm’prɒm(p)tjuː /
1029serenes. berrak, açık, sakin;
yüce, âli.
Hecelenişi: se·rene
1030exclusives. umuma açık olmayan;
bir kimse veya zümreye has;
tek, eşi olmayan;
hariç tutan;
of ile müstesna, -den gayri, hesaba katmadan;
i. yalnız bir gazete veya mecmuanın temin edebildiği mülâkat.
Hecelenişi: ex·clu·sive
Okunuşu: /ɪk’skluːsɪv /
1031talismani. tılsım.Ekler: tal·is·mans
Hecelenişi: tal·is·man
Okunuşu: /talɪzmən /
1032intensityi. keskinlik, şiddet, ifrat derece;
yoğunluk, koyuluk.
Ekler: in·ten·si·ties
Hecelenişi: in·ten·si·ty
Okunuşu: /ɪn’tɛnsɪti /
1033unpalatables. ağıza zor alınır;
nahoş.
Okunuşu: /ʌn’palətəb(ə)l /
1034substitutei. , bedel;
vekil;
f. vekil tayin etmek;
bedel olarak koymak;
vekâlet etmek;
yerine geçmek.
Ekler: sub·sti·tutes
Hecelenişi: sub·sti·tute
Okunuşu: /sʌbstɪtjuːt /
1035wealthi. zenginlik, servet, varlık, para, mal;
bolluk.
Hecelenişi: wealth
Okunuşu: /wɛlθ /
1036indecisives. kararsız, kesin olmayanHecelenişi: in·de·ci·sive
Okunuşu: /ɪndɪ’sʌɪsɪv /
1037expandf. büyütmek;
geliştirmek, inkişaf ettirmek;
şişirmek;
genişletmek, tevsi etmek;
açmak, yaymak;
büyümek, gelişmek, inkişaf etmek;
genişlemek, şişmek.
Ekler: ex·pands / ex·pand·ed / ex·pand·ing
Hecelenişi: ex·pand
Okunuşu: /ɪk’spand /
1038excavatef. kazı yapmak, kazmak, hafriyat yapmak, kazıp çıkarmak, kazıp açmak.Ekler: ex·ca·vates / ex·ca·vat·ed / ex·ca·vat·ing / ex·ca·va·tions
Hecelenişi: ex·ca·vate
Okunuşu: /ɛkskəveɪt /
1039editf. başkasının yazdığı bir yazıyı basılmak üzere hazırlamak, telif etmek;
düzeltmek, düzenlemek;
bir gazetede mesül müdür olmak.
Ekler: ed·its / ed·it·ed / ed·it·ing
Hecelenişi: ed·it
Okunuşu: /ɛdɪt /
1040pamperf. refah ve bolluk içinde büyütmek, lüks hayata alıştırmak pohpohlamak, şımartmak.Ekler: pampers / pampered / pamper·ing
Hecelenişi: pamp·er
Okunuşu: /pampə /
1041morbids. ürkütücü ve marazi konulara aşırı ilgi duyan;
hastalıklı, hastalığa ait, marazi;
bozuk.
Hecelenişi: mor·bid
Okunuşu: /mɔːbɪd /
1042reflectf. aksetmek, yansımak;
ayna gibi hayalini göstermek;
netice olarak vermek;
düşünmek, tefekkür etmek.
Ekler: re·flects / re·flect·ed / re·flect·ing
Hecelenişi: re·flect
Okunuşu: /rɪ’flɛkt /
1043bardi. at zırhını meydana getiren parçalardan biri;
f. ata zırh giydirmek;
donatmak.
i. , fırında pişerken kurumasın diye rostonun üstüne konulan yağlı et.
i. saz şairi, şair, ozan.
Ekler: bards
Hecelenişi: bard
Okunuşu: /bɑːd /
1044unprincipleds. karaktersiz, prensipsiz, ahlaksızHecelenişi: un·prin·ci·pled
Okunuşu: /ʌn’prɪnsɪp(ə)ld /
1045extemporaneouss. irticali, önceden yapılan bir hazırlığa dayanmayan.Hecelenişi: ex·tem·po·ra·ne·ous
Okunuşu: /ɪkˌstɛmpə’reɪnɪəs /
1046disregardf. ehemmiyet vermemek, önemsememek, aldırmamak, saymamak, itibar etmemek, ihmal etmek;
i. ihmal, kayıt sızlık, itibar etmeyiş, saymayış.
Ekler: dis·re·gards / dis·re·gard·ed / dis·re·gard·ing
Hecelenişi: dis·re·gard
Okunuşu: /dɪsrɪ’gɑːd /
1047confidencei. güven, emniyet, itimat;
mahremiyet, gizlilik;
sırdaşlık.
Ekler: con·fi·denc·es
Hecelenişi: con·fi·dence
Okunuşu: /kɒnfɪd(ə)ns /
1048broads. geniş enli;
hudutsuz;
belli, açık;
belli başlı, ana, genel, umumi;
kaba;
serbest, liberal;
i. açıklık;
argo. kadın;
argo. fahişe.
Ekler: broad·er / broad·est
Hecelenişi: broad
Okunuşu: /brɔːd /
1049drilli. matkap, delgi;
matkapla delik açma usulü;
istiridyeleri yok eden bir çeşit kabuklu deniz hayvanı, zool. Urosalpinx cinerea;
talim, alıştırma;
f. delmek, matkapla delmek, delik açmak;
talim yaptırmak, talim yapmak;
dersi birkaç kere tekrarlatarak öğretmek.
i. , (bahç). mibzer, tohum ekme makinası;
tohum dizisi;
tarlada dizilere ekilen tohum;
f. makine ile tohum ekmek.
i. Batı Afrika, ya özgü bir çeşit büyük maymun, zool. Man drillus leucophaeus.
i. dimi ve dok denilen bir çeşit pamuk veya keten bezi, diril.
Ekler: drills
Hecelenişi: drill
Okunuşu: /drɪl /
1050meagreaz;
bereketsiz;
eksik;
yetersiz;
zayıf
1051abominables. çok kötü, iğrenç, nefret uyandıran
snowman (bak) yeti
Hecelenişi: abom·i·na·ble
Okunuşu: /ə’bɒm(ə)nəb(ə)l /
1052olfactorys. koklamaya ait;
i. ,gen. çoğ. koklama organı, burun;
koklama hissi.
Hecelenişi: ol·fac·to·ry
Okunuşu: /ɒl’fakt(ə)ri /
1053interfacei. iki cisim arasındaki ortak yüzey, arayüz.Ekler: in·ter·fac·es
Hecelenişi: in·ter·face
Okunuşu: /ɪntəfeɪs /
1054bleedf. kan kaybetmek, kanamak, kanı akmak;
akmak, solmak (boya);
su boşaltmak;
matb. sayfanın kenarına kadar basmak;
bitkilerin özü gibi akmak;
kan ağlamak, çok kederli olmak;
k.dili para çekmek, sızdırmak.
Ekler: bleeds / bled / bleed·ing
Hecelenişi: bleed
Okunuşu: /bliːd /
1055perfectf. tamamlamak, bitirmek, ikmal etmek;
tekamül ettirmek.
s. tam, mükemmel;
kusursuz;
iyice öğrenilmiş (ders);
bot. olgun;
aynı çiçekte hem erkeklik hem dişilik uzvu olan, tam;
k.dili pek çok, müthiş;
gram. geçmiş;
i. ,gram. geçmiş zamanlı fiil;
geçmiş zaman.
Hecelenişi: per·fect
Okunuşu: /pəːfɪkt /
1056put offtehir etmek, geciktirmek, başka vakte bırakmak;
çıkarmak (giysi);
reddedilmek;
den. açılmak, ayrılmak.
atlatmak;
bahane;
ertelemek;
mazeret;
müeccel;
oyalamak;
reddedilmek;
soğutmak
Ekler: puts off / put off / put·ting off
Okunuşu: /pʊt ɒf /
1057consolidatef. birleştirmek, birleşmek;
pekiştirmek, pekişmek, takviye etmek, saglamlaştırmak;
tic. konsolide etmek.
Ekler: con·sol·i·dates / con·sol·i·dat·ed / con·sol·i·dat·ing / con·sol·i·da·tions
Hecelenişi: con·sol·i·date
Okunuşu: /kən’sɒlɪdeɪt /
1058husbandryi. çiftçilik, ziraat;
idarecilik;
ekonomik bir şekilde ev idaresi.
Hecelenişi: hus·band·ry
Okunuşu: /hʌzbəndri /
1059authentics. güvenilir, inanılır, sahih, hakiki.Hecelenişi: au·then·tic
Okunuşu: /ɔː’θɛntɪk /
1060yarni. pamuk veya yün ipliği, bükülümüş iplik;
k.dili hikaye, masal, bilhassa gemici masalı;
f. , k.dili masal anlatmak.
Ekler: yarns
Hecelenişi: yarn
Okunuşu: /jɑːn /
1061resemblef. benzemek, müşabih olmak, andırmak.Ekler: re·sem·bles / re·sem·bled / re·sem·bling
Hecelenişi: re·sem·ble
Okunuşu: /rɪ’zɛmb(ə)l /
1062seekf. aramak, araştırmak;
çabalamak.
Ekler: seeks / sought / seek·ing / seek·ers
Hecelenişi: seek
Okunuşu: /siːk /
1063uprights. ,z. ,i. doğru, dikey, dik;
dürüst, doğru;
z. doğru, dikine, dikey olarak;
i. direk;
dimdik duran şey;
dik piyano, düz piyano;
(futbol) kale.
Hecelenişi: up·right
Okunuşu: /ʌprʌɪt /
1064amnestyi. genel af:f. genel af yoluyla serbest bırakmak.Ekler: am·nes·ties / amnesties / amnestied / amnesty·ing
Hecelenişi: am·nes·ty
Okunuşu: /amnɪsti /
1065apprenticei. çırak;
den. miço;
f. usta yanına çırak olarak vermek, usta yanına koymak.
Ekler: ap·pren·tic·es
Hecelenişi: ap·pren·tice
Okunuşu: /ə’prɛntɪs /
1066embarkf. gemiye binmek veya bindirmek;
sokmak sevketmek, girişmek, başlamak.
Ekler: em·barks / em·barked / em·bark·ing
Hecelenişi: em·bark
Okunuşu: /ɪm’bɑːk /
1067junki. kullanılmış karışık eşya, hurda;
k.dili değersiz eşya, çöp;
argo. esrar;
den. hurda halatlar;
eskiden gemilerde yenilen tuzlanmış sert sığır eti;
f. ,k.dili çöpe atmak.
i. Çin sularında kullanılan bir çeşit yelkenli gemi.
Hecelenişi: junk
Okunuşu: /dʒʌŋk /
1068virtuals. gerçek kuvveti olan;
gerçek olmayan;
fiili;
kuvvet veren;
kuvvette olup eyleme geçmemiş, zımni.
Hecelenişi: vir·tu·al
Okunuşu: /vəːtjʊəl /
1069hazef. ,den. fazla veya çetin işle yormak;
A.b.d., eşek şakası yaparak üzmek (özellikle üniversiteye yeni gelenleri).
i. hafif sis, ince duman, pus;
belirsizlik, müphemlik, çapraşıklık.
Hecelenişi: haze
Okunuşu: /heɪz /
1070employeri. patron, işveren.Ekler: em·ploy·ers
Hecelenişi: em·ploy·er
Okunuşu: /ɪm’plɔɪə /
1071dubiouss. şüpheli;
belirsiz müphem;
kararsız;
güvenilmez;
sonucu şüpheli.
Hecelenişi: du·bi·ous
Okunuşu: /djuːbɪəs /
1072maladjustmenti. intibak edemeyiş, uyumsuzluk. maladjusteds. intibak edemeyen, uyumsuz.
1073endearingalımlı;
cazip;
çekici;
sevecen;
sevimli
1074lookingbakma
1075mitigatef. yatıştırmak;
azaltmak, hafifletmek.
Ekler: mit·i·gates / mit·i·gat·ed / mit·i·gat·ing
Hecelenişi: mit·i·gate
Okunuşu: /mɪtɪgeɪt /
1076familials. aileye ait, aileden geçmiş.Hecelenişi: fa·mil·ial
Okunuşu: /fə’mɪljəl /
1077deducef. anlamak, mantıki olarak sonuç çıkarmak, istihraç etmek, istintaç etmek.Ekler: de·duc·es / de·duced / de·duc·ing
Hecelenişi: de·duce
Okunuşu: /dɪ’djuːs /
1078avertf. başka tarafa çevirmek, yön değiştirtmek;
önlemek, menetmek, defetmek, bırakmamak.
Ekler: averts / avert·ed / avert·ing
Hecelenişi: avert
Okunuşu: /ə’vəːt /
1079resilients. geriye fırlayan, seğirdim yapan;
uzanıp kısalan, elastiki, esnek;
çabuk iyileşir (bünye).
Hecelenişi: re·sil·ient
Okunuşu: /rɪ’zɪlɪənt /
1080fashioni. moda, adet, usul, kılık, biçim, şekil;
tarz, üslûp;
davranış;
kibar sınıf hayatı;
üst tabaka, yüksek zümre;
f. yapmak, şekil vermek.
Ekler: fash·ions
Hecelenişi: fash·ion
Okunuşu: /faʃ(ə)n /
1081damps. nemli, rutubetli, yaş;
i. nem, rutubet;
kömür ocaklarında hâsıl olan zararlı bir gaz;
f. boğmak, söndürmek;
yavaşlatmak, durdurmak;
ıslatmak, nemlendirmek.
Ekler: damp·er / damp·est
Hecelenişi: damp
Okunuşu: /damp /
1082healthi. sağlık, sıhhat, beden sağlığı, afiyet;
bir kimsenin sıhhat ve saadetine kadeh kaldırma veya tokuşturma.
Hecelenişi: health
Okunuşu: /hɛlθ /
1083emergencyi. ani olarak ortaya çıkan güç durum, âcil ihtiyaç veya vaka;
icap.
Ekler: emer·gen·cies
Hecelenişi: emer·gen·cy
Okunuşu: /ɪ’məːdʒ(ə)nsi /
1084conflictf. çekişmek,.. , ile ihtilâfa düşmek;
mücadele etmek;
zıtlaşmak.
i. anlaşmazlık, ihtilâf, fikir ayrılığl;
çekişme, çarpışma, zıtlaşma;
mücadele, uğraşma.
Ekler: con·flicts
Hecelenişi: con·flict
Okunuşu: /kɒnflɪkt /
1085obediencei. itaat, itaat etme, söz dinleme, boyun eğme.Okunuşu: /ə’biːdɪəns /
1086nimbles. çabuk, çevik, atik;
tetik, uyanık, zeki, açıkgöz.
Ekler: nim·bler / nim·blest
Hecelenişi: nim·ble
Okunuşu: /nɪmb(ə)l /
1087prayf. dua etmek, niyaz etmek;
yalvarmak, istirham etmek;
ibadet etmek, namaz kılmak.
Ekler: prays / prayed / pray·ing
Hecelenişi: pray
Okunuşu: /preɪ /
1088operatingameliyat;
çalıştırma;
işletme;
kullanma
1089broomi. saplı süpürge;
katır tırnağıbot. Genista scoparia.
Ekler: brooms
Hecelenişi: broom
Okunuşu: /bruːm /
1090improvisef. irticalen , çalgı çalmak veya şiir söylemek;
o anda uydurmak;
birdenbire çaresini bulmak.
Ekler: im·pro·vis·es / im·pro·vised / im·pro·vis·ing / im·pro·vi·sa·tions / im·pro·vis·ers / im·prors
Hecelenişi: im·pro·vise
Okunuşu: /ɪmprəvʌɪz /
1091mendf. onarmak (çamaşır);
ıslah etmek;
tashih etmek, düzeltmek;
daha iyi hale koymak;
iyileşmek.
i. onarım;
tamir olunmuş yer.
Ekler: mends / mend·ed / mend·ing / mend·ers
Hecelenişi: mend
Okunuşu: /mɛnd /
1092queers. ,f. acayip, tuhaf, garip, yadırganan;
şüpheli, muammalı;
argo. kalp, sahte;
argo. homoseksüel;
f. ,argo. bozmak, tesirini bozmak.
Ekler: queer·er / queer·est
Hecelenişi: queer
Okunuşu: /kwɪə /
1093flimsys. seyrek dokunmuş ve kolayca yırtılabilen (kumaş), hafif, ince, dayanıksız;
inanılması güç:i. müsvedde kâğıdı.
Ekler: flim·si·er / flim·si·est
Hecelenişi: flim·sy
Okunuşu: /flɪmzi /
1094carefrees. keyfi yerinde, kaygısız, dertsiz.Hecelenişi: care·free
Okunuşu: /kɛːfriː /
1095momentarilyz. anbean.Hecelenişi: mo·men·tari·ly
Okunuşu: /məʊm(ə)nt(ə)rɪli /
1096impressioni. tesir, etki;
izlenim, intiba;
zan;
basma;
tabetme;
damga;
baskı, basım;
nüsha;
bası.
Ekler: im·pres·sions
Hecelenişi: im·pres·sion
Okunuşu: /ɪm’prɛʃ(ə)n /
1097holys. kutsal, mukaddes, kutsi, mübarek.Ekler: ho·li·er / ho·li·est
Hecelenişi: ho·ly
Okunuşu: /həʊli /
1098nobles. asil, soylu, soydan;
âlicenap, yüce gönüllü;
heybetli, yüce, ulu;
mükemmel, çok güzel;
eski kimyasal değişiklik göstermeyen (kıymetli maden);
i. asılzade, soylu kimse;
İngiltere’nin eski bir altın parası.
Ekler: no·bler / no·blest
1099generationi. zürriyet husule getirme, doğuş, doğuruş, tenasül;
nesil, soy, zürriyet, batın;
vasat olarak insan nesli farzedilen otuz yıl.
Ekler: gen·er·a·tions
Hecelenişi: gen·er·a·tion
1100fabricatef. imal etmek, parçalarını bir araya getirerek yapmak;
uydurmak yalan söylemek,argo. atmak.
Ekler: fab·ri·cates / fab·ri·cat·ed / fab·ri·cat·ing / fab·ri·ca·tions / fab·ri·ca·tors
Hecelenişi: fab·ri·cate
Okunuşu: /fabrɪkeɪt /
1101misusef. kötü işte kullanmak, suiistimal etmek.
i. kötü kullanış;
suiistimal.
Ekler: mis·us·es / mis·used / mis·us·ing
Hecelenişi: mis·use
Okunuşu: /mɪs’juːz /
1102revealf. ifşa etmek, açıklamak, açığa vurmak;
göstermek;
ilham yoluyle bildirmek.
i. ,mim. pencere veya kapı çerçevesinden duvarın kenarına kadar olan kısım, açıt yanağı.
Ekler: re·veals / re·vealed / re·veal·ing
Hecelenişi: re·veal
Okunuşu: /rɪ’viːl /
1103artilleryi. top gibi büyük harp siiâhları , ağır silâhlar;
topçu sınıfı;
topçuluk.
Hecelenişi: ar·til·lery
Okunuşu: /ɑː’tɪləri /
1104mazei. yolları şaşırtacak derecede karışık yer, labirent;
şaşkınlık, hayret.
Ekler: maz·es
Hecelenişi: maze
Okunuşu: /meɪz /
1105espionagei. casusluk.Hecelenişi: es·pi·o·nage
Okunuşu: /ɛspɪənɑːʒ /
1106insuref. sigorta etmek;
emniyet altına almak;
sigorta olmak;
temin etmek.
Ekler: in·sures / in·sured / in·sur·ing
Hecelenişi: in·sure
Okunuşu: /ɪn’ʃɔː /
1107banals. adi, bayağı;
umumi (fikir, ifade).
Hecelenişi: ba·nal
Okunuşu: /bə’nɑːl /
1108unquestionables. münakaşa kaldırmaz;
şüphe götürmez, muhakkak.
Hecelenişi: un·ques·tion·able
Okunuşu: /ʌn’kwɛstʃ(ə)nəb(ə)l /
1109equatef. eşitlemek, müsavi kılmak, eşit olarak göstermek, eşit saymak, denklemek.Ekler: equates / equat·ed / equat·ing
Hecelenişi: equate
Okunuşu: /ɪ’kweɪt /
1110versei. mısra;
şiir;
koşuk, nazım;
beyit, kıta;
ayet.
Ekler: vers·es
Hecelenişi: verse
Okunuşu: /vəːs /
1111rivali. rakip;
s. rekabet eden;
f. rakip olmak, rekabet etmek, geçmek için rekabet etmek.
Ekler: ri·vals
Hecelenişi: ri·val
Okunuşu: /rʌɪv(ə)l /
1112commendf. tavsiye etmek, salık vermek;
övmek;
saygılarını sunmak;
emanet etmek.
Ekler: com·mends / com·mend·ed / com·mend·ing
Hecelenişi: com·mend
Okunuşu: /kə’mɛnd /
1113barterf. mübadele usulü ile alışveriş etmek, trampa etmek;
takas yapmak;
i. mübadele, trampa.
Ekler: bar·ters / bar·tered / bar·ter·ing
Hecelenişi: bar·ter
Okunuşu: /bɑːtə /
1114basef. temel atmak, kurmak, tesis etmek;
on veya upon ile bir esas üzerine bina ettirmek;
dayandırmak.
i. kaide, temel, esas, taban, dip;
bot. . sap dibi;
zool. bir uzvun gövdeye bitiştiği noktaya en yakın kısmı;
spor depart;
ask. üs;
kim alkali, (baz).
s. alçak, adi, rezil;
korkak;
değersiz;
sahte, kalp.
Ekler: bas·es
Hecelenişi: base
Okunuşu: /beɪs /
1115representf. göstermek, tasvir et mek, resmetmek;
anlatmak, söylemek, ifade etmek;
taslamak, gibi göstermek;
temsil etmek, simgelemek;
rolünü yapmak;
tarif etmek, açıklamak;
yerine geçmek;
numunesi olmak.
Ekler: rep·re·sents / rep·re·sent·ed / rep·re·sent·ing
Hecelenişi: rep·re·sent
Okunuşu: /rɛprɪ’zɛnt /
1116palatei. damak;
tat alma duyusu;
zevk, haz, hoşlanma.
Ekler: pal·ates
Hecelenişi: pal·ate
Okunuşu: /palət /
1117glancef. göz atmak, göz gezdirmek;
ima etmek;
sıyırıp geçmek;
i. bakış, nazar;
ima;
sıyırıp geçiş.
i. ,mad. birkaç çeşit parlak ve kükürtlü mineral.
Ekler: glanc·es / glanced / glanc·ing
Hecelenişi: glance
Okunuşu: /glɑːns /
1118trailf. sürüklemek, arkası sıra yerde sürüklemek;
izlemek;
geriden izlemek, geri kalmak;
ayakla çiğneyerek yol yapmak;
sürünmek;
sürüklenmek;
iz bırakmak, peşinde bırakmak;
bitki gibi yerde uzamak;
izleyerek avlamak;

i. iz;
peten, sürüklenen şey, kuyruk;
(bir) sürü, (bir) yığın;
top arabasının kundak kuyruğu;
patika, keçiyolu.
Ekler: trails / trailed / trail·ing
Hecelenişi: trail
Okunuşu: /treɪl /
1119autonomouss. özerk, muhtar;
özerklige ait;
müstakil, kendi kendini idare eden.
Hecelenişi: au·ton·o·mous
Okunuşu: /ɔː’tɒnəməs /
1120varieds. çeşitli, türlü;
değişik.
Hecelenişi: var·ied
Okunuşu: /vɛːrɪd /
1121detestf. nefret etmek, iğrenmek, tiksinmek.Ekler: de·tests / de·test·ed / de·test·ing
Hecelenişi: de·test
Okunuşu: /dɪ’tɛst /
1122notwithstandingz. , bağlaç.,edat. gerçi, her ne kadar;
bakmayarak;
bağlaç. mamafih, bununla birlikte;
edat. rağmen, gene de.
Hecelenişi: not·with·stand·ing
Okunuşu: /nɒtwɪð’standɪŋ /
1123diverses. muhtelif, çeşit çeşit, farklı.Hecelenişi: di·verse
Okunuşu: /dʌɪ’vəːs /
1124auspicei. kuşların hareketine bakıp kahinlik etme;
fal, alâmet.
Okunuşu: /ɔːspɪs /
1125lodgingi. geçici olarak oturulan mesken;
pansiyon;
kiralık oda.
Ekler: lodgings
Hecelenişi: lodging
Okunuşu: /lɒdʒɪŋ /
1126perceptivez. anlama kabiliyeti olan, idrak kabilinden.Hecelenişi: per·cep·tive
Okunuşu: /pə’sɛptɪv /
1127callingbağırma;
çağırma;
çağrı;
çağrılma;
davet;
heves;
istek;
iş;
meslek;
seslenme;
tutku
Okunuşu: /kɔːlɪŋ /
1128lonesomes. yalnızlıktan içi sıkılmış.Hecelenişi: lone·some
Okunuşu: /ləʊns(ə)m /
1129nuni. rahibe, sör.Ekler: nuns
1130approachf. yaklaştırmak, yakına getirmek, yaklaşmak, yanaşmak, yakına gelmek;
baş vurmak, müracaat etmek;
başlamak, işe koyulmak;
i. yaklaşma, yanaşma;
methal;
başlangıç;
spor golf topunu yeşil meydana sokan vuruş.
Ekler: ap·proach·es / ap·proached / ap·proach·ing
Hecelenişi: ap·proach
Okunuşu: /ə’prəʊtʃ /
1131kidnapf. birini zorla veya hile ile kaçırıp götürmek, fidye almak için insan kaldırmak.Ekler: kid·naps / kid·napped / kid·naped / kid·nap·ping / kid·nap·ing / kid·nap·pers / kid·nap·ers
Hecelenişi: kid·nap
Okunuşu: /kɪdnap /
1132facilitiesi. vasıta, imkân, bina, tesisat.Ekler: fa·cil·i·ties
1133delightf. memnun etmek, sevindirmek;
memnun olmak, sevinmek;
hazzetmek, zevk almak, eğlenmek;
i. sevinç, zevk, keyif, haz;
sevinç verme hassası;
füsun, sihir. be
Ekler: de·lights
Hecelenişi: de·light
Okunuşu: /dɪ’lʌɪt /
1134ecclesiasticaldini;
dinsel
1135quackf. ördek gibi bağırmak, ördek sesi çıkarmak;
bağırarak manasızca konuşmak;
i. ördek sesi, vak vak.
i. şarlatan hekim, sahte doktor;
şarlatan kimse;
s. şarlatan;
f. şarlatanlık etmek.
Ekler: quacks / quacked / quack·ing
Hecelenişi: quack
Okunuşu: /kwak /
1136regardf. dikkatle bakmak, dikkat etmek;
itibar etmek, saymak;
hürmet etmek, riayet etmek;
addetmek, kabul etmek;
dinlemek, dikkatli bakmak, dikkat etmek.
i. bakış, nazar;
hürmet, saygı, riayet;
itibar, sayma;
mulâhaza, fikir.
Ekler: re·gards
Hecelenişi: re·gard
Okunuşu: /rɪ’gɑːd /
1137fundamentals. i. esaslı, asli, önemli, mühim;
birinci, temele ait, kaideye ait;
muz esası bassoda bulunan;
i. esas, temel;
müz. en pes nota
Hecelenişi: fun·da·men·tal
Okunuşu: /fʌndə’mɛnt(ə)l /
1138penals. cezaya ait, ceza kabilinden.Hecelenişi: pe·nal
Okunuşu: /piːn(ə)l /
1139kitei. uçurtma;
çaylak,zool. Milvus;
kell çaylak,zool. Milvus milvus;
sıçancıl,zool. Milvus regalis;
tic. sahte bono;
den. hafif rüzgârda yelken direinin tepesine çekilen en ufak yelken.
Ekler: kites
Hecelenişi: kite
Okunuşu: /kʌɪt /
1140viciouss. kötü, bedhah, kötücül;
şiddetli, sert;
kusurlu, bozuk;
kirli;
hırçın, huysuz (hayvan).
Hecelenişi: vi·cious
Okunuşu: /vɪʃəs /
1141unchartedbilinmeyen
1142advanceds. ilerlemiş, ileriHecelenişi: ad·vanced
Okunuşu: /ad’vɑːnst /
1143aggravatef. ağırlaştırmak, kötüleştirmek , şiddetlendirmek;
k.dili kızdırmak, darıltmak;
tahriş etmek;
abartmak, mübalâğa etmek.
Ekler: ag·gra·vates / ag·gra·vat·ed / ag·gra·vat·ing
Hecelenişi: ag·gra·vate
Okunuşu: /agrəveɪt /
1144suffocatef. boğmak, nefesini kesmek;
bastırarak söndürmek;
boğulmak, nefes alamamak.
Ekler: suf·fo·cates / suf·fo·cat·ed / suf·fo·cat·ing
Hecelenişi: suf·fo·cate
Okunuşu: /sʌfəkeɪt /
1145arboreals. ağaca ait veya ağaç gibi olan;
agaçsyl;
ağaçlarda yaşayan veya gezen.
Hecelenişi: ar·bo·re·al
Okunuşu: /ɑː’bɔːrɪəl /
1146mermaidi. belinden aşağısı balık şeklinde olan efsanevi denizkızı.Ekler: mer·maids
Hecelenişi: mer·maid
Okunuşu: /məːmeɪd /
1147thawf. erimek, buzları çözülmek: erime derecesine gelmek (hava);
Isınmak, samimileşmek;
eritmek;
i. erime, çözülme;
havanın buzları eritecek derecede ısınması;
samimileşme;
ısınma.
Ekler: thaws / thawed / thaw·ing
Hecelenişi: thaw
Okunuşu: /θɔː /
1148separatef. ,s. ayırmak, tefrik etmek;
bölmek;
arasında bulunmak;
aradaki bağlantıyı kesmek;
ayrılmak, tefrik olunmak;
ayrı bir cisim teşkil etmek;
s. ayrı, ayrılmış, müstakil.
Hecelenişi: sep·a·rate
Okunuşu: /sɛp(ə)rət /
1149vengeancei. intikam, öç;
öç alma.
Hecelenişi: ven·geance
Okunuşu: /vɛn(d)ʒ(ə)ns /
1150arsenali. tophane, askeri teçhizat deposu.Ekler: ar·se·nals
Hecelenişi: ar·se·nal
Okunuşu: /ɑːs(ə)n(ə)l /
1151revitalizecanlandırmak;
güçlendirmek
1152entrenchf. hendek veya siper kazmak;
sağlamlaştırmak, yerleştirmek, emniyete almak. entrench on tecavüz etmek, bir başkasının hakkını çiğnemek. entrencheds. sabit, kolay degişmez.
Ekler: en·trench·es / en·trenched / en·trench·ing
Hecelenişi: en·trench
Okunuşu: /ɪn’trɛn(t)ʃ /
1153intensityi. keskinlik, şiddet, ifrat derece;
yoğunluk, koyuluk.
Ekler: in·ten·si·ties
Hecelenişi: in·ten·si·ty
Okunuşu: /ɪn’tɛnsɪti /
1154notioni. zan, sanı;
fikir, bilgi;
tasarım, tasım;
,tuhafiye.
Ekler: no·tions
1155vacants. boş, münhal, açık;
işsiz;
bön bakışlı;
huk. terkedilmiş, sahipsiz;
vârissiz.
Hecelenişi: va·cant
Okunuşu: /veɪk(ə)nt /
1156deployf. plana göre yerleştirmek;
sağa sola yaymak veya yayılmak.
Ekler: de·ploys / de·ployed / de·ploy·ing / de·ploy·ments
Hecelenişi: de·ploy
Okunuşu: /dɪ’plɔɪ /
1157industriouss. çalışkan, gayretli.Hecelenişi: in·dus·tri·ous
Okunuşu: /ɪn’dʌstrɪəs /
1158wanef. azalmak, küçülmek;
solmak;
batmak, zayıflamak;
i. azalış;
solma;
zeval;
ayın on beşinden sonra ayın küçülmesi.
Ekler: wanes / waned / wan·ing
Hecelenişi: wane
Okunuşu: /weɪn /
1159excessives. fazla, ifrat, aşırı. exces’sivelyz. aşırı olarak, ziyadesiyle.Hecelenişi: ex·ces·sive
Okunuşu: /ɪk’sɛsɪv /
1160critiquei. eleştiri, tenkit;
etüt, travay.
Ekler: cri·tiques
Hecelenişi: cri·tique
Okunuşu: /krɪ’tiːk /
1161imprecises. kesin olmayan;
tam ve doğru olmayan, gerçek değer veya anlamından biraz farklı;
gevşek.
Hecelenişi: im·pre·cise
Okunuşu: /ɪmprɪ’sʌɪs /
1162unresti. asayişsizlik, huzursuzluk, kargaşa;
rahatsızlık.
Hecelenişi: un·rest
Okunuşu: /ʌn’rɛst /
1163makeshifti. geçici tedbir;
s. geçici tedbir türünden.
Hecelenişi: make·shift
Okunuşu: /meɪkʃɪft /
1164facilitatef. kolaylaştırmak, teshiletmek.Ekler: fa·cil·i·tates / fa·cil·i·tat·ed / fa·cil·i·tat·ing / fa·cil·i·ta·tors
Hecelenişi: fa·cil·i·tate
Okunuşu: /fə’sɪlɪteɪt /
1165slipperys. kaypak, kaygan, kayağan;
hilekâr, güvenilmez;
ele geçmez, Yakalanmaz.
düz;
güvenilmez;
kaygan;
kaypak;
yalçın
1166unwillinglyz. istemeyerek.
1167blessf. takdis etmek, kutsamak, mübarek kılmak;
Allahtan niyaz etmek;
inayet etmek;
mesut etmek.
Ekler: bless·es / blessed / bless·ing
Hecelenişi: bless
Okunuşu: /blɛs /
1168expeditioni. sefer, kesif heyeti veya seferi;
zor yolculuk;
sürat, acele;
gönderme, sevk.
Ekler: ex·pe·di·tions
Hecelenişi: ex·pe·di·tion
Okunuşu: /ɛkspɪ’dɪʃ(ə)n /
1169equipf. teçhiz etmek, gerekli alet veya silâhları sağlamak, hazırlamak;
donatmak, giydirmek.
Ekler: equips / equipped / equip·ping
Hecelenişi: equip
Okunuşu: /ɪ’kwɪp /
1170huei. ünlem, nida, feryat.
i. renk tonu;
renk.
feryat;
görünüş;
nida;
nüans;
renk;
renk tonu;
ten rengi;
ünlem
Okunuşu: /hjuː /
1171generosityi. cömertlik, âli cenaplık.Hecelenişi: gen·er·os·i·ty
Okunuşu: /ʤɛnə’rɒsəti /
1172inconsiderates. düşüncesiz, saygısız;
aceleye gelmiş, tedbirsiz.
Hecelenişi: in·con·sid·er·ate
Okunuşu: /ɪnkən’sɪd(ə)rət /
1173cliffi. uçurum, sarp kayalık.Ekler: cliffs
Hecelenişi: cliff
Okunuşu: /klɪf /
1174hemispherei. yarıküreEkler: hemi·spheres
Hecelenişi: hemi·sphere
Okunuşu: /hɛmɪsfɪə /
1175repelf. defetmek, geriye atmak;
püskürtmek;
bağdaşmamak, uyuşmamak;
reddetmek;
nefret uyandırmak.
Ekler: re·pels / re·pelled / re·pel·ling
Hecelenişi: re·pel
Okunuşu: /rɪ’pɛl /
1176sprinklef. serpmek;
ekmek saçmak;
çiselemek;
i. serpinti;
çisenti.
Ekler: sprin·kles / sprin·kled / sprin·kling
Hecelenişi: sprin·kle
Okunuşu: /sprɪŋk(ə)l /
1177unrehearsedhazırlıksız
1178breakthroughbuluş;
hamle;
hücum;
ilerleme;
yarma
1179ruthlesss. merhametsiz, insafsızHecelenişi: ruth·less
Okunuşu: /ruːθlɪs /
1180investmenti. para koyma, yatırım;
yatırılan sermaye;
gelir getirmesi için paranın yatırıldığı şey, para sarfedilen gelir kaynağı;
memuriyete koyma;
muhasara, kuşatma;
biyol. dış deri.
Ekler: in·vest·ments
Hecelenişi: in·vest·ment
Okunuşu: /ɪn’vɛs(t)m(ə)nt /
1181clammys. ıslak, yaş, rutubetli, yapışkan, soğuk.Ekler: clam·mi·er / clam·mi·est
Hecelenişi: clam·my
Okunuşu: /klami /
1182advertisef. ilân etmek, bildirmek;
reklâmını yapmak.
Ekler: ad·ver·tis·es / ad·ver·tised / ad·ver·tis·ing / ad·ver·tis·ers
Hecelenişi: ad·ver·tise
Okunuşu: /advətʌɪz /
1183breakwateri. dalgakıran.Ekler: break·wa·ters
Hecelenişi: break·wa·ter
Okunuşu: /breɪkwɔːtə /
1184annulf. bozmak, ilga etmek, kaldırmak, iptal etmek, feshetmek.Ekler: an·nuls / an·nulled / an·nul·ling / an·nul·ments
Hecelenişi: an·nul
Okunuşu: /ə’nʌl /
1185collarf. yaka takmak, tasma takmak;
yakalamak, yakasına yapışmak;
pişirmek için eti sarmak;
k.dili ele geçirmek.
i. yaka;
gerdanlık;
halka, kuşak;
tasma, hamut;
zool. hayvanların boynunda yaka şeklindeki teekkül;
bot. . kökle sapın birleştiği nokta.
Ekler: col·lars
Hecelenişi: col·lar
Okunuşu: /kɒlə /
1186satisfyf. memnun etmek, razı etmek, hoşnut etmek;
tatmin etmek, ikna etmek;
doyurmak;
kafi gelmek;
sağlamak, yetmek, uymak, tamamlamak;
parasını vermek, ödemek;
tarziye vermek;
tazmin etmek;
şartlarını yerine getirmek.
Ekler: sat·is·fies / sat·is·fied / sat·is·fy·ing
Hecelenişi: sat·is·fy
Okunuşu: /satɪsfʌɪ /
1187widespreads. yaygın.Hecelenişi: wide·spread
Okunuşu: /wʌɪdsprɛd /
1188zonei. kuşak;
yöre, mıntıka;
f. çevirmek, kuşatmak;
bölgelere ayırmak.
Ekler: zones
Hecelenişi: zone
1189smartf. acımak, acıtmak;
pişman olmak;
belâsını çekmek, canı yanmak;
i. acı, elem, keder;
leh. miktar.
s. açıkgöz;
akıllı, usta, kabiliyetli;
acıtan, acı veren;
keskin, şiddetli;
kuvvetli;
gösterişli, süslü;
şık.
Ekler: smart·er / smart·est
Hecelenişi: smart
Okunuşu: /smɑːt /
1190partials. kısma ait, kısmı;
kısmen etkili olan;
cuzi, genel olmayan;
taraf tutan, tarafgir;
meyilli.
bölümsel;
cüzi;
düşkün;
iltimasçı;
kısmi;
taraflı;
taraftar;
yanlı;
yarı
Okunuşu: /pɑːʃ(ə)l /
1191unconditionals. kayıtsız şartsız.Hecelenişi: un·con·di·tion·al
Okunuşu: /ʌnkən’dɪʃ(ə)n(ə)l /
1192judicials. adli mahkemelere veya hükümlerine ait, hâkime ait;
adli, hukuki;
yargılayan;
şer’i.
Hecelenişi: ju·di·cial
Okunuşu: /dʒuː’dɪʃ(ə)l /
1193occurf. olmak, meydana gelmek, vuku bulmak;
bulunmak;
hatıra gelmek, akla gelmek.
Ekler: oc·curs / oc·curred / oc·cur·ring
Hecelenişi: oc·cur
Okunuşu: /ə’kəː /
1194legislatef. kanun yapmak, kanun hükmüne koymak;
bir kanunu meclise tasdik ettirerek çıkarmak.
Ekler: leg·is·lates / leg·is·lat·ed / leg·is·lat·ing
Hecelenişi: leg·is·late
Okunuşu: /lɛdʒɪsleɪt /
1195brimfuls. ağzına kadar dolu.Ekler: brims
Okunuşu: /brɪmfʊl /
1196testimonyi. şahadet, şahitlik;
kanıt;
leh veya aleyhte tanıtlama.
Ekler: tes·ti·mo·nies
Hecelenişi: tes·ti·mo·ny
Okunuşu: /tɛstɪməni /
1197rashnessi. acelecilik, cüret;
cüretli ve düşüncesiz iş.
1198weirds. tekinsiz;
esrarengiz, garip, acayip;
sihirbazlıkla ilgili;
kadere ait;
i. , iskor, büyü;
kader.
Ekler: weird·er / weird·est
Hecelenişi: weird
1199educativeeğitici
1200noticei. ilan, ihbarname, haber, bilgi;
ihtar, uyarma, ikaz;
dikkat, önemseme;
riayet;
eleştiri (kitap);
saygı;
f. dikkat etmek;
bahsetmek;
önem vermek;
farkına varmak;
saygı göstermek.
Ekler: no·tic·es
Hecelenişi: no·tice
Okunuşu: /nəʊtɪs /
1201catastrophei. afet felâket;
felâketle sonuçlanan olay;
tiyatro dönüm noktası;
sonuç;
jeol. yeryüzü kabuğunda meydana gelen şiddetli bir değişim.
Ekler: ca·tas·tro·phes
Hecelenişi: ca·tas·tro·phe
Okunuşu: /kə’tastrəfi /
1202alleviatef. hafifletmek, yatıştırmak , teskin etmek.Ekler: al·le·vi·ates / al·le·vi·at·ed / al·le·vi·at·ing
Hecelenişi: al·le·vi·ate
Okunuşu: /ə’liːvɪeɪt /
1203harnessi. koşum takımı;
pilot bağı;
f. beygirin takımını vurmak, hayvanı koşmak;
çalışacak duruma getirmek.
Ekler: har·ness·es
Hecelenişi: har·ness
Okunuşu: /hɑːnɪs /
1204ratioi. nispet, oran.Ekler: ra·tios
Hecelenişi: ra·tio
Okunuşu: /reɪʃɪəʊ /
1205varnishi. vernik, cila;
yapmacık, yapma kibarlık;
f. cilalamak, verniklemek;
görünüşte süslemek, içyüzünü gizlemek.
Ekler: var·nish·es
Hecelenişi: var·nish
Okunuşu: /vɑːnɪʃ /
1206seedi. tohum;
çekirdek;
asıl, kaynak, mebde, menşe;
zürriyet, evlât;
meni;
ersuyu, sperma;
istiridye tarlasına yerleştirilmeye elverişli istiridye yavruları;
s. tohumluk;
f. tohum ekmek;
tohumu veya çekirdeği çıkarmak;
tohum vermek, tohumunu dökmek
Ekler: seeds
Hecelenişi: seed
Okunuşu: /siːd /
1207dealeri. satıcı, tacir, tüccar;
iş gören kimse;
oyunda iskambil kâğıdını dağıtan kimse;
argo. esrar satıcısı.
Ekler: deals / dealt / deal·ing / deal·ers
Okunuşu: /diːlə /
1208dissolvef. eritmek, erimek, halletmek, hallolmak;
, çözmek, açmak;
feshetmek, dağıtmak;
izale etmek, yok etmek;
zeval bulmak;
televizyon veya filimde iki görüntüyü karıştırarak değiştirmek.
Ekler: dis·solves / dis·solved / dis·solv·ing
Hecelenişi: dis·solve
Okunuşu: /dɪ’zɒlv /
1209intriguef. merakını uyandırmak, ilgisini çekmek;
şaşırtmak;
el altından iş görmek, entrika çevirmek, dalavere yapmak, hilekârlık etmek;
gizlice sevişmek.
i. entrika, desise, hile;
el altından görülen iş;
gizli aşk macerası;
merak uyandırabilme kabiliyeti;
hikâyeyi ilginç bir duruma sokan karışık olaylar.
Ekler: in·trigues / in·trigued / in·trigu·ing
Hecelenişi: in·trigue
Okunuşu: /ɪn’triːg /
1210extensives. geniş, yaygın, şümullü, vâsi, uzatılmış.Hecelenişi: ex·ten·sive
Okunuşu: /ɪk’stɛnsɪv /
1211availables. kullanışlı, hazır, elde mevcut;
piyasada bulunan.
Hecelenişi: avail·able
Okunuşu: /ə’veɪləb(ə)l /
1212selects. ,f. seçme, seçilmiş, seçkin, mümtaz, güzide, üstün;
seçmesini bilen, titiz, ince eleyip sık dokuyan;
f. seçmek, ayırmak, intihap etmek.
Ekler: se·lects / se·lect·ed / se·lect·ing
Hecelenişi: se·lect
Okunuşu: /sɪ’lɛkt /
1213pedestriani. yaya, yayan giden kimse;
s. yürümeye ait, yaya yürüyen, piyade;
ağır, sıkıcı;
adi.
Ekler: pe·des·tri·ans
Hecelenişi: pe·des·tri·an
Okunuşu: /pɪ’dɛstrɪən /
1214nationalizef. millileştirmek, milletin emrine vermek;
millet haline koymak.
Ekler: na·tion·al·iz·es / na·tion·al·ized / na·tion·al·iz·ing
1215hencez. buradan, bundan, bu zamandan, itibaren;
bu sebepten, bundan dolayı.
Hecelenişi: hence
Okunuşu: /hɛns /
1216endeavourçaba;
çabalamak;
çalışma;
çalışmak;
denemek;
emek;
gayret;
uğraş;
uğraşmak
1217wearys. ,f. yorgun, usanmış, bıkkın, bezgin;
yorucu, yoran, usandırıcı, sıkıcı;
yorgunluk belirten;
f. yormak, yorulmak;
usanmak, usandırmak;
bezmek, bezdirmek.
Ekler: wear·i·er / wear·i·est
Hecelenişi: wea·ry
Okunuşu: /wɪəri /
1218includef. işine almak, kapsamak, şamil olmak, ihtiva etmek, dahil etmek, hesaba katmak.Ekler: in·cludes / in·clud·ed / in·clud·ing / in·clu·sions
Hecelenişi: in·clude
Okunuşu: /ɪn’kluːd /
1219eclipsef. ışığını karartmak, tutmak, örtmek;
(bir kimsenin) yıldızını söndürmek, bir kimseden üstün çıkmak, gölgede bırakmak;
tutulmak, sönmek.
i. tutulma, güneş tutulması, ay tutulması;
sönme, karanlığa gömülme, gözden kaybolma, yok olma.
Ekler: eclips·es
Hecelenişi: eclipse
Okunuşu: /ɪ’klɪps /
1220intervenef. karışmak, araya girmek, müdahale etmek, düzeltme maksadıyle araya girmek;
arada bulunmak;
diğer olaylar arasında meydana gelmek;
aracılık yapmak;
huk. nüfuzunu kullanmak, dava dahili olmak.
Ekler: in·ter·venes / in·ter·vened / in·ter·ven·ing / in·ter·ven·tions
Hecelenişi: in·ter·vene
Okunuşu: /ɪntə’viːn /
1221fundi.f. sermaye, mal, fon;
stok;
ser vet;
ço para:f. sermayeye tahvil etmek;
eshama çevirmek;
sermaye bulmak veya temin etmek
birikim;
fon;
kaynak;
ödenek;
para;
sandık;
sermaye;
stok;
yatırmak
Okunuşu: /fʌnd /
1222fulsomes. aşm, müfrit, taşkm (iltifat), dalkavukçaHecelenişi: ful·some
Okunuşu: /fʊls(ə)m /
1223scatteredaralıklı;
dağınık;
müteferrik;
perişan;
saçık;
seyrek
1224loftys. yüksek, âli, bülent;
gururlu, mağrur, kibirli;
azametli, çalımlı;
çok yüksek (fikir).
Ekler: loft·i·er / loft·i·est
Hecelenişi: lofty
Okunuşu: /lɒfti /
1225bombastics. abartmalı saçma, yüksekten atılan, şişirilmiş (söz , konuşma).
abartılı;
abartmalı;
ağdalı;
gösterişli;
süslü
1226bygones. geçmiş;
geçmişte olmuş;
modası geçmiş;
i. geçmiş olan şey.
Hecelenişi: by·gone
Okunuşu: /bʌɪgɒn /
1227illegitimates. gayri meşru, evlilik dışında doğan;
kanuna aykrı;
makul olmayan, saçma.
Hecelenişi: il·le·git·i·mate
Okunuşu: /ˌɪlɪ’dʒɪtɪmət /
1228faintf. bayılmak, solmak.
s. donuk, belirsiz, zayıf, baygın, gevşek;
isteksiz;
i. baygınlık, bayılma.
Ekler: faint·er / faint·est
Hecelenişi: faint
Okunuşu: /feɪnt /
1229enlargef. büyültmek, genişletmek, çoğaltmak;
büyümek genişlemek;
huk. muhleti uzatmak;
serbest bırakmak;
upon ile tafsilâta girişmek.
Ekler: en·larg·es / en·larged / en·larg·ing / en·larg·ers
Hecelenişi: en·large
Okunuşu: /ɪn’lɑːdʒ /
1230unflinchings. çekinmeyen;
boyun eğmez, gözü yılmaz.
Hecelenişi: un·flinch·ing
Okunuşu: /ʌn’flɪn(t)ʃɪŋ /
1231ransackf. iyice araştırmak, yoklamak;
yağma etmek, soymak.
Ekler: ran·sacks / ran·sacked / ran·sack·ing
Hecelenişi: ran·sack
Okunuşu: /ransak /
1232kneelf. diz çökmek;
diz üstü oturmak;
diz büküp selamlamak.
Ekler: kneels / knelt / kneeled / kneel·ing
Hecelenişi: kneel
Okunuşu: /niːl /
1233perimeteri. ,geom. iki boyutlu bir cismin çevresi veya çevre uzunluğu;
tıb. görüş sahasını ölçme aleti.
Ekler: pe·rim·e·ters
Hecelenişi: pe·rim·e·ter
Okunuşu: /pə’rɪmɪtə /
1234weavef. dokumak;
örmek;
kurmak, yapmak, icat etmek;
zikzak yapmak;
i. dokuma;
örme.
Ekler: weaves / wove / weaved / wo·ven / weaved / weav·ing / weav·ers
Hecelenişi: weave
Okunuşu: /wiːv /
1235call atuğramak.Ekler: calls at / called at / call·ing at
Hecelenişi: call at
Okunuşu: /kɔːl at /
1236blighti. bitkileri kavuran ve mahveden yaygın birkaç çeşit hastalık, küf, mantar;
samyeli;
herhangi bir felâket meydana getiren afet;
f. soldurmak, kavurmak, mahvetmek;
kurutmak, yakmak (bitkileri);
bu hastalıklardan birine yakalanmak.
Ekler: blights
Hecelenişi: blight
Okunuşu: /blʌɪt /
1237summarizef. özetlemek, hülâsa etmek.Ekler: sum·ma·riz·es / sum·ma·rized / sum·ma·riz·ing / sum·ma·ri·za·tions
Hecelenişi: sum·ma·rize
Okunuşu: /sʌmərʌɪz /
1238gunpowderi. barut.Hecelenişi: gun·pow·der
Okunuşu: /gʌnpaʊdə /
1239weighf. tartmak;
tetkik etmek, duşünmek, ölçünmek, aklında tartmak;
ağırlığında olmak;
itibar edilmek.
i. yol
Ekler: weighs / weighed / weigh·ing
Hecelenişi: weigh
Okunuşu: /weɪ /
1240faithi. inanç, itikat, iman;
güven, itimat, emniyet, tevekkül;
din;
sadakat, vefa.
Ekler: faiths
Hecelenişi: faith
Okunuşu: /feɪθ /
1241blushf. kızarmak, yüzü kızarmak;
utanmak, mahcup olmak;
pembeleşmek (çiçek, gök yüzü);
kızartmak;
i. kızarma;
utanma;
pembelik.
Ekler: blush·es / blushed / blush·ing
Hecelenişi: blush
Okunuşu: /blʌʃ /
1242regioni. diyar;
üike, memleket;
mıntıka, bölge, havali, etraf;
hava veya deniz tabakası;
anat. bedenin belirli bir kısmı, nahiye.
Ekler: re·gions
Hecelenişi: re·gion
Okunuşu: /riːdʒ(ə)n /
1243remnantsbakaya;
döküntü
1244acquitf. suçsuz çıkarmak, beraat ettirmek.Ekler: ac·quits / ac·quit·ted / ac·quit·ting
Hecelenişi: ac·quit
Okunuşu: /ə’kwɪt /
1245constitutef. teşkil etmek;
meydana getirmek , kurmak, tesis etmek, terkip etmek;
tayin etmek, atamak.
Ekler: con·sti·tutes / con·sti·tut·ed / con·sti·tut·ing
Hecelenişi: con·sti·tute
Okunuşu: /kɒnstɪtjuːt /
1246fathomf. iskandil etmek;
etraflıca anlamak.
i. kulaç (uzunluk ölçü birimi).
Ekler: fath·oms
Hecelenişi: fath·om
Okunuşu: /fað(ə)m /
1247epiloguei. sonsöz, hatime, son;
nutkun son kısmı;
tiyatro oyun sonuna ilâveedilen kısa söylev veya şiir.
Ekler: ep·i·logues
Hecelenişi: ep·i·logue
Okunuşu: /ɛpɪlɒg /
1248agreeables. hoş, tatlı;
münasip, uygun, mutabık, iyi, güzel.
Hecelenişi: agree·able
Okunuşu: /ə’griːəb(ə)l /
1249withstandf. dayanmak, mukavemet etmek, karşı koymak.Ekler: with·stands / with·stood / with·stand·ing
Hecelenişi: with·stand
Okunuşu: /wɪð’stand /
1250exchangef. mübadele etmek, değiş tokuş etmek, değiştirmek, trampa etmek.
i. değiş mübadele, değişme, trampa;
yerini alma;
kambiyo, borsa:telefon santralı, merkez.
Ekler: ex·chang·es
Hecelenişi: ex·change
Okunuşu: /ɪks’tʃeɪndʒ /
1251quotationi. aktarma, aktararak söyleme;
aktarılan söz;
tic. piyasa, cari fiyat.
Ekler: quo·ta·tions
Hecelenişi: quo·ta·tion
Okunuşu: /kwə(ʊ)’teɪʃ(ə)n /
1252valiants. yiğit, cesur, yürekli, kuvvetli;
kahramanca.
Hecelenişi: val·iant
Okunuşu: /valɪənt /
1253handlef. el sürmek, dokunmak;
ele almak;
kullanmak, elle kullanmak;
elle idare etmek;
idare etmek, muamele etmek;
satmak;
ele gelmek, ele uygun olmak.
i. sap, kulp, kabza, tutamaç, tutamak;
tokmak;
alet, bahane, vasıta;
(k, dili.) bir kimseye verilen acayip isim.
Ekler: han·dles
Hecelenişi: han·dle
Okunuşu: /hand(ə)l /
1254earthenwarei. çanak çömlek, toprak işi.Hecelenişi: earth·en·ware
Okunuşu: /əːθ(ə)nwɛː /
1255debrisi. döküntü, yıkıntı, enkaz;
jeol. birikmiş parçalar.
Hecelenişi: de·bris
Okunuşu: /dɛbriː /
1256stingys. hasis, cimri, pinti, tamahkâr;
kıt, pek az.
s. , k.dili sokabilen, sokan, batan.
Ekler: sting·i·er / sting·i·est
Hecelenişi: stin·gy
Okunuşu: /stɪn(d)ʒi /
1257mediatef. aracılık etmek, vasıta olmak, araya girmek;
ara bulmak;
arada haber götürmek;
s. dolaylı ilgisi olan, doğrudan doğruya olmayan, dolayıslyle olan;
ara yerde bulunan, ortada olan, ikisi ortası.
Ekler: me·di·ates / me·di·at·ed / me·di·at·ing / me·di·a·tors
Hecelenişi: me·di·ate
Okunuşu: /miːdɪeɪt /
1258fiendishs. şeytani, seytanca;
gaddar, zalim.
Hecelenişi: fiend·ish
Okunuşu: /fiːndɪʃ /
1259eagers. istekli, hevesli, arzulu, şevkli, canlı, sabırsız.Hecelenişi: ea·ger
Okunuşu: /iːgə /
1260reveref. hürmet etmek, saymak, saygı göstermek.Ekler: re·veres / re·vered / re·ver·ing
Hecelenişi: re·vere
Okunuşu: /rɪ’vɪə /
1261offencei. kusur, kabahat;
suç;
tecavüz, hücum, saldırı;
incitme, gücendirme.
Ekler: of·fens·es
Okunuşu: /ə’fɛns /
1262nastys. tiksindirici, iğrenç;
kötü, çirkin;
hoşa gitmeyen;
ayıp, edepsiz, müstehcen;
sıkıcı, sinirlendirici;
pis, çok kirli, murdar.
Ekler: nas·ti·er / nas·ti·est
Hecelenişi: nas·ty
Okunuşu: /nɑːsti /
1263reciprocals. karşılıklı, mütekabil, iki taraflı;
birbirinin yerine geçen;
gram. ortak;
i. karşılıklı şey;
mat. evrik değer.
Hecelenişi: re·cip·ro·cal
Okunuşu: /rɪ’sɪprək(ə)l /
1264evaporatef. buhar haline getirmek, buharlaştırmak, uçurmak;
buhar olup uçmak, buharlaşmak, buğu çıkarmak.
Ekler: evap·o·rates / evap·o·rat·ed / evap·o·rat·ing / evap·o·ra·tors
Hecelenişi: evap·o·rate
Okunuşu: /ɪ’vapəreɪt /
1265unyieldings. sert;
boyun eğmez, direngen;
yol vermez.
Hecelenişi: un·yield·ing
Okunuşu: /ʌn’jiːldɪŋ /
1266onerouss. ağır;
sıkıntılı, ağırlık verici;
huk. bir hakkı daraltıcı.
Hecelenişi: oner·ous
Okunuşu: /əʊn(ə)rəs /
1267addressf. söylev vermek, nutuk söylemek, hitap etmek;
mektubun adresini yazmak.
i. adres;
söylev, nutuk;
konuşurken takınılan tavır, eda;
hüner, sanat.
Ekler: ad·dress·es / ad·dressed / ad·dress·ing
Hecelenişi: ad·dress
Okunuşu: /ə’drɛs /
1268fluctuatef. düzensiz bir şekilde değişmek, bir kararda olmamak;
kararsız olmak, tereddüt etmek;
tic. değişmek, tahavvül etmek.
Ekler: fluc·tu·ates / fluc·tu·at·ed / fluc·tu·at·ing / fluc·tu·a·tions
Hecelenişi: fluc·tu·ate
Okunuşu: /flʌktʃʊeɪt /
1269undivideds. bölünmemiş.Hecelenişi: un·di·vid·ed
Okunuşu: /ʌndɪ’vʌɪdɪd /
1270wrinklei. buruşuk, cilt kırışığı;
k.dili metot, teknik;
f. buruşturmak;
buruşmak, kırışmak.
Ekler: wrin·kles / wrin·kli·er / wrin·kli·est
Hecelenişi: wrin·kle
Okunuşu: /rɪŋk(ə)l /
1271figuratives. mecazi, remzi, timsali;
süslü;
tasviri.
Hecelenişi: fig·u·ra·tive
Okunuşu: /fɪg(ə)rətɪv /
1272crueltyi. zulüm: zülmetme: gaddarlık.Ekler: cru·el·ties
Hecelenişi: cru·el·ty
Okunuşu: /krʊəlti /
1273goali. gaye, hedef, maksat, nişan;
spor gol;
kale.
Ekler: goals
Hecelenişi: goal
Okunuşu: /gəʊl /
1274oathi. ant, yemin: küfür, Iânet.Ekler: oaths
Hecelenişi: oath
Okunuşu: /əʊθ /
1275ejaculatef. birden bire söyleyivermek;
atmak, fırlatmak, fışkırtmak.
Ekler: ejac·u·lates / ejac·u·lat·ed / ejac·u·lat·ing
Hecelenişi: ejac·u·late
Okunuşu: /ɪ’dʒakjʊleɪt /
1276neutrals. tarafsız, yansız;
belirli bir niteliği olmayan;
tarafsız memlekete ait;
rengi belli olmayan;
kim. ne asit ne de alkali niteliğinde olan, nötr;
elek. ne müspet ne de menfi, nötr;
bot.,zool. erkeklik veya dişilik organı olmayan;
i. tarafsız kimse veya memleket.
1277avalanchei. (çığ). dağ1ardan yuvarlanan kar kümesi;
heyelân.
Ekler: av·a·lanch·es
Hecelenişi: av·a·lanche
Okunuşu: /avəlɑːnʃ /
1278radiancei. parlaklık, aydınlık, şaşaa.Hecelenişi: ra·di·ance
Okunuşu: /reɪdiəns /
1279deceptives. aldatan, aldatıcı.Hecelenişi: de·cep·tive
Okunuşu: /dɪ’sɛptɪv /
1280muddledsersem
1281antiquateds. çok eski;
modası geçmiş.
Hecelenişi: an·ti·quat·ed
Okunuşu: /antɪkweɪtɪd /
1282hamperf. engel olmak, mâni olmak;
i. engel, mânia;
den. arma.
i. sepet sandık, kapaklı büyük sepet, çamaşır sepeti.
Ekler: ham·pers / ham·pered / ham·per·ing
Hecelenişi: ham·per
Okunuşu: /hampə /
1283palmistryel falı.Ekler: palm·ists
Hecelenişi: palm·ist·ry
Okunuşu: /pɑːmɪstri /
1284kindlef. tutuşturmak, yakmak;
alev lendirmek, uyandırmak;
alev gibi aydınlatmak;
tutuşmak, yanıp tutuşmak;
yanmak, ateş almak;
parlamak;
uyanmak, canlanmak.
Ekler: kin·dles / kin·dled / kin·dling
Hecelenişi: kin·dle
Okunuşu: /kɪnd(ə)l /
1285rearf. kaldırmak, yükseltmek, dikmek;
inşa etmek, bina etmek;
yetiştirmek, besleyip büyütmek;
yükselmek.
i. geri, arka;
ask. artçı, dümdar;
s. arkadaki, en geri.
Ekler: rears
Hecelenişi: rear
Okunuşu: /rɪə /
1286evaluatef. kıymet takdir etmek, değerini tayin etmek, paha biçmek;
tartmak.
Ekler: eval·u·ates / eval·u·at·ed / eval·u·at·ing / eval·u·a·tions / eval·u·a·tors
Hecelenişi: eval·u·ate
Okunuşu: /ɪ’valjʊeɪt /
1287homelesss. evsiz barksız.Hecelenişi: home·less
Okunuşu: /həʊmlɪs /
1288entailf. icap ettirmek;
huk. belirli bir veraset usulüne göre vermek;
meşruten vakfetmek.
i. ,huk. ingiltere’de bir mülkün vâris tarafından ferağ veya satışını meneden miras usulu;
miras yoluyla intikal eden ve satılması yasak olan gayri menkuller, meşruta.
Ekler: en·tails / en·tailed / en·tail·ing
Hecelenişi: en·tail
Okunuşu: /ɪn’teɪl /
1289gadgeti. kdili makina cinsinden herhangi bir alet;
ismi unutulmuş şey
Ekler: gad·gets
Hecelenişi: gad·get
Okunuşu: /gadʒɪt /
1290initials. baştaki, birinci, evvelki;
i. kelimenin ilk harfi;
kıta başındaki büyük harf;
f. kısa imza atmak.
Hecelenişi: ini·tial
Okunuşu: /ɪ’nɪʃ(ə)l /
1291duplicityi. ikiyüzlülük, düzenbazlık, hile.Hecelenişi: du·plic·i·ty
Okunuşu: /djuː’plɪsɪti /
1292flinti. çakmaktaşı;
çakmaktaşı gibi sert olan herhangi bir şey.
Ekler: flints
Hecelenişi: flint
Okunuşu: /flɪnt /
1293responsibles. mesul, sorumlu;
sağduyulu;
itimada layık;
borcunu ödeyebilecek durumda olan;
mesuliyetli.
Hecelenişi: re·spon·si·ble
Okunuşu: /rɪ’spɒnsɪb(ə)l /
1294entertainf. eğlendirmek, avutmak, meşgul etmek;
misafir etmek, ağırlamak, ikram etmek;
misafir kabul etmek;
hatırda tutmak;
göz önünde bulundurmak.
Ekler: en·ter·tains / en·ter·tained / en·ter·tain·ing
Hecelenişi: en·ter·tain
Okunuşu: /ɛntə’teɪn /
1295penultimates. sondan bir evvelki;
i. kelimenin sondan bir evvelki hecesi.
Hecelenişi: pen·ul·ti·mate
Okunuşu: /pɪ’nʌltɪmət /
1296coincidencei. tesadüf, rastlantı.Ekler: co·in·ci·denc·es
Hecelenişi: co·in·ci·dence
Okunuşu: /kəʊ’ɪnsɪd(ə)ns /
1297brigandi. eşkıya, haydut, saki.Ekler: brig·ands
Hecelenişi: brig·and
Okunuşu: /brɪg(ə)nd /
1298admirables. takdire şayan, beğenilecek , çok güzelHecelenişi: ad·mi·ra·ble
Okunuşu: /adm(ə)rəb(ə)l /
1299cursef. Iânet etmek, beddua etmek, sövmek, sövüp saymak;
belâ getirmek;
i. tur>Iânet, beddua, inkisar;
belâ, felâket, gazap.
Ekler: curs·es
Hecelenişi: curse
Okunuşu: /kəːs /
1300strugglef. çabalamak, uğraşmak, mücadele etmek;
canını dişine takarak çatışmak, can havliyle çabalamak;
i. çabalama, uğraşma;
mücadele, çaba, uğraş.
Ekler: strug·gles / strug·gled / strug·gling / strug·glers
Hecelenişi: strug·gle
Okunuşu: /strʌg(ə)l /
1301celebratef. kutlamak, tesit etmek;
ilân etmek;
ayin yapmak, törenler tertip etmek;
bayram yapmak
Ekler: cel·e·brates / cel·e·brat·ed / cel·e·brat·ing / cel·e·bra·tors
Hecelenişi: cel·e·brate
Okunuşu: /sɛlɪbreɪt /
1302releasef. ,huk. tahliye etmek, terk ve feragat etmek;
temize çıkarmak, borcunu affetmek;
azat etmek, serbest bırakmak;
kurtarmak.
i. kurtarma;
salıverme, terk ve feragat;
mak. salıverme tertibatı;
makinadan buharı salıverme.
Ekler: re·leas·es / re·leased / re·leas·ing
Hecelenişi: re·lease
Okunuşu: /rɪ’liːs /
1303tutori. hususi öğretmen;
öğretmen;
huk. veli, vasi;
f. özel ders vermek;
hususi hocalık etmek;
hususi hocadan ders almak.
Ekler: tu·tors
Hecelenişi: tu·tor
Okunuşu: /tjuːtə /
1304deterioratef. fenalaşmak, bozulmak, alçalmak, gerilemek.Ekler: de·te·ri·o·rates / de·te·ri·o·rat·ed / de·te·ri·o·rat·ing
Hecelenişi: de·te·ri·o·rate
Okunuşu: /dɪ’tɪərɪəreɪt /
1305erai. tarih;
devir;
çağ
Ekler: eras
Hecelenişi: era
Okunuşu: /ɪərə /
1306filthi. pislik, kir, murdarlık;
ağzı bozuk olma.
Hecelenişi: filth
Okunuşu: /fɪlθ /
1307leisurei. boş vakit;
işsizlik, serbestlik, fırsat;
s. serbest, boş.
Hecelenişi: lei·sure
Okunuşu: /lɛʒə /
1308evocationi. zihinde uyandırma, aklına getirme;
huk. davanın daha yüksek bir mahkemeye ref’i ve devri.
Ekler: evo·ca·tions
Hecelenişi: evo·ca·tion
1309arduouss. güç, çetin, müşkül, gayret isteyen;
dik.
Hecelenişi: ar·du·ous
Okunuşu: /ɑːdjʊəs /
1310juryi. jüri;
yarışma jürisi.
s. ,den. eğreti.
Ekler: ju·ries
Hecelenişi: ju·ry
Okunuşu: /dʒʊəri /
1311versatiles. çok yönlü, çeşitli ye tenekleri olan;
şahbaz, çevik ve becerikli, eli her işe yatkın;
biyol. kolay yönelebilen.
Hecelenişi: ver·sa·tile
Okunuşu: /vəːsətʌɪl /
1312humouri. güiünçlük, komiklik;
nüktedanlık, nüktelilik;
mizah, güldürü;
keyif;
mizaç , huy, tabiat;
kapris;
tıb. salgı;
sivilce;
suyuk, hılt, eski fizyolojide kan, safra balgam veya sevda salgısı;
f. keyfine tabi olmak, ayak uydurmak, kaprisine boyun eğmek.
Okunuşu: /hjuːmə /
1313peasanti. köylü, rençper;
k.dili budala kimse.
Ekler: peas·ants
Hecelenişi: peas·ant
Okunuşu: /pɛz(ə)nt /
1314rewardf. mükâfatlandırmak, mükâfatını vermek, ödül vermek;
karşılığını vermek;
gönül okşamak;
taltif etmek;
i. mükâfat, ödül, karşılık;
ücret, bahşiş.
Ekler: re·wards
Hecelenişi: re·ward
Okunuşu: /rɪ’wɔːd /
1315fortunates. talihli, bahtiyar, mesut.Hecelenişi: for·tu·nate
Okunuşu: /fɔːtʃ(ə)nət /
1316revenuei. gelir, irat, varidat;
bir hükümetin yıllık geliri;
varidat dairesi.
Ekler: rev·e·nues
Hecelenişi: rev·e·nue
Okunuşu: /rɛvənjuː /
1317existencei. varlık, mevcudiyet, var oluş;
hayat, ömür;
bulunma, tezahür.
Ekler: ex·ist·encenc·es
Hecelenişi: ex·ist·ence
Okunuşu: /ɪg’zɪst(ə)ns /
1318seculars. dünyevi, cismani;
layik, dini olmayan, ruhani olmayan;
manastır sistemine bağlı olmayan;
yüz yılda bir vaki olan, asırlık;
asırlarca süren;
i. mahalle papazı.
Hecelenişi: sec·u·lar
Okunuşu: /sɛkjʊlə /
1319bleachf. beyazlatmak, ağartmak;
beyazlanmak, ağarmak;
i. çamasır suyu, ağartan sey, beyazlatıcı madde.
Ekler: bleach·es / bleached / bleach·ing
Hecelenişi: bleach
Okunuşu: /bliːtʃ /
1320jeweli. kıymetli taş, cevher, mücevher;
cep saatlerinin içindeki taş;
değerli şahıs veya şey;
f. kıymetli taşlarla süslemek;
cep saatlerinin mil yuvalarına kıymetli taş yerleştirmek.
Ekler: jew·els
Hecelenişi: jew·el
Okunuşu: /dʒuːəl /
1321coastf. yokuş aşağı inmek veya kaymak (kayak, bisiklet);
den. kıyı boyunca gitmek.
i. sahil, deniz kıyısı;
kayak yapmak için uygun yokuş.
Ekler: coasts
Hecelenişi: coast
Okunuşu: /kəʊst /
1322quicks. ,i. çabuk, seri, hızlı, tez, süratli;
keskin, anlayışlı;
işlek, faal;
tez elden;
titiz, çabuk kızan;
gebe, hamile;
eski hayatta, canlı, diri;
i. tırnak altındaki hassas et;
his;
z. çabucak, süratle, hemen.
Ekler: quick·er / quick·est
Hecelenişi: quick
Okunuşu: /kwɪk /
1323overlookf. gözden kaçırmak, dikkate almamak;
önem vermemek;
yüksek bir yerden bakmak;
muayene veya teftiş etmek.
i. bakış, yukarıdan seyretme;
yüksek yer;
gözden kaçırma.
Ekler: over·looks / over·looked / over·look·ing
Hecelenişi: over·look
Okunuşu: /əʊvə’lʊk /
1324uncompromisings. fikir veya prensiplerinden vaz geçmez;
eğilmez;
uzlaşmaz, uyuşmaz;
sözünden dönmez.
Hecelenişi: un·com·pro·mis·ing
Okunuşu: /ʌn’kɒmprəmʌɪzɪŋ /
1325confrontf. karşı durmak, göğus germek;
karşılaştırmak, yüzleştirmek.
Ekler: con·fronts / con·front·ed / con·front·ing
Hecelenişi: con·front
Okunuşu: /kən’frʌnt /
1326sarcophagusi. lahit.Ekler: sar·coph·a·gi / sar·coph·a·gus·es
Hecelenişi: sar·coph·a·gus
Okunuşu: /sɑː’kɒfəgəs /
1327unassumings. mütavazı, gösterişsiz.Hecelenişi: un·as·sum·ing
Okunuşu: /ʌnə’sjuːmɪŋ /
1328devicei. cihaz, aygıt, alet;
icat;
tertip: hile, oyun, desise;
resim, nisan, işaret (arma).
Ekler: de·vic·es
Hecelenişi: de·vice
Okunuşu: /dɪ’vʌɪs /
1329blamei. ayıplama kabahat, kusur azar, mesuliyet;
f. azarlarnak, suçlamak;
sorumlu tutmak.
Ekler: blames / blamed / blam·ing
Hecelenişi: blame
Okunuşu: /bleɪm /
1330pick upkaldırmak, toplamak;
devşirmek;
rasgele bulmak;
pratik olarak öğrenmek, kulaktan öğrenmek (dil);
almak;
toplanmak;
k.dili iyileşmek;
ilerlemek, gelişmek;
hızlanmak.
Ekler: picks up / picked up / pick·ing up
Hecelenişi: pick up
Okunuşu: /pɪk ʌp /
1331appetitei. iştah;
istek, arzu, şehvet.
Ekler: ap·pe·tites
Hecelenişi: ap·pe·tite
Okunuşu: /apɪtʌɪt /
1332hypothesisi. varsayım, faraziye, hipotez;
kaziye, önerme;
kuram, nazariye.
Ekler: hy·poth·e·ses
Hecelenişi: hy·poth·e·sis
Okunuşu: /hʌɪ’pɒθɪsɪs /
1333hastenf. acele ettirmek;
acele etmek;
sıkıştırmak, hız vermek, hızlandırmak.
Ekler: has·tens / has·tened / has·ten·ing
Hecelenişi: has·ten
Okunuşu: /heɪs(ə)n /
1334feignf. yapar gibi görünmek;
olduğundan başka görünmek, taklit etmek.
madness deli taklidi yapmak.
Ekler: feigns / feigned / feign·ing
Hecelenişi: feign
Okunuşu: /feɪn /
1335blufff. blöf yapmak, kuru sıkı atmak;
bir şeyi blöfle elde etmek;
i. blöf, kuru sıkı. call ones
blöfe meydan okumak.
s. tok sözlü, açık;
sarp, dik (sahil);
i. kayalık, uçurum.
Ekler: bluffs / bluffed / bluff·ing
Hecelenişi: bluff
Okunuşu: /blʌf /
1336frozens. donmuş, buz kesilmiş;
kalpsiz, soğuk;
dondurulup konserve edilmiş.
Okunuşu: /frəʊzn /
1337involuntarys. istenilmeden yapılan ihtiyar harici;
tasarlanmamış.
Hecelenişi: in·vol·un·tary
Okunuşu: /ɪn’vɒlənt(ə)ri /
1338teasef. kızdırmak, eziyet etmek, rahat vermemek, tedirgin etmek;
durmadan rica etmek;
takılmak;
önce yüz verip sonra sırt çevirmek;
ditmek, yün taramak, didiklemek, mıncıklamak;
(saç) kabartmak;
mikroskopla muayene için liflere ayırmak;
i. takılmayı seven kimse;
takılma;
canını sıkma;
önce yüz verip sonra sırt çeviren genç kız.
Ekler: teas·es / teased / teas·ing
Hecelenişi: tease
Okunuşu: /tiːz /
1339underlief. altında olmak;
temelini teşkil etmek;
daha evvel mevcut olmak.
Ekler: un·der·lies / un·der·lay / un·der·lain / un·der·ly·ing
Hecelenişi: un·der·lie
Okunuşu: /ʌndə’lʌɪ /
1340exposef. maruz bırakmak, karşı karşıya getirmek;
göstermek, arz etmek;
terk etmek, bırakmak (çocuk);
teşhir etmek;
keşfetmek, açmak, meydana koymak, açığa vurmak, alenen göstermek;
(coltoq). kirli çamaşırları ortaya dökmek;
foto. almak, çıkarmak(filim üzerine).
i. suçu ortaya koyma, gizli bir şeyi açığa vurma;
gizli kusurları meydana çıkaran makale veya kitap.
açıklama;
ifşa;
izah;
şerh;
teşhir
Ekler: ex·pos·es / ex·posed / ex·pos·ing
Hecelenişi: ex·pose
Okunuşu: /ɪk’spəʊz /
1341nichei. heykel veya benzeri için özellikle duvarda bir oyuk, hücre;
mevki, uygun yer;
f. hücreye yerleştirmek, uygun yere koymak.
Ekler: nich·es
1342school boardokul yönetim kurulu.Ekler: schools board
Hecelenişi: school board
Okunuşu: /skuːl bɔːd /
1343call offçevirmek;
yüksek sesle okumak;
iptal etmek.
Ekler: calls off / called off / call·ing off
Hecelenişi: call off
Okunuşu: /kɔːl ɒf /
1344nostalgiai. özlem;
vatan hasreti, sıla hastalığı.
1345charmf. cezbetmek, büyülemek, meftun etmek;
sihirli bir güçle korumak;
büyüleyici olmak, çekici olmak, teshir etmek.
i. cazibe, çekicilik;
tılsım, zincirin ucuna takılan sallantı;
muska;
buyu, tılsımlı bir cümle veya duanın okunması.
Ekler: charms
Hecelenişi: charm
Okunuşu: /tʃɑːm /
1346objectioni. itiraz;
itiraz etme;
itiraz sebebi.
Ekler: ob·jec·tions
Hecelenişi: ob·jec·tion
Okunuşu: /əb’dʒɛkʃ(ə)n /
1347addictionalışkanlık;
alıştırma;
bağımlılık;
düşkünlük;
hastalık;
illet;
iptila;
tiryakilik;
tutku;
tutkunluk
1348soilf. kirletmek, lekelemek;
namusuna leke sürmek;
kirlenmek, lekelenmek;
i. leke, kir;
çirkef, pislik, çöp;
gübre.
f. hayvanları taze otla beslemek, semirtmek.
i. toprak;
ülke;
gelişme ortamı, yuva.
Ekler: soils
Hecelenişi: soil
Okunuşu: /sɔɪl /
1349alibii. , (huk). suç işlendiği anda zanlının başka yerde bulunduğunu ispat etmesi;
Abd, k.dili özür, mazeret.
Ekler: al·i·bis
Hecelenişi: al·i·bi
Okunuşu: /alɪbʌɪ /
1350exquisites. ince, zarif, nefis, enfes, çok güzel;
mükemmel;
keskin;
şiddetli;
i. züppe adam.
Hecelenişi: ex·quis·ite
Okunuşu: /ɛkskwɪzɪt /
1351fishermani. baiıkçı.Ekler: fish·er·men
Hecelenişi: fish·er·man
Okunuşu: /fɪʃəmən /
1352ethicals. ahlaki, ahlâka ait, seciyeye ait, törel.Hecelenişi: eth·i·cal
Okunuşu: /ɛθɪk(ə)l /
1353inadequates. kifayetsiz, yetersiz, liyakatsiz, elvermez, eksik, nakıs.Ekler: in·ad·e·qua·cies
Hecelenişi: in·ad·e·quate
Okunuşu: /ɪn’adɪkwət /
1354matchf. uymak, benzemek;
eşlemek;
uydurmak;
karşılaştırmak;
geçmek, üstün gelmek;
yazı turada karşılaştırmak üzere iki para atmak;
geçirmek, birbirine tutturmak;
birleştirmek evlendirmek.
i. eş, akran, denk, benzer;
tam kopya;
tamamlayıcı şey;
uygun çift;
evlenme;
evlenme kararı;
eşliğe uygun kimse;
rakip;
maç, karşılaşma, müsabaka.
i. kibrit;
fitil.
Ekler: match·es
Hecelenişi: match
Okunuşu: /matʃ /
1355retrievef. tekrar ele geçirmek;
tekrar kazanmak veya düzeltmek;
tazmin etmek, çaresini bulmak;
bulup getirmek (köpeğin yaralı veya ölü avı bulması gibi);
i. tekrar ele geçirme;
düzeltme;
tazmin;
avı bulup getirme.
Ekler: re·trieves / re·trieved / re·triev·ing
Hecelenişi: re·trieve
Okunuşu: /rɪ’triːv /
1356utterf. çıkarmak;
söylemek, beyan etmek;
huk. piyasaya sürmek (sahte şey).
s. bütün butun, tam, mutlak;
son derece;
kesin, son, nihai.
Hecelenişi: ut·ter
Okunuşu: /ʌtə /
1357constructf. yapmak, bina etmek, kurmak, tertip etmek;
geometrik olarak çizrnek, resmetmek.
i. yapılan şey, bina edilen şey;
psik. daha basit izlenimlerden oluşan karmaşık bir eğilim.
Ekler: con·structs / con·struct·ed / con·struct·ing / con·struc·tors
Hecelenişi: con·struct
Okunuşu: /kən’strʌkt /
1358inspiref. ilham etmek, esinlemek;
telkin etmek;
içine çekmek (nefes), nefes almak.
Ekler: in·spires / in·spired / in·spir·ing
Hecelenişi: in·spire
Okunuşu: /ɪn’spʌɪə /
1359scaref. korkutmak, ürkütmek;
i. ani korku, panik, sebepsiz korku.
Ekler: scares / scared / scar·ing
Hecelenişi: scare
Okunuşu: /skɛː /
1360malodorouss. fena kokulu.Hecelenişi: mal·odor·ous
Okunuşu: /mal’əʊd(ə)rəs /
1361affectionates. seven;
sevgi gösteren.
Hecelenişi: af·fec·tion·ate
Okunuşu: /ə’fɛkʃ(ə)nət /
1362unioni. birleşme, bağlaşma;
birlik;
sendika;
bir bayragın köşesinde bulunan birliğe mensubiyet belirtisi.
s. Amerikan iç savaşı zamanmda Kuzey hükümetine bağlı olan;
i. , (the) ile Amerika Birleşik Devletleri;
(eski) Güney Afrika Birliği.
Ekler: unions
Hecelenişi: union
Okunuşu: /juːnjən /
1363hornf. boynuz koymak, boynuz şekli vermek;
tos vurmak.
i. boynuz;
boynuz şeklindeki herhangi bir sey;
müz. boru;
eyer kaşı;
klakson, korna.
Ekler: horns
Hecelenişi: horn
Okunuşu: /hɔːn /
1364confirmf. teyit etmek, kuvvetlendirmek, sağlama bağlamak, tespit etmek, saptamak;
geçerli bir hale koymak.
Ekler: con·firms / con·firmed / con·firm·ing
Hecelenişi: con·firm
Okunuşu: /kən’fəːm /
1365optf. seçmek;
karar vermek.
Ekler: opts / opt·ed / opt·ing
1366reasonf. usa vurmak, uslamlamak, muhakeme etmek;
sonuç çıkarmak, anlamak;
münakaşa etmek, müzakere etmek.
i. sebep, neden, illet;
delil, tanıt;
akıl, fikir, idrak, anlayış, aklıselim;
mantık;
hak, insaf, adalet.
Ekler: rea·sons
Hecelenişi: rea·son
Okunuşu: /riːz(ə)n /
1367designf. zihninde kurmak niyet etmek, kastetmek;
resmetmek, çizmek;
plan yapmak, proje yapmak, tertip etmek, icat etmek;
yaratmak.
i. plan, taslak, proje;
gaye, amaç, maksat, hedef;
fikir;
entrika, desise;
(güz). san. resim taslağı, kompozisyon, model, motif.
Ekler: de·signs / de·signed / de·sign·ing
Hecelenişi: de·sign
Okunuşu: /dɪ’zʌɪn /
1368relayf. yeniden sermek veya döşemek.
i. yedek hayvan veya insan veya şey;
elektrik düzenleyicisi;
f. nakletmek;
yedek değiştirmek suretiyle bir yerden diğer yere göndermek.
Ekler: re·lays
Hecelenişi: re·lay
Okunuşu: /riːleɪ /
1369consequencei. sonuç, netice, akibet;
eser, semere;
ehemmiyet, önem.
Ekler: con·se·quenc·es
Hecelenişi: con·se·quence
Okunuşu: /kɒnsɪkw(ə)ns /
1370dishonests. namussuz, şerefsiz, haysiyetsiz, sahtekâr, aldatıcı.Hecelenişi: dis·hon·est
Okunuşu: /dɪs’ɒnɪst /
1371helmi. ,den. dümen yekesi, dümen takımı;
idare.
Ekler: helms
Hecelenişi: helm
Okunuşu: /hɛlm /
1372viles. aşağı, aşağılık, değersiz;
alçak, rezil, habis, şeni, pespaye;
kötü, iğrenç nefrete lâyık, çirkin, pis.
Ekler: vil·er / vil·est
Hecelenişi: vile
Okunuşu: /vʌɪl /
1373itemi. parça, kalem, adet;
bent, madde, fıkra;
hesapta münferit rakam;
f. aynntıları ile yazmak veya kaydetmek, not etmek;
z. keza, dahi.
Ekler: items
Hecelenişi: item
Okunuşu: /ʌɪtəm /
1374illiterates. okumamış, kara cahil, okuma yazma bilmeyen.Hecelenişi: il·lit·er·ate
Okunuşu: /ɪ’lɪt(ə)rət /
1375leniencyi. yumuşaklık.Okunuşu: /liːnɪənsi /
1376undoubtedlyz. şüphesiz olarak.Okunuşu: /ʌn’daʊtɪdli /
1377squeezef. sıkmak, ezmek;
sıkıştırıp tıkmak;
kısmak;
sıkıştırıp sızdırmak (para);
sıkıştırmak;
yaş kağıtla kalıbını çıkarmak;

i. sıkma, sıkıştırma;
yaş kâğıtla çıkarılan kalıp.
Ekler: squeez·es / squeezed / squeez·ing
Hecelenişi: squeeze
Okunuşu: /skwiːz /
1378squalori. bakımsızlık, pislik, miskinlik, sefalet.Hecelenişi: squa·lor
Okunuşu: /skwɒlə /
1379orationi. özenle hazırlanmış nutuk, söylev, hitabe.Ekler: ora·tions
Hecelenişi: ora·tion
Okunuşu: /ɒ’reɪʃ(ə)n /
1380skillfuls. hünerli, marifetli, becerikli, mahir, usta.Hecelenişi: skill·ful
1381bigoti. mutaassıp kimse, bağnaz kimse;
dar görüşlü kimse.
fan
Ekler: big·ots
Hecelenişi: big·ot
Okunuşu: /bɪgət /
1382jaundicekıskançlık;
önyargı;
sarılık
1383belittlef. küçültmek, küçümsemek;
alçaltmak.
Ekler: be·lit·tles / be·lit·tled / be·lit·tling
Hecelenişi: be·lit·tle
Okunuşu: /bɪ’lɪt(ə)l /
1384inheritf. miras almak, kalıt almak;
varis olmak.
Ekler: in·her·its / in·her·it·ed / in·her·it·ing / in·her·i·tors
Hecelenişi: in·her·it
Okunuşu: /ɪn’hɛrɪt /
1385hallmarki. altın veya gümüşte ayar damgası;
kalite işareti.
Ekler: hall·marks
Hecelenişi: hall·mark
Okunuşu: /hɔːlmɑːk /
1386hedgei. (bahçe, tarla) etrafını çevirmek için dikilen ağaç veya çalı;
mania, engel;
her iki taraf için bahse girişme;
olasılı zararlara karşı tedbir;
f. etrafına çalı dikmek, çalı ile çevirmek;
kuşatmak, sarmak, ihata etmek;
çevirmek;
iki taraf için bahse girişmek;
olasılı zararlara karşı telâfi etmek için tedbir almak.
Ekler: hedg·es
Hecelenişi: hedge
Okunuşu: /hɛdʒ /
1387junkyardi. kullanılmış arabalar atılan yer;
kullanılmış demir ile yedek parça ve inşaat malzemesi satılan yer;
eski demir parçalarının yeniden satılması veya kullanılmasl için depo edilen yer.
Ekler: junk·yards
Hecelenişi: junk·yard
Okunuşu: /dʒʌŋkjɑːd /
1388immobiles. kımıldanamaz, kımılda tılamaz;
hareketsiz.
Hecelenişi: im·mo·bile
Okunuşu: /ɪ’məʊbʌɪl /
1389abstainf. çekinmek, kaçınmak, geri durmak, sakınmak, imtina etmekEkler: ab·stains / ab·stained / ab·stain·ing / ab·stain·ers
Hecelenişi: ab·stain
Okunuşu: /əb’steɪn /
1390inducef. ikna etmek, kandınp yaptırmak, teşvik etmek;
sevketmek;
sebep olmak;
fiz. elektrik akımı meydana getirmek;
man. tüme varmak.
Ekler: in·duc·es / in·duced / in·duc·ing / in·duc·ers
Hecelenişi: in·duce
Okunuşu: /ɪn’djuːs /
1391bulwarkf. siper ile korumak, muhafaza altına almak.
i. siper, istihkâm, dıştan gelecek bir tehlikeye karşı herhangi bir tedbir.
Ekler: bul·warks
Hecelenişi: bul·wark
Okunuşu: /bʊlwək /
1392choicei. seçme, ayırma;
tercih hakkı, seçim hakkı;
seçilmiş kişi veya şey, tercih;
diğerlerine tercih edilen şey;
şık, ihtimal.
s. seçkin, güzide;
mükemmel, üstün.
Ekler: choic·es
Hecelenişi: choice
Okunuşu: /tʃɔɪs /
1393knighti. ilâhşör, şövalye, sir unvanını kazanan kimse;
asılzade;
satranç oyununda at;
kendini bir şeye adayan kimse;
f. birine şövalyelik payesi vermek, sir unvanını törenle vermek.
Ekler: knights
Hecelenişi: knight
Okunuşu: /nʌɪt /
1394hinterlandi. hinterlant, iç bölge, arka bölge;
büyük şehirden uzak yerler.
Ekler: hin·ter·lands
Hecelenişi: hin·ter·land
Okunuşu: /hɪntəland /
1395assemblef. toplamak, birleştirmek, bir araya getirmek, kısımlan birbirine uydurmak;
parçaları yerli yerine takmak;
toplanmak , birleşmek, bir araya gelmek, toplantı yapmak, içtima etmek.
Ekler: as·sem·bles / as·sem·bled / as·sem·bling
Hecelenişi: as·sem·ble
Okunuşu: /ə’sɛmb(ə)l /
1396unceremoniouslyz. gayri resmi olarak, teklifsizce.
1397biddingi. müzayedede fiyat artırma;
(briç);
deklarasyon serisi.
i. emir;
davet, arzu.
Okunuşu: /bɪdɪŋ /
1398worshipi. ibadet, tapınma perestiş;
aşırı sevgi veya hürmet, tapma,f. tapınmak, ibadet etmek, perestiş etmek;
aşırı derecede sevmek veya hürmet etmek, tapmak.
Ekler: wor·ships / wor·shipped / wor·shiped / wor·ship·ping / wor·ship·ing / wor·ship·pers / wor·ship·ers
Hecelenişi: wor·ship
Okunuşu: /wəːʃɪp /
1399tinys. minicik, ufacık, küçücük, ufak tefek.Ekler: ti·ni·er / ti·ni·est
Hecelenişi: ti·ny
Okunuşu: /tʌɪni /
1400encumberf. engel olmak, mani olmak;
yüklemek, zorunluluk veya sorumluluk altında bırakmak.
Ekler: en·cum·bers / en·cum·bered / en·cum·ber·ing / en·cum·branc·es
Hecelenişi: en·cum·ber
Okunuşu: /ɪn’kʌmbə /
1401pursuef. kovalamak, peşine düşmek, takip etmek;
bir düziye gitmek;
aramak, elde etmeye çalışmak;
meşguliyetine devam etmek.
Ekler: pur·sues / pur·sued / pur·su·ing / pur·su·ers
Hecelenişi: pur·sue
Okunuşu: /pə’sjuː /
1402inflammables. ateş alır, tutuşur, parlar;
kolay kızdırılır (madde).
Hecelenişi: in·flam·ma·ble
Okunuşu: /ɪn’flaməb(ə)l /
1403valvei. valf, supap, ventil;
zool. midyede kabuğun bir kanadı, kabuk;
bot. çenet;
kapı, kapı kanadı;
anat. kapacık;
radyo lambası.
Ekler: valves
Hecelenişi: valve
Okunuşu: /valv /
1404gaietyi. şenlik, neşe;
kı yafette zarafet veya sus, gosteriş
Hecelenişi: gai·ety
Okunuşu: /geɪəti /
1405blackmaili. , t. şantaj;
tehditle birinden para koparma;
f. şantaj yapmak.
Hecelenişi: black·mail
Okunuşu: /blakmeɪl /
1406jaili. cezaevi, tutukevi, hapishane, tevkifhane;
hapis;
f. hapishaneye kapamak, hapsetmek, tutuklamak.
Ekler: jails
Hecelenişi: jail
Okunuşu: /dʒeɪl /
1407inimicals. düşman, hasım, zıt, muhalif, karşıt;
ters, uygunsuz.
Hecelenişi: in·im·i·cal
Okunuşu: /ɪ’nɪmɪk(ə)l /
1408errf. yanılmak., hata etmek;
günah işlemek. errancyi. hataya düşme;
hata etme eğilimi.
Ekler: errs / erred / err·ing
Hecelenişi: err
Okunuşu: /əː /
1409gambiti. satranç oyununda daha iyi bir mevki kazanmak için bir oyuncunun bir veya birkaç taş feda etmesi, gambit;
bir konu tartışmasını açış
Ekler: gam·bits
Hecelenişi: gam·bit
Okunuşu: /gambɪt /
1410auditf. dinlemek;
dinleyici talebe olarak bir dersi takip etmek.
i. ,f. hesapların gözden geçirilmesi, hesapların kontrolu, kesin hesap;
f. hesapları kontrol etmek.
Ekler: au·dits
Hecelenişi: au·dit
Okunuşu: /ɔːdɪt /
1411ashameds. utanmış, mahcup olmuş.Hecelenişi: ashamed
Okunuşu: /ə’ʃeɪmd /
1412fleshf. et yedirmek, etle beslemek;
kan dökmek;
hırsını tahrik etmek;
etle kaplamak;
eti sıyırmak (deriden).
i. et;
kasaplık et;
tavuk veya balık eti;
beden, cisim, ten, vücut;
beşer tabiatı, insaniyet;
ten rengi;
sişmanlık;
nesil, soy, ırk;
insan oğlu;
canlı yaratıklar;
meyvanın etli kısmı.
Hecelenişi: flesh
Okunuşu: /flɛʃ /
1413implementf. tamamlamak, ikmal etmek;
yerine getir mek (taahhüt, plan);
infaz etmek, yürütmek;
i. alet, araç.
Ekler: im·ple·ments
Hecelenişi: im·ple·ment
Okunuşu: /ɪmplɪm(ə)nt /
1414offf. argo. öidürmek
i. , ,argo. başlangıç.
z. ,s. ,edat. uzağa;
ileriye, ileride;
öteye, ötede;
yanda;
tamamen;
uzakta;
s. uzak;
yanlış;
uygun olmayan, anormal;
bitmiş;
görev dışındaki;
sağdaki;
den. denize doğru açılan;
edat. dan;
dan uzak
Hecelenişi: off
Okunuşu: /ɒf /
1415indigenouss. yerli;
doğuştan olan.
Hecelenişi: in·dig·e·nous
Okunuşu: /ɪn’dɪdʒɪnəs /
1416flushedcoşkun;
hevesli;
neşeli
Okunuşu: /flʌʃt /
1417mutinyi. isyan, kıyam, başkaldırma, ayaklanma (bilhassa asker veya gemici);
f. isyan etmek, ayaklanmak.
Ekler: mu·ti·nies / mutinies / mutinied / mutiny·ing
Hecelenişi: mu·ti·ny
Okunuşu: /mjuːtɪni /
1418deploref. den dolayı kederlenmek, teessüf etmek, acımak;
beğenmemek, taraftar olmamak.
Ekler: de·plores / de·plored / de·plor·ing
Hecelenişi: de·plore
Okunuşu: /dɪ’plɔː /
1419perverses. ters;
aksi;
yoldan çıkmış, ahlâksız, sapık, huysuz, kotü huylu.
Hecelenişi: per·verse
Okunuşu: /pə’vəːs /
1420austerei. sertlik, haşinlik;
parasızlıktan dolayl masraftan kaçınma.
Hecelenişi: aus·tere
Okunuşu: /ɒ’stɪə /
1421allocatef. tahsis etmek, yerini tayin etmek.Ekler: al·lo·cates / al·lo·cat·ed / al·lo·cat·ing / al·lo·ca·tions
Hecelenişi: al·lo·cate
Okunuşu: /aləkeɪt /
1422holocausti. özellikle yangın yüzünden birçok kimse ve şeyin mahvolması;
ateşte yakılan kurban.
Ekler: ho·lo·causts
Hecelenişi: ho·lo·caust
1423eliminatef. çıkarmak, ihraç etmek, hariç tutmak, atmak, bertaraf etmek.Ekler: elim·i·nates / elim·i·nat·ed / elim·i·nat·ing
Hecelenişi: elim·i·nate
Okunuşu: /ɪ’lɪmɪneɪt /
1424dormitoryi. yatakhane, kouş;
örenci yurdu.
Ekler: dor·mi·to·ries
1425hinderf. engellemek, mani olmak, menetmek.
s. arkadaki, geride olan.
Ekler: hin·ders / hin·dered / hin·der·ing
Hecelenişi: hin·der
Okunuşu: /hɪndə /
1426magnificents. ihtişamlı, görkemli, şaşaalı, debdebeli, tantanalı: fevkalade, nefis.Hecelenişi: mag·nif·i·cent
Okunuşu: /mag’nɪfɪs(ə)nt /
1427unveilf. peçesini açmak;
göz önüne koymak, açmak;
kendini meydana koymak.
Ekler: un·veils / un·veiled / un·veil·ing / un·veilings
Hecelenişi: un·veil
Okunuşu: /ʌn’veɪl /
1428restrictioni. sınırlayan kural, şart, hudut sınırlama, kısıtlama, tahdit.
daralma;
kayıt;
kısıtlama;
sınırlama;
sınırlandırma;
şart;
tahdit;
yasak
1429unconsciouss. şuursuz, bilinçsiz;
baygın;
i. bilinçaltı.
Hecelenişi: un·con·scious
Okunuşu: /ʌn’kɒnʃəs /
1430cropf. kırkmak, kırpmak, kesmek, kesip kısaltmak.
i. ürün, mahsul, ekin, rekolte;
zool. kursak, havsala;
binici kırbacı.
Ekler: crops
Hecelenişi: crop
Okunuşu: /krɒp /
1431unlawfuls. gayri meşru, gayri kanuni, kanunsuz.Hecelenişi: un·law·ful
Okunuşu: /ʌn’lɔːfʊl /
1432irresponsibles. mesuliyet duygusu olmayan, sorumsuz, güvenilemeyen.Hecelenişi: ir·re·spon·si·ble
Okunuşu: /ɪrɪ’spɒnsɪb(ə)l /
1433gentles. nazik, yumuşak huylu, kibar;
tatlı;
ıiımlı, mutedil;
soylu, asil;
hafif, latif.
Ekler: gen·tler / gen·tlest
Hecelenişi: gen·tle
Okunuşu: /dʒɛnt(ə)l /
1434procrastinatef. sürüncemede bırakmak, ağırdan almak, geciktirmek;
ertelemek, tehir etmek.
Ekler: pro·cras·ti·nates / pro·cras·ti·nat·ed / pro·cras·ti·nat·ing / pro·cras·ti·na·tors
Hecelenişi: pro·cras·ti·nate
Okunuşu: /prə(ʊ)’krastɪneɪt /
1435salutef. selam vermek, selâmlamak, aşinalık etmek;
selâm göndermek;
selâm çakmak;
top atışı veya bayraklarla selâmlamak;

i. selamlama, selâm verme;
selâm;
selam çakma;
selâm duruşu, selâm merasimi.
Ekler: sa·lutes / sa·lut·ed / sa·lut·ing
Hecelenişi: sa·lute
Okunuşu: /sə’l(j)uːt /
1436manslaughteri. adam öldürme, insan katli;
huk. önceden tasarlamadan adam öldürme, kasıtsız katil.
Hecelenişi: man·slaugh·ter
Okunuşu: /manslɔːtə /
1437hysteriai. ,tıb. isteri, peri hastalığı.Hecelenişi: hys·te·ria
Okunuşu: /hɪ’stɪərɪə /
1438rainproofyağmurluk
1439gruesomes. korkunç, dehşetli, iğrenç.Hecelenişi: grue·some
Okunuşu: /gruːs(ə)m /
1440sophisticateds. bilgiç olan, kültürlü, görmüş geçirmiş;
incelikli;
bilmiş;
karmaşık;
ileri, teferruatlı (teçhizat);
ukalâ, çokbilmiş;
yapmacık, suni.
Hecelenişi: so·phis·ti·cat·ed
Okunuşu: /sə’fɪstɪkeɪtɪd /
1441driftf. sürüklenmek, akıntıya kapılmak;
yığılmak, toplanmak birikmek;
tıkanmak;
sürüklemek;
yığmak, biriktirmek;
gayesizce dolaşmak, olayların akışında sürüklenmek.
i. rüzgâr veya akıntının etkisiyle sürüklenme, çekilme;
rüzgârın yığdığı kar;
amaç, hedef, eğilim, temayül;
sürüklenme, gayesiz olarak dolaşma;
jeol. birikinti, moren;
den. geminin akıntı veya rüzgâr ile sürüklenmesi, sürükleniş uzaklığı;
hav. rotadan ayrılma;
mad. kanal, geçit.
Ekler: drifts
Hecelenişi: drift
Okunuşu: /drɪft /
1442substantials. metin, dayanıklı;
değerli, kıymetli;
önemli, ehemmiyetli;
zengin, varlıklı;
özlü, cisimsel;
hakiki;
i. gerçek.
Hecelenişi: sub·stan·tial
Okunuşu: /səb’stanʃ(ə)l /
1443bewilderf. şaşlrtmak, sersemletmek, hayrette bırakmak.Ekler: be·wil·ders / be·wil·dered / be·wil·der·ing
Hecelenişi: be·wil·der
Okunuşu: /bɪ’wɪldə /
1444sharpenf. bilemek, keskinletmek, açmak, sivriltmek, inceltmek;
sertleştirmek;
ekşileştirmek;
acılaştırmak;
şiddetlendirmek, kuvvetlendirmek.
Ekler: sharp·ens / sharp·ened / sharp·en·ing
Hecelenişi: sharp·en
Okunuşu: /ʃɑːp(ə)n /
1445godfatheri. vaftiz babası, manevi baba.Ekler: god·fa·thers
Hecelenişi: god·fa·ther
Okunuşu: /gɒdfɑːθə /
1446attentives. dikkatli, hizmete hazır;
kibar, ince, nazik
Hecelenişi: at·ten·tive
Okunuşu: /ə’tɛntɪv /
1447hospitables. konuksever, misafirperver;
açık fikirli, yeni fikirleri kabule hazır.
Hecelenişi: hos·pi·ta·ble
Okunuşu: /hɒ’spɪtəb(ə)l /
1448nondescripts. kolay tanımlanamaz, sınıflama veya tanımlamaya gelmez (kimse veya şey).
1449attractf. çekmek, cezbetmekEkler: at·tracts / at·tract·ed / at·tract·ing
Hecelenişi: at·tract
Okunuşu: /ə’trakt /
1450schedulei. liste;
tarife;
program;
f. program yapmak;
tarifeye geçirmek;
programa koymak.
Ekler: sched·ules
Hecelenişi: sched·ule
Okunuşu: /ʃɛdjuːl /
1451undisputeds. karşı gelinmeyen.Hecelenişi: un·dis·put·ed
Okunuşu: /ʌndɪ’spjuːtɪd /
1452calibratef. ayar etmek.Ekler: cal·i·brates / cal·i·brat·ed / cal·i·brat·ing / cal·i·bra·tions
Hecelenişi: cal·i·brate
Okunuşu: /kalɪbreɪt /
1453approximatelyz. yaklaşık olarak, tahminen, takriben.Okunuşu: /ə’prɒksɪmətli /
1454odiouss. tiksindirici, iğrenç, nefret verici.Hecelenişi: odi·ous
Okunuşu: /əʊdɪəs /
1455severes. sert, şiddetli, haşin;
fazla ciddi;
kasvetli.
Ekler: se·ver·er / se·ver·est
Hecelenişi: se·vere
Okunuşu: /sɪ’vɪə /
1456taperi. çok ince mum;
gittikçe incelen şey;
s. gittikçe incelen;
f. gittikçe incelmek veya inceltmek, sivrilmek, sivriltmek;
azalmak, eksilmek.
Ekler: ta·pers / ta·pered / ta·per·ing
Hecelenişi: ta·per
Okunuşu: /teɪpə /
1457wastefuls. harap eden;
müsrif, savurgan, boş yere ziyan eden.
Hecelenişi: waste·ful
Okunuşu: /weɪstfʊl /
1458scratchf. tırmalamak;
keskin bir şeyle kazıyarak yüzeyini bozmak;
kaşımak, tahriş etmek;
k.dili acele ile kötü bir şekilde yazmak veya çizmek;
karalamak;
çizmek, silmek, bozmak;
yarış listesinden çıkarmak;
eşelemek;
kaşınmak;
cızırdamak;
zahmetle para biriktirmek;

i. tırmık, tırnak izi;
hafif yara;
karalama;
cızırdama, gıcırdama;
başlama çizgisi;
cesaret ölçüsü, yiğitlik de nemesi;

s. tesadüfi, rasgele;
handikapsız.
Ekler: scratch·es / scratched / scratch·ing / scratch·ers
Hecelenişi: scratch
Okunuşu: /skratʃ /
1459attainmenti. hüner, marifet;
elde etme, erişme, edinme.
Ekler: at·tain·ments
Hecelenişi: at·tain·ment
Okunuşu: /ə’teɪnm(ə)nt /
1460regimenti. alay;
f. alay teşkil etmek;
tasnif etmek;
sistematik şekle koymak.
Ekler: reg·i·ments
Hecelenişi: reg·i·ment
Okunuşu: /rɛdʒɪm(ə)nt /
1461allyi. müttefik;
dost, arkadaş;
yapısı veya bileşimi itibariyle başka bir şeye benzeyen şey;
f. birleşmek, ittifak etmek;
akraba olmak.
Ekler: al·lies
Hecelenişi: al·ly
Okunuşu: /alʌɪ /
1462backgroundi. arka plan, zemin;
(güz). san. (fon).;
bir kimsenin geçmişteki görgü, muhit ve tahsili.
Ekler: back·grounds
Hecelenişi: back·ground
Okunuşu: /bakgraʊnd /
1463reconditionf. tamir edip yenilemek;
Islah etmek.
Ekler: re·con·di·tions / re·con·di·tioned / re·con·di·tion·ing
Hecelenişi: re·con·di·tion
Okunuşu: /riːkən’dɪʃ(ə)n /
1464affectioni. sevgi, muhabbet;
etkileme , tesir etme, teessür;
hastalık.
Ekler: af·fec·tions
Hecelenişi: af·fec·tion
Okunuşu: /ə’fɛkʃ(ə)n /
1465atrociouss. çok fena, pek çirkin, iğrenç, menfur;
gaddar, zalim, kalpsiz
Hecelenişi: atro·cious
Okunuşu: /ə’trəʊʃəs /
1466ignitef. tutuşturmak, yakmak, ateşlemek;
tutuşmak, yanmak, ateş almak.
Ekler: ig·nites / ig·nit·ed / ig·nit·ing
Hecelenişi: ig·nite
Okunuşu: /ɪg’nʌɪt /
1467gourmeti. ağzının tadını bilen kimse.Ekler: gourmets
Hecelenişi: gourmet
Okunuşu: /gʊəmeɪ /
1468jealouss. kıskanç, günücü, hasetçi;
aşırı titiz.
Hecelenişi: jeal·ous
Okunuşu: /dʒɛləs /
1469belligerents. ,i. münakaşacı, kavgacı, dövüşken;
cenkçi, harbe meyilli;
muharip, harbe girmiş;
harbe ait;
i. harpte taraflardan birini teşkil eden devlet veya millet;
bu devlet ordusunun mensubu.
Hecelenişi: bel·lig·er·ent
Okunuşu: /bə’lɪdʒ(ə)r(ə)nt /
1470wealthys. zengin, servet sahibi, varlıklı;
bol.
Ekler: wealth·i·er / wealth·i·est
Hecelenişi: wealthy
Okunuşu: /wɛlθi /
1471upheavali. yukarı kaldırma;
karışıklık, ayaklanma;
jeol. yeryüzü kabuğunun kabarması.
Ekler: up·heav·als
Hecelenişi: up·heav·al
Okunuşu: /ʌp’hiːv(ə)l /
1472miraclei. mucize, harika, keramet.Ekler: mir·a·cles
Hecelenişi: mir·a·cle
Okunuşu: /mɪrək(ə)l /
1473obliteratef. yok etmek, silmek, bozmak, gidermek.Ekler: oblit·er·ates / oblit·er·at·ed / oblit·er·at·ing
Hecelenişi: oblit·er·ate
Okunuşu: /ə’blɪtəreɪt /
1474juicys. özlü, sulu;
meraklı, cazip, ağız sulandırıcı.
Ekler: juic·i·er / juic·i·est
Hecelenişi: juicy
Okunuşu: /dʒuːsi /
1475reminiscencei. hatırlama, hatırda tutma, anımsama;
hatırlanan şey, yadigâr;
eks. hatıralar, hatırat.
Ekler: rem·i·nis·cencenc·es
Hecelenişi: rem·i·nis·cence
Okunuşu: /rɛmɪ’nɪs(ə)ns /
1476occidentals. batıya ait, batısal, Avrupa ve Amerika’ya ait;
astr. batı tarafındaki, batısında;
i. batılı.
Okunuşu: /ɒksɪ’dɛnt(ə)l /
1477diagnosef. hastalığı teşhis etmek.Ekler: di·ag·nos·es / di·ag·nosed / di·ag·nos·ing
Hecelenişi: di·ag·nose
Okunuşu: /dʌɪəgnəʊz /
1478readilyz. seve seve, gönüllü olarak.Hecelenişi: read·i·ly
Okunuşu: /rɛdɪli /
1479witnessi. şahit, tanık;
şehadet, şahitlik, tanıklık;
delil, burhan, hüccet, tanıt;
f. şehadet etmek, tanıklık etmek;
görmek, gözü ile görmek, müşahade etmek, şahit olmak.
Ekler: wit·ness·es
Hecelenişi: wit·ness
Okunuşu: /wɪtnɪs /
1480larcenyi. hırsızlık, sirkat, çalma.Ekler: lar·ce·nies
Hecelenişi: lar·ce·ny
Okunuşu: /lɑːs(ə)ni /
1481borderf. sınır koymak;
sınır meydana getirmek;
sınırdaş olmak, hemhudut olmak;
benzemek, yakın olmak.
i. kenar;
hudut, sınır;
bir resim veya yazının etrafındaki süs.
Ekler: bor·ders
Hecelenişi: bor·der
Okunuşu: /bɔːdə /
1482lyricsgüfte
1483biennials. iki yılda bir olan;
bot. ömrü iki yıl içinde biten;
iç.iki yılda bir tekrarlanan olay;
iki senelik ömrü olan bitki.
Hecelenişi: bi·en·ni·al
Okunuşu: /bʌɪ’ɛnɪəl /
1484wreathi. çelenk.Ekler: wreaths
Hecelenişi: wreath
Okunuşu: /riːθ /
1485bullioni. külçe şeklinde altın veya gümüş;
altın veya gümüş çubuklar.
Hecelenişi: bul·lion
Okunuşu: /bʊlj(ə)n /
1486narratef. nakletmek, hikaye etmek, söylemek, anlatmak.Ekler: nar·rates / nar·rat·ed / nar·rat·ing / nar·ra·tors
1487enactf. kanunlaştırmak;
harekete geçirmek;
karar vermek, hükmetmek;
temsil etmek, canlandırmak, oynamak (rol).
Ekler: en·acts / en·act·ed / en·act·ing / en·act·ments
Hecelenişi: en·act
Okunuşu: /ɪ’nakt /
1488imaginarys. hayal mahsulu, hayali.Hecelenişi: imag·i·nary
Okunuşu: /ɪ’madʒɪn(ə)ri /
1489forsakef. vaz geçmek;
yüzüstü bırakmak, terketmek.
Ekler: for·sakes / for·sook / for·sak·en / for·sak·ing
Hecelenişi: for·sake
Okunuşu: /fə’seɪk /
1490globei. küre, top, yuvarlak;
arz küresi, dünya;
yetkisini belirtmek üzere hükümdarların taşıdığı altın top;
dünya küresi modeli;
f. küre haline koymak, küre şeklini almak.
Ekler: globes
1491surpassf. geçmek, baskın çıkmak, üstün olmak, faik olmak.Ekler: sur·pass·es / sur·passed / sur·pass·ing
Hecelenişi: sur·pass
Okunuşu: /sə’pɑːs /
1492displayi. gösterme, teşhir, sergileme, arz, izhar, gösteriş;
f. göstermek, teşhir etmek, göz önüne sermek, izhar etmek, arz etmek;
matb. iri harflerle teşhir etmek.
Ekler: dis·plays / dis·played / dis·play·ing
Hecelenişi: dis·play
Okunuşu: /dɪ’spleɪ /
1493variables. değişir, değişken;
kararsız, sebatsız;
biyol. değişkeni. değişen şeymat. değişken nicelik:astr. değişken yıldız: okyanusta rüzgarların hafif ve sakin olduğu ekvatora yakın kısımlar.
Hecelenişi: var·i·able
Okunuşu: /vɛːrɪəb(ə)l /
1494calculatef. hesap etmek, hesaplamak;
saymak;
ayarlamak;
Abd, (leh), niyet etmek, planlamak, tasarlamak;
düşünmek;
tahminde bulunmak;
Ekler: cal·cu·lates / cal·cu·lat·ed / cal·cu·lat·ing
Hecelenişi: cal·cu·late
Okunuşu: /kalkjʊleɪt /
1495unguardeds. muhafazasız, koruyucusuz;
tedbirsiz, ihtiyatsız, gafil.
Hecelenişi: un·guard·ed
Okunuşu: /ʌn’gɑːdɪd /
1496souli. ruh, can;
zenci müziğinin uyandırdığı heyecan veya his;
fels. tin;
hissiyat, maneviyat;
öz, nüve;
kök, temel;
canlılık;
şahıs, kişi, kimse.
Ekler: souls
Hecelenişi: soul
Okunuşu: /səʊl /
1497crazef. çıldırtmak;
çömlekçilikte ufak çatlak ve çizgiler yapmak;
i. geçici moda, geçici aşk;
delilik;
sırda çatlak.
Ekler: craz·es
Hecelenişi: craze
Okunuşu: /kreɪz /
1498memorizef. ezberlemek, ezbere öğrenmek.Ekler: mem·o·riz·es / mem·o·rized / mem·o·riz·ing
Hecelenişi: mem·o·rize
Okunuşu: /mɛmərʌɪz /
1499fiscals. mali.Hecelenişi: fis·cal
Okunuşu: /fɪsk(ə)l /
1500cemeteryi. mezarlık, kabristan.Ekler: cem·e·ter·ies
Hecelenişi: cem·e·tery
Okunuşu: /sɛmɪtri /
1501assessf. , tayin etmek (vergi, para cezası v.b.) , kıymet takdir etmek, tarh etmek, -e bağlamakEkler: as·sess·es / as·sessed / as·sess·ing
Hecelenişi: as·sess
Okunuşu: /ə’sɛs /
1502nurseryi. bir evde çocuklara ayrılan oda veya daire;
fidanlık.
Ekler: nurs·er·ies
Hecelenişi: nurs·ery
Okunuşu: /nəːs(ə)ri /
1503passagewayaralık;
geçenek;
geçit;
pasaj
1504barracksi. kışla.Ekler: bar·racks
Hecelenişi: bar·racks
Okunuşu: /barəks /
1505heritagei. miras, tereke;
biyol. ., psik. kalıtım.
Ekler: her·i·tag·es
Hecelenişi: her·i·tage
Okunuşu: /hɛrɪtɪdʒ /
1506deceptioni. aldatma, aldanma;
yalancılık;
hile, düzen, dolap.
Ekler: de·cep·tions
Hecelenişi: de·cep·tion
Okunuşu: /dɪ’sɛpʃ(ə)n /
1507vehemencei. hiddet, şiddet, ateşlilik.Okunuşu: /viːɪm(ə)ns /
1508heroinei. kadın kahraman.Ekler: her·o·ines
Hecelenişi: her·o·ine
Okunuşu: /hɛrəʊɪn /
1509examinef. bakmak, dikkatle gözden geçirmek;
muayene etmek;
teftiş etmek;
sınava tabi tutmak, imtihan etmek, yoklamak;
sorguya çekmek.
Ekler: ex·am·ines / ex·am·ined / ex·amin·ing / ex·am·in·ers
Hecelenişi: ex·am·ine
Okunuşu: /ɪg’zamɪn /
1510lucratives. karlı, kazançlı, yararlı.Hecelenişi: lu·cra·tive
Okunuşu: /luːkrətɪv /
1511murmuri. mırıldanma, mırıltı;
söylenme, şikâyet;
çağıltı, uğultu, ses;
tıb. kalbi veya başka bir organı dinlerken işitilen hırıltı;
f. mırıldanmak;
söylenmek, homurdanmak;
uğuldamak, çağıldamak.
Ekler: mur·murs
Hecelenişi: mur·mur
Okunuşu: /məːmə /
1512victimi. kurban;
mağdur kimse.
Ekler: vic·tims
Hecelenişi: vic·tim
Okunuşu: /vɪktɪm /
1513estuaryi. nehrin ağzındaki koy, nehrin denizle birleştiği geniş ve açık yer, haliç.Ekler: es·tu·ar·ies
Hecelenişi: es·tu·ary
Okunuşu: /ɛstjʊ(ə)ri /
1514herbi. ot;
yemeklere tat vermek için kullanılan bitki;
şifalı bitki.
Ekler: herbs
Hecelenişi: herb
Okunuşu: /həːb /
1515unparalleleds. eşsiz, emsalsiz, benzeri olmayan.Hecelenişi: un·par·al·leled
Okunuşu: /ʌn’parəlɛld /
1516wretchi. sefil kimse, biçare kimse, zavallı kimse;
alçak adam, habis kimse.
Ekler: wretch·es
Hecelenişi: wretch
Okunuşu: /rɛtʃ /
1517garrisoni. garnizon;
garnizonun bulunduğu yer;
f. garnizon kurmak;
bir şehre asker yerleştirmek.
Ekler: gar·ri·sons
Hecelenişi: gar·ri·son
Okunuşu: /garɪs(ə)n /
1518eccentrics. eksantrik, alışılagelmişin dışında;
acayip, garip, tuhaf;
geom. merkezleri aynı olmayan, merkezde olmayan, ekseni merkezden geçmeyen, dışmerkezli;
i. garip bir kişiliğe sahip olan kişi;
alışılmamış ve garip görünüşlü şey;
mak. eksantrik, devri hareketi yatay harekete çeviren tertibat, salgılı kasnak.
Hecelenişi: ec·cen·tric
Okunuşu: /ɪk’sɛntrɪk /
1519wharfi. f. rıhtım, iskele, büyük yük iskelesi;
f. iskele veya rıhtım yapmak;
rıhtıma getirmek veya çıkarmak.
Ekler: wharves / wharfs
Hecelenişi: wharf
Okunuşu: /wɔːf /
1520nurturei. besleyen şey, gıda;
terbiye;
bakıp büyütme;
f. beslemek, bakıp büyütmek.
Ekler: nur·tures / nur·tured / nur·tur·ing / nur·tur·ers
1521undergraduatei. üniversite öğrencisi;
s. üniversite öğrencisine ait.
Ekler: un·der·grad·u·ates
Hecelenişi: un·der·grad·u·ate
Okunuşu: /ʌndə’gradjʊət /
1522immorals. ahlaksız, ahlâkı bozuk, ahlaka aykırı, edepsiz, fasit.Hecelenişi: im·mor·al
Okunuşu: /ɪ’mɒr(ə)l /
1523brakei. fren;
keten ve kenevir liflerini ayırmak için kullanılan tokmak veya makina;
f. fren yapmak, frenlemek;
fren tertibatı takmak;
iş1emek (keten veya keneviri).
i. bir çeşit büyük eğreltiotu,bot. Pteridium aquilinum.
i. çalılık.
Ekler: brakes
Hecelenişi: brake
Okunuşu: /breɪk /
1524kini. akraba, hısım;
eski soy, nesep;
akrabalık;
s. akrabalığı olan, aynı soydan;
benzer.
(sonek) ufak, küçuk (kuçültme eki, -cik).
Hecelenişi: kin
Okunuşu: /kɪn /
1525insultf. tahkir etmek, hor görmek, fena muamele etmek, şerefini kırmak.
i. hakaret, onur kırma, aşağısama, hor görme, kötü davranış;
tıb. yara.
Ekler: in·sults / in·sult·ed / in·sult·ing
Hecelenişi: in·sult
Okunuşu: /ɪn’sʌlt /
1526reconcilef. barıştırmak, aralarını bulmak;
razı etmek;
uzlaştırmak, telif etmek.
Ekler: rec·on·ciles / rec·on·ciled / rec·on·cil·ing
Hecelenişi: rec·on·cile
Okunuşu: /rɛk(ə)nsʌɪl /
1527bleaki. inci balığı,zool. Alburnus;
akkefal, gökçe balığı,zool. Alburnus mento.
s. rüzgâra maruz, açık, çıplak;
soğuk, ısınması güç;
kasvetli, sıkıcı, solgun.
Ekler: bleak·er / bleak·est
Hecelenişi: bleak
Okunuşu: /bliːk /
1528victoryi. zafer, yengi, utku, muzafferiyet, galebe;
başarı.
Ekler: vic·to·ries
Hecelenişi: vic·to·ry
Okunuşu: /vɪkt(ə)ri /
1529jalopyi. , Abd,argo. külüstür otomobil.Ekler: ja·lop·ies
Hecelenişi: ja·lopy
Okunuşu: /dʒə’lɒpi /
1530floodlighti. projektör.Ekler: flood·lights
Hecelenişi: flood·light
Okunuşu: /flʌdlʌɪt /
1531facultyi. hassa, meleke;
güç, iktidar, yetenek, kabiliyet, kuvvet;
(a.b.d.) bir okulun öğretmen kadrosu;
bir üniversitenin öğretim üyeleri (topluca);
üniversite dalı, branş, fakülte.
Ekler: fac·ul·ties
Hecelenişi: fac·ul·ty
Okunuşu: /fak(ə)lti /
1532foliagei. yapraklar, yeşillik;
mim. süslemede kullanılan yaprak ve dal şekilleri.
Hecelenişi: fo·liage
Okunuşu: /fəʊlɪɪdʒ /
1533chastes. iffetli, namuslu, sili;
saf, bozulmamış;
lekesiz;
basit. sade
Ekler: chast·er / chast·est
Hecelenişi: chaste
Okunuşu: /tʃeɪst /
1534at oncederhal, hemen.
hemen, derhal, şimdi.
Hecelenişi: at once
Okunuşu: /at wʌns /
1535machinationi. , gen.çoğ. entrika, dolap, düzen.Okunuşu: /ˌmaʃɪ’neɪʃn /
1536feasibles. mümkün, yapılabilir, tatbik edilebilir;
uygun, münasip, yakışık alır;
ihtimal dahilînde, muhtemel, makul.
Hecelenişi: fea·si·ble
Okunuşu: /fiːzɪb(ə)l /
1537longf. çok istemek, arzulamak, hasretini çekmek, özlemek.
s. uzun;
uzun süren, yorucu;
mesafece uzun;
alışılmıştan uzun;
şümullü, uzak (tarih);
i. , (şiir) uzun hece.
z. çok, pek: geç;
müddetince, müddetine kadar, çok vakit, çoktan.
Ekler: lon·ger / lon·gest
Hecelenişi: long
Okunuşu: /lɒŋ /
1538disputei. kavga, tartışma, münakaşa, mücadele;
f. tartışmak, münakaşa etmek;
bir şeyin doğruluğundan şüphe etmek;
karşı koy mak, reddetmek, kabul etmemek, itiraz etmek, mücadele etmek.
Ekler: dis·putes
Hecelenişi: dis·pute
Okunuşu: /dɪ’spjuːt /
1539humilityi. alçak gönüllülük, tevazu;
boyun eğme, yumuşak başlılık.
Hecelenişi: hu·mil·i·ty
Okunuşu: /hjʊ’mɪlɪti /
1540quarantinei. karantina;
f. karantinaya koymak, ayırmak.
Hecelenişi: quar·an·tine
Okunuşu: /kwɒrəntiːn /
1541brevityi. kısalık, kısa oluş;
bir fikrin kısaca ifade edilmesi.
Hecelenişi: brev·i·ty
Okunuşu: /brɛvɪti /
1542extractf. çıkarmak, çekmek;
söyletmek, itiraf ettirmek;
özetini veya özünü çıkarmak;
seçmek;
(bir kitap vb’nden bir parçayı) almak, iktibas etmek;
suretini almak.
i. özet, hulâsa, öz, ruh;
esans;
seçilmiş parça, iktibas edilmiş kısım.
Ekler: ex·tracts / ex·tract·ed / ex·tract·ing / ex·trac·tors
Hecelenişi: ex·tract
Okunuşu: /ɪk’strakt /
1543renowni. şöhret, ün, nam, şan.Hecelenişi: re·nown
Okunuşu: /rɪ’naʊn /
1544vexeds. üzgün, sinirli, canı sıkkın.Hecelenişi: vexed
Okunuşu: /vɛkst /
1545questi. macera;
arama, araştırma;
tahkik, soruşturma, tetkik;
f. araştırmak;
havlayarak av izini aramak (köpek).
Ekler: quests
Hecelenişi: quest
Okunuşu: /kwɛst /
1546extremelyz. ziyadesiyle, aşırı derecede.Okunuşu: /ɪk’striːmli /
1547malignf. iftira etmek, yermek.
s. kötücül, bedhah, habis;
garezci.
Ekler: ma·ligns / ma·ligned / ma·lign·ing
Hecelenişi: ma·lign
Okunuşu: /mə’lʌɪn /
1548surgeoni. cerrah, operatör.Ekler: sur·geons
Hecelenişi: sur·geon
Okunuşu: /səːdʒ(ə)n /
1549fervents. şevkli, gayretli, hararetli, sıcak, ateşli.Hecelenişi: fer·vent
Okunuşu: /fəːv(ə)nt /
1550legacykalıt;
miras
1551genuinelyz. gerçekten, hakikaten.
1552privates. özel, hususi, kişisel;
gizli, mahrem;
gayri resmi;
i. ,ask. nefer, er, asker;
edep yerleri.
Hecelenişi: pri·vate
Okunuşu: /prʌɪvət /
1553locksmithi. çilingir.Ekler: lock·smiths
Hecelenişi: lock·smith
Okunuşu: /lɒksmɪθ /
1554interimi. aralık, fasıla (zaman);
s. muvakkat;
geçici.
Hecelenişi: in·ter·im
Okunuşu: /ɪnt(ə)rɪm /
1555loathef. nefret etmek, hiç sevmemek;
tiksinmek, iğrenmek.
Ekler: loathes / loathed / loath·ing
Hecelenişi: loathe
Okunuşu: /ləʊð /
1556embellishf. süslemek, tezyin etmek, güzelleştirmek;
(hikâyeye) aslında olmayan hayal ürünü şeyler ilave ederek ilgiyi artırmak.
Ekler: em·bel·lish·es / em·bel·lished / em·bel·lish·ing / em·bel·lish·ments
Hecelenişi: em·bel·lish
Okunuşu: /ɪm’bɛlɪʃ /
1557allegationi. iddia, söz;
(huk). dava takriri;
özür, bahane, mazeret.
Ekler: al·le·ga·tions
Hecelenişi: al·le·ga·tion
Okunuşu: /alɪ’geɪʃ(ə)n /
1558presidef. başkanlık etmek;
nezaret etmek.
Ekler: pre·sides / pre·sid·ed / pre·sid·ing
Hecelenişi: pre·side
Okunuşu: /prɪ’zʌɪd /
1559joculars. şaka cinsinden, şakalı, şaka yollu;
şakacı.
Hecelenişi: joc·u·lar
Okunuşu: /dʒɒkjʊlə /
1560point of viewgörüş noktası.
görüş noktası, bakış açısı.
Ekler: points of view
Hecelenişi: point of view
Okunuşu: /pɔɪnt ɒv vjuː /
1561debasef. kıymetini düşürmek, ayarını bozmak;
şeref ve itibarına halel getirmek, tezlil etmek, alçaltmak, indirmek;
bozmak.
Ekler: de·bas·es / de·based / de·bas·ing
Hecelenişi: de·base
Okunuşu: /dɪ’beɪs /
1562yeasti. maya, bira mayası;
coşkunluk, heyecan;
köpük.
Hecelenişi: yeast
Okunuşu: /jiːst /
1563lethargyi. atalet, uyuşukluk;
tıb. letarji
Hecelenişi: leth·ar·gy
Okunuşu: /lɛθədʒi /
1564aberrationi. hata, dalâlet, doğru yoldan ayrılma, inhiraf;
yan delilik, akıl hastalığı;
sapıklık;
astr. sapınç, sapma;
adese veya ayna sisteminde bütün ışınların bir noktaya toplanamaması.
Ekler: ab·er·ra·tions
Hecelenişi: ab·er·ra·tion
Okunuşu: /ˌabə’reɪʃ(ə)n /
1565crossf. çaprazlamak;
karşıdan karşıya geçmek;
geçirmek;
bot. . , zool. türleri ayrı olan hayvan veya çiçekleri çiftleştirip melez çeşitler elde etmek;
karşı gelmek;
türleri karışmak;
haç işareti yapmak;
üstüne çizgi çizmek.
i. çapraz işareti;
haç, put, çarmıh, salip, istavroz;
isa’nın öiümünün sembolü olarak kullanılan haç şekli;
keder, gam, elem, cefa, dert, musibet;
dörtyol ağzı;
melez.
s. darılmış, öfkeli;
huysuz, ters, titiz;
aksi, zıt;
çapraz;
aykırı;
melez;
karşıya geçen.
Ekler: cross·es
Hecelenişi: cross
Okunuşu: /krɒs /
1566disciplinei. disiplin, inzibat, terbiye, idare;
talim;
itaat, boyun eğme;
cezalandırma, tekdir;
ilim, bilim dalı;
f. terbiye etmek, yetiştirmek, idare etmek;
disipline sokmak, yola getirmek;
cezalandırmak.
Ekler: dis·ci·plines
Hecelenişi: dis·ci·pline
Okunuşu: /dɪsɪplɪn /
1567nectari. ,mit. nektar (tanrıların içkisi), abıhayat, bengisu;
bot. balözü, nektar.
1568vivaciouss. canlı, hayat dolu, neşeli, şen.Hecelenişi: vi·va·cious
Okunuşu: /vɪ’veɪʃəs /
1569settlementi. yerleşme, oturma;
kararlaştırma;
halletme;
hesap görme;
duvarın veya toprak setin biraz çöküp oturması;
yeni sömürge;
yeni iskan edilmiş yer;
ev, mesken;
huk. irat bağlama.
Ekler: set·tle·ments
Hecelenişi: set·tle·ment
Okunuşu: /sɛt(ə)lm(ə)nt /
1570charityi. hayırseverlik, yardımseverlik;
merhamet;
sadaka;
hayır işi;
hayır cemiyeti, yardım derneği
Ekler: char·i·ties
Hecelenişi: char·i·ty
Okunuşu: /tʃarɪti /
1571fertiles. verimli, mümbit, bereketli;
biyol. . üreyebilen;
doğurgan.
Hecelenişi: fer·tile
Okunuşu: /fəːtʌɪl /
1572indistincts. belirsiz, seçilmez, iyice görülmez, ayırt edilmez.Hecelenişi: in·dis·tinct
Okunuşu: /ɪndɪ’stɪŋkt /
1573effigyi. heykel, büst, resim, tasvir, suret, şekil;
hoşa gitmeyen bir kimsenin kötü tasviri.
Ekler: ef·fi·gies
Hecelenişi: ef·fi·gy
Okunuşu: /ɛfɪdʒi /
1574equivalents. eşit, müsavi;
muadil;
i. muadil olan şey;
eşit miktar.
Hecelenişi: equiv·a·lent
Okunuşu: /ɪ’kwɪv(ə)l(ə)nt /
1575scarleti. al renk, kırmızı renk;
al renkli kumaş veya elbise;
s. al renkli;
iffetsiz.
Ekler: scar·lets
Hecelenişi: scar·let
Okunuşu: /skɑːlɪt /
1576helmeti. miğfer, baş zırhı, tolga;
spor faaliyetlerinde ve inşaatta giyilen koruyucu başlık, kask;
sıcak memleketlere mahsus, mantara benzer bir maddeden yapılmış güneş şapkası.
Ekler: hel·mets
Hecelenişi: hel·met
Okunuşu: /hɛlmɪt /
1577underratef. hakkı olan kıymeti vermemek.Ekler: un·der·rates / un·der·rat·ed / un·der·rat·ing
Hecelenişi: un·der·rate
Okunuşu: /ʌndə’reɪt /
1578munitionscephane;
mühimmat
1579mummyi. mumya;
iyi muhafaza edilmiş ceset.
Ekler: mum·mies
Hecelenişi: mum·my
Okunuşu: /mʌmi /
1580substantiatef. gerçeklemek, kanıtlamak;
gerçekleşmek;
gerçekleştirmek, tahakkuk ettirmek.
Ekler: sub·stan·ti·ates / sub·stan·ti·at·ed / sub·stan·ti·at·ing
Hecelenişi: sub·stan·ti·ate
Okunuşu: /səb’stanʃɪeɪt /
1581faminei. kıtlık, açlık.Ekler: fam·ines
Hecelenişi: fam·ine
Okunuşu: /famɪn /
1582zeroi. sıfır;
hiç;
bir ölçek üzerinde başlangıç noktası;
en aşağı nokta;
hiçlik;
f. aynı zamana rastlamak için ayarlamak.
Ekler: ze·ros / ze·roes
Hecelenişi: ze·ro
Okunuşu: /zɪərəʊ /
1583spectaclei. görülecek şey;
dehşetli manzara;
acayip davranış;
gözlük.
Ekler: spec·ta·cles
Hecelenişi: spec·ta·cle
Okunuşu: /spɛktək(ə)l /
1584succumbf. yenilmek, mağlup olmak, dayanamamak;
ölmek.
Ekler: suc·cumbs / suc·cumbed / suc·cumb·ing
Hecelenişi: suc·cumb
Okunuşu: /sə’kʌm /
1585hairi. saç, kıl, tüy;
kıl payı mesafe.
Ekler: hairs
Hecelenişi: hair
Okunuşu: /hɛː /
1586thrillf. heyecan vermek, heyecanlandırmak, tesir etmek;
müteessir olmak;
heyecan veya teessürle titremek;
i. heyecan, halecan;
lerze, titreme;
tıb. titreşim.
Ekler: thrills / thrilled / thrill·ing
Hecelenişi: thrill
Okunuşu: /θrɪl /
1587prior toönceOkunuşu: /prʌɪə tə /
1588proposef. teklif etmek, arzetmek;
kurmak, niyet etmek;
evlenme teklif etmek.
Ekler: pro·pos·es / pro·posed / pro·pos·ing / pro·pos·ers
Hecelenişi: pro·pose
Okunuşu: /prə’pəʊz /
1589debatef. tartışmak, münakaşa etmek, müzakere etmek;
çok düşünmek;
i. tartışma, münakaşa, müzakere, fikir mücadelesi.
Ekler: de·bates
Hecelenişi: de·bate
Okunuşu: /dɪ’beɪt /
1590suspicioni. şüphe, kuşku, vehim;
ima, iz;
k.dili gayet az miktar.
Ekler: sus·pi·cions
Hecelenişi: sus·pi·cion
Okunuşu: /sə’spɪʃ(ə)n /
1591breakf. kırmak, parçalamak;
ihlâl etmek, riayet etmemek, uymamak (kanuna);
bir yerini kırmak, yaralamak;
bozmak, araya girmek;
sona erdirmek, bitirmek;
nüfuz etmek, içine girmek;
iflâs ettirmek;
bozdurmak (para);
kaçmak, firar etmek;
elek. devreyi bozmak, devreyi kapatmak;
parçalanmak, kırılmak;
kopmak (fırtına): kesilmek;
birdenbire yön değştirmek;
fırlamak;
ilgisi kesilmek;
sudan fırlamak (balık);
top atmak, iflâs etmek.
kırık, çatlak, aralık, açıklık, fasıla;
atılma;
kaçış;
ani kesiş, ani düşüş;
az bir miktar, parça, kısım;
k.dili fırsat, şans;
k.dili gaf, pot;
elek. devrenin bozulması, devrenin kapanması;
cazda solo bölüm;
borsada ani fiyat düşüşü;
matb. paragraflar arasındaki fasıla;
matb., bir metinden bazı kısımların atlandığını gösteren noktalar(...).
Ekler: breaks / broke / bro·ken / break·ing
Hecelenişi: break
Okunuşu: /breɪk /
1592mercifuls. merhametli, şefkatli;
acı çektirmeyen.
Hecelenişi: mer·ci·ful
Okunuşu: /məːsɪfʊl /
1593diffusef. yaymak, dökmek, neşretmek;
yayılmak, dağılmak, intişar etmek.
s. ayrıntılı, mufassal;
çok söz kullanan;
geniş, yaygın, yayılmış, vâsi.
Hecelenişi: dif·fuse
Okunuşu: /dɪ’fjuːz /
1594administerf. yönetmek, idare etmek;
vermek, icra etmek, ifa etmek: yemin ettirmek;
hizmet etmek, levazımını temin etmek, donatmak.
Ekler: ad·min·is·ters / ad·min·is·tered / ad·min·is·ter·ing
Hecelenişi: ad·min·is·ter
Okunuşu: /əd’mɪnɪstə /
1595rapids. pek çabuk, hızlı, tez, süratli;
çabuk yapılmış;
i. ,gen. ivinti yeri.
Hecelenişi: rap·id
Okunuşu: /rapɪd /
1596gratisz. ,s. bedava, parasız, caba.Hecelenişi: gra·tis
Okunuşu: /gratɪs /
1597divertf. ilgisini başka yöne çekmek, dikkatini dağıtmak;
çevirmek, saptırmak;
oyalamak, eğlendirmek.
Ekler: di·verts / di·vert·ed / di·vert·ing
Hecelenişi: di·vert
Okunuşu: /dʌɪ’vəːt /
1598gratifyf. memnun etmek, hoşnut etmek, tatmin etmek.Ekler: grat·i·fies / grat·i·fied / grat·i·fy·ing / grat·i·fi·ca·tions
Hecelenişi: grat·i·fy
Okunuşu: /gratɪfʌɪ /
1599susceptibles. çabuk müteessir olan, hassas;
alıngan;
kolay aşık olan, şıpsevdi.
Hecelenişi: sus·cep·ti·ble
Okunuşu: /sə’sɛptɪb(ə)l /
1600renderf. karşılık olarak vermek;
iade etmek, geri vermek;
vermek;
teslim etmek;
göstermek (hesap);
icra etmek;
etmek, kılmaklaştırmak, -landırmak;
tercüme etmek, çevirmek;
anlatmak, tabir etmek;
eritmek (yağ);
i. iade, tediye, ödeme;
sıva.
Ekler: ren·ders / ren·dered / ren·der·ing
Hecelenişi: ren·der
Okunuşu: /rɛndə /
1601offspringi. ürün;
döl, evlât.
Ekler: offspring
Hecelenişi: off·spring
Okunuşu: /ɒfsprɪŋ /
1602epitaphi. mezar kitabesi;
bu tarzda yazılan manzum veya düz parça.
Ekler: ep·i·taphs
Hecelenişi: ep·i·taph
Okunuşu: /ɛpɪtɑːf /
1603accommodatef. birbirine uygun hale getirmek;
telif etmek, uzlaştırmak;
bir başkasının işini görmek;
sağlamak, temin etmek;
yerleştirmek, yer tedarik etmek
Ekler: ac·com·mo·dates / ac·com·mo·dat·ed / ac·com·mo·dat·ing
Hecelenişi: ac·com·mo·date
Okunuşu: /ə’kɒmədeɪt /
1604parityi. eşitlik, müsavat;
tam benzerlik;
tic. fiyat birliği.
Hecelenişi: par·i·ty
Okunuşu: /parɪti /
1605impressioni. tesir, etki;
izlenim, intiba;
zan;
basma;
tabetme;
damga;
baskı, basım;
nüsha;
bası.
Ekler: im·pres·sions
Hecelenişi: im·pres·sion
Okunuşu: /ɪm’prɛʃ(ə)n /
1606uncheckeds. kontrol edilmemiş;
serbest, kontrolsuz.
Hecelenişi: un·checked
Okunuşu: /ʌn’tʃɛkt /
1607volunteeri. kendi isteği ile bir vazifeye giren kimse, gönüllü;
gönüllü asker;
huk. kendisine karşılıksız olarak mal verilen kimse;
ekilmeden büyüyen bitki;
s. gönüllülerden ibaret, gönüllü;
kendiliğinden büyüyen;
f. kendi isteği ile bir şeyi teklif etmek veya vermek;
gönüllü olmak.
Ekler: vol·un·teers
Hecelenişi: vol·un·teer
Okunuşu: /ˌvɒlən’tɪə /
1608envisagef. tasavvur etmek, tahayyul etmek;
zihninde canlandırmak, planlamak.
Ekler: en·vis·ag·es / en·vis·aged / en·vis·ag·ing
Hecelenişi: en·vis·age
Okunuşu: /ɪn’vɪzɪdʒ /
1609percentz. ,s. yüzde.Ekler: percent / per cent
Hecelenişi: per·cent
1610bound tomecbur;
zorunlu
Okunuşu: /baʊnd tə /
1611soothef. yatıştırmak, teskin etmek, yumuşatmak;
rahat ettirmek, mülâyimleştirmek, hafifleştirmek.
Ekler: soothes / soothed / sooth·ing
Hecelenişi: soothe
Okunuşu: /suːð /
1612celestials. göğe ait, semavi;
kutsal, ilâhi;
gökte oturan;
i. göksel varlık;
(bh)., (alay) çinli.
Hecelenişi: ce·les·tial
Okunuşu: /sɪ’lɛstɪəl /
1613perseveref. sebat etmek, azimle devam etmek, ısrar etmek.Ekler: per·se·veres / per·se·vered / per·se·ver·ing
Hecelenişi: per·se·vere
Okunuşu: /pəːsɪ’vɪə /
1614intimacyi. mahremiyet, teklifsiz dostluk.Ekler: in·ti·ma·cies
Hecelenişi: in·ti·ma·cy
Okunuşu: /ɪntɪməsi /
1615wheati. buğday;
buğday fidanı.
Hecelenişi: wheat
Okunuşu: /wiːt /
1616staminai. dayanıklılık, tahammül, kuvvet.Hecelenişi: stam·i·na
Okunuşu: /stamɪnə /
1617conventioni. kongre, toplantı;
mukavele, anlaşma;
kabul edilen düzen;
âdet, gelenek;
fels. ulaşım.
Ekler: con·ven·tions
Hecelenişi: con·ven·tion
Okunuşu: /kən’vɛnʃ(ə)n /
1618culminatef. neticelenmek, bitmek, sona ermek;
en yüksek noktaya varmak, doruğuna yükselmek.
Ekler: cul·mi·nates / cul·mi·nat·ed / cul·mi·nat·ing
Hecelenişi: cul·mi·nate
Okunuşu: /kʌlmɪneɪt /
1619governori. idare eden kimse;
vali;
(b.h.), A.b.d. eyalet reisi;
argo. patron, baba;
mak. düzengeç.
Ekler: gov·er·nors
Hecelenişi: gov·er·nor
Okunuşu: /gʌv(ə)nə /
1620evacuatef. boşaltmak, tahliye etmek;
tıb. vücuttan çıkartmak, boşaltmak.
Ekler: evac·u·ates / evac·u·at·ed / evac·u·at·ing / evac·u·a·tions
Hecelenişi: evac·u·ate
Okunuşu: /ɪ’vakjʊeɪt /
1621blizzardi. tipi, şiddetli kar fırtınasıEkler: bliz·zards
Hecelenişi: bliz·zard
Okunuşu: /blɪzəd /
1622maritimes. deniz kenarında veya denize yakın;
denizle ilişiği olan;
denizciye mahsus;
deniz seferleri ile ilgili.
Hecelenişi: mar·i·time
Okunuşu: /marɪtʌɪm /
1623obituaryi. bir öiü hakkında yazılan kısa biyografi;
s. birinin öiümüne ait.
Ekler: obit·u·ar·ies
Hecelenişi: obit·u·ary
Okunuşu: /ə(ʊ)’bɪtʃʊəri /
1624moderatef. yatıştırmak, itidale getirmek, yumuşatmak;
yatışmak, yumuşamak;
azaltmak, hafifletmek;
başkanlık etmek, idare etmek.
s. ılımlı, mutedil;
orta, ikisi ortası;
i. ılımlı kimse.
Hecelenişi: mod·er·ate
Okunuşu: /mɒd(ə)rət /
1625involvementi. bağlılık, ilgi, alaka;
karıştırılma, sarılma.
Ekler: in·volves / in·volved / in·volv·ing
Okunuşu: /ɪn’vɒlvm(ə)nt /
1626tacklei. palanga, takım;
tutma, zapt etme;
Amerikan futbolunda belirli yerde oynayan iki oyuncudan her biri;
den. halat takımı;
f. tutmak, zapt etmek;
Amerikan futbolunda topu taşıyan hasmı tutup durdurmak;
başarmak;
uğraşmak, çaresine bakmak, hakkından gelmek.
Ekler: tack·les
Hecelenişi: tack·le
Okunuşu: /tak(ə)l /
1627capitulatef. teslim olmak;
silâhları bırakmak.
Ekler: ca·pit·u·lates / ca·pit·u·lat·ed / ca·pit·u·lat·ing / ca·pit·u·la·tions
Hecelenişi: ca·pit·u·late
Okunuşu: /kə’pɪtjʊleɪt /
1628harkf. ünlem dinlemek, işitmek;
ünlem Dinle! Dur! Sus! hark back sadede gelmek;
geri çağırmak (tazı).
Ekler: harks / harked / hark·ing
Hecelenişi: hark
Okunuşu: /hɑːk /
1629hideouss. çok çirkin, igrenç, kerih, korkunç.Hecelenişi: hid·eous
Okunuşu: /hɪdɪəs /
1630caliphi. halife.Ekler: ca·liphs / ca·lifs
Hecelenişi: ca·liph
Okunuşu: /keɪlɪf /
1631knowledgeables. bilgili, zeki.Hecelenişi: knowl·edge·able
Okunuşu: /nɒlɪdʒəb(ə)l /
1632condensef. , kim. , fiz. yoğunlaştırmak, koyulaştırmak;
özetlemek, kısaltmak.
Ekler: con·dens·es / con·densed / con·dens·ing
Hecelenişi: con·dense
Okunuşu: /kən’dɛns /
1633kilni. tuğla veya kireç ocağı, fırın.Ekler: kilns
Hecelenişi: kiln
Okunuşu: /kɪln /
1634headstrongs. inatçı, dikbaşlı, kafasının dikine giden, bildiğini okuyan.Hecelenişi: head·strong
Okunuşu: /hɛdstrɒŋ /
1635evolvedeğişmek;
gelişmek;
geliştirmek;
genişlemek;
hareket etmek;
yaymak
1636reconstructf. tekrar inşa etmek, yeniden yapmak veya tertip etmek;
kalıntılarından eski halini anlamak;
geçmiş bir olayın ayrıntılarına inerek parça parça incelemek.
Ekler: re·con·structs / re·con·struct·ed / re·con·struct·ing
Hecelenişi: re·con·struct
Okunuşu: /riːkən’strʌkt /
1637requiref. muhtaç olmak, ihtiyaç göstermek, gerekli bulmak;
istemek, talep etmek.
Ekler: re·quires / re·quired / re·quir·ing
Hecelenişi: re·quire
Okunuşu: /rɪ’kwʌɪə /
1638incidencei. isabet, tesadüf etme;
tekerrür oranı;
oluş derecesi;
fiz. bir cisim veya ışmın bir düzey üzerine düşmesi;
huk. bir kanun veya verginin etkisi.
Ekler: in·ci·denc·es
Hecelenişi: in·ci·dence
Okunuşu: /ɪnsɪd(ə)ns /
1639simplifyf. basitleştirmek, sadeleştirmek, kolaylaştırmak.Ekler: sim·pli·fies / sim·pli·fied / sim·pli·fy·ing / sim·pli·fi·ca·tions
Hecelenişi: sim·pli·fy
Okunuşu: /sɪmplɪfʌɪ /
1640intoxicatef. sarhoş etmek, mest etmek;
sevinçten çılgın hale sokmak;
tıb. zehirlemek.
Ekler: in·tox·i·cates / in·tox·i·cat·ed / in·tox·i·cat·ing
Hecelenişi: in·tox·i·cate
Okunuşu: /ɪn’tɒksɪkeɪt /
1641weaponi. silâh.Ekler: weap·ons
Hecelenişi: weap·on
Okunuşu: /wɛp(ə)n /
1642renewf. yenilemek, yenileştirmek;
yeni hayat vermek;
tekrar başlamak, yeniden başlamak;
tekrar etmek;
tazelemek, canlandırmak, gençleştirmek;
tamir etmek;
eksiğini tamamlamak;
müddeti uzatmak;
yenilenmek;
yeniden başlamak.
Ekler: re·news / re·newed / re·new·ing
Hecelenişi: re·new
Okunuşu: /rɪ’njuː /
1643nomads. göçebe (kimse veya topluluk).Ekler: no·mads
1644bruisef. çürütmek, berelemek, ezmek;
incitmek, kırmak;
dövmek (havanv.b.de);
çürük peyda etmek, bir yerini çürütmek, berelemek;
incinmek;
i. çürük, bere ezik.
Ekler: bruis·es
Hecelenişi: bruise
Okunuşu: /bruːz /
1645meanderi. dolambaçlı yol, labirent;
zikzaklı veya dolambaçlı devinim;
menderes, kıvrım;
girintili kavislerden yapılmış nakış;
b.h. Menderes Irmağının eski ismi;
f. dolambaçlı yoldan gitmek;
avare dolaşmak, gezinmek.
Ekler: me·an·ders / me·an·dered / me·an·der·ing / me·an·ders
Hecelenişi: me·an·der
Okunuşu: /mɪ’andə /
1646provisioni. tedarik, tedarik olunan şey;
hazırlama, hazırlık;
koşul, şart;
zahire, erzak;
f. tedarik etmek, yemek veya gerekli şeyleri sağlamak.
Ekler: pro·vi·sions
Hecelenişi: pro·vi·sion
Okunuşu: /prə’vɪʒ(ə)n /
1647plungef. suya daldırmak;
zorla suya batırmak;
saplamak, sokmak;
dalmak, içine atılmak;
ileriye atılmak;
k.dili büyük para koyarak kumar oynamak;

i. dalış, suya atılış;
yüzüş;
dalma havuzu;
k.dili tehlikeli teşebbüs, büyük kumar;
kendini verme, atılma.
Ekler: plung·es / plunged / plung·ing
Hecelenişi: plunge
Okunuşu: /plʌn(d)ʒ /
1648darknessi. karanlık.Hecelenişi: dark·ness
1649exaggeratef. mübalâğa etmek, abartmak, büyütmek, izam etmek.Ekler: ex·ag·ger·ates / ex·ag·ger·at·ed / ex·ag·ger·at·ing / ex·ag·ger·a·tions / ex·ag·ger·a·tors
Hecelenişi: ex·ag·ger·ate
Okunuşu: /ɪg’zadʒəreɪt /
1650longevityi. ömür uzunluğu, uzun ömürlülük.Hecelenişi: lon·gev·i·ty
Okunuşu: /lɒn’dʒɛvɪti /
1651mentori. akıllı ve güvenilir öğretmen veya kılavuz.Ekler: men·tors
Hecelenişi: men·tor
Okunuşu: /mɛntɔː /
1652delusioni. hile, oyun;
hayal, hulya, vehim, kuruntu;
bir çeşit delilik.
Ekler: de·lu·sions
Hecelenişi: de·lu·sion
Okunuşu: /dɪ’l(j)uːʒ(ə)n /
1653rigorouss. şiddetli, sert;
ihtimamlı.
Hecelenişi: rig·or·ous
Okunuşu: /rɪg(ə)rəs /
1654glamouri. göz kamaştırıcılık, sathi cazibe, sahte parlaklık;
f. büyülemek, teshir etmek.
Hecelenişi: glam·our
Okunuşu: /glamə /
1655backbencheri. parlamento üyesi.Ekler: back·bench·es / back·bench·ers
Okunuşu: /bak’bɛntʃə(r) /
1656unarmeds. silahsız;
koruyucu tabakası olmayan.
Hecelenişi: un·armed
Okunuşu: /ʌn’ɑːmd /
1657deniali. inkâr, yalanlama ret, tekzip;
feragat.
Ekler: de·ni·als
Hecelenişi: de·ni·al
Okunuşu: /dɪ’nʌɪ(ə)l /
1658atonementi. kefaret, tazminat , özür dileme, tarziye.Ekler: atones / atoned / aton·ing
Okunuşu: /ə’təʊnm(ə)nt /
1659venomi. yılan veya akrep zehiri, ağı;
kötülük, garez, kin, düşmanlık, diş bileme.
Hecelenişi: ven·om
Okunuşu: /vɛnəm /
1660indicationi. bildirme, anlatma, gösterme;
belirti, delil, kanıt;
tıb. hastalıklarda uygun tedavi şeklini gösterme.
Ekler: in·di·ca·tions
Hecelenişi: in·di·ca·tion
Okunuşu: /ɪndɪ’keɪʃ(ə)n /
1661loani. ödünç verme;
ödünç alma, borçlanma;
ödünç verilen şey;
f. bilhassa faiz karşılığında ödünç para vermek;
ödünç vermek;
(eğreti olarak) vermek.
Ekler: loans
Hecelenişi: loan
Okunuşu: /ləʊn /
1662s. sefil, alçak, aşağılık;
gurursuz;
köle gibi
Hecelenişi: ab·ject
Okunuşu: /abdʒɛkt /
1663versusedat. karşı, aleyhinde,kıs. v. veya vs.Hecelenişi: ver·sus
Okunuşu: /vəːsəs /
1664junglei. çok sık ağaçlı ve yüksek otlu vahşi orman, çengel;
çok sık ve karışık yeşillik.
Ekler: jun·gles
Hecelenişi: jun·gle
Okunuşu: /dʒʌŋg(ə)l /
1665deport(t). hudut harici etmek.Ekler: de·ports / de·port·ed / de·port·ing / de·por·ta·tions / de·por·tees
Hecelenişi: de·port
Okunuşu: /dɪ’pɔːt /
1666glossaryi. bir kitaba veya yazara ait lügatçe.Ekler: glos·sa·ries
Hecelenişi: glos·sa·ry
Okunuşu: /glɒs(ə)ri /
1667epitomei. özet, öz;
örnek, misal;
sivrilmiş veya zirveye ulaşmış kişi.
Ekler: epit·o·mes
Hecelenişi: epit·o·me
Okunuşu: /ɪ’pɪtəmi /
1668unexpecteds. beklenilmedik.Hecelenişi: un·ex·pect·ed
Okunuşu: /ʌnɪk’spɛktɪd /
1669vintagei. bağ bozumu;
bir mevsimin bağ mahsulü;
bir mevsimde çıkarılan şarap;
s. iyi mevsimden (şarap);
kaliteli;
eski, iyi, seçkin;
modası geçmiş.
Hecelenişi: vin·tage
Okunuşu: /vɪntɪdʒ /
1670loyals. sadık, vefalı.Hecelenişi: loy·al
Okunuşu: /lɔɪəl /
1671invulnerables. yaralanamaz, incitilemez;
fethedilemez.
Hecelenişi: in·vul·ner·a·ble
Okunuşu: /ɪn’vʌln(ə)rəb(ə)l /
1672archipelagoi. üzerinde irili ufaklı çok sayıda ada bulunan deniz;
takımadalar;
adalar grubu.
Ekler: ar·chi·pel·a·goes / ar·chi·pel·a·gos
Hecelenişi: ar·chi·pel·a·go
1673esteemf. itibar etmek, saymak, kıymet vermek, hürmet etmek;
takdir etmek;
sanmak, zannetmek;
i. itibar, hürmet, kıymet;
kanı, zan.
Hecelenişi: es·teem
Okunuşu: /ɪ’stiːm /
1674indispensables. zaruri, elzem, zorunlu, onsuz olamaz.Hecelenişi: in·dis·pens·able
Okunuşu: /ɪndɪ’spɛnsəb(ə)l /
1675inclinef. eğmek, yatırmak, meylettirmek;
eğilmek, yatmak;
meyletmek, istidat göstermek;
sapmak, inhiraf etmek.
i. eğri yüzey, mail satıh;
yokuş, meyil;
eğilme.
Ekler: in·clines / in·clined / in·clin·ing
Hecelenişi: in·cline
Okunuşu: /ɪn’klʌɪn /
1676dismissf. işten çıkarmak;
yol vermek, gitmesine müsaade etmek;
azletmek;
bertaraf etmek, defetmek bırakmak;
(huk). davayı reddetmek.
Ekler: dis·miss·es / dis·missed / dis·mis·sing / dis·miss·als
Hecelenişi: dis·miss
Okunuşu: /dɪs’mɪs /
1677morseli. lokma, parça.Ekler: mor·sels
Hecelenişi: mor·sel
Okunuşu: /mɔːs(ə)l /
1678matrimonyi. evlenme, izdivaç, evlilik;
evlenme merasimi;
bir kâğıt oyunu.
Hecelenişi: mat·ri·mo·ny
Okunuşu: /matrɪməni /
1679obtainf. bulmak, almak, ele geçirmek;
âdet olmak, geçerli olmak.
Ekler: ob·tains / ob·tained / ob·tain·ing
Hecelenişi: ob·tain
Okunuşu: /əb’teɪn /
1680designatef. göstermek, işaret etmek, belirtmek, tasrih etmek;
isimlendirmek, ad vermek, demek;
to veya for ile tayin etmek;
seçmek, uygulamak, tatbik etmek, düzenlemek, tertip etmek.
s. (gen nitelendirdiğiisimden sonra) atanmış, tayin edilmiş veya seçilmiş (fakat henüz memuriyete başlamamış).
Ekler: des·ig·nates / des·ig·nat·ed / des·ig·nat·ing / des·ig·na·tors
Hecelenişi: des·ig·nate
Okunuşu: /dɛzɪgneɪt /
1681thoughtfuls. düşünceli;
dikkatli;
başkasını düşünür, saygılı, nazik. thought fullyz. düşünceye dalarak;
nazikçe, incelikle.
Hecelenişi: thought·ful
Okunuşu: /θɔːtfʊl /
1682boltf. elemek, elek veya tulbentten geçirmek, süzmek;
eler gibi dikkatle gözden geçirmek.
i. sürgü, kol demiri;
kilit dili;
cıvata;
fırlama, kaçış;
top (kumaş , duvar kağıdı);
yıldırım;
kısa kalın ok;
kitabın kesilmemiş kenarları ve sayfaları;
f. süngülemek;
fırlamak;
düşünmeden söylemek, ağzından kaçırmak;
çiğnemeden yutmak, alelacele yemek;
top veya rulo haline koymak (kumaş , duvar kağıdı);
ansızın yerinden fırlamak;
A.b.d.,pol. (partisinden) çekilmek;
(partisine) destek olmaktan kaçınmak;
z. ansızın, birdenbire.
Ekler: bolts
Hecelenişi: bolt
Okunuşu: /bəʊlt /
1683unwillingnessi. isteksizlik.Okunuşu: /ʌn’wɪlɪŋnɪs /
1684utensili. kap;
alet.
Ekler: uten·sils
Hecelenişi: uten·sil
Okunuşu: /juː’tɛns(ə)l /
1685alarmingkorkutucu
1686gargantuans. kocaman, iri;
obur, doymaz.
Hecelenişi: gar·gan·tuan
Okunuşu: /gɑː’gantjʊən /
1687resolvef. karar vermek, tasarlamak;
karar vermesine sebep olmak;
parçalara ayırıp incelemek;
çözmek;
halletmek, açıklamak;
oy ile kararlaştırmak;
iyi yönde değiştirmek;
müz. çözmek;
tıb. eritmek;
i. karar, niyet, tasarlama.
Ekler: re·solves / re·solved / re·solv·ing
Hecelenişi: re·solve
Okunuşu: /rɪ’zɒlv /
1688debti. , tic. borç, alacak, matlup;
suç, kabahat.
Ekler: debts
Hecelenişi: debt
Okunuşu: /dɛt /
1689perturbf. zihnini karıştırmak, altüst etmek, rahatsız etmek.Ekler: per·turbs / per·turbed / per·turb·ing
Hecelenişi: per·turb
Okunuşu: /pə’təːb /
1690unfairs. haksız, adaletsiz;
hileli.
Hecelenişi: un·fair
Okunuşu: /ʌn’fɛː /
1691infantryi. piyade, yaya asker.Hecelenişi: in·fan·try
Okunuşu: /ɪnf(ə)ntri /
1692purchasef. satın almak, mübayaa etmek;
gayretle ele geçirmek, kazanmak;
manivela ile kaldırmak veya çekmek.
i. satın alma, mübayaa, iştira, alım;
satın alınan şey;
kaymasın diye sıkı tutma;
kaymasın diye bir şeyi sıkı tutmak veya hareket ettirmek için makara gibi alet.
Ekler: pur·chas·es / pur·chased / pur·chas·ing / pur·chas·ers
Hecelenişi: pur·chase
Okunuşu: /pəːtʃɪs /
1693compensationi. tazmin, telafi;
karşılık, ücret, maaş, bedel;
takas, karşılama.
Ekler: com·pen·sa·tions
Hecelenişi: com·pen·sa·tion
Okunuşu: /kɒmpɛn’seɪʃ(ə)n /
1694allegiancei. vatan veya hükümdara sadakat;
sadakat, bağlılık, merbutiyet (gerçeğe, bir partiye v.b.).
Ekler: al·le·gianc·es
Hecelenişi: al·le·giance
Okunuşu: /ə’liːdʒ(ə)ns /
1695novelisti. romancı, roman yazarı.Ekler: nov·el·ists
1696sinfuls. günahkâr, günah kabilinden;
ahlâk dışı;
habis, şerir.
Hecelenişi: sin·ful
Okunuşu: /sɪnfʊl /
1697eternals. ebedi ve ezeli, başı ve sonu olmayan;
daimi, baki, ölümsüz;
i. , (b.h.) ebedi varlık, Tanrı, Allah.
Hecelenişi: eter·nal
1698precludef. bir önceki hareketten dolayı imkânsız hale getirmek, engel olmak, mâni olmak;
dışarıda bırakmak.
Ekler: pre·cludes / pre·clud·ed / pre·clud·ing
Hecelenişi: pre·clude
Okunuşu: /prɪ’kluːd /
1699unavoidables. kaçımlmaz, bertaraf edilmez;
iptali kabil olmayan.
Hecelenişi: un·avoid·able
Okunuşu: /ʌnə’vɔɪdəb(ə)l /
1700opinionateds. inatçı, fikrinden dönmeyen, dik kafalı.Hecelenişi: opin·ion·at·ed
Okunuşu: /ə’pɪnjəneɪtɪd /
1701ignorancei. cehalet, cahillik.Hecelenişi: ig·no·rance
Okunuşu: /ɪgn(ə)r(ə)ns /
1702dawni. tan, fecir, sabah, şafak sökmesi, gün ağarması, gün doğması;
zuhur, ilk görünüş;
f. görünmeye başlamak, aydınlanmak, intikal etmek.
Ekler: dawns
Hecelenişi: dawn
Okunuşu: /dɔːn /
1703witherf. solmak, kurumak;
sararıp solmak;
çürümek, zeval bulmak, bozulmak, kurutmak, soldurmak;
çürütmek, bozmak;
utandırmak, susturmak.
Ekler: with·ers / with·ered / with·er·ing
Hecelenişi: with·er
Okunuşu: /wɪðə /
1704vulnerables. yaralanması mümkün;
zedelenir, incinebilir.
Ekler: vul·ner·a·bil·i·ties
Hecelenişi: vul·ner·a·ble
Okunuşu: /vʌln(ə)rəb(ə)l /
1705inventoryi. envanter;
deftere kayıtlı eşya;
f. müfredat defterine geçirmek, kaydetmek.
Ekler: in·ven·to·ries
Hecelenişi: in·ven·to·ry
Okunuşu: /ɪnv(ə)nt(ə)ri /
1706boisterouss. gürültülü;
şiddetli;
fırtınalı (dalga, hava, rüzgar).
Hecelenişi: bois·ter·ous
Okunuşu: /bɔɪst(ə)rəs /
1707contaminatef. bulaştırmak;
geçirmek (hastalık, mikrop, pislik);
lekelemek, kirletmek.
Ekler: con·tam·i·nates / con·tam·i·nat·ed / con·tam·i·nat·ing
Hecelenişi: con·tam·i·nate
Okunuşu: /kən’tamɪneɪt /
1708etiquettei. görgü kuralları, adabımuaşeret, davranış bilgisi, topluluk töresi.Hecelenişi: et·i·quette
Okunuşu: /ɛtɪkɛt /
1709hoaxi. şaka, latife;
hile, oyun;
f. aldatmak, oyun etmek,argo. işletmek.
Ekler: hoax·es
Hecelenişi: hoax
Okunuşu: /həʊks /
1710consistf. , of ile ibaret olmak, -den meydana gelmek, mürekkep olmak;
in ile içine almak, havi olmak.
Ekler: con·sists / con·sist·ed / con·sist·ing
Hecelenişi: con·sist
Okunuşu: /kən’sɪst /
1711auctioni. ,f. mezat, müzayede ile satış;
bir çesit iskambil oyunu;
f. miizayede ile satmak, haraç mezat satmak.
Ekler: auc·tions
Hecelenişi: auc·tion
Okunuşu: /ɔːkʃ(ə)n /
1712uproari. gürültü, velvele, şamata.Ekler: up·roars
Hecelenişi: up·roar
Okunuşu: /ʌprɔː /
1713vaccinatef. aşılamak;
çiçek aşısı yapmak.
Ekler: vac·ci·nates / vac·ci·nat·ed / vac·ci·nat·ing / vac·ci·na·tions
Hecelenişi: vac·ci·nate
Okunuşu: /vaksɪneɪt /
1714occupationi. iş, meşguliyet, meslek, sanat;
işgal, zorla alma.
Ekler: oc·cu·pa·tions
Hecelenişi: oc·cu·pa·tion
Okunuşu: /ɒkjʊ’peɪʃ(ə)n /
1715blatants. bödüren;
yüksek sesle bağıran;
kaba, açık, bariz, aşikâr.
Hecelenişi: bla·tant
Okunuşu: /bleɪt(ə)nt /
1716qualitatives. niteliğe ait, niteleyici, nitel.Hecelenişi: qual·i·ta·tive
Okunuşu: /kwɒlɪtətɪv /
1717futiles. boş, nafile, abes;
değersiz
Hecelenişi: fu·tile
Okunuşu: /fjuːtʌɪl /
1718footprinti. ayak izi.Ekler: foot·prints
Hecelenişi: foot·print
Okunuşu: /fʊtprɪnt /
1719javelini. cirit;
elle atılan hafif kargı, harbe.
Ekler: jav·e·lins
Hecelenişi: jav·e·lin
Okunuşu: /dʒav(ə)lɪn /
1720freighti. navlun, nakliye ücreti;
yük, hamule;
yük katarı, marşandiz;
f. yüklemek;
nakletmek.
Ekler: freights
Hecelenişi: freight
Okunuşu: /freɪt /
1721olds. eski, ihtiyar, yaşlı;
aşınmış, eskimiş;
köhne;
tecrübeli, meleke sahibi, pişkin;
modası geçmiş;
k.dili çok;
harika;
k.dili sevgili (dost);
i. eski zamanlar.
Ekler: old·er / old·est
Hecelenişi: old
Okunuşu: /əʊld /
1722obstaclei. engel, mâni.Ekler: ob·sta·cles
Hecelenişi: ob·sta·cle
Okunuşu: /ɒbstək(ə)l /
1723nasals. buruna ait;
genizden veya burundan gelen;
dilb. genzel;
i. ,dilb. genizsi ses, burun sesi;
anat. burun kemiği.
1724delegatei. temsilci, murahhas, delege, mümessil, elçi, vekil;
f. delege göndermek;
delegeye yetki vermek;
havale etmek, emanet etmek. delega’tioni delegasyon, mümessil heyeti;
veka1et verme, yetki verme;
murahhaslık.
Ekler: del·e·gates
Hecelenişi: del·e·gate
Okunuşu: /dɛlɪgət /
1725desolatef. boş bırakmak, harap etmek, viran etmek, perişan etmek;
yalnız bırakmak, kimsesiz bırakmak;
kederlendirmek, meyus etmek.
s. terkedilmiş, metruk, ıssız, tenha, boş, perişan, harap;
kimsesiz, yalnız.
Hecelenişi: des·o·late
Okunuşu: /dɛs(ə)lət /
1726animosityi. husumet, kin düşmanlık.Ekler: an·i·mos·i·ties
Hecelenişi: an·i·mos·i·ty
Okunuşu: /ˌanɪ’mɒsɪti /
1727lightningi. şimşek, yıldırım.Hecelenişi: light·ning
Okunuşu: /lʌɪtnɪŋ /
1728reapf. biçmek, orak ile biçmek, hasat etmek;
mahsul toplamak;
semeresini almak.
Ekler: reaps / reaped / reap·ing
Hecelenişi: reap
Okunuşu: /riːp /
1729hatchf. kuluçka makinasıyle civciv çıkarmak;
yumurtadan çıkmak;
(plan) yapmak, (kumpas) kurmak.
i. bir defada kuluçkadan çıkan civcivler.
f. ince çizgilerle süslemek, ince çizgiler halinde kakma yapmak;
i. resim ve kakma işlerinde gölge hâsıl eden ince çizgi, tarama.
i. ,den. ambar ağzı, ambar kapağı, kaporta;
bent kapağı;
bölmeli kapının alt kısmı;
üstü açık kapı.
Ekler: hatch·es
Hecelenişi: hatch
Okunuşu: /hatʃ /
1730moundi. toprak yığını;
küme, tümsek yer, tepecik;
yığını;
beysbol atıcının durduğu tümsek yer;
f. tepeciklerle kuşatmak;
tepecik şeklinde yığmak.
Ekler: mounds
Hecelenişi: mound
Okunuşu: /maʊnd /
1731hugf. kucaklamak, sarılmak;
bağrına basmak, sımsıkı tutmak;
benimsemek, dört elle sarılmak (fikre);
i. sarılma, kucaklama.
benimsemek;
kucaklama;
kucaklamak;
kucaklaşmak;
sarılma;
sarılmak
Okunuşu: /hʌg /
1732abandonf. tamamıyle bırakmak, terketmek, başından atmak;
kendini tamamıyla vermek;
kendini kaptırmak.
Ekler: aban·dons / aban·doned / aban·don·ing
Hecelenişi: aban·don
Okunuşu: /ə’band(ə)n /
1733riddlef. kalbur:f. kalburla elemek;
kalbur gibi delik deşik etmek.
f. muamma, bilmece;
f. bilmece çözmek;
bilmece ile söylemek.
Ekler: rid·dles
Hecelenişi: rid·dle
Okunuşu: /rɪd(ə)l /
1734majorityi. ekseriyet, çoğunluk;
oy çoğunluğu;
rüşt, erginlik, reşitlik.
Ekler: ma·jor·i·ties
Hecelenişi: ma·jor·i·ty
Okunuşu: /mə’dʒɒrɪti /
1735attributei. sıfat, nitelik, vasıf;
man. yüklem, mahmul;
gram. yüklem;
sıfat veya benzeri.
f. vermek, yüklemek, isnat etmek, atfetmek, hamletmek.
Ekler: at·trib·utes / at·trib·ut·ed / at·trib·ut·ing / at·tri·bu·tions
Hecelenişi: at·trib·ute
Okunuşu: /ə’trɪbjuːt /
1736queeni.f. , kraliçe;
arı beyi (ana arı);
satranç vezir, ferz;
briç kız;
A.b.d.,argo. ibne;
f. kraliçe yapmak.
Ekler: queens
Hecelenişi: queen
Okunuşu: /kwiːn /
1737segregatef. ayırmak, tefrik etmek, ayırıp bir araya top lamak;
s. ayrılmış.
Ekler: seg·re·gates / seg·re·gat·ed / seg·re·gat·ing
Hecelenişi: seg·re·gate
Okunuşu: /sɛgrɪgeɪt /
1738withdrawf. geri çekmek, geri almak, geri çağırmak;
banka hesabından çekmek;
çekilmek.
Ekler: with·draws / with·drew / with·drawn / with·draw·ing
Hecelenişi: with·draw
Okunuşu: /wɪð’drɔː /
1739fraternals. kardeşlere ait;
kardeş gibi, kardeşçe;
kardeşlik cemiyetine ait.
Hecelenişi: fra·ter·nal
Okunuşu: /frə’təːn(ə)l /
1740eulogizef. övmek, methetmek, sena etmek, sitayişle bahsetmek.Ekler: eu·lo·giz·es / eu·lo·gized / eu·lo·giz·ing / eu·lo·gists
Hecelenişi: eu·lo·gize
Okunuşu: /juːlədʒʌɪz /
1741hoardi. biriktirilmiş şey, saklanmış mal;
f. biriktirmek, stok etmek, istif etmek.
Ekler: hoards
Hecelenişi: hoard
Okunuşu: /hɔːd /
1742prescribef. nizam koymak;
emretmek;
tıb. salık vermek, vermek (ilâç);
huk. zaman aşımına dayanarak hükümsüz kılmak;
zaman aşımına tabi olmak;
zaman aşımı ile hak kazanmak.
Ekler: pre·scribes / pre·scribed / pre·scrib·ing
Hecelenişi: pre·scribe
Okunuşu: /prɪ’skrʌɪb /
1743harmfuls. zararlı, fena, ziyan verici.Hecelenişi: harm·ful
Okunuşu: /hɑːmfʊl /
1744resortf. gitmek, sık sık gitmek;
(to ile ) baş vurmak, müracaat etmek, başka çare kalmayınca kullanmak.
i. sık sık gidilen yer, ahalinin toplandığı yer, gezinti ve dinlenme yeri;
mesire;
çare, merci, baş vuracak yer, sığınacak yer;
yardımına baş vurulan kimse;
sık sık gitme.
Ekler: re·sorts
Hecelenişi: re·sort
Okunuşu: /rɪ’zɔːt /
1745deliverf. tevdi etmek, teslim etmek, bırakmak, vermek;
kurtarmak, serbest bırakmak;
çocuğu almak, doğurtmak;
irat etmek, söylemek (nutuk);
atmak (tokat);
hüküm vermek.
Ekler: de·liv·ers / de·liv·ered / de·liv·er·ing / deliverables / de·liv·er·ers
Hecelenişi: de·liv·er
Okunuşu: /dɪ’lɪvə /
1746looses. ,f. gevşek, sıkı ve bağlı olmayan, başıboş;
dağınık, ayrı ayrı, seyrek, sıkışık olmayan;
ahlakça serbest, hafifmeşrep, iffet sahibi olmayan;
şüpheli, müphem;
yumuşak (öksürük);
ishal olmuş, kabız değil;
f. gevşetmek, çözmek, açmak;
salıvermek, hapisten çıkarmak, serbest bırakmak, azat etmek;
boşaltmak (tüfek).
Ekler: loos·er / loos·est
Hecelenişi: loose
Okunuşu: /luːs /
1747perjuryi. yalan yere yemin;
yeminli yalan;
huk. şahit sıfatıyle yalan yere yemin etme.
Hecelenişi: per·ju·ry
Okunuşu: /pəːdʒ(ə)ri /
1748maturef. kemale erdirmek, olgunlaştırmak;
olmak, olgunlaşmak, kemale ermek;
vadesi gelmek.
s. olgunlaşmlş, olmuş, kemale ermiş, ergin, olgun;
iyi hazırlanmış, tamam;
vadesi gelmiş.
Ekler: ma·tur·er / ma·tur·est
Hecelenişi: ma·ture
Okunuşu: /mə’tʃʊə /
1749bewitchf. büyü yapmak;
tehir etmek;
cezbetmek, hayran etmek.
Ekler: be·witch·es / be·witched / be·witch·ing
Hecelenişi: be·witch
Okunuşu: /bɪ’wɪtʃ /
1750elocutioni. söz söyleme sanatı veya yeteneği, hitabet, güzel ve etkili söz söyleme veya yazma, belagat.Ekler: el·o·cu·tion·ists
Hecelenişi: el·o·cu·tion
Okunuşu: /ˌɛlə’kjuːʃ(ə)n /
1751extravagants. tutumsuz, müsrif, aşırı, müfrit, çok pahalı, mübalâğalı, fazla.Hecelenişi: ex·trav·a·gant
Okunuşu: /ɪk’stravəg(ə)nt /
1752tabulatef. cetvel haline koymak;
s. üstü düz;
tabaka halindeki.
Ekler: tab·u·lates / tab·u·lat·ed / tab·u·lat·ing
Hecelenişi: tab·u·late
Okunuşu: /tabjʊleɪt /
1753durables. dayanıklı, mukavim, sağlam, eskimez;
devamlı, sürekli.
Hecelenişi: du·ra·ble
Okunuşu: /djʊərəb(ə)l /
1754vestigei. eser, iz;
biyol. zamanla küçülmüş ve görevini yitirmiş olan.
1755evadef. kaçınmak, sakınmak, kaçamaklı yol aramak, paçayı kurtarmak, yakayı sıyırmak.Ekler: evades / evad·ed / evad·ing / evad·ers
Hecelenişi: evade
Okunuşu: /ɪ’veɪd /
1756callouss. ,f. katı, hissiz;
nasırlı, nasır tutmuş;
f. nasırlanmak.
Hecelenişi: cal·lous
Okunuşu: /kaləs /
1757hamleti. ufak köy, birkaç evden ibaret köy.Ekler: ham·lets
Hecelenişi: ham·let
Okunuşu: /hamlɪt /
1758evidencei. delil, tanıklık, şahadet, ispat, tanıt;
vuzuh, açıklık, aydınlık;
şahit;
f. belirtmek, tasrih etmek, açıklamak, tavzih etmek;
ispat etmek.
Ekler: ev·i·denc·es
Hecelenişi: ev·i·dence
Okunuşu: /ɛvɪd(ə)ns /
1759mansioni. büyük ve güzel ev, kaşane;
eskiden malikane konağı.
Ekler: man·sions
Hecelenişi: man·sion
Okunuşu: /manʃ(ə)n /
1760bosomf. bağrına basmak, kucaklamak;
gizlemek, saklamak.
i. göğüs, sine, bağır, koyun;
elbisenin göğsü kaplayan kısmı;
s. samimi çok yakın;
göğüse ait.
Ekler: bos·oms
Hecelenişi: bos·om
Okunuşu: /bʊz(ə)m /
1761elopef. evlenmek için evden kaçmak, aşığıyla kaçmak;
iş veya vazifeden kaçmak.
kaçmak
1762literals. harfi, kelimesi kelimesine: her şeyi harfi harfine yerine getiren: kelimesi kelimesine tercüme eden;
hakikate uygun.
Hecelenişi: lit·er·al
Okunuşu: /lɪt(ə)r(ə)l /
1763installf. yerine koymak;
tesisat yapmak, tanzim etmek, düzenlemek;
makamına getirmek (memur), bir yere yerleştirmek.
Ekler: in·stalls / in·stalled / in·stall·ing / in·stall·ers
Hecelenişi: in·stall
Okunuşu: /ɪn’stɔːl /
1764messys. karmakarışık, intizamsız;
kirli, pasaklı.
Ekler: mess·i·er / mess·i·est
Hecelenişi: messy
Okunuşu: /mɛsi /
1765kickf. tekmelemek, tekme atmak, tekme vurmak, çifte atmak;
tepmek (tüfek), seğirdim yapmak;
(a.b.d.),k.dili karşı durmak, yakınmak;
tekmeleyerek kovmak.
i. tekme;
(a.b.d.),k.dili karşı gelme, yakınma, şikayet;
(a.b.d.), argo. kuvvet, sertlik (içki), kamçılama etkisi (uyuşturucu madde);
(a.b.d.), argo. heyecan, zevk;
(a.b.d.), argo. kuvvet, enerji çeviklik, şevk;
(a.b.d.), ( argo) merak, heves;
seğirdim, tüfeğin geri tepmesi;
topa vurma.
Ekler: kicks / kicked / kick·ing
Hecelenişi: kick
Okunuşu: /kɪk /
1766pandemoniumi. bütün şeytanların bulunduğu yer, cehennem;
karışıklık veya kanunsuzluğun hüküm sürdüğü yer;
velvele karışıklık, kargaşa.
Hecelenişi: pan·de·mo·ni·um
Okunuşu: /ˌpandɪ’məʊnɪəm /
1767dedicatef. adamak, tahsis etmek, takdis etmek, vakfetmek;
vermek, ithaf etmek.
Ekler: ded·i·cates / ded·i·cat·ed / ded·i·cat·ing
Hecelenişi: ded·i·cate
Okunuşu: /dɛdɪkeɪt /
1768knotf. düğümlemek, düğüm halinde bağlamak;
karmakanşık etmek;
budaklanmak;
saçaklık düğüm yapmak;
düğümlenmek, düğüm olmak.
i. düğüm;
müşkül;
rabıta, bağ;
küme;
güç durum;
bot. nod;
birkaç hat veya sinirin birleştiği nokta, yumru;
den. halat cevizi, parakete savlasında mil taksimatlı işaret;
geminin deniz mili hesabıyle hızı;
den. deniz mili.
Ekler: knots
Hecelenişi: knot
Okunuşu: /nɒt /
1769roti. çürüme, bozulma;
çürük;
bitkileri çürüten bir hastalık, küf;
koyunlarda parazitlerden ileri gelen çürüme hastalığı.
t. çürümek, bozulmak;
çürütmek, bozulmasına sebep olmak.
Ekler: rots / rot·ted / rot·ting
Hecelenişi: rot
Okunuşu: /rɒt /
1770litiganti. davacı;
muhasım.
Ekler: lit·i·gants
Hecelenişi: lit·i·gant
Okunuşu: /lɪtɪg(ə)nt /
1771acumeni. dirayet, feraset, çabuk kavrayış.Hecelenişi: acu·men
Okunuşu: /akjʊmən /
1772censurei. ,f. tenkit, kınama;
itham etme, suçlama;
f. sert bir şekilde tenkit etmek;
kabahatli bulmak;
tasvip etmemek, uygun bulmamak, münasip görmemek.
Hecelenişi: cen·sure
Okunuşu: /sɛnʃə /
1773quintupletsbeşiz
1774fertilizeri. gübre, kimyevi gübre.Ekler: fer·til·iz·ers
Hecelenişi: fer·til·iz·er
Okunuşu: /fəːtɪlʌɪzə /
1775bufferi. tampon, tampon vazifesi gören herhangi bir şey;
cilt yapmada kullanılan bir araç.
Ekler: buff·ers
Hecelenişi: buff·er
Okunuşu: /bʌfə /
1776statutei. kanun, yasa, nizam, kural, kaide;
emir, hüküm;
s. kaideye göre;
kurallı.
Ekler: stat·utes
Hecelenişi: stat·ute
Okunuşu: /statjuːt /
1777officials. resmi;
memuriyete ait, memura yakışır;
i. memur.
Hecelenişi: of·fi·cial
Okunuşu: /ə’fɪʃ(ə)l /
1778remarkables. dikkate değer;
tuhaf, garip;
olağanüstü, harikulade.
Hecelenişi: re·mark·able
Okunuşu: /rɪ’mɑːkəb(ə)l /
1779abusef. kötüye kullanmak;
suiistimal etmek;
zarar vermek, incitmek;
sövüp saymak, küfür etmek;
şerefini lekelemek;
Irza tecavüz etmek.
i. kötüye kullanma, suiistimal;
kötü muamele;
zarar;
fesat, suç;
küfür, sövüp sayma;
Irza tecavüz.
Ekler: abus·es / abused / abus·ing / abus·ers
Hecelenişi: abuse
Okunuşu: /ə’bjuːz /
1780burlesques. hicvederek güldüren;
gülünç, komik;
i. hicviye, taşlama;
f. hicvetmek, alaya almak, taklidini yapmak.
Ekler: bur·lesques
Hecelenişi: bur·lesque
Okunuşu: /bəː’lɛsk /
1781consecutives. birbirini takip eden, ardıl;
mat. ardışık.
Hecelenişi: con·sec·u·tive
Okunuşu: /kən’sɛkjʊtɪv /
1782recitef. ezberden okumak;
nakletmek, hikâye etmek, ders anlatmak.
Ekler: re·cites / re·cit·ed / re·cit·ing
Hecelenişi: re·cite
Okunuşu: /rɪ’sʌɪt /
1783moists. nemli, rutubetli;
ıslak;
sulu, yaşlı (göz).
Ekler: moist·er / moist·est
Hecelenişi: moist
Okunuşu: /mɔɪst /
1784irresponsibles. mesuliyet duygusu olmayan, sorumsuz, güvenilemeyen.Hecelenişi: ir·re·spon·si·ble
Okunuşu: /ɪrɪ’spɒnsɪb(ə)l /
1785yearnf. hislenmek;
müteessir olmak;
sevgi beslemek.
Ekler: yearns / yearned / yearn·ing / yearn·ings
Hecelenişi: yearn
Okunuşu: /jəːn /
1786manifestf. açıkça göstermek, belirtmek, izhar etmek, ispat etmek;
manifestoda göstermek;
kendini belli etmek, kendini göstermek.
i. manifesto, kaptan tarafından gümrük idaresine gemideki malları bildirmek üzere verilen liste, gümrük beyan namesi, yük senedi.
s. aşikar, belli, açık, meydanda olan.
Hecelenişi: man·i·fest
Okunuşu: /manɪfɛst /
1787neglectf. ihmal etmek, savsaklamak;
bakmamak, yüzüstü bırakmak;
kusur etmek;
yapmamak, aldırmamak;
i. ihmal;
ihmal olunma.
Ekler: ne·glects / ne·glect·ed / ne·glect·ing
1788flavouraroma;
çeşni;
hava;
koku;
lezzet;
tat;
zevk
1789gallants. gösterişli, heybetli, güzel;
cesur, yürekli, kahraman;
kibar, nazik;
ateşli, şık
Okunuşu: /gal(ə)nt /
1790hearsayi. söylenti, şayia, dedikodu, söz, haber.Hecelenişi: hear·say
Okunuşu: /hɪəseɪ /
1791vesseli. kap, tas, tekne: tekne, gemi;
anat. damar, kanal;
alet.
Ekler: ves·sels
Hecelenişi: ves·sel
Okunuşu: /vɛs(ə)l /
1792eligibles. seçilmeye lâyık, uygun, münasip, muvafık, elverişli;
evlilik için uygun.
Hecelenişi: el·i·gi·ble
Okunuşu: /ɛlɪdʒɪb(ə)l /
1793subsidizef. para vermek, açığını dışarıdan gelen yardım ile kapatmak;
rüşvet vermek.
Ekler: sub·si·diz·es / sub·si·dized / sub·si·diz·ing
Hecelenişi: sub·si·dize
Okunuşu: /sʌbsɪdʌɪz /
1794coachi. , spor antrenör;
özel öğretmen;
f. yetiştirmek, antrenörlük etmek, özel ders vermek.
i. fayton;
çift kapılı otomobil;
yolcu otobüsü;
(d.y). yolcu vagonu.
Ekler: coach·es
Hecelenişi: coach
Okunuşu: /kəʊtʃ /
1795assumef. üzerine almak, deruhte etmek;
farzetmek, var olduğunu kabul etmek;
var gibi göstermek, yakıştırmak;
yetkisi olmadan bir vazifeyi üstüne almak.
Ekler: as·sumes / as·sumed / as·sum·ing
Hecelenişi: as·sume
Okunuşu: /ə’sjuːm /
1796oasisi. vaha, çöl ortasında sulak ve bitek arazi.Ekler: oa·ses
Hecelenişi: oa·sis
Okunuşu: /əʊ’eɪsɪs /
1797incidencei. isabet, tesadüf etme;
tekerrür oranı;
oluş derecesi;
fiz. bir cisim veya ışmın bir düzey üzerine düşmesi;
huk. bir kanun veya verginin etkisi.
Ekler: in·ci·denc·es
Hecelenişi: in·ci·dence
Okunuşu: /ɪnsɪd(ə)ns /
1798innovatef. yenilik çıkarmak, değişiklik yapmak.Ekler: in·no·vates / in·no·vat·ed / in·no·vat·ing / in·no·va·tors
Hecelenişi: in·no·vate
Okunuşu: /ɪnəveɪt /
1799lowf. böğürmek;
i. , böğürme.
s. alçak, yüksek olmayan;
alçaktaki, aşağıdaki;
ekvatora yakın;
ufka yakın;
alçak gönüllü, mütevazı;
hakir;
az;
ucuz, adi;
yavaş;
müz. pes;
kuvvetsiz, zayıf, baygın;
sıkıntılı;
alçak, rezil;
geri, medeniyetsiz;
kısa, bodur, boysuz;
karamsar;
üzgün;
z. alçak mevkide veya mevkie;
ucuz fiyatla;
pes olarak;
mütevazı tarzda.
Ekler: low·er / low·est
Hecelenişi: low
Okunuşu: /ləʊ /
1800unfathomables. derinliklerine varılamaz, anlaşılmaz, kavranılamaz.Hecelenişi: un·fath·om·able
Okunuşu: /ʌn’fað(ə)məb(ə)l /
1801indifferents. Iâkayt, kaygısız;
duygusuz;
önemsiz;
bir, farksız;
ancak geçerli olan, şöyle böyle;
kimyasal veya elektrik kuvveti olmayan.
Hecelenişi: in·dif·fer·ent
Okunuşu: /ɪn’dɪf(ə)r(ə)nt /
1802contiguouss. bitişik, hemhudut.Hecelenişi: con·tig·u·ous
Okunuşu: /kən’tɪgjʊəs /
1803suburbi. varoş, dış mahalle;
şehir civarı, banliyö.
Ekler: sub·urbs
Hecelenişi: sub·urb
Okunuşu: /sʌbəːb /
1804booze(buz)i. ,k.dili alkollü içki;
içki alemi;
f. kafayı çekmek, içmek.
Hecelenişi: booze
Okunuşu: /buːz /
1805jigsawi. makinalı oyma testeresi.Ekler: jig·saws
Hecelenişi: jig·saw
Okunuşu: /dʒɪgsɔː /
1806arables. sürülüp ekilebilir, işlenebilir.Hecelenişi: ar·a·ble
Okunuşu: /arəb(ə)l /
1807splendids. şahane, fevkalade, mükemmel, a1a;
muhteşem, görkemli, debdebeli;
parlak.
Hecelenişi: splen·did
Okunuşu: /splɛndɪd /
1808backfirei. orman yangınını söndürmek için aksi yönde çıkartılan yangın;
mak. geri tepme;
bunsen lambasında fitil yanmadan gazın tutuşması;
f. aksi yönde kasten yangın çıkarmak;
geri tepmek.
Ekler: back·fires / back·fired / back·fir·ing / backfires
Hecelenişi: back·fire
Okunuşu: /bak’fʌɪə /
1809overtimei. iş saatlerinden fazla çalışma süresi;
s. iş saatlerinden sonraki çalışmalara ait.
Hecelenişi: over·time
Okunuşu: /əʊvətʌɪm /
1810adjustf. düzeltmek, uydurmak, alıştırmak , ayar etmekEkler: ad·justs / ad·just·ed / ad·just·ing / ad·just·ers
Hecelenişi: ad·just
Okunuşu: /ə’dʒʌst /
1811lamentf. ağlamak, inlemek, figan etmek, matem tutmak;
biri için ağlamak veya keder etmek, matemini tutmak;
matem, ağlayış, ah, keder, hüzün, feryat.
Ekler: la·ments / la·ment·ed / la·ment·ing
Hecelenişi: la·ment
Okunuşu: /lə’mɛnt /
1812miscarriagei. çocuk düşürme, düşük;
işin boşa çıkması, işin ters gitmesi, başarısızlık;
yanlış yere sevketme.
Ekler: mis·car·riag·es
Hecelenişi: mis·car·riage
Okunuşu: /mɪs’karɪdʒ /
1813homicidei. adam öldürme, katil;
adam öldüren kimse, katil.
Ekler: ho·mi·cides
Hecelenişi: ho·mi·cide
Okunuşu: /hɒmɪsʌɪd /
1814enforcef. mecbur etmek, icbar etmek;
zorla almak veya yaptırmak;
uygulamak, tatbik etmek, yerine getirmek, yürütmek;
kuvvetlendirmek.
Ekler: en·forc·es / en·forced / en·forc·ing / en·forc·ers
Hecelenişi: en·force
Okunuşu: /ɪn’fɔːs /
1815esoterics. belirli bir grup tarafından anlaşılan veya onlara hitap eden, hususi, özel, anlaşılması zor;
gizli, saklı, mektum.
Hecelenişi: es·o·ter·ic
Okunuşu: /ˌɛsə’tɛrɪk /
1816lapsef. geçmek, mürur etmek;
ihmal veya vefat dolayısıyle başkasına intikal etmek;
battal olmak, hükmü kalmamak;
sapmak, dalalete düşmek;
yanılmak, hata etmek;
bir zaman için inanç ve prensiplerinden vaz geçmek.
i. geçme , mürur;
yanılma;
yanlış (söz veya yazı);
kayma;
sapma;
günaha girme;
adalette kusur;
sukut (hukuk);
ihmal yüzünden hak ve tasarrufunu elden kaçırma;
battal olma, kullanılmaz hale gelme.
Ekler: laps·es
Hecelenişi: lapse
Okunuşu: /laps /
1817intimidatef. gözünü korkutmak, sindirmek, yıldırmak. intmidationi. gözdağı verme.Ekler: in·tim·i·dates / in·tim·i·dat·ed / in·tim·i·dat·ing / in·tim·i·da·tors
Hecelenişi: in·tim·i·date
Okunuşu: /ɪn’tɪmɪdeɪt /
1818mercenarys. yalnız kâr veya çıkar gözeten, paragöz;
ücretli (yabancı orduda hizmet eden asker);
i. yabancı orduda ücretli asker.
Ekler: mer·ce·nar·ies
Hecelenişi: mer·ce·nary
Okunuşu: /məːsɪn(ə)ri /
1819mutterf. mırıldanmak, fısıldar gibi söylemek;
söylenmek, homurdanmak;
i. mırıltı, fısıltı.
Ekler: mut·ters / mut·tered / mut·ter·ing / mutters / mutterings
Hecelenişi: mut·ter
Okunuşu: /mʌtə /
1820vacatef. terketmek, bırakmak, boşaltmak;
feshetmek, lağvetmek.
Ekler: va·cates / va·cat·ed / va·cat·ing
Hecelenişi: va·cate
Okunuşu: /veɪ’keɪt /
1821utilizef. faydalı kılmak;
kullanmak;
yararlanmak, istifade etmek. utilizables. kullanılır, yararlanılabilir. utilizationi. kullanım.
Ekler: uti·liz·es / uti·lized / uti·liz·ing
Hecelenişi: uti·lize
Okunuşu: /juːtɪlʌɪz /
1822beveragei. içecek, meşrubat, içkiEkler: bev·er·ag·es
Hecelenişi: bev·er·age
Okunuşu: /bɛv(ə)rɪdʒ /
1823applaudf. alkışlamak;
takdir etmek, beğenmek, tasvip etmek.
Ekler: ap·plauds / ap·plaud·ed / ap·plaud·ing
Hecelenişi: ap·plaud
Okunuşu: /ə’plɔːd /
1824dispensef. dağıtmak, tevzi etmek, vermek;
üstesinden gelmek, başarmak;
yapmak, hazırlamak (ilâç reçetesini)
Ekler: dis·pens·es / dis·pensed / dis·pens·ing
Hecelenişi: dis·pense
Okunuşu: /dɪ’spɛns /
1825furnishf. teçhiz etmek, malzemesini vermek;
döşemek, tefriş etmek;
salamak, tedarik etmek, vermek
Ekler: fur·nish·es / fur·nished / fur·nish·ing
Hecelenişi: fur·nish
Okunuşu: /fəːnɪʃ /
1826uncommunicatives. ketum, ağzı sıkı, az konuşan.Hecelenişi: un·com·mu·ni·ca·tive
Okunuşu: /ʌnkə’mjuːnɪkətɪv /
1827accordf. uzlaştırmak, telif etmek, uyum sağlamak, ahenk vermek;
teslim etmek;
uymak, mutabık olmak, ahenkli olmak
i. anlaşma, uzlaşma, itilâf, birleşme, ittifak, ittihat;
uyum, ahenk;
uygunluk;
istek;
(huk). mahkeme haricinde uzlaşma, sulh.
Ekler: ac·cords
Hecelenişi: ac·cord
Okunuşu: /ə’kɔːd /
1828obscenes. müstehcen, açık saçık, edebe aykırı;
ağıza alınmaz;
tiksindirici, iğrenç.
Hecelenişi: ob·scene
Okunuşu: /əb’siːn /
1829tediouss. sıkıcı, yorucu, can sıkan;
usandırıcı.
Hecelenişi: te·dious
Okunuşu: /tiːdɪəs /
1830martyri. şehit;
bir amaç uğruna ölen veya işkenceye katlanan kimse;
uzun müddet ıstırap çeken kimse;
f. şehit etmek;
işkence etmek, haksızlığa uğratmak.
Ekler: mar·tyrs
Hecelenişi: mar·tyr
Okunuşu: /mɑːtə /
1831anxietyi. endişe, kuruntu, vesvese , korku, huzursuzluk;
büyük arzu.
Ekler: anx·i·et·ies
Hecelenişi: anx·i·ety
Okunuşu: /aŋ’zʌɪəti /
1832oppressf. sıkmak, sıkıştırmak, baskı yapmak: zulmetmek, canını yakmak;
yormak, canını sıkmak, üzerine yüklenmek.
Ekler: op·press·es / op·pressed / op·press·ing / op·pres·sors
1833anewz. yeniden, tekrar, baştan, bir daha.Hecelenişi: anew
Okunuşu: /ə’njuː /
1834humiliatef. kibrini kırmak, utandırmak, hakaret etmek, rezil etmek.Ekler: hu·mil·i·ates / hu·mil·i·at·ed / hu·mil·i·at·ing / hu·mil·i·a·tions
Hecelenişi: hu·mil·i·ate
Okunuşu: /hjʊ’mɪlɪeɪt /
1835jeerf. alay etmek, eğlenmek, istihza etmek, taş atmak;
i. istihza, alay, alaylı söz, taş.
Ekler: jeers / jeered / jeer·ing / jeers
Hecelenişi: jeer
Okunuşu: /dʒɪə /
1836resignationi. istifa, çekilme;
istifa mektubu;
teslim, tevdi;
uysallık, teslimiyet, tevekkül.
Ekler: res·ig·na·tions
Hecelenişi: res·ig·na·tion
Okunuşu: /rɛzɪg’neɪʃ(ə)n /
1837garmenti. giysi, elbise;
f. giydirmek.
Ekler: gar·ments
Hecelenişi: gar·ment
Okunuşu: /gɑːm(ə)nt /
1838resignf. istifa etmek, çekilmek;
vaz geçmek, terketmek, el çekmek;
bırakmak, teslim etmek iade etmek;
istifa edip bırakmak, feragat etmek.
Ekler: re·signs / re·signed / re·sign·ing
Hecelenişi: re·sign
Okunuşu: /rɪ’zʌɪn /
1839umpirei. hakem;
f. hakemlik yapmak.
Ekler: um·pires
Hecelenişi: um·pire
Okunuşu: /ʌmpʌɪə /
1840jawbonei. çene kemiği;
f. , argo. tehditle baskı yapmak.
Ekler: jaw·bones
Hecelenişi: jaw·bone
Okunuşu: /dʒɔːbəʊn /
1841accumulatef. yığmak;
toplamak , biriktirmek;
birikmek, çoğalmak, yığılmak.
Ekler: ac·cu·mu·lates / ac·cu·mu·lat·ed / ac·cu·mu·lat·ing / ac·cu·mu·la·tions
Hecelenişi: ac·cu·mu·late
Okunuşu: /ə’kjuːmjʊleɪt /
1842floodi. el, taşkın tufan, seylap: met, kabarma;
su, deniz, derya, nehir: bolluk:f. üstüne sel gibi su salıvermek, sel basmak, istilâ etmek: sel gibi akmak, taşmak coşmak;
tıb. (rahim) fazla kanamak.
Ekler: floods
Hecelenişi: flood
Okunuşu: /flʌd /
1843verifyf. gerçeklemek, doğrulamak, tasdik etmek;
doğruluğunu ispat etmek;
huk. tahkik etmek tetkik etmek.
Ekler: ver·i·fies / ver·i·fied / ver·i·fy·ing
Hecelenişi: ver·i·fy
Okunuşu: /vɛrɪfʌɪ /
1844renovationi. yenileme.Ekler: ren·o·vates / ren·o·vat·ed / ren·o·vat·ing / ren·o·va·tors
Okunuşu: /ˌrɛnə’veɪʃn /
1845outclassf. üstün olmak, üstün gelmek.Ekler: out·class·es / out·classed / out·class·ing
Hecelenişi: out·class
Okunuşu: /aʊt’klɑːs /
1846evergreens. , bot. yaprağını dökmeyen, her dem taze;
i. daima yeşil kalan ağaç veya bitki, yaprağını dökmeyen ağaç.
Ekler: evergreens
Hecelenişi: ev·er·green
Okunuşu: /ɛvəgriːn /
1847abrogatef. yetkisini kullanarak ilga etmek, iptal etmek, feshetmek;
kaldırmak, bir tarafa koymak
Ekler: ab·ro·gates / ab·ro·gat·ed / ab·ro·gat·ing / ab·ro·ga·tions
Hecelenişi: ab·ro·gate
Okunuşu: /abrəgeɪt /
1848bidf. müzayedede fiyat arttırmak;
(briç), deklarasyon yapmak;
teklif vermek;
i. teklif;
kalkışma, teşebbüs;
(briç) deklarasyon.
in açık artırmada mal sahibi hesabına fiyat yükseltmek.
f. ,i. emretmek, kumanda etmek;
demek, söylemek;
davet etmek;
i. ,k.dili davet.
Ekler: bids / bade / bid / bid·den / bid / bid·ding / bid / bid / bid·ders
Hecelenişi: bid
Okunuşu: /bɪd /
1849buoyi. ,den. şamandıra;
cankurtaran simidi veya yeleği;
f. suyun yüzünde tutmak, yüzdürmek, şamandıra ile işaret koymak veya etmek;
su yüzüne çıkmak, yüzmek.
Ekler: buoys
Hecelenişi: buoy
Okunuşu: /bɔɪ /
1850lawi. kanun, yasa, nizam, kaide, kural, düstur;
adalet;
hukuk;
tabiat kanunu;
usul, töre, âdet.
Ekler: laws
Hecelenişi: law
Okunuşu: /lɔː /
1851heatf. Isıtmak, ısınmak;
kızdırmak, kızmak.
i. sıcaklık, hararet, ısı, sıcak, vücut ısısı;
hiddet, öfke, gazap, kızgınlık;
şehvet galeyanı, azma (hayvanlarda);
tav, bir kere kızdırılma;
yarışta koşu nöbeti;
(a.b.d).,argo. baskının artması;
polis tarafından yapılan işkence;
baskın.
Ekler: heats
Hecelenişi: heat
Okunuşu: /hiːt /
1852hallucinatef. sanrılamak;
sanrılatmak.
Ekler: hal·lu·ci·nates / hal·lu·ci·nat·ed / hal·lu·ci·nat·ing
Hecelenişi: hal·lu·ci·nate
Okunuşu: /hə’luːsɪneɪt /
1853modests. alçak gönüllü, mutevazı;
gösterişsiz;
ılımlı;
tutarlı;
namuslu, iffetli.
Hecelenişi: mod·est
Okunuşu: /mɒdɪst /
1854hereditarys. miras yoluyla intikal eden;
irsi, kalıtsal, soydan geçme.
Hecelenişi: he·red·i·tary
Okunuşu: /hɪ’rɛdɪt(ə)ri /
1855overdues. gecikmiş, vadesi geçmiş.Hecelenişi: over·due
Okunuşu: /əʊvə’djuː /
1856innates. tabii, yaradılıştan olan, doğuştan, tanrı vergisi.Hecelenişi: in·nate
Okunuşu: /ɪ’neɪt /
1857drowsys. uykulu, ağırlık basmış ağır, uyuşuk;
uyku veren;
sersem.
Ekler: drows·i·er / drows·i·est
Hecelenişi: drowsy
Okunuşu: /draʊzi /
1858recessioni. geri çekilme;
ikt. düşüş (fiyat);
iktisadi durgunluk.
Ekler: re·ces·sions
Hecelenişi: re·ces·sion
Okunuşu: /rɪ’sɛʃ(ə)n /
1859relapsef. yeniden nüksetmek, tekrar fenalaşmak;
tekrar kötü yola sapmak, yeniden dalalete veya günaha sapmak;
i. nüksetme, yeniden hastalanma;
tekerrür, kötü hale dönme.
Ekler: re·laps·es
Hecelenişi: re·lapse
Okunuşu: /rɪ’laps /
1860brookf. tahammül etmek, çekmek, dayanmak.
i. çay, ırmak küçük nehir.
Ekler: brooks / brooked / brook·ing
Hecelenişi: brook
Okunuşu: /brʊk /
1861horticulturei. bahçıvanlık, bahçecilik, çiçekçilik. horticul’ turals. bahçıvanlığa ait. horticul’turisti. bahçecilik uzmanı.Ekler: hor·ti·cul·tur·ists
Hecelenişi: hor·ti·cul·ture
Okunuşu: /hɔːtɪˌkʌltʃə /
1862boostf. ,i. , A.b.d. arkasından itmek, destek olmak;
lehinde konuşarak yardımcı olmak;
artırmak;
i. destek, yardım;
artma, artış.
Ekler: boosts / boost·ed / boost·ing
Hecelenişi: boost
Okunuşu: /buːst /
1863outrageouss. çok çirkin, pek fena;
edebe aykırı;
pek insafsız.
Hecelenişi: out·ra·geous
Okunuşu: /aʊt’reɪdʒəs /
1864embarrassf. sıkmak, sıkıntı vermek, şaşırtmak, mahcup etmek, utandırmak;
engellemek, mâni olmak;
tic. paraca sıkıntı vermek, güçlük çıkarmak.
Ekler: em·bar·rass·es / em·bar·rassed / em·bar·rass·ing
Hecelenişi: em·bar·rass
Okunuşu: /ɪm’barəs /
1865redundants. gerekenden fazla olan;
fazla sözle ifade edilmiş, ağdalı;
işinden çıkarılan.
Hecelenişi: re·dun·dant
Okunuşu: /rɪ’dʌnd(ə)nt /
1866remainderi. bakıye, kalıntı, artan şey;
mat. artan;
f. değerini kaybetmiş diye ucuza satmak.
Ekler: re·main·ders
Hecelenişi: re·main·der
Okunuşu: /rɪ’meɪndə /
1867cursorys. gelişigüzel, aceleye gelen, dikkatsizce yapılan.Hecelenişi: cur·so·ry
Okunuşu: /kəːs(ə)ri /
1868furiouss. öfkeli, kızgın, küplere binmiş, gözü dönmüş;
şiddetli, sert furi ouslyz. öfkeyle, hiddetle
Hecelenişi: fu·ri·ous
Okunuşu: /fjʊərɪəs /
1869prophecyi. kehanet;
keramet;
ilham;
tahmin.
Ekler: proph·e·cies
Hecelenişi: proph·e·cy
Okunuşu: /prɒfɪsi /
1870genocidei. kırım, katliam.Hecelenişi: geno·cide
Okunuşu: /dʒɛnəsʌɪd /
1871racei. yarış, koşu;
koşuş, seğirtme;
yaşam süresi;
akıntı, cereyan;
suyun bentten değirmene aktığı oluk veya geçit;
bu oluktan hızla akan su;
hareket eden bir makina parçası yatağı, yuva;
f. koşmak, seğirtmek;
yarış etmek;
fazla hızlı işlemek (makina);
hızlı akmak.
i. ırk, soy;
döl, nesil;
familya özel tat, çeşni (şarap).
i. kök, zencefil kökü, kök zencefil.
Ekler: rac·es
Hecelenişi: race
Okunuşu: /reɪs /
1872remorsei. vicdan azabı, pişmanlık, nedamet.Hecelenişi: re·morse
Okunuşu: /rɪ’mɔːs /
1873challengei. meydan okuma, mücadeleye davet;
bir konuda açıklama yapmaya çağırma;
ask. nöbetçinin dur emri veya kimlik sorması;
huk. hâkim veya jüriyi reddetme;
oy pusulasının geçersizliğinin veya seçmenin yetersizliginin iddia edilmesi;
f. meydan okumak;
düelloya davet etmek;
(fig). ’hodri meydan’ demek;
ask. ’’dur emri vererek kimlik sormak;
(huk). hakim veya juriyi reddetmek;
oy pusulasının geçersiz veya seçmenin yetersiz olduğunu iddia etmek;
iddia etmek;
itiraz etmek;
kokuyu bulunca havlamak (av köpeği).
Ekler: chal·leng·es / chal·lenged / chal·leng·ing / chal·leng·ers
Hecelenişi: chal·lenge
Okunuşu: /tʃalɪn(d)ʒ /
1874hots. (-ter, -test) sıcak, kızgın;
acı, yakıcı (biber vb);
şiddetli, sert, hararetli;
hiddetli;
yüksek gerilimli akım taşıyan (tel);
tehlikeli miktarda radyoaktivite ihtiva eden;
yakın;
yeni, taze (haber vb);
polisçe aranmakta olan;
kızışmış, şehvetli;
A.b.d,argo. çalınmış veya kaçak (mal);
müz., ,argo. heyecanla ve irticalen çalınan.
acı;
acılı;
ateşli;
azgın;
biberli;
bilgili;
çalıntı;
hararetli;
hat;
heyecanlı;
hiddet;
ısıtmak;
iletken;
ilgili;
kızgın;
radyoaktif;
seksi;
sert;
sıcak;
sıkı;
şehvetli;
taze;
yakıcı;
yakın;
yeni
Okunuşu: /hɒt /
1875substancei. madde, özdek, cisim;
töz, cevher;
esas;
hulâsa, öz;
kuvvet, sağlamlık;
servet, varlık, zenginlik.
Ekler: sub·stanc·es
Hecelenişi: sub·stance
Okunuşu: /sʌbst(ə)ns /
1876laceratef. yırtmak, yaralamak;
(kalbini) kırmak, (hislerini) incitmek, üzmek.
Ekler: lac·er·ates / lac·er·at·ed / lac·er·at·ing
Hecelenişi: lac·er·ate
Okunuşu: /lasəreɪt /
1877impropers. uygunsuz, münasebetsiz, yolsuz, yanlış;
yakışık almayan;
yakışıksız, çirkin.
Hecelenişi: im·prop·er
Okunuşu: /ɪm’prɒpə /
1878mutef. sesini kısmak;
müz. ses kısma tertibatı ile sesi boğmak, surdin kullanmak;
güz.san. yumuşatmak.
s. sessiz, suskun;
dilsiz;
huk. kendini savunmayan (sanık);
i. ,dilb. sağır ses, okunmayan harf;
müz. çalgılarda sesi kısma tertibatı, surdin.
Hecelenişi: mute
Okunuşu: /mjuːt /
1879assimilatef. benzetmek, uydurmak , tesbih etmek, bagdaştırmak;
özumsemek , hazmetmek, emmek
Ekler: as·sim·i·lates / as·sim·i·lat·ed / as·sim·i·lat·ing
Hecelenişi: as·sim·i·late
Okunuşu: /ə’sɪmɪleɪt /
1880youthi. gençlik;
gençler.
i. ( youths) delikanlı, genç adam.
Ekler: youths
Hecelenişi: youth
Okunuşu: /juːθ /
1881spherei. küre;
gök, sema;
dünya;
saha, alan;
sınıf, derece;
f. küreler arasına koymak;
küre şeklini vermek.
Ekler: spheres
Hecelenişi: sphere
Okunuşu: /sfɪə /
1882punctuals. her şeyi dakikası dakikasına yapan, tam vaktinde olan;
bir noktadan ibaret.
Hecelenişi: punc·tu·al
Okunuşu: /pʌŋ(k)tʃʊəl /
1883utmosts. en uzak, en son: azami en büyük, en yüksek, en fazla;
i. son derece, azami derece.
Hecelenişi: ut·most
Okunuşu: /ʌtməʊst /
1884conjecturei. varsayı, tahmin, zan, farz;
f. tahmin etmek, zannetmek, farzetmek, tasavvur etmek.
Ekler: con·jec·tures
Hecelenişi: con·jec·ture
Okunuşu: /kən’dʒɛktʃə /
1885triples. ,f. üç kat, üç misli, üçlü;
f. üç misli yapmak veya olmak;
i. , beysbol üç kalelik bir top vuruşu.
Ekler: tri·ples / tri·pled / tri·pling
Hecelenişi: tri·ple
Okunuşu: /trɪp(ə)l /
1886anchori. ,den. demir, çapa, lenger;
iki duvarı birbirine tutturan demir;
halat çekişme oyununda en arkada duran adam;
çıkar yol, dayanak noktası.
f. , demirlemek, lenger atmak.
Ekler: an·chors
Hecelenişi: an·chor
Okunuşu: /aŋkə /
1887assetsi. , ., tic. emval, servet, mevcudat, aktif, varlık.Ekler: as·sets
1888maladyi. hastalık, illet, dert.Ekler: mal·a·dies
Hecelenişi: mal·a·dy
Okunuşu: /malədi /
1889outwitf. daha akıllı olup galip gelmek.Ekler: out·wits / out·wit·ted / out·wit·ting
Hecelenişi: out·wit
Okunuşu: /aʊt’wɪt /
1890eugenicsi. insan ırkının soyaçekim yoluyla ıslahına çalışan bilim dalı.Hecelenişi: eu·gen·ics
Okunuşu: /juː’dʒɛnɪks /
1891nocturnals. geceye özgü;
geceleyin olan;
geceleyin çiçek açan;
geceleri gezen veya yem arayan (hayvan).
1892admonishf. öğüt vermek, nasihat etmek, tembih etmek, ihtar etmek.Ekler: ad·mon·ish·es / ad·mon·ished / ad·mon·ish·ing / ad·mon·ish·ments
Hecelenişi: ad·mon·ish
Okunuşu: /əd’mɒnɪʃ /
1893randomi. rasgele oluş:s. tesadüfi, rasgele.Hecelenişi: ran·dom
Okunuşu: /randəm /
1894previouss. evvel, evvelki, eski, sabık;
k.dili vaktinden evvel olan.
Hecelenişi: pre·vi·ous
Okunuşu: /priːvɪəs /
1895delugei. tufan, büyük sel, çok şiddetli yağmur;
f. suya boğmak, su basmak.
Ekler: del·ug·es
Hecelenişi: del·uge
1896unpardonables. affedilemez.Hecelenişi: un·par·don·able
Okunuşu: /ʌn’pɑːd(ə)nəb(ə)l /
1897indomitables. yılmaz;
boyun eğmez, bezmez, inatçı.
Hecelenişi: in·dom·i·ta·ble
Okunuşu: /ɪn’dɒmɪtəb(ə)l /
1898shelteri. ığınak, barınak, korunak, melce;
sığınma, emniyette bulunma;
muhafazalı yer, siper;
muhafaza, koruma, korunma;
koruyan kimse;
f. korumak;
sığınmak.
Ekler: shel·ters
Hecelenişi: shel·ter
Okunuşu: /ʃɛltə /
1899precariouss. güvenilmez, istikrarsız, esassız, asılsız, kararsız, şüpheli;
nazik, tehlikeli, rizikolu;
(eski) başkasının keyfine tabi.
Hecelenişi: pre·car·i·ous
Okunuşu: /prɪ’kɛːrɪəs /
1900restoredrestore
1901juxtaposef. yanyana koymak, sıralamak.Ekler: jux·ta·pos·es / jux·ta·posed / jux·ta·pos·ing / jux·ta·po·si·tions
Hecelenişi: jux·ta·pose
Okunuşu: /ˌdʒʌkstə’pəʊz /
1902bucolicçiftçi;
çoban
1903hoarses. boğuk, kısık;
boğuk sesli.
Ekler: hoars·er / hoars·est
Hecelenişi: hoarse
Okunuşu: /hɔːs /
1904reckoni. saymak, hesap etmek;
tutmak, addetmek;
sanmak, farzetmek, hükmünde tutmak;
hesaba katmak;
sayı saymak;
hesap görmek;
(on) ile itimat etmek, güvenmek;
Abd, (h.dili) tahmin etmek, zannetmek, düşünmek.
Ekler: reck·ons / reck·oned / reck·on·ing
1905envelopf. sarmak;
kuşatmak, örtmek.
Ekler: en·vel·ops / en·vel·oped / en·vel·op·ing
Hecelenişi: en·vel·op
Okunuşu: /ɪn’vɛləp /
1906martials. harbe ait, savaşa özgü;
askeri;
cesur, savaşçı.
Hecelenişi: mar·tial
Okunuşu: /mɑːʃ(ə)l /
1907secti. fırka, mezhep;
aynı meslek taraftan kimseler.
Ekler: sects
Hecelenişi: sect
Okunuşu: /sɛkt /
1908eventuallyz. nihayet, sonunda, er geç, ilerde.Hecelenişi: even·tu·al·ly
Okunuşu: /ɪ’vɛntʃuəli /
1909participatef. katılmak, iştirak etmek, hissedar olmak, ortak olmak, pay almak.Ekler: par·tic·i·pates / par·tic·i·pat·ed / par·tic·i·pat·ing
Hecelenişi: par·tic·i·pate
Okunuşu: /pɑː’tɪsɪpeɪt /
1910emaciatef. çok zayıflatmak, bir deri bir kemik hale getirmek.
1911gospeli. incili şerif;
dört incilden biri;
iyi haber, müjde;
doğru söz, hakikat;
akide.
Ekler: gos·pels
Hecelenişi: gos·pel
Okunuşu: /gɒsp(ə)l /
1912writi. ,huk. irade, ferman, ilam;
davetiye;
yazı.
Ekler: writs
Hecelenişi: writ
1913taciturns. konuşmaz, sessiz, suskun.Hecelenişi: tac·i·turn
Okunuşu: /tasɪtəːn /
1914frustratef. işini bozmak, boşa çıkarmak, hayal kırıklığına uğratmak: amacına engel olmak.Ekler: frus·trates / frus·trat·ed / frus·trat·ing
Hecelenişi: frus·trate
Okunuşu: /frʌ’streɪt /
1915manufacturei. imal, yapma;
mamulat;
f. imal etmek, yapmak;
yalandan icat etmek, uydurmak.
Ekler: man·u·fac·tures / man·u·fac·tured / man·u·fac·tur·ing
Hecelenişi: man·u·fac·ture
Okunuşu: /manjʊ’faktʃə /
1916amazef. hayran bırakmak, şaşırtmak, hayrete düşürmek.Ekler: amaz·es / amazed / amaz·ing
Hecelenişi: amaze
Okunuşu: /ə’meɪz /
1917unevens. düz olmayan, puruzlu;
eşit olmayan, gayri muntazam;
tek, iki ile tam olarak bolünemeyen (sayı).
Hecelenişi: un·even
Okunuşu: /ʌn’iːv(ə)n /
1918bellowsi. , tek., körük;
akciğer.
Hecelenişi: bel·lows
Okunuşu: /bɛləʊz /
1919expressf. tarif etmek;
ifade etmek, beyan etmek, anlatmak: yüz ifadesi veya mimiklerle anlatmak, belli etmek;
sıkıp çıkarmak, sıkıp içini boşaltmak.
s. ,z. ,i. açık, belli, sarih;
kesin, katî;
özel, hususi, mahsus;
tam, tıpkı;
gayesine uygun;
sürat sağlayan;
z. sürat postası ile, ekspresle;
i. nakliye şirketi, ambar;
sürat postası, ekspres;
f. ambarla göndermek.
Ekler: ex·press·es / ex·pressed / ex·press·ing
Hecelenişi: ex·press
Okunuşu: /ɪk’sprɛs /
1920estimatef. fikir edinmek , hukum vermek;
takdir etmek, tahmin etmek, kestirmek: paha biçmek: hesap etmek:i. hesap, tahmin, takdir;
rey;
fikir;
ikt. şirket veya devletin önceden yapılansenelik masraflar hesabı
Ekler: es·ti·mates
Hecelenişi: es·ti·mate
Okunuşu: /ɛstɪmeɪt /
1921ghastlys. dehşetli, korkunç, iğrenç;
ölü gibi, sapsarı;
z. dehşetle, ölürcesine.
Ekler: ghast·li·er / ghast·li·est
Hecelenişi: ghast·ly
Okunuşu: /gɑːs(t)li /
1922backwardz. ,s. geriye doğru, tersine, geri geri;
geçmiş zamanlara doğru, geri;
s. geç kavrayan , geç ve yavaş öğrenen;
isteksiz, çekingen;
geç
Hecelenişi: back·ward
Okunuşu: /bakwəd /
1923regressioni. ricat, geri çekilme.Ekler: re·gress·es / re·gressed / re·gress·ing / re·gres·sions
Okunuşu: /rɪ’grɛʃ(ə)n /
1924awkwards. eli işe yakışmaz, sakar, hantal, biçimsiz, yakışık almayan, münasebetsiz , kaba;
idaresi güç.
Ekler: awk·ward·ness·es
Hecelenişi: awk·ward
Okunuşu: /ɔːkwəd /
1925bonafideLat. hilesiz, hakiki, iyi niyet ile.Hecelenişi: bo·na fide
1926envyf. gıpta etmek, haset etmek, kıskanmak.
i. gıpta, imrenme;
kıskançlık, haset;
gıpta edilen kimse veya şey.
Hecelenişi: en·vy
Okunuşu: /ɛnvi /
1927elongatef. uzatmak, sürdürmek;
s. uzamış;
uzatılmış.
Ekler: elon·gates / elon·gat·ed / elon·gat·ing
Hecelenişi: elon·gate
Okunuşu: /iːlɒŋgeɪt /
1928banishf. sürgün etmek;
kovmak, uzaklaştırmak.
Ekler: ban·ish·es / ban·ished / ban·ish·ing
Hecelenişi: ban·ish
Okunuşu: /banɪʃ /
1929journeyi. yolculuk, gezi, seyahat sefer, yol;
f. yolculuk etmek.
Ekler: jour·neys
Hecelenişi: jour·ney
Okunuşu: /dʒəːni /
1930fragrancei. güzel koku, rayiha.Ekler: fra·granc·es
Hecelenişi: fra·grance
Okunuşu: /freɪgr(ə)ns /
1931accuseds. sanık, maznun.Okunuşu: /ə’kjuːzd /
1932ultimates. son, nihai, en son, en uzak;
esas, cüzlere ayrılmayan, çözümlenemez;
müfrit, aşırı;
en büyük, en yüksek (kuvvet);
i. sonuç.
Hecelenişi: ul·ti·mate
Okunuşu: /ʌltɪmət /
1933articulatef. açıkça beyan etmek, ifade etmek;
telaffuz etmek, söylemek.
s. düşüncelerini rahatça ifade edebilen;
konuşkan.
s. mafsallı;
düzenli bir şekilde birbirine bağlı.
f. mafsal ile birletirmek;
mafsallarla bitişmek.
Hecelenişi: ar·tic·u·late
Okunuşu: /ɑː’tɪkjʊlət /
1934amputatei. bir uzvunu kaybetmiş olan kimse.Ekler: am·pu·tates / am·pu·tat·ed / am·pu·tat·ing / am·pu·ta·tions
Hecelenişi: am·pu·tate
Okunuşu: /æmpjuteɪt /
1935literarys. kitaba veya edebiyata ait, edebi: edebiyatla ilgili.Hecelenişi: lit·er·ary
Okunuşu: /lɪt(ə)(rə)ri /
1936adjacents. bitişik, yakın, komşu.Hecelenişi: ad·ja·cent
Okunuşu: /ə’dʒeɪs(ə)nt /
1937fastidiouss. titiz, müşkülpesent.Hecelenişi: fas·tid·i·ous
Okunuşu: /fa’stɪdɪəs /
1938impromptus. ,z. ,i. hazırlıksız;
z. hazırlıksız olarak, irticalen;
i. irtical, hazırlıksız söylenmiş veya yapılmış şey;
müz. empromptü, küçük parça.
Hecelenişi: im·promp·tu
Okunuşu: /ɪm’prɒm(p)tjuː /
1939merchanti. tacir tüccar;
mağaza sahibi, dükkâncı;
s. ticarete ait, ticari, ticarette kullanılan.
Ekler: mer·chants
Hecelenişi: mer·chant
Okunuşu: /məːtʃ(ə)nt /
1940zoomf. vınlamak;
foto. mesafeyi ayarlamak;
i. ani yükseliş;
Ekler: zooms / zoomed / zoom·ing
Hecelenişi: zoom
Okunuşu: /zuːm /
1941unbearables. çekilmez, dayanılmaz.Hecelenişi: un·bear·able
Okunuşu: /ʌn’bɛːrəb(ə)l /
1942undues. aşırı;
kanunsuz;
uygunsuz, yakışmaz;
lüzumsuz, manasız, yersiz, münasebetsiz;
vadesi gelmemiş.
Hecelenişi: un·due
Okunuşu: /ʌn’djuː /
1943liaisoni. irtibat, bitişme;
birleştirme;
gizli ilişki;
ahçı terbiye, salçaların koyulaşmasına yarayan maddeler.
Ekler: li·ai·sons
Hecelenişi: li·ai·son
Okunuşu: /lɪ’eɪz(ə)n /
1944compromisei. uzlaşma, uyuşma;
bazı şeylerden fedakârlık ederek varılan anlaşma zemini;
f. uzlaştırmak, bazı şeylerden fedakârlık yoluyla aralarını bulmak;
(bir kimsenin). şerefini tehlikeye atmak;
(bir işin neticesini) tehlikeye atmak.
Ekler: com·pro·mis·es
Hecelenişi: com·pro·mise
Okunuşu: /kɒmprəmʌɪz /
1945sensibles. makul, akla uygun;
hissedilir, sezilir, farkına varılır;
hisseden;
hassas, duygulu, etkilenebilir, ince sezişli;
anlayıslı, akıllı.
Hecelenişi: sen·si·ble
Okunuşu: /sɛnsɪb(ə)l /
1946bestowf. hediye etmek, vermek, ihsan etmek, yerine koymak;
( kız) vermek.
Ekler: be·stows / be·stowed / be·stow·ing
Hecelenişi: be·stow
Okunuşu: /bɪ’stəʊ /
1947nauseai. mide bulantısı;
deniz tutması;
tiksinme, iğrenme.
1948devotef. adamak, tahsis etmek, hasretmek, vakfetmek;
oneself ile kendini adamak.
Ekler: de·votes / de·vot·ed / de·vot·ing
Hecelenişi: de·vote
Okunuşu: /dɪ’vəʊt /
1949magnitudei. büyüklük, boy;
önem, ehemmiyet;
astr. kadir.
Hecelenişi: mag·ni·tude
Okunuşu: /magnɪtjuːd /
1950floatf. yüzmek, batmamak, su yüzünde durmak, su yüzünde gitmek;
hava akımına kapılarak sürüklenmek;
hayal gibi hareket etmek, dolaşmak;
yüzdürmek;
su basmak;
sala yüklemek;
(hisse senetlerini ve tahvilleri) satışa arzetmek;
yaymak, neşretmek.
i. su üstünde yüzen herhangi bir şey;
sal;
olta mantarı;
şamandıra, duba;
geçit resminde kullanılan süslü araba;
den. pervane tahtası;
mala;
dondurmalı gazoz;
. tiyatro sahnesinin ön kısmındaki ışıklar.
Ekler: floats / float·ed / float·ing
Hecelenişi: float
Okunuşu: /fləʊt /
1951inadvertents. dikkatsiz;
kasıtsız, elde olmayan.
Hecelenişi: in·ad·ver·tent
Okunuşu: /ˌɪnəd’vəːt(ə)nt /
1952malleables. çekice gelir, dövülür;
kolay uyar, yumuşak huylu, uysal.
Hecelenişi: mal·lea·ble
Okunuşu: /malɪəb(ə)l /
1953nutrimenti. gıda, besin, yemek.
1954malevolents. kötü niyetli, hain.Hecelenişi: ma·lev·o·lent
Okunuşu: /mə’lɛv(ə)l(ə)nt /
1955yokei. boyunduruk;
sakaların omuz sırığı;
bağ, esaret;
yeke;
çatal;
nigah rabıtası gibi bağ;
hizmet, kulluk;
boyunduruğa koşulmuş çift hayvan;
evlendirmek;
bağlamak;
çalışmak.
Ekler: yokes
Hecelenişi: yoke
Okunuşu: /jəʊk /
1956prodigals. müsrif, savurgan tutumsuz;
çok bol;
i. müsrif kimse.
Ekler: prodigals
Hecelenişi: prod·i·gal
Okunuşu: /prɒdɪg(ə)l /
1957annuali. yıllık, salname;
bot. . bir yıl ömrü olan bitki;
s. senelik, yıllık, her sene.
Hecelenişi: an·nu·al
Okunuşu: /anjʊəl /
1958observants. dikkat eden, dikkatli, riayet eden;
itaatli, kanuna riayetkâr.
Hecelenişi: ob·ser·vant
Okunuşu: /əb’zəːv(ə)nt /
1959unceasings. devamlı, aralıksız, fasılasız;
sonsuz, ebedi.
Hecelenişi: un·ceas·ing
Okunuşu: /ʌn’siːsɪŋ /
1960insistf. ısrar etmek, sebat göstermek, davasından vaz geçmemek.Ekler: in·sists / in·sist·ed / in·sist·ing
Hecelenişi: in·sist
Okunuşu: /ɪn’sɪst /
1961sanitarys. sağlıkla ilgili, sıhhiHecelenişi: san·i·tary
Okunuşu: /sanɪt(ə)ri /
1962owing tosebebiyle.Okunuşu: /əʊɪŋ tə /
1963unspeakables. ifade edilemez, söylenemez, tarifsiz;
ağıza alınmaz;
berbat.
Hecelenişi: un·speak·able
Okunuşu: /ʌn’spiːkəb(ə)l /
1964overcomef. galip gelmek, alt etmek;
yenmek, hakkından gelmek;
gidermek, çaresini bulmak. be over come (with) etkilenmek.
Ekler: over·comes / over·came / over·come / over·com·ing
Hecelenişi: over·come
Okunuşu: /əʊvə’kʌm /
1965temperf. yumuşatmak, hafifletmek: ölçülü hale getirmek, tadil etmek, ıslah etmek: kıvama getirmek;
su karıştırıp yoğurmak (balçık);
çeliğe su vermek, çeliği kızdırıp hemen soğutarak sertleştirmek, tav vermek, tavlamak;
müz. çalgıyı gam dizisine göre akort etmek.
i. terslik, huysuzluk;
mizaç, huy, tabiat;
kıvam, karar, terkip;
tav, bir maddenin sertlik derecesi;
bir şeyin aslını değiştirmek için karıştırılan şey.
Ekler: tem·pers
Hecelenişi: tem·per
Okunuşu: /tɛmpə /
1966upstarti. birden zengin olan kimse;
s. türedi, sonradan görme, zıpçıktı.
Ekler: up·starts
Hecelenişi: up·start
Okunuşu: /ʌpstɑːt /
1967estrangef. yabancılaştırmak, uzaklaştırmak;
gayesinden uzaklaştırmak;
aralarını açmak, soğutmak.
Ekler: es·trang·es / es·tranged / es·trang·ing
Hecelenişi: es·trange
Okunuşu: /ɪ’streɪn(d)ʒ /
1968dissentf. karşı koymak, muhalif olmak, kabul etmemek;
ayrılmak;
i. kabul etmeyiş, ihtilâf, ayrılık.
Ekler: dis·sents / dis·sent·ed / dis·sent·ing / dis·sent·ers
Hecelenişi: dis·sent
Okunuşu: /dɪ’sɛnt /
1969blockadei. ,den. ask. muhasara, denizden kuşatma, abluka;
f. denizden abluka etmek, kuşatmak;
etrafını çevirmek.
Ekler: block·ades
Hecelenişi: block·ade
Okunuşu: /blɒ’keɪd /
1970protagonisti. bir piyes veya hikâyede baş rolü oynayan kimse;
kahraman;
önayak olan kimse.
Ekler: pro·tag·o·nists
Hecelenişi: pro·tag·o·nist
Okunuşu: /prə’tag(ə)nɪst /
1971articlei. makale, yazı;
bent, madde, fıkra, fasıl, bahis;
ey, nesne, madde;
kısım;
gram harfi tarif ve harfi tenkir :zool. boum, bitki boumu
f. maddeler halinde tertip etmek;
madde madde şikayetleri içine alan bir dilekçe vasıtasıyla bir kimseyi dava etmek;
usta yanyna mukavele ile çırak vermek
Ekler: ar·ti·cles
Hecelenişi: ar·ti·cle
Okunuşu: /ɑːtɪk(ə)l /
1972pali. k.dili arkadaş dost;
f. arkadaş olmak.
ahbap;
arkadaş;
dost
1973captivei. s. esir tutsak mahpus;
tutkun kimse;
s. esir düsmüş;
baskı altında kayıt altında;
esarete ait;
büyülenmiş.
Hecelenişi: cap·tive
Okunuşu: /kaptɪv /
1974adamants. hoşgörüsüz;
çok sert;
i. çok sert efsanevi bir taş.
Hecelenişi: ad·a·mant
Okunuşu: /adəm(ə)nt /
1975gamblef. i. kumar oynamak;
so nucundan emin olunmayan bir teşebbüse gi rişmek;
şansa bağlı bir işe girişmek;
i. kdili tehlikeli teşebbüs
Ekler: gam·bles / gam·bled / gam·bling / gam·blers
Hecelenişi: gam·ble
Okunuşu: /gamb(ə)l /
1976liberatef. serbest bırakmak, azat etmek, salıvermek;
kurtarmak.
Ekler: lib·er·ates / lib·er·at·ed / lib·er·at·ing / lib·er·a·tors
Hecelenişi: lib·er·ate
Okunuşu: /lɪbəreɪt /
1977replacedeğiştirmek;
ödemek;
tekrar yerine koymak
1978untimelys. zamansız, vakitsiz, mevsimsiz;
vaktinden evvel yetişmiş;
erken gelen;
z. mevsimsizce, uygunsuz zamanda.
Hecelenişi: un·time·ly
Okunuşu: /ʌn’tʌɪmli /
1979plentifuls. çok, bol, mebzul, bereketli, mahsuldar, verimli.Hecelenişi: plen·ti·ful
Okunuşu: /plɛntɪfʊl /
1980apparents. kolay anlaşılır, idrak edilir;
açık, vazıh;
gözle görülebilir, meydanda olan, ortada olan;
zahiri, görünüşte olan.
Hecelenişi: ap·par·ent
Okunuşu: /ə’par(ə)nt /
1981keepsakei. andaç, anmalık, hatıra, yadigar.Ekler: keep·sakes
Hecelenişi: keep·sake
Okunuşu: /kiːpseɪk /
1982stiffs. katı, sert, pek;
pekişmiş;
eğrilmez, bükülmez;
dik;
koyu, özlü;
sıkı;
tutulmuş;
gergin;
zorlanmış;
akıcı olmayan;
resmi;
inatçı;
alkolü çok;
sarp, çetin;
den. rüzgâra dayanıklı, sağlam;
zor, ağır;
değişmeyen;
(İskoç), , leh. dinç, kuvvetli;
yüksek, pahalı;
i. , argo. ceset;
argo. baş belası;
argo. herif;
argo. suç ortağı;
argo. kurban;
argo. sahte kâğıt para.
Ekler: stiff·er / stiff·est
Hecelenişi: stiff
Okunuşu: /stɪf /
1983preciselyz. dikkatle, kesinlikle;
tamamen;
muhakkak.
Okunuşu: /prɪ’sʌɪsli /
1984slumberf. uyumak, uyuklamak;
uyuşuk ve hareketsiz halde olmak;
pineklemek;
i. uyku, uyuma, uyuklama, pinekleme.
Ekler: slum·bers / slum·bered / slum·ber·ing
Hecelenişi: slum·ber
Okunuşu: /slʌmbə /
1985xenophobiai. yabancı düşmanlığı veya korkusu.Ekler: xe·no·phobes
Hecelenişi: xe·no·pho·bia
Okunuşu: /zɛnə’fəʊbɪə /
1986mediocres. alelade, olağan, orta derecede, ne iyi ne kötü, bayağı.Hecelenişi: me·di·o·cre
Okunuşu: /ˌmiːdɪ’əʊkə /
1987benefiti. fayda, kar, yarar, menfaat;
menfaat için tertiplenen eğlence veya gösteri;
hak, imtiyaz, yetki;
f. hayır işlemek, iyiliği dokunmak;
istifade etmek, yararlanmak.
Ekler: ben·e·fits
Hecelenişi: ben·e·fit
Okunuşu: /bɛnɪfɪt /
1988annoyf. tâciz etmek, usandırmak, sıkmak, başını ağrıtmak, canını sıkmak;
kızdırmak.
Ekler: an·noys / an·noyed / an·noy·ing
Hecelenişi: an·noy
Okunuşu: /ə’nɔɪ /
1989ludicrouss. gülünç, güldürücü, komik.Hecelenişi: lu·di·crous
Okunuşu: /luːdɪkrəs /
1990latents. gelişmemiş, gözükmeyen, belirti göstermeyen.Hecelenişi: la·tent
Okunuşu: /leɪt(ə)nt /
1991decimatef. büyük bir kısmını yok etmek;
bir grup içinden her on kişide birini alıp öidürmek.
Ekler: dec·i·mates / dec·i·mat·ed / dec·i·mat·ing
Hecelenişi: dec·i·mate
Okunuşu: /dɛsɪmeɪt /
1992horizoni. ufuk, çevren;
mec. fikir ufukları;
astr. ufuk dairesi.
Ekler: ho·ri·zons
Hecelenişi: ho·ri·zon
Okunuşu: /hə’rʌɪz(ə)n /
1993stretchf. uzatmak;
sermek, germek, yaymak;
çekip uzatmak;
abartmak mübalağa etmek, büyütmek;
yere sermek;
gerinmek;
gerilmek, yayılmak serilmek;
açılmak;
uzamak;

i. germe geriliş;
gerginlik;
geniş yer;
sıra ile uzanan şey;
uzam;
aralıksız süre;
dönemeçli koşu yolunun düz kısmı;
argo. hapis süresi;

s. gerilebilen.
Ekler: stretch·es / stretched / stretch·ing
Hecelenişi: stretch
Okunuşu: /strɛtʃ /
1994locomotioni. hareket;
bir yerden bir yere gidip gelme veya gezme hareketi.
Hecelenişi: lo·co·mo·tion
Okunuşu: /ləʊkə’məʊʃ(ə)n /
1995remarkf. söylemek, demek;
dikkat edip görmek;
i. işaret;
söz;
dikkat etme, görme, mülâhaza;
mütalâa.
Ekler: re·marks
Hecelenişi: re·mark
Okunuşu: /rɪ’mɑːk /
1996whirlpooli. çevrinti, su çevrisi, burgaç, eğrim, girdap.Ekler: whirl·pools
Hecelenişi: whirl·pool
Okunuşu: /wəːlpuːl /
1997boardingi. tahta kaplama, tahta parmaklık.Ekler: boards / board·ed / board·ing
Okunuşu: /bɔːdɪŋ /
1998tax-exemptvergisiz
1999penetratef. girmek, içine işlemek;
nüfuz etmek, tesir etmek, etkilemek;
delip geçmek;
anlamak, idrak etmek.
Ekler: pen·e·trates / pen·e·trat·ed / pen·e·trat·ing
Hecelenişi: pen·e·trate
Okunuşu: /pɛnɪtreɪt /
2000stagnants. durgun, hareketsiz, bayatlamış, bozulmuş (su);
atıl, kesat, rakit.
Hecelenişi: stag·nant
Okunuşu: /stagnənt /
2001enthronef. tahta çıkartmak;
kalbinde veya zihninde bir kimseye yuksek yervermek.
Ekler: en·thrones / en·throned / en·thron·ing / en·throne·ments
Hecelenişi: en·throne
Okunuşu: /ɪn’θrəʊn /
2002issuei. yayınlama, yayın, basım;
konu, müzakere konusu, mesele, sorun;
sonuç, netice;
(mecmua) sayı;
boşalma yeri;
boşalma, çıkış;
donatma, tevzi, dağıtım;
çocuklar, nesil;
tıb. cerahat;
f. dışarı çıkmak, dışarı akmak;
sonuç vermek;
husule gelmek;
hasıl olmak, doğmak, neşet etmek;
basılıp yayınlanmak;
çıkarmak, dağıtmak;
vermek, ihraç etmek;
yayınlamak.
Ekler: is·sues
Hecelenişi: is·sue
Okunuşu: /ɪʃuː /
2003infuriatef. çıldırtmak, çok kızdırmak, çok öfkelendirmek.Ekler: in·fu·ri·ates / in·fu·ri·at·ed / in·fu·ri·at·ing
Hecelenişi: in·fu·ri·ate
Okunuşu: /ɪn’fjʊərɪeɪt /
2004appraisef. değer biçmek, kıymet takdir etmek, keşfini yapmak;
tahmin etmek.
Ekler: ap·prais·es / ap·praised / ap·prais·ing / ap·prais·ers
Hecelenişi: ap·praise
Okunuşu: /ə’preɪz /
2005vivids. çok parlak, canlı, berrak;
hayat dolu;
kuvvetli.
Hecelenişi: viv·id
Okunuşu: /vɪvɪd /
2006undisguiseds. gizlenmemiş.Hecelenişi: un·dis·guised
Okunuşu: /ˌʌndɪs’gʌɪzd /
2007sentencei. cümle, tümce;
huk. ilâm, karar, hüküm;
f. mahkum etmek, hakkında hüküm vermek.
Ekler: sen·tenc·es
Hecelenişi: sen·tence
Okunuşu: /sɛnt(ə)ns /
2008censusi. sayım, nufus sayımı;
eski Roma’da vergi sistemiyle ilgili olarak vatandaş ve mal sayımı.
Ekler: cen·sus·es
Hecelenişi: cen·sus
Okunuşu: /sɛnsəs /
2009dejecteds. meyus, kederli, mahzun.Hecelenişi: de·ject·ed
Okunuşu: /dɪ’ʤɛktɪd /
2010obviouss. aşikar, açık, apaçık, besbelli, belli.Hecelenişi: ob·vi·ous
Okunuşu: /ɒbvɪəs /
2011honests. dürüst, hilesiz, doğru sözlü, açık kalpli;
namuslu;
güvenilir.
Hecelenişi: hon·est
Okunuşu: /ɒnɪst /
2012irrigatef. sulamak;
tazelendirmek;
tıb. bir yarayı antiseptik su ile yıkamak veya üzerine su serpmek.
Ekler: ir·ri·gates / ir·ri·gat·ed / ir·ri·gat·ing
Hecelenişi: ir·ri·gate
Okunuşu: /ɪrɪgeɪt /
2013werewolfi. , Al.,mit. kurt şekline girmiş insan;
kurt şekline girebilen kimse.
Ekler: were·wolves
Hecelenişi: were·wolf
Okunuşu: /wɛːwʊlf /
2014forecastf. önceden tahmin etmek;
belirtisi olmak: tasarlamak.
i. tahmin, hava tahmini.
Ekler: fore·casts / fore·cast / fore·cast·ed / fore·cast·ing / fore·cast·ers
Hecelenişi: fore·cast
Okunuşu: /fɔːkɑːst /
2015pessimistics. bedbin, kötümser, karamsar.Hecelenişi: pes·si·mis·tic
Okunuşu: /ˌpɛsɪ’mɪstɪk /
2016forestallengel olmak;
engellemek;
önlemek
2017uncivils. kaba tavırlı, nezaketsiz.Hecelenişi: un·civ·il
Okunuşu: /ʌn’sɪv(ə)l /
2018auspiciouss. uğurlu, hayırlı.Hecelenişi: aus·pi·cious
Okunuşu: /ɔː’spɪʃəs /
2019interminables. sonsuz, nihayetsiz, bitmez, tükenmez.Hecelenişi: in·ter·mi·na·ble
Okunuşu: /ɪn’təːmɪnəb(ə)l /
2020dividef. ,i. bölmek, taksim etmek, ikiye ayırmak, kesmek;
tevzi etmek, dağıtmak;
ara açmak;
sınıflandırmak, tasnif etmek, kısımlara ayırmak;
oy kullanmak için ikiye ayırmak veya ayrılmak (parlamento);
mat. bölmek;
i. , (cogr). yağmur sularını iki yana akıtan ve yamaçları veya meyilli düzeyleri birbirinden ayıran dağ sırası.
Ekler: di·vides / di·vid·ed / di·vid·ing
Hecelenişi: di·vide
2021dociles. uysal, halim selim, yumuşak başlı.Hecelenişi: doc·ile
Okunuşu: /dəʊsʌɪl /
2022leasingkira;
kiralama
2023shieldi. kalkan, siper;
koruyucu şey;
hami: himaye, savunma, mudafaa;
ask. top kalkanı;
maden ocaklarında toprağın düşmesini engelleyici duvar;
hane kalkan;
f. korumak, muhafaza etmek;
siper olmak, örtmek.
Ekler: shields
Hecelenişi: shield
Okunuşu: /ʃiːld /
2024vergei. ınır, hudut, had, kenar;
eşik;
halka daire;
değnek, asa;
f. yönelmek;
on ile yaklaşmak, -e doğru gitmek;
meyletmek;
sınırlamak.
Ekler: verg·es
Hecelenişi: verge
Okunuşu: /vəːdʒ /
2025abatef. azaltmak, indirmek;
kısmen yahut tamamıyla kesmek;
azalmak, eksilmek, hafiflemek, çekilmek;
hükmü kalmamak
Ekler: abates / abat·ed / abat·ing / abate·ments
Hecelenişi: abate
Okunuşu: /ə’beɪt /
2026fictioni. roman ve hikâye edebiyatı, kurgusal edebiyat;
hayal, icat, masal, uydurma hikâye;
yalan;
(huk). kolaylık olsun diye hakikat gibi farzolunan şey
Ekler: fic·tions
Hecelenişi: fic·tion
Okunuşu: /fɪkʃ(ə)n /
2027hatredi. kin, nefret, düşmanlık.Ekler: ha·treds
Hecelenişi: ha·tred
Okunuşu: /heɪtrɪd /
2028visagei. yüz, surat, çehre, sima;
görünüş.
Ekler: vis·ag·es
Hecelenişi: vis·age
Okunuşu: /vɪzɪdʒ /
2029malpracticei. yolsuzluk, kötü hareket;
huk. itinasızca veya yanlış tedavi;
vazifede ihmal veya suiistimal, görevi kötüye kullanma.
Hecelenişi: mal·prac·tice
Okunuşu: /mal’praktɪs /
2030sterni. gemi veya sandal kıçı;
bir şeyin arka kısmı, kıç.
s. sert, musamahasız, haşin, katı;
şiddetli, kuvvetli.
Ekler: stern·er / stern·est
Hecelenişi: stern
Okunuşu: /stəːn /
2031vulgars. kaba, terbiyesiz;
aşağılık;
bayağı, umumi, adi, umuma mahsus;
pespaye;
halka ait (dil).
Hecelenişi: vul·gar
Okunuşu: /vʌlgə /
2032contributef. bağışlamak, teberru etmek, iane vermek;
katkıda bulunmak.
Ekler: con·trib·utes / con·trib·ut·ed / con·trib·ut·ing / con·trib·u·tors
Hecelenişi: con·trib·ute
Okunuşu: /kən’trɪbjuːt /
2033legitimatef. meşru kılmak, kanuna uygun kılmak;
nesebini tasdik etmek, tasdik etmek.
s. meşru, kanuna göre, kanuna uygun, kanuni;
meşru olarak doğmuş;
mantıki, düşünceye uygun, elverişli.
Hecelenişi: le·git·i·mate
Okunuşu: /lɪ’dʒɪtɪmət /
2034outspokens. sözünü sakınmaz, doğru sözlü, samimi.Hecelenişi: out·spo·ken
Okunuşu: /aʊt’spəʊk(ə)n /
2035boulderi. yerinden kopmuş ve aşınmşş iri kaya parçası.Ekler: boul·ders
Hecelenişi: boul·der
Okunuşu: /bəʊldə /
2036palpables. hissedilir, dokunulabilir;
aşikar, açık, sarih;
dokunarak hissedilen;
tıb. el muayenesi ile hissedilen.
Hecelenişi: pal·pa·ble
Okunuşu: /palpəb(ə)l /
2037akins. benzer, yakın;
akraba olan, hısım olan.
Hecelenişi: akin
Okunuşu: /ə’kɪn /
2038swindlef. dolandırmak, dolandırıcılık etmek;
i. dolandırıcılık, dolandırma.
Ekler: swin·dles / swin·dled / swin·dling / swindles / swin·dlers
Hecelenişi: swin·dle
Okunuşu: /swɪnd(ə)l /
2039hilariouss. gürültulü ve neseli, şen şatır.Hecelenişi: hi·lar·i·ous
Okunuşu: /hɪ’lɛːrɪəs /
2040enhancef. artırmak, ziyadeleştirmek, fazlalaştırmak, çoğaltmak.Ekler: en·hanc·es / en·hanced / en·hanc·ing / en·hance·ments / en·hanc·ers
Hecelenişi: en·hance
Okunuşu: /ɪn’hɑːns /
2041dispositioni. düzen, tertip, idare, nizam, tanzim;
eğilim, temayul;
mizaç, tabiat, huy;
istidat, hal.
Ekler: dis·po·si·tions
Hecelenişi: dis·po·si·tion
Okunuşu: /dɪspə’zɪʃ(ə)n /
2042boref. delik açmak, burgu veya matkap ile delmek oymak;
i. delik, oyuk;
kalibre, çap.
f. can sıkmak, bizar etmek, baş ağrıtmak;
i. can sıkıcı kimse veya olay, baş belası.
i. kabarma sonucu oluşan yüksek tepeli dalga.
bak. bear.
Ekler: bores / bored / boring
Hecelenişi: bore
Okunuşu: /bɔː /
2043investmenti. para koyma, yatırım;
yatırılan sermaye;
gelir getirmesi için paranın yatırıldığı şey, para sarfedilen gelir kaynağı;
memuriyete koyma;
muhasara, kuşatma;
biyol. dış deri.
Ekler: in·vest·ments
Hecelenişi: in·vest·ment
Okunuşu: /ɪn’vɛs(t)m(ə)nt /
2044humf. ağzını açmadan ’m’ sesi çıkarmak;
arı gibi vızıldamak;
dudaklar kapalı olarak şarkı söylemek;
mırıldanmak;
k.dili faaliyette olmak;
harıl harıl çalışmak, fig. kolları sıvamak;
mırıltı ile söylemek (şarkı);
i. vızıltı, mırıltı;
makina gürültüsü;
kalabalığın uğultusu.
ünlem,i. Ya, öyle mi? Acayip! Hım! (tereddüt belirten ünlem, bir düşüneyim’’ anlamındaki ses);
i. bu tür bir ünlem;
f. tereddüt ve hoşnutsuzluk ünlemi çıkarmak. Bak. hem.
canlanmak;
duraksamak;
hızlanmak;
mırıldanmak;
uğultu;
vız;
vızıldamak;
vızıltı
2045blinkf. göz kırpmak;
yarı kapalı gözlerle bakmak;
göz atmak;
pırıldamak, ışıldamak;
kaçınmak, gözlerini gerçeğe kapamak;
göz kırptırmak;
i. göz kırpma;
bakış nazar;
pırıltı.
Ekler: blinks / blinked / blink·ing
Hecelenişi: blink
Okunuşu: /blɪŋk /
2046acceleratef. hızlandırmak, süratlendirmek , tacil etmek, hızlanmak, sürat kazanmakEkler: ac·cel·er·ates / ac·cel·er·at·ed / ac·cel·er·at·ing
Hecelenişi: ac·cel·er·ate
Okunuşu: /ək’sɛləreɪt /
2047luciferi. Zühre yıldızı, Venüs, sabah yıldızı;
Şeytan, İblis;
k.h., eski kibrit.
Hecelenişi: Lu·ci·fer
2048unconscionables. mantıksız;
vicdansız;
insafsız;
prensip sahibi olmayan.
Hecelenişi: un·con·scio·na·ble
Okunuşu: /ʌn’kɒnʃ(ə)nəb(ə)l /
2049heedf. dikkat etmek, dinlemek, önemsemek, ehemmiyet vermek;
i. dikkat, ihtimam.
Ekler: heeds / heed·ed / heed·ing
Hecelenişi: heed
Okunuşu: /hiːd /
2050satellitei. uydu, peyk, satelit, bir gezegenin uydusu;
büyük bir kimsenin peşinde dolaşan kimse, bende, uşak.
Ekler: sat·el·lites
Hecelenişi: sat·el·lite
Okunuşu: /satəlʌɪt /
2051accordinglyz. binaen, binaenaleyh.Hecelenişi: ac·cord·ing·ly
Okunuşu: /ə’kɔːdɪŋli /
2052incorrigibles. ıslah olmaz, yola getirilemez, akıllanmaz, düzelmez (kimse);
i. ıslah olmaz kimse.
Hecelenişi: in·cor·ri·gi·ble
Okunuşu: /ɪn’kɒrɪdʒɪb(ə)l /
2053chasef. kovalamak, arkasından koşmak, peşine düşmek;
avlamak;
k. dili. koşmak, acele etmek.
i. kovalama, av;
kovalanan herhangi bir şey;
. avlanabilinen alan;
. başkalarının arazisinde avlanabilme hakkı.
(t).,i. hakketmek, oymak;
kabartma işleri yapmak (maden üzerine);
i. , matb. harflerin muhafazasında kullanılan demir çerçeve;
oluk.
Ekler: chas·es
Hecelenişi: chase
Okunuşu: /tʃeɪs /
2054cheerf. alkış tutmak, tempo ile bağırarak taraf tutmak;
neşelendirmek, memnun etmek;
teşvik etmek, cesaretlendirmek;
tempo tutarak bağırmak;
neşelenmek.
i. teşvik, alkış tutma;
neşe ve memnuniyet veren şey;
ruh haleti;
kıvanç;
yiyecek, erzak;
misafirperverlik.
Ekler: cheers
Hecelenişi: cheer
Okunuşu: /tʃɪə /
2055jokinglyşakadan
2056asseti. , mal, kıymetli şey, kıymetli vasıf.Ekler: as·sets
Hecelenişi: as·set
Okunuşu: /asɛt /
2057exhausteds. tükenmiş;
yorgun, bitkin.
Ekler: ex·hausts / ex·haust·ed / ex·haust·ing
Okunuşu: /ɪɡ’zɔːstɪd /
2058firingi. ateş etme;
yakma.
Ekler: fires / fired / fir·ing / firings
Okunuşu: /fʌɪərɪŋ /
2059questionnairei. anket;
form, belge.
Ekler: ques·tion·naires
Hecelenişi: ques·tion·naire
Okunuşu: /ˌkwɛstʃə’nɛː /
2060anniversaryi. yıl dönümü, senei devriye;
yıl dönümünü kutlama.
Ekler: an·ni·ver·sa·ries
Hecelenişi: an·ni·ver·sa·ry
Okunuşu: /anɪ’vəːs(ə)ri /
2061effervescents. köpüren;
coşkun, neşeli.
Okunuşu: /ɛfə’vɛsənt /
2062coronationtaç giyme töreni
2063noteworthys. dikkate değer, önemli.
göze çarpan;
kayda değer;
önemli
2064youngsteri. çocuk;
delikanlı;
yavru.
Ekler: young·sters
Hecelenişi: young·ster
Okunuşu: /jʌŋstə /
2065compilef. toplayıp liste haline getirmek;
çeşitli kaynaklardan bilgi toplayıp sıraya koymak;
bu şekilde eser telif etmek, derlemek.
Ekler: com·piles / com·piled / com·pil·ing / com·pil·ers
Hecelenişi: com·pile
Okunuşu: /kəm’pʌɪl /
2066tornayrı;
kopuk;
yırtık
Okunuşu: /tɔːn /
2067varyf. değişmek;
değiştirmek;
baş kalaştırmak;
müz. çeşitlemek;
almaşık olmak, keşikleşmek;
biyol. değişime uğramak.
Ekler: var·ies / var·ied / vary·ing
Hecelenişi: vary
Okunuşu: /vɛːri /
2068recompensef. karşılığını vermek, mükafatlandırmak;
acısını unutturmak, cezasını vermek, Iâyığını vermek;
i. karşılık, mükafat;
ceza.
Hecelenişi: rec·om·pense
Okunuşu: /rɛkəmpɛns /
2069firef. tutuşturmak, ateşe vermek, alevlendirmek;
yakmak, pişirmek;
canlandırmak, harekete geçirmek, gayrete getirmek, tahrik etmek;
teşvik etmek;
patlatmak, ateş etmek;
atmak, püskürtmek;
tutuşmak;
silahla ateş etmek.
i. ateş, alev;
kıvılcım;
yangın;
cehennem, cehennem azabı;
hararet, ısı, sıcaklık;
hırs.
alarm yangın zili, alarm.
Ekler: fires
Hecelenişi: fire
Okunuşu: /fʌɪə /
2070blissi. saadet, neşe, mutluluk.Hecelenişi: bliss
Okunuşu: /blɪs /
2071overdrawf. abartma ile söylemek;
hesap mevcudundan fazla para çekmek.
Ekler: over·draws / over·drew / over·drawn / over·draw·ing
Hecelenişi: over·draw
Okunuşu: /əʊvə’drɔː /
2072brilliants. çok parlak, göz alıcı;
çok zeki;
i. pırlanta;
matb. üç puntoluk harf.
Hecelenişi: bril·liant
Okunuşu: /brɪlj(ə)nt /
2073leadingi. yol gösterme, rehberlik;
ima;
s. önde olan, yol gösteren, rehber olan.
i. kurşun ile kaplama veya bölme;
kurşun çerçeve (pencere için);
matb. satır aralarının anterlini.
Hecelenişi: lead·ing
Okunuşu: /liːdɪŋ /
2074amples. geniş, büyük;
bol, mebzul;
kâfi, çok;
etraflı, mufassal.
Ekler: am·pler / am·plest
Hecelenişi: am·ple
Okunuşu: /amp(ə)l /
2075recollectf. hatırlamak.Ekler: rec·ol·lects / rec·ol·lect·ed / rec·ol·lect·ing
Hecelenişi: rec·ol·lect
Okunuşu: /ˌrɛkə’lɛkt /
2076praisef. övmek, methetmek, sena etmek;
hamdetmek, şükretmek;
i. övgü, sena, medih, sitayiş;
hamt, şükür.
Ekler: prais·es / praised / prais·ing
Hecelenişi: praise
Okunuşu: /preɪz /
2077violents. sert, şiddetli, zorlu, cebirli, kuvvetli;
göz alan (renk);
zorla yapılan;
fena.
Hecelenişi: vi·o·lent
Okunuşu: /vʌɪəl(ə)nt /
2078enchantf. büyülemek, teshir etmek, meftun etmek;
kendinden geçirmek;
k.dili aklını başından almak, çıldırtmak.
Ekler: en·chants / en·chant·ed / en·chant·ing
Hecelenişi: en·chant
Okunuşu: /ɪn’tʃɑːnt /
2079ridiculei. eğlenme, istihza, alay: alay konusu;
f. istihza etmek, alay etmek, gülmek, eğlenmek.
Hecelenişi: rid·i·cule
Okunuşu: /rɪdɪkjuːl /
2080issuei. yayınlama, yayın, basım;
konu, müzakere konusu, mesele, sorun;
sonuç, netice;
(mecmua) sayı;
boşalma yeri;
boşalma, çıkış;
donatma, tevzi, dağıtım;
çocuklar, nesil;
tıb. cerahat;
f. dışarı çıkmak, dışarı akmak;
sonuç vermek;
husule gelmek;
hasıl olmak, doğmak, neşet etmek;
basılıp yayınlanmak;
çıkarmak, dağıtmak;
vermek, ihraç etmek;
yayınlamak.
Ekler: is·sues
Hecelenişi: is·sue
Okunuşu: /ɪʃuː /
2081sensitives. hassas, duygulu, duyar, duygun;
içli, alıngan;
duygusal;
kim. çabuk muteessir olan;
bot. dokunulunca çabuk solan veya bozulan, duyulu.
Hecelenişi: sen·si·tive
Okunuşu: /sɛnsɪtɪv /
2082buddingaşı;
gelişme
2083vomitf. kusmak, istifrağ etmek;
ağzından fışkırtmak (yanardağ);
i. kusma;
kusturucu ilâç.
Ekler: vom·its / vom·it·ed / vom·it·ing
Hecelenişi: vom·it
Okunuşu: /vɒmɪt /
2084quarterf. dört eşit kısma ayırmak, dörde bölmek;
askeri kışlaya yerleştirmek;
oturtmak, yerleştirmek;
her tarafa koşup aramak (av köpeği).
i. dörtte bir kısım, çeyrek;
25 sentlik sikke;
senenin dörtte biri, üç aylık müddet;
öğretim yılının dörtte biri;
dördün, ay devri müddetinin dörtte biri;
den. gemi bordasının kıça doğru her iki tarafı;
kasabın kestiği hayvanın bir tarafının yarısı (omuz veya but);
havali, semt, etraf, taraf, mahalle, civar;
den. harp veya talim zamanında tayfaya ayrılan yer: harpte esir edilen düşmanın ölümden affı, aman;
s. dörtte bir, dörtte bire ait.
Ekler: quar·ters
Hecelenişi: quar·ter
Okunuşu: /kwɔːtə /
2085creatives. yaratıcı.Hecelenişi: cre·a·tive
Okunuşu: /kriː’eɪtɪv /
2086dormants. uykuda olan, uyuşuk, cansız;
colloq rafa kalkmış;
keşfedilmemiş. (kabiliyet);
bot. ., zool. geçici bir süre için uykuya yatmış, hareketsiz.
2087undof. bozmak, iptal etmek;
çözmek, açmak, sökmek;
mahvetmek.
Ekler: un·does / un·did / un·done / un·do·ing
Hecelenişi: un·do
Okunuşu: /ʌn’duː /
2088wakef. uyanmak;
uyanık kalmak;
canlanmak, yeni hayat bulmak;
uyandırmak;
ikaz etmek;
canlandırmak, ihya etmek;
leh. ölünün başında beklemek, sabahlamak.
i. dümen suyu, geminin izi.
i. geceleri ölüyü bekleme;
ölüyü beklerken verilen ziyafet;
dini merasim için sabahlama.
Ekler: wakes / woke / waked / wo·ken / waked / woke / wak·ing
Hecelenişi: wake
Okunuşu: /weɪk /
2089decadei. on sene, on senelik müddet, onlu grup veya takım.Ekler: de·cades
Hecelenişi: de·cade
Okunuşu: /dɛkeɪd /
2090competef. rekabet etmek, yarışmak, müsabakaya girmek.Ekler: com·petes / com·pet·ed / com·pet·ing
Hecelenişi: com·pete
Okunuşu: /kəm’piːt /
2091liningi. astar;
astarlama.
Ekler: lin·ings
Hecelenişi: lin·ing
Okunuşu: /lʌɪnɪŋ /
2092intangibles. fiziksel varlığı olmayan, el ile tutulamaz, dokunulamaz;
kavranamaz, kafaya giremez;
i. fiziksel varlığı olmayan şey;
tic. manevi değer.
Ekler: intangibles
Hecelenişi: in·tan·gi·ble
Okunuşu: /ɪn’tan(d)ʒɪb(ə)l /
2093chagrini. üzuntü, keder, iç sıkıntısı, hayal kırıklığı:f. ümidini kırmak, sıkmak, üzmek.Hecelenişi: cha·grin
Okunuşu: /ʃagrɪn /
2094polishf. ,i. cilalamak, parlatmak, cila vermek, inceleştirmek, terbiye etmek, süslemek, cilalanmak, parlamak, daha iyi duruma sokmak.i. cila, perdah, cilalama, incelik, zarafet, nezaket, terbiye.
s. ,i. leh, polonya’ya veya Polonya halkına ait;
i. polonya dili, lehçe.
Hecelenişi: Pol·ish
Okunuşu: /pɒlɪʃ /
2095overturnf. devirmek, altüst etmek, bozmak.
i. devirme, altüst etme.
Ekler: over·turns / over·turned / over·turn·ing
Hecelenişi: over·turn
Okunuşu: /əʊvə’təːn /
2096laicismlaiklik
2097upbringingi. terbiye, yetişme.Ekler: up·bring·ings
Hecelenişi: up·bring·ing
Okunuşu: /ʌpbrɪŋɪŋ /
2098detectf. meydana çıkarmak;
keşfetmek, sezmek, tutmak.
Ekler: de·tects / de·tect·ed / de·tect·ing
Hecelenişi: de·tect
Okunuşu: /dɪ’tɛkt /
2099edgef. yanaşmak, yavaş yavaş sokulmak, yaklaşmak;
yan yan ve yavaş yavaş sürmek;
bilemek, keskinletmek;
kenar geçirmek.
i. kenar, ağız;
geom. ayrıt;
keskinlik;
sınır, hudut;
(a.b.d.), k.dili avantaj, üstünlük.
Ekler: edg·es
Hecelenişi: edge
Okunuşu: /ɛdʒ /
2100unlocki. kilidi açmak;
(kapı) açmak;
çözmek;
meydana çıkarmak.
Ekler: un·locks / un·locked / un·lock·ing
Hecelenişi: un·lock
Okunuşu: /ʌn’lɒk /
2101intestinei. bağırsak.
s. dahili, memleket içinde vuku bulan (özellikle kötü şeyler için kullanılır).
Ekler: in·tes·tines
Hecelenişi: in·tes·tine
Okunuşu: /ɪn’tɛstɪn /
2102tapf. hafifçe vurmak;
tıkırdatmak;
pençe vurmak (ayakkabı);
i. hafif vuruş;
tıkırtı, tıpırtı;
pençe;
ayakkabı demiri.
i. (-ped, ping) musluk;
tıkaç;
fıçı tapası;
fıçıdan alınmış içki;
, k.dili meyhane;
kılavuz, burgu;
elektrik bağlantısı;
f. delip sıvıyı akıtmak;
kaçak veya gizli bağlantı kurmak;
kılavuzla vida yuvası açmak;
bağlantı kurmak, bağlamak;
argo. sızdırmak.
Ekler: taps / tapped / tap·ping
Hecelenişi: tap
Okunuşu: /tap /
2103entitlef. hak kazandırmak, yetki vermek, salâhiyet vermek;
ünvan vermek, ad takmak.
Ekler: en·ti·tles / en·ti·tled / en·ti·tling
Hecelenişi: en·ti·tle
Okunuşu: /ɪn’tʌɪt(ə)l /
2104naughtys. yaramaz, haylaz;
serkeş;
münasebetsiz;
fena;
ahlaksız.
Ekler: naugh·ti·er / naugh·ti·est
2105iconoclasti. yerleşmiş gelenekleri hiçe sayan kimse;
putkıran, azizlerin resimlerini parçalayan kimse, özellikle sekizinci ve dokuzuncu yuzyıllarda Doğu kiliselerinde resimleri ortadan kaldırmak isteyen hizip üyelerinden biri.
Ekler: icon·o·clasts
Hecelenişi: icon·o·clast
Okunuşu: /ʌɪ’kɒnəklast /
2106funerali. s. cenaze töreni;
gömme, defin;
s. cenaze törenine ait
Ekler: fu·ner·als
Hecelenişi: fu·ner·al
Okunuşu: /fjuːn(ə)r(ə)l /
2107nadiri. ,astr. ayakıcı;
en aşağı safha veya nokta.
2108nefariouss. fena, kötü, yakışmaz, alçak.
2109barelyz. ancak, güçbelâ;
açıkça, gizlemeden.
Hecelenişi: bare·ly
Okunuşu: /bɛːli /
2110mockf. alay etmek, istihza etmek, eğlenmek;
hakir görmek;
aldatmak;
taklidini yapmak;
alay için taklit etmek.
i. alay, istihza, eğlenme;
taklit şey, sahte şey;
alay edilecek şey, maskarallk;
s. sahte, kalp, taklit.
Ekler: mocks / mocked / mock·ing / mock·ers
Hecelenişi: mock
Okunuşu: /mɒk /
2111mobilizef. seferber etmek, silah altına almak, harekete getirmekEkler: mo·bi·liz·es / mo·bi·lized / mo·bi·liz·ing / mo·bi·li·za·tions
Hecelenişi: mo·bi·lize
Okunuşu: /məʊbɪlʌɪz /
2112denouncef. ihbar etmek, haber vermek, ifşa etmek;
mukavele veya anlaşmanın fesholunacağını haber vermek;
suçlamak, itham etmek, bir kimsenin kusurlarını açığa vurmak.
Ekler: de·nounc·es / de·nounced / de·nounc·ing
Hecelenişi: de·nounce
Okunuşu: /dɪ’naʊns /
2113augmentf. büyütmek, artırmak, çoğaltmak;
uzatmak;
büyümek, artmak, çoğalmak;
uzatmak;

i. zam. , ilâve;
ilâve harf veya hece (yunan, sanskritçe v.b. gibi dillerde).
Ekler: aug·ments / aug·ment·ed / aug·ment·ing
Hecelenişi: aug·ment
Okunuşu: /ɔːg’mɛnt /
2114irrelevants. konu dışı, sadet dışı;
mevzu ile alâkası olmayan, günün mühim konularıyle ilgisi olmayan.
Ekler: ir·rel·e·van·cies / ir·rel·e·vanc·es
Hecelenişi: ir·rel·e·vant
Okunuşu: /ɪ’rɛlɪv(ə)nt /
2115discourteouss. nezaketsiz, kaba, saygısız, hürmetsiz.Hecelenişi: dis·cour·te·ous
Okunuşu: /dɪs’kəːtjəs /
2116scholarshipi. âlimlik, ilim, irfan;
burs.
Ekler: schol·ar·ships
Hecelenişi: schol·ar·ship
Okunuşu: /skɒləʃɪp /
2117looti. yağma çapul, ganimet, kanunsuz kazanç;
A.b.d., argo. para;
f. yağma etmek, ganimet olarak zaptetmek.
Hecelenişi: loot
Okunuşu: /luːt /
2118overlands. kara yolu ile yapılan;
z. karada, karadan.
Hecelenişi: over·land
Okunuşu: /əʊvəland /
2119weaknessi. zaaf, zafiyet, iradesizlik;
kusur;
zaaf duyulan şey.
Ekler: weak·ness·es
Hecelenişi: weak·ness
Okunuşu: /wiːknɪs /
2120budgeti. bütçe, stok;
f. bütçe yapmak, bütçenin ayrıntılarıyla ilgilenmek.
Ekler: bud·gets
Hecelenişi: bud·get
Okunuşu: /bʌdʒɪt /
2121instincti. insiyak, içgüdü;
istidat.
s. ,gen. with ile dolu (can, his, kuvvet ile).
Ekler: in·stincts
Hecelenişi: in·stinct
Okunuşu: /ɪnstɪŋ(k)t /
2122gaugef. ölçmek;
tartmak, tahmin etmek, ölçüsünü bulmak.
i. mikyas, öiçü;
ebat;
miktar;
geyç, ölçme aleti;
kalibre;
demir yolu raylarının arasındaki açıklık;
den. geminin bir diğerine veya rüzgâra göre bulundugu yer;
den. dolu iken geminin çektiği su.
Ekler: gaug·es / gag·es
Hecelenişi: gauge
Okunuşu: /geɪdʒ /
2123indifferents. Iâkayt, kaygısız;
duygusuz;
önemsiz;
bir, farksız;
ancak geçerli olan, şöyle böyle;
kimyasal veya elektrik kuvveti olmayan.
Hecelenişi: in·dif·fer·ent
Okunuşu: /ɪn’dɪf(ə)r(ə)nt /
2124vagues. muphem, bellisiz, bulanık, şüpheli, karanlıkça, muğlak.Ekler: vagu·er / vagu·est
Hecelenişi: vague
Okunuşu: /veɪg /
2125absencei. gaybubet, yokluk;
(huk). gaip oluş, gıyap;
dalgınlık.
Ekler: ab·senc·es
Hecelenişi: ab·sence
Okunuşu: /abs(ə)ns /
2126vapouri. buhar, buğu, duman;
gaz haline gelmiş madde;
geçici şey;
uçucu şey;
çoğ, (eski) karasevda;
f. buhar çıkarmak;
buharlaşmak, buhar olup uçmak;
övünmek.
Ekler: va·pors
Okunuşu: /veɪpə /
2127steadys. , ünlem sabit, titremez, sallanmaz, değişiklik göstermez, oynamaz;
şaşmaz, dönmez, metin;
sağlam;
ılımlı, ciddi;
düzenli, muntazam;
sürekli, daimi;
den. yerinde duran, rüzgârdan sallanmaz;
i. , argo. devamlı flört edilen arkadaş;
f. sabit kılmak, titremesini veya sallanmasını kesmek;
sabit durmak, sallanmamak, kımıldamamak;
ünlem,den. Viyal Ağır ağır Oynatmak Sakin ol.
aklı başında;
aşık;
ciddi;
daimi;
değişmez;
devamlı;
dost;
durmadan;
düzenli;
düzgün;
istikrar;
istikrarlı;
metin;
muntazam;
sabit;
sabitleştirme;
sağlam;
sakinleştirmek;
sevgili;
sıkı;
sürekli;
şaşmaz;
yatıştırmak
Okunuşu: /stɛdi /
2128byi. asıl gayeden uzak ifade veya fikir;
ilâve edilen veya ikinci derecede önemli olan şey.
edat. yanında, yakınında, nezdinde;
yakınından, yanından;
ile, vasıtasıyla;
(-den), tarafından;
kadar;
göre;
hakkında, hakkı için.
z. yakın;
bir kenara.
Hecelenişi: by
Okunuşu: /bʌɪ /
2129diseasei. hastalık, rahatsızlık, illet, maraz.Ekler: dis·easeas·es
Hecelenişi: dis·ease
Okunuşu: /dɪ’ziːz /
2130rubf. ovmak, ovalamak;
sürtmek: sürtünerek tahriş etmek;
sürtüşmek;
ovup cilâlamak;
sürmek;
sürtünmek.
i. sürtme, sürtünme;
ovma, ovalama;
güçlük, engel;
sinirlendirici şey;
pürüz.
Ekler: rubs / rubbed / rub·bing
Hecelenişi: rub
Okunuşu: /rʌb /
2131slightf. önemsememek;
yüz vermemek;
görmezlikten gelmek;
küçümsemek;
dikkatsizce yapmak;
i. yüz vermeyiş, riayetsizlik, tepeden bakma.
s. önemsiz;
cüzi;
ince, zayıf;
aklı veya ahlâkı zayıf olan.
Ekler: slight·er / slight·est
Hecelenişi: slight
Okunuşu: /slʌɪt /
2132lightf. yakmak tutuşturmak;
aydınlatmak, ışık vermek;
neşelendirmek, canlandırmak, parlatmak;
yanmak, tutuşmak, alev almak;
parıldamak, ışık salmak.
f. konmak;
üzerine düşmek;
inmek (at veya arabadan).
i. ışık, aydınlık, ziya, nur;
ışık veren şey;
idrak veya akıl nuru;
dünyaya ışık saçan kimse;
aydınlık, pencere veya tepe camı gibi ışık veren şey;
anlama;
güz.san. bir resmin aydınlık kısmı;
kibrit gibi yanınca ışık veren şey;
gün ışığı, gündüz.
s. hafif;
eksik;
ehemmiyetsiz, önemsiz;
ince;
yüksüz, yükü hafif;
az, ufak;
hazmı kolay, hafif;
iyi mayalanmış;
gailesiz, endişesiz;
çevik, ayağına tez;
hafifmeşrep;
kararsız;
başı dönmüş, sersemlemiş;
z. hafifçe, kolayca.
Ekler: lights
Hecelenişi: light
Okunuşu: /lʌɪt /
2133dairyi. süthane, mandıra;
sütçü dükkânı.
Ekler: dair·ies
Hecelenişi: dairy
Okunuşu: /dɛːri /
2134euphonyi. tatlı ses;
dilb. ses ahengi.
Okunuşu: /juːf(ə)ni /
2135foreshadowf. önceden ima etmek, colloq. dokundurmak.Ekler: fore·shad·ows / fore·shad·owed / fore·shad·ow·ing / foreshadowings
Hecelenişi: fore·shad·ow
Okunuşu: /fɔː’ʃadəʊ /
2136triumphi. zafer alayı;
zafer, başarı, muvaffakiyet, galebe;
zafer sevinci;
f. zafer kazanmak muzaffer olmak, galip gelmek, yenmek;
iftihar etmek, övünmek;
zafer merasimi yapmak.
Ekler: tri·umphs
Hecelenişi: tri·umph
Okunuşu: /trʌɪʌmf /
2137raisef. kaldırmak, yükseltmek;
ayağa kaldırmak;
öldükten sonra tekrar diriltmek;
bina etmek, inşa etmek;
toplamak (para);
besleyip üretmek, yetiştirmek, büyütmek;
çıkarmak, meydana getirmek;
uyandırmak, harekete getirmek;
ses yükseltmek;
canlandırmak, şevk vermek;
çoğaltmak, artırmak;
kabartmak, mayasını getirmek: kaldırmak;
den. ufukta karayı görmek;
dikmek;
yığmak, yığın etmek.
Ekler: rais·es / raised / rais·ing
Hecelenişi: raise
Okunuşu: /reɪz /
2138discrepancyi. ayrılık, zıtlık, ihtilaf, başkalık.Ekler: dis·crep·an·cies
Hecelenişi: dis·crep·an·cy
Okunuşu: /dɪs’krɛp(ə)nsi /
2139floori. taş veya tahta döşeme, yer, zemin;
dip;
kat;
yasama meclisi salonunun üyelere ayrılmış kısmı;
mecliste söz söyleme hakkı;
taban ücret, asgari ücret veya fiyat;
f. taş veya tahta döşemek, kaplamak: vurup yere yıkmak;
k.dili şaşırtmak, ağzını kapatmak;
k.dili yenmek.
Ekler: floors
Hecelenişi: floor
Okunuşu: /flɔː /
2140donatef. hediye etmek, bağışlamak, iane vermek.Ekler: do·nates / do·nat·ed / do·nat·ing / do·na·tors
Hecelenişi: do·nate
Okunuşu: /də(ʊ)’neɪt /
2141lighthousei. fener kulesi.Ekler: light·hous·es
Hecelenişi: light·house
Okunuşu: /lʌɪthaʊs /
2142comparei. mukayese, kıyas, karşılaştırma.Ekler: com·pares / com·pared / com·par·ing
Hecelenişi: com·pare
Okunuşu: /kəm’pɛː /
2143seali. mühür, damga: teminat, taahhüt;
mühürlü mum veya kurşun parçası;
f. mühürlemek, mühür veya damga basmak, tasdik işaretini koymak: onaylamak, tasdik etmek;
kapamak, yarıklarını doldurmak.
i. ayıbalığı, fok,zool. Phoca;
fok kürkü;
f. ayıbalığı avlamak.
2144commercef. alışveriş etmek;
ilişkide bulunmak.
i. ticaret, iş, alım satım;
toplumsal ilişkiler;
cinsel ilişki.
Hecelenişi: com·merce
Okunuşu: /kɒməːs /
2145bulkys. iri, cüsseli, hacimli, çok yer kaplayan.Ekler: bulk·i·er / bulk·i·est
Hecelenişi: bulky
Okunuşu: /bʌlki /
2146refectoryi. manastır yemekhanesi;
üniversite yemekhanesi.
Ekler: re·fec·to·ries
Hecelenişi: re·fec·to·ry
Okunuşu: /rɪ’fɛkt(ə)ri /
2147obstructf. engel olmak, mani olmak;
tıkamak, kapamak.
Ekler: ob·structs / ob·struct·ed / ob·struct·ing
Hecelenişi: ob·struct
Okunuşu: /əb’strʌkt /
2148slopei. meyilli yüzey veya hat;
bayır yokuş;
f. meyletmek, meyilli olmak veya kılmak.
Ekler: slopes
Hecelenişi: slope
Okunuşu: /sləʊp /
2149goodwilli. iyi niyet, hüsnüniyet, hayırhahlık;
neşe;
ikt. bir ticaret yerinin itibar ve müşteri ilişkileri gibi manevi değerleri.
Hecelenişi: good·will
Okunuşu: /gʊd’wɪl /
2150bargei. mavna, salapurya;
saltanat kayığı;
f. mavna ile taşımak;
mavna gibi ağır hareket etmek;
k.dili .,gen. in, into ile paldır küldür girmek;
işe karışmak
Ekler: barg·es
Hecelenişi: barge
Okunuşu: /bɑːdʒ /
2151bads. (worse, worst) kötü, nahoş;
değersiz;
kifayetsiz;
yanlış, kusurlu;
geçersiz;
bozuk, zararlı;
keyifsiz, hasta;
pişman, müteessir;
şiddetli, sert;
çürük.
Ekler: worse / worst / bad·der / bad·dest
Hecelenişi: bad
Okunuşu: /bad /
2152insulatef. tecrit etmek, izole etmek, yalıtmak;
ayırmak.
Ekler: in·su·lates / in·su·lat·ed / in·su·lat·ing
Hecelenişi: in·su·late
Okunuşu: /ɪnsjʊleɪt /
2153infidels. imansız, mümin olmayan, kafir;
i. kâfir kimse.
Ekler: in·fi·dels
Hecelenişi: in·fi·del
Okunuşu: /ɪnfɪd(ə)l /
2154tamperf. , with ile birinin işine karışmak;
dokunmak;
değiştirip bozmak, oynamak;
kurcalamak;
hile karıştırmaki
i. hafifçe vurarak bastıran kimse veya alet, sıkmaç.
Ekler: tam·pers / tam·pered / tam·per·ing
Hecelenişi: tam·per
Okunuşu: /tampə /
2155industriouss. çalışkan, gayretli.Hecelenişi: in·dus·tri·ous
Okunuşu: /ɪn’dʌstrɪəs /
2156pacef. yürümek, gezinmek;
rahvan gitmek (at);
ağır ve düzenli adımlarla yürümek;
adımlayarak ölçmek;
belirli bir düzene sokmak;
spot koşu süratini tayin etmek.
i. adım, hatve;
bir a dımda katedilen mesafe;
gidiş, yürüyüş;
rahvan yürüyüş;
yürüyüş sürati.
z. , edat. ,Lat. izniyle (karşı fikirde olan bir kimseyi ima ederek).
Ekler: pac·es
Hecelenişi: pace
Okunuşu: /peɪs /
2157ostensibles. görünüşteki, görünen.Hecelenişi: os·ten·si·ble
Okunuşu: /ɒ’stɛnsɪb(ə)l /
2158giganticz. kocaman, cesim, cüsseli.Hecelenişi: gi·gan·tic
Okunuşu: /dʒʌɪ’gantɪk /
2159interruptf. kesmek, aralık açmak, ara vermek, fasıla vermek;
intizamını bozmak, arasını kesmek;
birinin sözünü kesmek, birinin işine mâni olmak.
Ekler: in·ter·rupts / in·ter·rupt·ed / in·ter·rupt·ing / in·ter·rup·tions
Hecelenişi: in·ter·rupt
Okunuşu: /ɪntə’rʌpt /
2160offeringi. teklif;
sunulan şey;
kilisede toplanan para.
Ekler: of·fer·ings
Hecelenişi: of·fer·ing
Okunuşu: /ɒf(ə)rɪŋ /
2161memoryi. hafıza, hafıza kuvveti, bellek, anlak, zihin, hatır;
olayları hatırlanan zaman müddeti;
hatırlanan şey: hatıra, andaç.
Ekler: mem·o·ries
Hecelenişi: mem·o·ry
Okunuşu: /mɛm(ə)ri /
2162tantalizef. boşuna ümit vermek, hayal kırıklığına uğratmak, bir şeyi gösterip vermemek, colloq. kuyruk sallamak.
eziyet etmek
2163ebbi. cezir, deniz sularının çekilmesi;
bozulma, düşüş, düşkünlük;
f. çekilmek (deniz);
bozulmak, düşmek, zayıflamak.
Ekler: ebbs
Hecelenişi: ebb
Okunuşu: /ɛb /
2164leaki. u sızdıran delik veya yara;
sızıntı;
usulsüzce para harcama;
sırrın dışarıya sızması;
elek. cereyanda sızıntı veya sızıntının yeri;
f. sızmak;
gen. out ile dışarı sızmak, ifşa olunmak (sır).
Ekler: leaks / leaked / leak·ing
Hecelenişi: leak
Okunuşu: /liːk /
2165guardianshipi. vasilik, muhafızlık, velilik.Ekler: guard·i·ans
2166stampedei. atların veya sığırların korkarak dağılıp kaçmaları;
coşkun toplu koşuş;
panik yaratma;
ayaklanma;
f. topluca koşuşmak, kaçışmak, paniğe kapılmak, belirli bir hedefe hücum etmek;
kaçıştırmak, korkutup koşturmak.
Ekler: stam·pedes
Hecelenişi: stam·pede
Okunuşu: /stam’piːd /
2167contexti. sözün gelişi, bir söz veya davranışa anlam kazandıran içinde vuku bulduğu şartlar;
şartlar ve çevre.
Ekler: con·texts
Hecelenişi: con·text
Okunuşu: /kɒntɛkst /
2168unfoundeds. temelsiz, asılsız esassız, boş.Hecelenişi: un·found·ed
Okunuşu: /ʌn’faʊndɪd /
2169notaryi. noter.Ekler: no·ta·ries public / notary pub·lics
2170involvef. icap ettirmek, bağlamak, tabi kılmak;
sarmak, kuşatmak, ihata etmek, içine almak, ihtiva etmek;
karıştılrmak, sokmak (müşkülat veya derde);
duçar etmek;
mat. belirli bir dereceye yükseltmek.
Ekler: in·volves / in·volved / in·volv·ing
Hecelenişi: in·volve
Okunuşu: /ɪn’vɒlv /
2171flawlesss. kusursuz.Ekler: flaws
Okunuşu: /flɔːləs /
2172accustomedalışık;
alışılmış;
alışkan;
alışkın;
mutat
Okunuşu: /ə’kʌstəmd /
2173ceasef. durmak, kesmek;
bitmek, sona ermek;
bırakmak, devam etmemek, son vermek;
i. durma;
inkıta.
Ekler: ceas·es / ceased / ceas·ing
Hecelenişi: cease
Okunuşu: /siːs /
2174declinef. sapmak, meyletmek, inhirafetmek;
zevalbulmak;
eksilmek, azalmak, düşmek;
eğilmek, sarkmak;
reddetmek, çekilmek, istememek;
astr. meyletmek;
eğmek, saptırmak, eğdirmek, çevirmek, inhiraf ettirmek;
-den çekilmek veya kaçınmak;
gram. çekmek, tasrif etmek
i. meyil, iniş;
gerileme;
batma, zeval, inhitat, inkıraz, sapma, inhiraf;
tıb. hastalık ârazının zeval bulma devresi;
tıb. maddi ve manevi kuvvetten düşme.
Ekler: de·clines / de·clined / de·clin·ing / de·clin·ers
Hecelenişi: de·cline
Okunuşu: /dɪ’klʌɪn /
2175rancids. ekşimiş, kokmuş, küflü (yağ).Hecelenişi: ran·cid
Okunuşu: /ransɪd /
2176signifyf. işaretle anlatmak, belirtmek, ifade etmek;
delalet etmek;
anlam vermek;
anlamı olmak.
Ekler: sig·ni·fies / sig·ni·fied / sig·ni·fy·ing
Hecelenişi: sig·ni·fy
Okunuşu: /sɪgnɪfʌɪ /
2177phonys. , A.b.d., argo. sahte, düzme, kalp;
i. sahte şey;
kendine sahte sıfat veren kimse.
Ekler: pho·ni·er / pho·ni·est
Hecelenişi: pho·ny
2178unaideds. yardım edilmemiş, yardım görmemiş.Hecelenişi: un·aid·ed
Okunuşu: /ʌn’eɪdɪd /
2179valuables. kıymetli, değerli;
aziz;
pahalı;
i. ,gen. çoğ. kıymetli şey, mücevherat.
Hecelenişi: val·u·able
Okunuşu: /valjʊb(ə)l /
2180chargef. yüklemek, tahmil etmek;
doldurmak (tüfek, top, ocak vb);
doyurmak;
(havayı) gerginleştirmek;
elek. şarj etmek;
emretmek, vazifelendirmek, itham etmek, mesul tutmak;
mükellef addetmek;
fiyat talep etmek;
hücum etmek, hamle yapmak, saldırmak;
hesaba kaydetmek, geçirmek;
emir verilince yere yatmak (köpek).
i. yük, hamule;
bir atışta kullanılan patlayıcı madde miktarı;
görev, vazife;
idare, nezaret, bakım;
emanet;
mesuliyet;
itham, yükümleme;
masraf, fiyat;
ücret;
vergi, rüsum, harç;
emir, hücum, hamle, saldırı;
borç;
elek. şarj.
Ekler: charg·es / charged / charg·ing
Hecelenişi: charge
Okunuşu: /tʃɑːdʒ /
2181devastatef. harap etmek, viran etmek, mahvetmek;
k.dili utandırmak.
Ekler: dev·as·tates / dev·as·tat·ed / dev·as·tat·ing
Hecelenişi: dev·as·tate
Okunuşu: /dɛvəsteɪt /
2182indescribables. tanlmlanamaz, nitelendirilemez, anlatılamaz.Hecelenişi: in·de·scrib·able
Okunuşu: /ɪndɪ’skrʌɪbəb(ə)l /
2183outshinef. başkasını gölgede bırakmak, daha fazla parlamak.Ekler: out·shines / out·shone / out·shined / out·shin·ing
Hecelenişi: out·shine
Okunuşu: /aʊt’ʃʌɪn /
2184accostf. , yaklaşıp hitap etmek.Ekler: ac·costs / ac·cost·ed / ac·cost·ing
Hecelenişi: ac·cost
Okunuşu: /ə’kɒst /
2185neighbourhoodcivar;
çevre;
havali;
komşuluk;
semt;
yan;
yöre
2186jeopardyi. tehlike, nazik durum;
huk. muhakeme edilmekte olan bir sanığın maruz olduğu cezaya çarpılma ihtimali.
Hecelenişi: jeop·ar·dy
Okunuşu: /dʒɛpədi /
2187vocationi. meslek, sanat, iş;
memuriyet, hizmet;
çağırma, davet.
Ekler: vo·ca·tions
Hecelenişi: vo·ca·tion
Okunuşu: /və(ʊ)’keɪʃ(ə)n /
2188taintedahlakı bozuk;
bozuk;
lekeli
2189adequates. uygun, ehven, elverişli, kifayetli, yeterli.Hecelenişi: ad·e·quate
Okunuşu: /adɪkwət /
2190medicinei. ilaç, deva;
b.p. ilmi, hekimlik;
ilkel insanlar arasında büyü;
afsun;
f. ilaç vermek, ilâçla tedavi etmek.
Ekler: med·i·cines
Hecelenişi: med·i·cine
Okunuşu: /mɛds(ə)n /
2191accountanti. muhasebeci, saymanEkler: ac·coun·tants
Hecelenişi: ac·coun·tant
Okunuşu: /ə’kaʊnt(ə)nt /
2192footf. yaya yürümek, dans etmek, oynamak;
gen. up ile yekununu çıkarmak;
ödemek;
gitmek;
yol almak, seyretmek (gemi).
i. ayak, kadem;
ayak kısmı;
en alçak kısım;
alt, (dağ) etek, dip;
temel esas;
son;
şiir vezin tef’ilesi;
yaya asker, piyade;
dikiş makinasında bezi düz tutan parça, ayak;
yekun, tutar.
Ekler: feet / foot
Hecelenişi: foot
Okunuşu: /fʊt /
2193castei. kast;
bireyliği kalıtım, servet, din vb’ne dayanan herhangi bir toplumsal sınıf;
bu gibi sınıflaşmaların sistem veya ilkeleri;
kademe.
Ekler: castes
Hecelenişi: caste
Okunuşu: /kɑːst /
2194exploreri. kâşif, keşfeden kimse veya araç.Ekler: ex·plores / ex·plored / ex·plor·ing / ex·plor·ers
Okunuşu: /ɛk’splɔːrə(r) /
2195foresighti. ihtiyat, tedbir, önceden görme, basiret.Hecelenişi: fore·sight
Okunuşu: /fɔːsʌɪt /
2196disintegratef. bir bütünü kısımlarına ayırmak;
parçalara ayrılıp dağılmak.
Ekler: dis·in·te·grates / dis·in·te·grat·ed / grat·ing
Hecelenişi: dis·in·te·grate
Okunuşu: /dɪs’ɪntɪgreɪt /
2197bequeathf. ,huk. vasiyet etmek, vasiyetle bırakmak, miras olarak bırakmak.Ekler: be·queaths / be·queathed / be·queath·ing
Hecelenişi: be·queath
Okunuşu: /bɪ’kwiːð /
2198calligraphyi. el yazısı, hüsnühat, hattatlık.Ekler: cal·lig·ra·phers
Hecelenişi: cal·lig·ra·phy
Okunuşu: /kə’lɪgrəfi /
2199repealf. kaldırmak (kanun), feshetmek, iptal etmek;
i. fesih, iptal.
Ekler: re·peals / re·pealed / re·peal·ing / repeals
Hecelenişi: re·peal
Okunuşu: /rɪ’piːl /
2200engagef. işe almak, tutmak, angaje etmek;
işgal etmek, yer tutmak;
söz almak, vaat ettirmek;
dövüşmek, birbirine girmek, çarpışmak;
ilgisini çekmek;
meşgul etmek;
nişanlanmak;
vaat etmek, söz vermek, bağlanmak, taahhüt etmek;
mak. birbirine geçmek, birbirine geçirmek, birbirine tutturmak.
s. ,Fr. kendini adamış, ilgili.
Ekler: en·gag·es / en·gaged / en·gag·ing
Hecelenişi: en·gage
Okunuşu: /ɪn’geɪdʒ /
2201vaccinei. aşı maddesi, aşı;
s. aşıya ait;
ineğe ait;
inekten elde edilen. vaccinatori. ,tıb. aşıcı;
aşı aleti.
Ekler: vac·cines
Hecelenişi: vac·cine
Okunuşu: /vaksiːn /
2202upsetf. devirmek;
altüst etmek;
keyfini bozmak;
bozguna uğratmak, beklenmedik anda yenmek;
sinirlendirmek;
midesini bozmak;
mak. demir parçasını kızdırıp çekiçle ucuna vurarak kısaltmak ve kalınlaştırmak, dövmek, şişirmek;
devrilmek;
altüst olmak;
hükümsuz kılmak.
s. devrilmiş;
düzeni bozulmuş, altüst olmuş;
üzüntülü, sinirli;
dikine çevrilmiş;
i. devrilme;
altüst olma;
k.dili surprizli yenilgi, bozgun;
bozulma.
Hecelenişi: up·set
Okunuşu: /ʌp’sɛt /
2203faitaccompliFr. emrivaki, olup bitti, oldu bittiye getirme.Ekler: faits ac·com·plis
Hecelenişi: fait ac·com·pli
2204instructives. öğretici, eğitici.Okunuşu: /ɪn’strʌktɪv /
2205lucids. kolay anlaşılır;
kafası sağlam;
aklı başında;
berrak, vazıh, açık;
şeffaf.
Hecelenişi: lu·cid
Okunuşu: /luːsɪd /
2206caressi. okşama, kucaklama;
f. okşamak, sevmek, kucaklamak.
Ekler: ca·ress·es
Hecelenişi: ca·ress
Okunuşu: /kə’rɛs /
2207distrustf. şüphe etmek, itimat etmemek, güvenmemek, emniyet etmemek, inanmamak;
i. şüphe, güvensizlik, emniyetsizlik, itimatsızlık.
Ekler: dis·trusts / dis·trust·ed / dis·trust·ing
Hecelenişi: dis·trust
Okunuşu: /dɪs’trʌst /
2208elusives. ele geçmez, kolay bulunmaz;
anlaşılması zor.
Hecelenişi: elu·sive
Okunuşu: /ɪ’l(j)uːsɪv /
2209limps. yumuşak, eğilip bükülen: gevşek, zayıf (irade).
f. i. topallamak, aksamak;
i. topal lama, topallayarak yürume Iimpings. topal layan
Ekler: limps / limped / limp·ing
Hecelenişi: limp
Okunuşu: /lɪmp /
2210bargaini. pazarlık, anlaşma;
muamele;
işlem;
kelepir;
f. pazarlık etmek, pazariığa girişmek, uyuşmak;
kayıt ve şarta bağlamak, taahhüt etmek.
Ekler: bar·gains
Hecelenişi: bar·gain
Okunuşu: /bɑːgɪn /
2211unilaterals. bir taraflı, tek yanlı;
yalmz bir tarafa tesir eden, bir tarafla ilgili olan;
huk. yalnız bir tarafa sorumluluk yükleten veya imtiyaz veren.
Hecelenişi: uni·lat·er·al
Okunuşu: /juːnɪ’lat(ə)r(ə)l /
2212thefti. hırsızlık, çalma.Ekler: thefts
Hecelenişi: theft
Okunuşu: /θɛft /
2213legibles. okunur, açık, sökülür, okunaklı.Hecelenişi: leg·i·ble
Okunuşu: /lɛdʒɪb(ə)l /
2214kerosenei. gazyağı, gaz, colloq. petrol.Hecelenişi: ker·o·sene
Okunuşu: /kɛrəsiːn /
2215bloomi. çiçek;
çiçek açma, , çiçeklenme;
tazelik, taravet, gençlik;
yanakların pembeliği;
meyva üzerindeki buğu;
mad. dökülmüş demir kütük;
f. çiçeklenmek, çiçek açmak;
çiçek gibi taze ve sıhhatli olmak;
çiçek açtırmak, güzelleştirmek.
Ekler: blooms
Hecelenişi: bloom
Okunuşu: /bluːm /
2216insignificants. manasız;
önemsiz, ehemmiyetsiz;
cüzi, pek az;
ufak;
değersiz, değmez.
Hecelenişi: in·sig·nif·i·cant
Okunuşu: /ɪnsɪg’nɪfɪk(ə)nt /
2217persuadef. ikna etmek, inandırmak;
gönlünü yapmak, razı etmek;
kandırmak.
Ekler: per·suades / per·suad·ed / per·suad·ing
Hecelenişi: per·suade
Okunuşu: /pə’sweɪd /
2218improvef. değerini artırmak, kıymetlendirmek;
ıslah etmek, düzeltmek, yoluna koymak;
iyiye kullanmak, istifadeli bir hale getirmek;
ıslah olmak, duzelmek, yola girmek;
artmak, değeri artmak, kıymetlenmek.
Ekler: im·proves / im·proved / im·prov·ing
Hecelenişi: im·prove
Okunuşu: /ɪm’pruːv /
2219bondagei. kölelik, serflik, esaret.Hecelenişi: bond·age
Okunuşu: /bɒndɪdʒ /
2220tallyi. çetele;
çetele ile hesap tutma;
çentik, kertik;
seri numarası, seri işareti;
etiket;
f. çeteleye yazmak veya işaret etmek;
uydurmak;
uymak;
sayım yapmak.
Ekler: tal·lies
Hecelenişi: tal·ly
Okunuşu: /tali /
2221employmenti. iş verme, istihdam;
işi olma;
iş, görev, vazife, hizmet, memuriyet, meşguliyet.
Hecelenişi: em·ploy·ment
Okunuşu: /ɪm’plɔɪm(ə)nt /
2222shadei. gölge;
karanlık, gölgelik yer;
siper, perde;
ölünün ruhu, tayf, hayalet;
renk tonu;
derece, gömlek;
ayırtı, nüans;
f. göigelemek, üzerine gölge düşürmek;
saklamak, gizlemek;
muhafaza etmek;
karartmak;
resme göige vermek;
rengi derece derece açılmak veya koyulaşmak.
Ekler: shades
Hecelenişi: shade
Okunuşu: /ʃeɪd /
2223undergroundz. ,s. yeraltında;
gizli olarak;
s. yeraltında olan;
gizli;
i. yeraltı;
yeraltı geçidi;
gen.yeraltı treni, metro;
hükümet veya işgal kuvvetlerine karşı faaliyette bulunan gizli teşkilât;
yeraltı örgütü.
Hecelenişi: un·der·ground
Okunuşu: /ʌndə’graʊnd /
2224ruggeds. arızalı, pürüzlü, engebeli;
düzensiz;
bakımsız, karmakarışık;
sert, haşin;
kaba, terbiyesiz;
kulak tırmalayıcı;
sıhhatli, kuvvetli, zinde;
dayanıklı, sağlam, cefakâr;
fırtınalı, sert.
Hecelenişi: rug·ged
Okunuşu: /rʌgɪd /
2225sorrowi. keder, elem, esef hüzün, gam, üzüntü;
nedamet, pişmanlık;
dert, keder verici şey;
f. kederlenmek, esef etmek, ıstırap çekmek;
matem tutmak.
Ekler: sor·rows
Hecelenişi: sor·row
Okunuşu: /sɒrəʊ /
2226arbitrarys. indi, kendince, ihtiyari , keyfi.Hecelenişi: ar·bi·trary
Okunuşu: /ɑːbɪt(rə)ri /
2227humorouss. latife kabilinden, mizahi, gülünç, komik.Hecelenişi: hu·mor·ous
Okunuşu: /hjuːm(ə)rəs /
2228attainf. varmak, ulaşmak, ermek, erişmek, vâsıl olmak, yetişmek;
kazanmak, bulmak, kespetmek.
Ekler: at·tains / at·tained / at·tain·ing
Hecelenişi: at·tain
Okunuşu: /ə’teɪn /
2229valetI.,f. uşak, erkek oda hizmetçisi.Ekler: va·lets
Hecelenişi: va·let
Okunuşu: /valɪt /
2230earthquakei. deprem, yer sarsıntısı, zelzele.Ekler: earth·quakes
Hecelenişi: earth·quake
Okunuşu: /əːθkweɪk /
2231mergef. karışıp birleşmek;
içine karışıp kaybolmak;
huk. birleşmek.
Ekler: merg·es / merged / merg·ing
Hecelenişi: merge
Okunuşu: /məːdʒ /
2232zesti. tat, lezzet, çeşni veren şey;
zevk, hoşlanma, haz.
Hecelenişi: zest
Okunuşu: /zɛst /
2233vassali. s. vasal, biat eden kimse;
tebaa;
kul, hizmetli köle;
s. köle gibi.
Ekler: vas·sals
Hecelenişi: vas·sal
Okunuşu: /vas(ə)l /
2234unfalteringemin;
şaşmaz;
tereddütsüz
2235hostiles. düşmana ait;
düşmanca, düşmanlık gösteren, saldırgan.
Hecelenişi: hos·tile
Okunuşu: /hɒstʌɪl /
2236venerables. muhterem, saygı değer;
kutsal, huşu uyandıran.
Hecelenişi: ven·er·a·ble
Okunuşu: /vɛn(ə)rəb(ə)l /
2237facsimilei. faksimile, kopya, suret, aynı, tıpkı;
radyo veya telgraf ile resim veya yazı gönderilmesi metodu.
Ekler: fac·sim·i·les
Hecelenişi: fac·sim·i·le
Okunuşu: /fak’sɪmɪli /
2238consistentlyz. devamlı olarak, mütemadiyen.
2239jugglef. hokkabazlık yapmak;
el çabukluğu ile marifet yapmak;
hile yapmak;
aldatmak;
i. hokkabazlık;
hile.
Ekler: jug·gles / jug·gled / jug·gling / jug·glers
Hecelenişi: jug·gle
Okunuşu: /dʒʌg(ə)l /
2240depravedahlaksız;
bozuk
2241cowardi. korkak kimse.Ekler: cow·ards
Hecelenişi: cow·ard
Okunuşu: /kaʊəd /
2242ventilatef. hava vermek, havalandırmak;
açığa vurmak, ilan etmek.
Ekler: ven·ti·lates / ven·ti·lat·ed / ven·ti·lat·ing
Hecelenişi: ven·ti·late
Okunuşu: /vɛntɪleɪt /
2243earshoti. işitilecek mesafe, kulak menzili, kulak erimi.Hecelenişi: ear·shot
Okunuşu: /ɪəʃɒt /
2244parsimonyi. hasislik, pintilik, cimrilik, tamahkarlık.Hecelenişi: par·si·mo·ny
Okunuşu: /pɑːsɪməni /
2245whencez. , bağlaç. , (eski) nereden, hangi yerden;
nereli;
bağlaç. den, dan;
yere;
sebepten.
Hecelenişi: whence
Okunuşu: /wɛns /
2246unpredictablemızıkçı
2247flatterf. yaltaklanmak, yağ çekmek;
dalkavukluk etmek;
gururunu okşamak, ümit vermek, methetmek, övmek, göklere çıkarmak.
Ekler: flat·ters / flat·tered / flat·ter·ing / flat·ter·ers
Hecelenişi: flat·ter
Okunuşu: /flatə /
2248staturei. boy, kamet, endam, insan veya hayvan boyu.Hecelenişi: stat·ure
Okunuşu: /statʃə /
2249valids. muteber, geçerli;
doğru, sağlam;
huk. meşru, kanuni.
Hecelenişi: val·id
Okunuşu: /valɪd /
2250meddlef. karışmak, vazifesi olmadığı yerde araya girmek, başkasının işine burnunu sokmak.Ekler: med·dles / med·dled / med·dling / med·dlers
Hecelenişi: med·dle
Okunuşu: /mɛd(ə)l /
2251adventi. gelme, gelip çatma, görünme , olma, vuku.
i. , kil. Hazreti İsa’nın dünyaya gelmesi;
Noel’den evvel bir ay müddet.
Hecelenişi: ad·vent
Okunuşu: /adv(ə)nt /
2252astoundf. aşırı derecede şaşırtmak, bütüun bütün hayret ettirmek.Ekler: as·tounds / as·tound·ed / as·tound·ing
Hecelenişi: as·tound
Okunuşu: /ə’staʊnd /
2253lizardi. kertenkele,zool. Lacertilia, Sauria;
kertenkeleye benzer hayvanların her biri.
Ekler: liz·ards
Hecelenişi: liz·ard
Okunuşu: /lɪzəd /
2254temperanceılımlılık, ölçülülük;
içkiden kaçınma;
( eski) kendine hakim olma, sükûnet.
Hecelenişi: tem·per·ance
Okunuşu: /tɛmp(ə)r(ə)ns /
2255buryf. gömmek, defnetmek;
gizlemek, saklamak, örtmek, ölüm sonucu ile kaybetmek;
bertaraf etmek.
Ekler: bur·ies / bur·ied / bury·ing
Hecelenişi: bury
Okunuşu: /bɛri /
2256dwarfi. ,s. cüce, bodur hayvan veya fidan;
f. büyümesini önlemek, cüceleştirmek;
karşılaştırma yaparak gölgede bırakmak, küçük göstermek;
s. kısa boylu, cüce olan, bodur.
Ekler: dwarfs / dwarves
Hecelenişi: dwarf
Okunuşu: /dwɔːf /
2257surmountf. üstün gelmek, baskın çıkmak, galebe çalmak, hakkından gelmek.Ekler: sur·mounts / sur·mount·ed / sur·mount·ing
Hecelenişi: sur·mount
Okunuşu: /sə’maʊnt /
2258orchidi. orkide, salepbot. Orchis.Ekler: or·chids
Hecelenişi: or·chid
Okunuşu: /ɔːkɪd /
2259janitori. bir binanın temizlik ve tamir işleriyle meşgul olan memur;
kapıcı, odacı.
Ekler: jan·i·tors
Hecelenişi: jan·i·tor
Okunuşu: /dʒanɪtə /
2260apts. eğiliminde olan, muhtemel, mümkün;
çabuk kavrayan, zeki, anlayışlı;
uygun, yerinde, münasip.
s. eğiliminde olan, muhtemel, mümkün;
çabuk kavrayan, zeki, anlayışlı;
uygun, yerinde, münasip.
Ekler: apt·er / apt·est
Hecelenişi: apt
Okunuşu: /apt /
2261salients. göze çarpan, dikkati çeken;
çıkıntılı, çıkık, fırlak;
i. ,ask. kalede dış açı.
Hecelenişi: sa·lient
Okunuşu: /seɪlɪənt /
2262bookf. deftere geçirmek, kaydetmek;
yer ayırtmak, rezervasyon yapmak;
tutmak, angaje etmek;
ismini kaydetmek, karakolda suçlu olarak kaydetmek.
i. kitap;
cilt, fasıl, bap;
müz. livre, opera metni;
(tiyatro) senaryo;
(iskambil) bir takımın kazandıgı el sayısı;
(briç) kazanılan ilk altı el;
müşterek bahis defteri.
Ekler: books
Hecelenişi: book
Okunuşu: /bʊk /
2263breadthi. genişlik, en, arz, enlilik.Hecelenişi: breadth
Okunuşu: /brɛdθ /
2264satiatef. doyurmak;
s. doymuş, tıka basa doymuş, tok.
Ekler: sa·ti·ates / sa·ti·at·ed / sa·ti·at·ing
Hecelenişi: sa·ti·ate
Okunuşu: /seɪʃɪeɪt /
2265heredityi. irsiyet, kalıtım, soyaçekim.Hecelenişi: he·red·i·ty
Okunuşu: /hɪ’rɛdɪti /
2266sanes. aklı başında, akıllı, kafası sağlam;
muhakemesi işleyen, makul.
Ekler: san·er / san·est
Hecelenişi: sane
Okunuşu: /seɪn /
2267scrapef. kazımak, kazıyarak temizlemek;
sıyırtmak;
kazıyıp toplamak;
sürterek gıcırdatmak;
selâm verirken ayağını sürterek geri çekmek;
çok tutumlu olmak;

i. kazıma veya sürtme sesi;
kazıma, sürtme;
varta, çıkmazı
Ekler: scrapes / scraped / scrap·ing
Hecelenişi: scrape
Okunuşu: /skreɪp /
2268incredibles. inanılmaz.Hecelenişi: in·cred·i·ble
Okunuşu: /ɪn’krɛdɪb(ə)l /
2269fakes. ,f. sahte, yapma, uydurma;
şarlatan;
f. uydurmak;
i. sahte şey, taklit.
Hecelenişi: fake
Okunuşu: /feɪk /
2270lonelys. yalnız, kimsesiz;
terkedilmiş, ıssız, tenha;
yalnızlıktan ruhu sıkılmış;
kasvetli, sıkıntı verici.
Ekler: lone·li·er / lone·li·est
Hecelenişi: lone·ly
Okunuşu: /ləʊnli /
2271myriads. çok büyük sayıda, sayısız, çok;
i. çok büyük sayı;
on bin kişi veya şey.
Ekler: myr·i·ads
Hecelenişi: myr·i·ad
Okunuşu: /mɪrɪəd /
2272blueprinti.f. mavi kopya;
proje, plan;
f. mavi kopya çekmek;
tasarlamak.
Ekler: blue·prints
Hecelenişi: blue·print
Okunuşu: /bluːprɪnt /
2273bouncef. sıçramak, sekmek, zıplamak (top);
gürültüyle veya hızla bir yere dalmak;
sıçratmak, zıplatmak, sektirmek;
A.b.d., argo. karşılıksız olduğu gerekçesiyle çeki iade etmek;
argo. yol vermek, işten atmak;
i. sıçrayış, sıçrama, zıplayış;
k.dili hayatiyet, canlılık;
,k.dili övünme, atma, martaval;
A.b.d., argo. kovma, işten atma, yol verme.
Ekler: bounc·es / bounced / bounc·ing
Hecelenişi: bounce
Okunuşu: /baʊns /
2274concessioni. kabul, teslim, itiraf;
imtiyaz, devlet veya diğer bir yetkili makam tarafından tanınmış imtiyaz, ayrıcalık;
mümessillik, bayilik.
Ekler: con·ces·sions
Hecelenişi: con·ces·sion
Okunuşu: /kən’sɛʃ(ə)n /
2275hearti. yürek, kalp;
gönül, can;
göğüs;
vicdan;
merkez, orta, orta yer;
öz, can damarı;
kuvvet, enerji;
cesaret, şevk;
verimlilik;
kalp şeklinde herhangi bir şey;
iskambil kupa;
. bir iskambil oyunu. heert disease kalp hastalığı.
Ekler: hearts
Hecelenişi: heart
Okunuşu: /hɑːt /
2276unisoni. birlik, ahenk, uygunluk;
müz. aynı perdeden olma.
Hecelenişi: uni·son
Okunuşu: /juːnɪs(ə)n /
2277howlf. ulumak;
inlemek, feryat etmek;
kahkaha atmak;

i. uluma;
inleme, inilti, feryat.
Ekler: howls / howled / howl·ing / howls
Hecelenişi: howl
Okunuşu: /haʊl /
2278deliriousazgın;
çılgın;
deli
2279hedonismi. , fels. hayatın esas gayesini zevk kabul eden öğreti, hedonizm, hazcılık;
zevke düşkünlük.
Hecelenişi: he·do·nism
Okunuşu: /hiːd(ə)nɪz(ə)m /
2280alabasteri. su mermeri, kaymak taşı.Hecelenişi: al·a·bas·ter
Okunuşu: /aləbɑːstə /
2281foregroundi. ön plan.Ekler: fore·grounds
Hecelenişi: fore·ground
Okunuşu: /fɔːgraʊnd /
2282accessi. giriş, yol, methal, geçit;
artma, Çoğalma;
tıb. Nöbet
Hecelenişi: ac·cess
Okunuşu: /aksɛs /
2283objectf. itiraz etmek, uygun görmemek, razı olmamak;
karşı gelmek;
itiraz olarak ileri sürmek.
i. şey, madde, görülür veya dokunulur şey, nesne, obje;
hedef, nişan, amaç;
gram. nesne.
Ekler: ob·jects
Hecelenişi: ob·ject
Okunuşu: /ɒbdʒɪkt /
2284apprehendf. vesayet altına almak;
tutuklamak, tevkif etmek;
anlamak, idrak etmek, kavramak;
korkmak, endişe etmek.
Ekler: ap·pre·hends / ap·pre·hend·ed / ap·pre·hend·ing
Hecelenişi: ap·pre·hend
Okunuşu: /aprɪ’hɛnd /
2285quarterlys. üç ayda bir verilen veya olan;
i. üç ayda bir yayımlanan mecmua;
z. üç ayda bir.
Hecelenişi: quar·ter·ly
Okunuşu: /kwɔːtəli /
2286topf. tepesini kesmek;
üstünü kapamak, kapak koymak;
kapak yerine geçmek;
tepesine çıkmak;
tepeye varmak, üstünden geçmek;
geçmek, üstün gelmek;
üstesinden gelmek;
kim. damıtarak en uçucu kısmını ayırmak;
(spor) topun tepesine vurmak
i. üst, tepe;
zirve, doruk;
baş;
başın tepesinde bulunan saç tutamı;
bitkinin toprak üstünde kalan kısmı;
en yüksek derece, en yüce yer;
den. çanaklık;
(spor) topun tepesine vuruş;
s. en yüksek;
âlâ, birinci derecedeki, birinci sınıf.
i. topaç.
asmak;
aşmak;
baş;
doruk;
esas;
kapak;
örtü;
ser;
tepe;
topaç;
uç;
üst;
yukarı;
zirve
Okunuşu: /tɒp /
2287undecideds. karar verilmemiş, sallantıda olan, muallâk;
karar vermemiş, tereddüt içinde olan.
Hecelenişi: un·de·cid·ed
Okunuşu: /ʌndɪ’sʌɪdɪd /
2288atavismi. atacılık, atavizm, eski nesillerin bir özelliginin birkaç kuşak sonra tekrar belirmesi.
2289basisi. kaide, temel;
menşe, kaynak;
ana prensip.
Ekler: ba·ses
Hecelenişi: ba·sis
Okunuşu: /beɪsɪs /
2290temporarys. muvakkat, geçici.Hecelenişi: tem·po·rary
Okunuşu: /tɛmp(ə)rəri /
2291censori. ansürcü kimse, sansur memuru;
başkalarının ahlâki davranışlarını kontrol eden kişi;
eski Roma cumhuriyetinde nüfus ve ahlâk meselelerine bakan yüksek rütbeli görevli;
f. sansürcülük görevi yapmak;
sansür koymak.
Ekler: cen·sors
Hecelenişi: cen·sor
Okunuşu: /sɛnsə /
2292emetics. küstürücü, istifrağ ettirici (ilâç)Okunuşu: /ɪ’mɛtɪk /
2293beggari. dilenci, meteliksiz kimse;
saka çapkın kimse;
f. dilenciye çevirmek, sefalete düşürmek;
eksik bırakmak, kifayetsiz olmak.
Ekler: beg·gars
Hecelenişi: beg·gar
Okunuşu: /bɛgə /
2294skipf. sıçramak, sekmek;
gen. over ile atlamak, sıçrayarak geçmek;
suyun yüzünde sekmek (taş);
i. atlayıp sıçrama;
atlama;
görmeden veya okumadan geçme.
Ekler: skips / skipped / skip·ping
Hecelenişi: skip
Okunuşu: /skɪp /
2295bombardf. topa tutmak, bombardıman etmek;
bombalamak;
üzerine varmak, sıkıştırmak.
i. en eski cins top.
Ekler: bom·bards / bom·bard·ed / bom·bard·ing / bom·bard·ments
Hecelenişi: bom·bard
Okunuşu: /bɒm’bɑːd /
2296vicinityi. yakınlık;
komşuluk;
çevre, civar, semt.
Hecelenişi: vi·cin·i·ty
Okunuşu: /vɪ’sɪnɪti /
2297blurtf. ağzından kaçırmak, yumurtlamak, düşünmeden söylemek.Ekler: blurts / blurt·ed / blurt·ing
Hecelenişi: blurt
Okunuşu: /bləːt /
2298fishys. balıktan ibaret;
balık gibi, içinde balık tadı veya kokusu olan;
balığı çok;
k.dili şüpheli, inanılmaz.
Ekler: fish·i·er / fish·i·est
Hecelenişi: fishy
Okunuşu: /fɪʃi /
2299bonfirei. şenlik ateşi, açık havada yakılan ateş.Ekler: bon·fires
Hecelenişi: bon·fire
Okunuşu: /bɒnfʌɪə /
2300justz. tam, tam tamına, kesin olarak;
hemen, şimdi, biraz önce;
ancak;
hemen hemen;
neredeyse;
güçbela, darı darına;
sadece, yalnız;
k.dili çok.
s. doğru, haktanır, haklı, adil;
tam.
bak. joust.
Hecelenişi: just
Okunuşu: /dʒʌst /
2301retiref. çekilmek, bir köşeye çekilmek, kendi odasına çekilmek;
yatmaya gitmek emekliye ayrılmak, geri çekmek (askeri);
tedavülden çıkararak karşılığını ödemek (bono);
gümrükten çekmek (malını);
emekliye ayırarak hizmetten el çektirmek;
beysbol. vurucuyu oyun dışı etmek, çeliciyi yandırmak.
Ekler: re·tires / re·tired / re·tir·ing
Hecelenişi: re·tire
Okunuşu: /rɪ’tʌɪə /
2302ostentatiouss. dikkati çekmek amacında olan.Hecelenişi: os·ten·ta·tious
Okunuşu: /ˌɒstɛn’teɪʃəs /
2303brittles. kolay kırılır, gevrek;
i. içinde fındık v.b. bulunup soğuduğu zaman gevrekleşen ve erimiş şekilde yapılan tatlı.
Ekler: brit·tler / brit·tlest
Hecelenişi: brit·tle
Okunuşu: /brɪt(ə)l /
2304statuei. heykelEkler: stat·ues
Hecelenişi: stat·ue
Okunuşu: /statjuː /
2305pagani. putperest kimse;
kâfir veya münkir kimse;
s. putperestlikle ilgili;
dinsiz, putatapan, kâfir.
Ekler: pa·gans
Hecelenişi: pa·gan
Okunuşu: /peɪg(ə)n /
2306despondents. ümitsiz, kederli, bedbin, meyus.Hecelenişi: de·spond·ent
Okunuşu: /dɪ’spɒnd(ə)nt /
2307unwittinglyz. istemeyerek, bilme yerek, farkında olmadan.
2308assaulti. aldırı, şiddetli hucum, hamle, tecavüz;
f. saldırmak, hücum etmek, tecavüz etmek.
Ekler: as·saults
Hecelenişi: as·sault
Okunuşu: /ə’sɔːlt /
2309validatef. muteber kılmak, geçerli hale koymak;
tasdik etmek, onaylamak.
Ekler: val·i·dates / val·i·dat·ed / val·i·dat·ing
Hecelenişi: val·i·date
Okunuşu: /valɪdeɪt /
2310ardents. ateşli, gayretli, şevkli, hararetli.Hecelenişi: ar·dent
Okunuşu: /ɑːd(ə)nt /
2311arguef. tartışmak, münakaşa etmek;
ispat etmek, delil göstermek;
Ekler: ar·gues / ar·gued / ar·gu·ing / ar·gu·ers
Hecelenişi: ar·gue
Okunuşu: /ɑːgjuː /
2312juveniles. genç;
olgunlaşmamış;
gençliğe özgü, gençliğe yaraşır;
i. genç kimse, çocuk;
genç rolündeki oyuncu.
Hecelenişi: ju·ve·nile
Okunuşu: /dʒuːvənʌɪl /
2313treacheryi. vefasızlık, hainlik, ihanet.Ekler: treach·er·ies
Hecelenişi: treach·ery
Okunuşu: /trɛtʃ(ə)ri /
2314abbreviatef. kısaltmak, özetlemek, ihtisar etmekEkler: ab·bre·vi·ates / ab·bre·vi·at·ed / ab·bre·vi·at·ing
Hecelenişi: ab·bre·vi·ate
Okunuşu: /ə’briːvɪeɪt /
2315livestocki. çiftlik hayvanları, mal.Hecelenişi: live·stock
Okunuşu: /lʌɪvstɒk /
2316competitioni. rekabet, yarışma.Ekler: com·pe·ti·tions
Hecelenişi: com·pe·ti·tion
Okunuşu: /kɒmpɪ’tɪʃ(ə)n /
2317wistfuls. arzulu, istekli, özlemli;
dalgın.
Hecelenişi: wist·ful
Okunuşu: /wɪs(t)fʊl /
2318overthrowf. yıkmak, düşürmek, yere vurmak;
bozmak, yenmek;
harap etmek.
i. yıkma, devirme.
Ekler: over·throws / over·threw / over·thrown / over·throw·ing / over·throws
Hecelenişi: over·throw
Okunuşu: /əʊvə’θrəʊ /
2319lotteryi. piyango, lotarya, kur’a;
kader, kısmet, tesadüf.
Ekler: lot·ter·ies
Hecelenişi: lot·tery
2320wrathi. öfke, gazap, hiddet.Hecelenişi: wrath
Okunuşu: /rɒθ /
2321crescenti. hilâl, yarımay;
hilâl şeklinde alâmet veya şey;
islâm âlemi;
s. hilâl şeklinde;
büyümekte olan, gelişen.
Ekler: cres·cents
Hecelenişi: cres·cent
2322generatef. husule getirmek, vücut vermek, hâsıl etmek;
çocuğu olmak, doğurmak, yavrulamak;
geom. çizmek.
Ekler: gen·er·ates / gen·er·at·ed / gen·er·at·ing
Hecelenişi: gen·er·ate
Okunuşu: /dʒɛnəreɪt /
2323guardf. korumak, muhafaza etmek, himaye etmek;
gözaltına almak, nezaret altında bulundurmak;
nöbet tutmak, bekle mek;
dikkat etmek, uyanık bulunmak.
i. muhafız, nöbetçi;
muhafız alayı;
muhafaza, himaye, koruma, müdafaa;
nöbetçilik, muhafızlık;
kendini korumak için alınan pozisyon;
trende memur;
herhangi bir şeyi muhafaza eden alet.
Ekler: guards
Hecelenişi: guard
Okunuşu: /gɑːd /
2324welfarei. iyi hal, iyilik;
sıhhat, afiyet, refah;
yoksullara yardım.
Hecelenişi: wel·fare
Okunuşu: /wɛlfɛː /
2325unpleasants. nahoş, hoşa gitmeyen, tatsız.Hecelenişi: un·pleas·antbr />Okunuşu: /ʌn’plɛz(ə)nt /
2326herdf. sürüyü gütmek.
i. hayvan surüsü, sürü, küme;
davar sürüsü;
avam, güruh;
ayaktakımı;
f. sürü halinde gitmek;
sürüye katılmak;
sürü haline koymak.
sonek çoban, sürücü: cow herd, shep herd, goat herd.
Ekler: herds
Hecelenişi: herd
Okunuşu: /həːd /
2327haughtys. mağrur, kibirli, kendini beğenmiş.Ekler: haugh·ti·er / haugh·ti·est
Hecelenişi: haugh·ty
Okunuşu: /hɔːti /
2328logici. mantık ilmi, mantık, eseme;
mantıklı düşünüş;
muhakeme kuvveti;
yargılama gücü.
Hecelenişi: log·ic
Okunuşu: /lɒdʒɪk /
2329poetics. şiir veya şairliğe ait;
koşuk dilinde, şiir niteliğinde, manzum;
şiir gibi en ince duyguları ifade eden, şairane.
Hecelenişi: po·et·ic
Okunuşu: /pəʊ’ɛtɪk /
2330sores. dokununca acıyan;
çok hassas;
kederli, müteessir, mustarip;
k.dili kızgın, sinirli;
şiddetli, aşırı, âcil;
sinirlendirici, çıldırtıcı;
i. yara;
acıyan yer;
acı veren şey;
z. , eski şiddetle, fena sürette.
Ekler: sor·er / sor·est
Hecelenişi: sore
Okunuşu: /sɔː /
2331reprimandi. azar, paylama, tekdir;
f. azarlamak, tekdir etmek.
Ekler: rep·ri·mands / rep·ri·mand·ed / rep·ri·mand·ing / reprimands
Hecelenişi: rep·ri·mand
Okunuşu: /rɛprɪmɑːnd /
2332yawnf. esnemek;
açık ve dipsiz gibi görünmek (uçurum);
esneyerek söylemek;
i. esneyiş.
Ekler: yawns / yawned / yawn·ing
Hecelenişi: yawn
Okunuşu: /jɔːn /
2333naturalizef. yabancı uyrukluğa kabul etmek;
yabancı kelimeleri lisana almak;
bir bitki veya hayvanı yerlileştirmek;
tabiata uydurmak, tabiileştirmek;
yerlisi gibi olmak;
tabiatı incelemek.
Ekler: nat·u·ral·iz·es / nat·u·ral·ized / nat·u·ral·iz·ing
2334bayoneti. üngü, kasatura;
f. süngülemek.
Ekler: bay·o·nets / bayonets / bayonet·ed / bayonet·ing
Hecelenişi: bay·o·net
Okunuşu: /beɪənɪt /
2335unrestraineds. zaptedilmemiş, denetsiz. frenlenmemiş, serbest;
idaresiz.
Hecelenişi: un·re·strained
Okunuşu: /ʌnrɪ’streɪnd /
2336intermittents. arada kesilen, aralıklarla meydana gelen.Hecelenişi: in·ter·mit·tent
Okunuşu: /ɪntə’mɪt(ə)nt /
2337equalizef. eşitlemek, birbirineeşit hale getirmekEkler: equal·iz·es / equal·ized / equal·iz·ing
Hecelenişi: equal·ize
Okunuşu: /iːkwəlʌɪz /
2338shiftf. yer değiştirmek;
değiştirmek, değişmek;
vites değiştirmek;
uydurmak, idare etmek,
i. değişme;
değişilen şey;
tedbir, son çare;
hile;
çuval elbise;
vardiya, nöbet;
oto. şanjman.
Ekler: shifts / shift·ed / shift·ing
Hecelenişi: shift
Okunuşu: /ʃɪft /
2339impartials. tarafsız, bitaraf;
kendi çıkarını düşünmeyen.
Hecelenişi: im·par·tial
Okunuşu: /ɪm’pɑːʃ(ə)l /
2340exploref. keşfetmek;
incelemek, tetkik etmek, araştırmak;
(tıb. ) inceden inceye muayene etmek, ameliyatla araştırmak.
Ekler: ex·plores / ex·plored / ex·plor·ing / ex·plor·ers
Hecelenişi: ex·plore
Okunuşu: /ɪk’splɔː /
2341livids. sinirden mosmor kesilmiş;
kurşun renkli, bereli gibi mor;
k.dili çok öfkeli, kanı beynine sıçramış.
Hecelenişi: liv·id
Okunuşu: /lɪvɪd /
2342justifyf. doğrulamak, haklı çıkarmak;
suçsuzluğunu ispat etmek, temize çıkarmak;
matb. yazının sağ kenarını taşırmadan düz yapmak.
Ekler: jus·ti·fies / jus·ti·fied / jus·ti·fy·ing
Hecelenişi: jus·ti·fy
Okunuşu: /dʒʌstɪfʌɪ /
2343attackf. hücum etmek, saldırmak, vurmak, basmak, tecavüz etmek;
laf atmak, aleyhinde söylemek;
işe koyulmak;
tutmak, isabet etmek;
i. saldırı, hücum;
tıb. yakalanma , tutulma, nöbet;
birbirinin aleyhinde söyleme;
işe koyulma;
(müz). bir notaya başlama tarzı.
Ekler: at·tacks / at·tacked / at·tack·ing / at·tack·ers
Hecelenişi: at·tack
Okunuşu: /ə’tak /
2344ambassadori. büyükelçi, sefir;
büyük yetki sahibi siyasi delege;
büyük bir davanın temsilci veya savunucusu.
Ekler: am·bas·sa·dors
Hecelenişi: am·bas·sa·dor
Okunuşu: /am’basədə /
2345enmityi. düşmanlık, husumet kötü niyet besleme.Ekler: en·mi·ties
Hecelenişi: en·mi·ty
Okunuşu: /ɛnmɪti /
2346conservef. korumak, muhafaza etmek;
şeker ile muhafaza etmek, konserve yapmak.
i. reçel, konserve.
Ekler: con·serves / con·served / con·serv·ing
Hecelenişi: con·serve
Okunuşu: /kən’səːv /
2347palef. beti benzi atmak, sararmak, donuklaşmak;
saranmak, donuklaştırmak.
i. sivri uçlu kazık, parmaklık çubuğu;
etrafı parmaklık veya çitle çevrilmiş yer;
belirli kimselerin oturmasına tahsis edilmiş mıntıka;
hudut, sınır;
yetki;
sınırlandırılmış herhangi bir şey.
s. solgun;
renksiz, soluk mat, donuk.
Ekler: pal·er / pal·est
Hecelenişi: pale
Okunuşu: /peɪl /
2348liabilityi. sorumluluk, mesuliyet;
taahhüt;
borç, düyun;
borçların toplamı, pasif.
Ekler: li·a·bil·i·ties
Hecelenişi: li·a·bil·i·ty
Okunuşu: /lʌɪə’bɪlɪti /
2349deceasedmerhum;
ölmüş;
ölü;
rahmetli
Okunuşu: /dɪ’siːst /
2350accomplishf. başarmak, becermek , üstesinden gelmek;
tamamlamak, ikmal etmek
Ekler: ac·com·plish·es / ac·com·plished / ac·com·plish·ing
Hecelenişi: ac·com·plish
Okunuşu: /ə’kʌmplɪʃ /
2351edibles. ,i. yenebilir;
i. yenen şey, yiyecek.
Hecelenişi: ed·i·ble
Okunuşu: /ɛdɪb(ə)l /
2352locutioni. ifade tarzı;
tabir, terim.
Ekler: lo·cu·tions
Hecelenişi: lo·cu·tion
Okunuşu: /lə’kjuːʃ(ə)n /
2353enlightenf. ögretmek, bilgi vermek, içyüzünü anlatmak, aydınlatmak.Ekler: en·light·ens / en·light·ened / en·light·en·ing
Hecelenişi: en·light·en
Okunuşu: /ɪn’lʌɪt(ə)n /
2354perili. tehlike, tehlikeye maruz kalış;
f. tehlikeye atmak at.
Ekler: per·ils
Hecelenişi: per·il
Okunuşu: /pɛrɪl /
2355thickenf. kalınlaştırmak, koyulaştırmak;
bulandırmak;
sıklaştırmak;
şiddet lendirmek;
kalınlaşmak, koyulaşmak;
bu lanıklaşmak;
sıklaşmak;
çoğalmak;
yoğunlaşmak;
yoğunlaştırmak.
Ekler: thick·ens / thick·ened / thick·en·ing / thick·en·ers
Hecelenişi: thick·en
Okunuşu: /θɪk(ə)n /
2356occasioni. fırsat, münasebet, vesile, elverişli durum;
sebep, hal, durum;
Iüzum, gereklik;
f. vesile olmak, sebep olmak.
Ekler: oc·ca·sions
Hecelenişi: oc·ca·sion
Okunuşu: /ə’keɪʒ(ə)n /
2357imprecises. kesin olmayan;
tam ve doğru olmayan, gerçek değer veya anlamından biraz farklı;
gevşek.
Hecelenişi: im·pre·cise
Okunuşu: /ɪmprɪ’sʌɪs /
2358brigadei. tugay, liva;
ekip, yangın için organize edilmiş bir grup insan;
f. bir araya getirmek, gruplar meydana getirmek;
alayları tugaylara göre tanzim etmek.
Ekler: bri·gades
Hecelenişi: bri·gade
Okunuşu: /brɪ’geɪd /
2359summonf. çağırmak, çağırtmak, emirle davet etmek, celp etmek;
düşmanı teslim olmaya davet etmek.
Ekler: sum·mons / sum·moned / sum·mon·ing
Hecelenişi: sum·mon
Okunuşu: /sʌmən /
2360pollutef. kirletmek, pisletmek, murdar hale getirmek, telvis etmek;
ırzına geçmek, iffetini bozmak
Ekler: pol·lutes / pol·lut·ed / pol·lut·ing / pol·lut·ers
Hecelenişi: pol·lute
Okunuşu: /pə’luːt /
2361consentf. muvafakat etmek, razı olmak, kabul etmek.
i. rıza, muvafakat, uygun bulma;
ittifak, oy birliği.
Ekler: con·sents / con·sent·ed / con·sent·ing
Hecelenişi: con·sent
Okunuşu: /kən’sɛnt /
2362acquaintf. haberdar etmek, bilgi vermek, malumat vermek.Ekler: ac·quaints / ac·quaint·ed / ac·quaint·ing
Hecelenişi: ac·quaint
Okunuşu: /ə’kweɪnt /
2363vasts. geniş engin, vasi;
çok büyük;
çok, kulliyetli.
Ekler: vast·er / vast·est
Hecelenişi: vast
Okunuşu: /vɑːst /
2364incredibles. inanılmaz.Hecelenişi: in·cred·i·ble
Okunuşu: /ɪn’krɛdɪb(ə)l /
2365farz. ,s. uzak;
s. uzak, uzun, , , daha uzun olan;
ilerlemiş.
Ekler: far·ther / fur·ther / far·thest / fur·thest
Hecelenişi: far
Okunuşu: /fɑː /
2366undulatef. dalgalandırmak;
dalgalanmak, dalga dalga olmak;
s. dalgalı.
Ekler: un·du·lates / un·du·lat·ed / un·du·lat·ing / un·du·la·tions
Hecelenişi: un·du·late
Okunuşu: /ʌndjʊleɪt /
2367premiumi. prim;
(satışta) hediye;
sigorta ücreti;
bir şeye itibari değerinden fazla olarak verilen fiyat;
hisse senetleri veya paranın mübadele farkı;
değer;
yarışmada verilen ödül.
Ekler: pre·mi·ums
Hecelenişi: pre·mi·um
Okunuşu: /priːmɪəm /
2368samplei. örnek, numune, model, mostra;
f. örnek olarak denemek.
Ekler: sam·ples
Hecelenişi: sam·ple
Okunuşu: /sɑːmp(ə)l /
2369bloodcurdlings. kan dondurucu, korkunçHecelenişi: blood·cur·dling
2370invisibles. görülmez, görünmez, gözle seçilemez;
çabuk kestirilemez;
ikt. resmi hesaplarda gözükmeyen;
i. görülmeyen şey veya kimse.
Hecelenişi: in·vis·i·ble
Okunuşu: /ɪn’vɪzɪb(ə)l /
2371deadlinei. son teslim tarihi: cezaevlerinde hükümlülerin geçmemesi gereken yasak bölge sınırı.Ekler: dead·lines
Hecelenişi: dead·line
Okunuşu: /dɛdlʌɪn /
2372specimeni. örnek, numune, model, misal;
k.dili antika kimse, alışılmamış huyları veya özellikleri olan kimse.
Ekler: spec·i·mens
Hecelenişi: spec·i·men
Okunuşu: /spɛsɪmɪn /
2373gustoi. zevk alma;
haz, şahsi istek;
tatma;
hususi stil.
Hecelenişi: gus·to
Okunuşu: /gʌstəʊ /
2374prosecutef. bitirmeye çalışmak, ilerletmek, ileri götürmek;
huk. aleyhine dava açmak, kanuni yollarla elde etmeye çalışmak, kanuni takipte bulunmak.
Ekler: pros·e·cutes / pros·e·cut·ed / pros·e·cut·ing
Hecelenişi: pros·e·cute
Okunuşu: /prɒsɪkjuːt /
2375tanf. tabaklamak, de bagat etmek;
güneşe göstererek karartmak;
k.dili kamçılamak, dayak atmak;
güneşte yanıp esmerleşmek;
i. sarımsı kahverengi;
güneşte yanmış ten rengi;

kıs. tangent.
Ekler: tans
Hecelenişi: tan
Okunuşu: /tan /
2376envoyi. elçi, sefir, murahhas, özel görevi olan memur;
düzyazı veya şiirde yazar veya şairin özellikle ithaf şeklindeki son sözü.
Ekler: en·voys
Hecelenişi: en·voy
Okunuşu: /ɛnvɔɪ /
2377enterprisei. teşebbüs, yatırım, iş: uyanıklık, açıkgözlülük, girişkenlik;
sonucu şüpheli olan önemli ve zor iş.
Ekler: en·ter·pris·es
Hecelenişi: en·ter·prise
Okunuşu: /ɛntəprʌɪz /
2378influenzai. grip hastalığı, salgın nezle, enflüanza;
bayt. hayvanlara mahsus bir çeşit enfluanza.
Hecelenişi: in·flu·en·za
Okunuşu: /ɪnflʊ’ɛnzə /
2379mintf. para basmak;
icat etmek, uydurmak.
i. nane,bot. Mentha.
i. darphane, para basılan resmi yer;
büyük mebla (özellikle para).
Ekler: mints / mint·i·er / mint·i·est
Hecelenişi: mint
Okunuşu: /mɪnt /
2380mercantiles. ticarete ait, ticari.Hecelenişi: mer·can·tile
Okunuşu: /məːk(ə)ntʌɪl /
2381argumenti. tartışma, münakaşa;
karşısındakileri ikna etmek için öne sürülen delil veya hususlar;
bir kitabın savunduğu fikirlerin özeti.
Ekler: ar·gu·ments
Hecelenişi: ar·gu·ment
Okunuşu: /ɑːgjʊm(ə)nt /
2382vertebrates. belkemiği olan, omurgalı;
i. omurgalı hayvan.
Ekler: ver·te·brates
Hecelenişi: ver·te·brate
Okunuşu: /vəːtɪbrət /
2383reversali. tersine çevirme;
huk. kararın bozulması.
Ekler: re·ver·sals
Hecelenişi: re·ver·sal
Okunuşu: /rɪ’vəːs(ə)l /
2384initials. baştaki, birinci, evvelki;
i. kelimenin ilk harfi;
kıta başındaki büyük harf;
f. kısa imza atmak.
Hecelenişi: ini·tial
Okunuşu: /ɪ’nɪʃ(ə)l /
2385recuperatef. sıhhat veya kuvvetini tekrar kazandırmak veya kazanmak;
zararını telâfi etmek.
Ekler: re·cu·per·ates / re·cu·per·at·ed / re·cu·per·at·ing
Hecelenişi: re·cu·per·ate
Okunuşu: /rɪ’kuːpəreɪt /
2386excludef. hariç tutmak, dışarıda bırakmak, dahil etmemek, engel olmak, yoksun bırakmak, mahrum etmek.Ekler: ex·cludes / ex·clud·ed / ex·clud·ing / ex·clu·sions
Hecelenişi: ex·clude
Okunuşu: /ɪk’skluːd /
2387appreciables. sezilebilir, tefrik edilebilir;
değer biçilebilir, takdir edilebilir.
Hecelenişi: ap·pre·cia·ble
Okunuşu: /ə’priːʃəb(ə)l /
2388overtakef. yetişmek;
birden karşısma çıkmak.
Ekler: over·takes / over·took / over·tak·en / over·tak·ing
Hecelenişi: over·take
Okunuşu: /əʊvə’teɪk /
2389recipients. verilen şeyi alan (kimse), alıcı.Ekler: re·cip·i·ents
Hecelenişi: re·cip·i·ent
Okunuşu: /rɪ’sɪpɪənt /
2390ergoz. , Lat. bunun için, bundan dolayı, binaenaleyh.Hecelenişi: er·go
Okunuşu: /əːgəʊ /
2391persecutef. zulmetmek, eza etmek, gadretmek;
baskı yapmak, tazyik etmek, sıkıştırmak;
bir fikre veya dine olan inancından dolayı eza etmek veya öldürmek.
Ekler: per·se·cutes / per·se·cut·ed / per·se·cut·ing / per·se·cu·tors
Hecelenişi: per·se·cute
Okunuşu: /pəːsɪkjuːt /
2392mighti. kabiliyet, kudret, kuvvet, güç, zor.
bak. may.
Hecelenişi: might
Okunuşu: /mʌɪt /
2393herculeans. Herkül’e ait;
Herkül gibi kuwetli;
Herkül’ün yaptıkları gibi çok güç veya tehlikeli.
Hecelenişi: her·cu·le·an
2394utilitarianismi. ,fels. faydacılık.Hecelenişi: util·i·tar·i·an·ism
Okunuşu: /jʊˌtɪlɪ’tɛːrɪənɪz(ə)m /
2395erudites. âlim, geniş bilgi sahibi, allâme.Hecelenişi: er·u·dite
Okunuşu: /ɛrʊdʌɪt /
2396paramounts. âlâ, fevkalade, üstün, faik: rütbece üstün olan.Hecelenişi: par·a·mount
Okunuşu: /parəmaʊnt /
2397breedf. doğurmak, yavrulamak;
çiftleştirmek, üretmek;
özel olarak yetiştirmek;
sebep olmak, hâsıl etmek, kaynak teşkil etmek;
gelişmek;
hâsıl olmak;
türemek;
i. cins, soy, nesil;
çeşit, tip.
Ekler: breeds / bred / breed·ing / breed·ers
Hecelenişi: breed
Okunuşu: /briːd /
2398strayf. sürüden ayrılıp yoldan çıkmak;
doğru yoldan ayrılmak;
yanlış yola sapmak, dalalete düşmek;
i. sürüden ayrımış hayvan;
başıboş ve aylak kimse;
evden kaçmış çocuk;
, (radyo) yıldırımdan meydana gelen parazitler;
s. başıboş;
doğru yoldan sapmış;
tesadüfe bağlı.
Ekler: strays / strayed / stray·ing
Hecelenişi: stray
Okunuşu: /streɪ /
2399feveri. , tıb. ateş, hararet, sıcaklık, humma;
telaş, heyecan, asabiyet.
heat hararet, ateş.
Ekler: fe·vers
Hecelenişi: fe·ver
Okunuşu: /fiːvə /
2400excerpti. eçme parça, pasaj;
f. almak, seçmek, iktibas etmek.
Ekler: ex·cerpts
Hecelenişi: ex·cerpt
Okunuşu: /ɛksəːpt /
2401fallibles. yanılabilir, hataya düşebilir, yanlış olabilir.Hecelenişi: fal·li·ble
Okunuşu: /falɪb(ə)l /
2402respectf. hürmet etmek, hürmete lâyık saymak;
saygı göstermek;
ilgisi olmak.
i. münasebet, yön, husus;
hürmet, saygı, itibar, hatır sayma;
uyma;
hürmetler, selâmlar, saygılar.
Ekler: re·spects
Hecelenişi: re·spect
Okunuşu: /rɪ’spɛkt /
2403skilli. hüner, marifet, maharet, ustalık.Ekler: skills
Hecelenişi: skill
Okunuşu: /skɪl /
2404officiouss. gereksiz yerde hizmet veya yardım etmek isteyen, her şeye karışan, işgüzar.Hecelenişi: of·fi·cious
Okunuşu: /ə’fɪʃəs /
2405adaptf. bir şeye uydurmak, uyarlamak;
edeb;
adapte etmek.
oneself uymak, intibak etmek, tabi olmak.
Ekler: adapts / adapt·ed / adapt·ing
Hecelenişi: adapt
Okunuşu: /ə’dapt /
2406binoculars. i. iki gözün de kullanılmasını icap ettiren;
i. sık sık coğ. aynı anda iki gözle bakılabilen dürbün veya teleskop.
Hecelenişi: bin·oc·u·lar
Okunuşu: /bɪ’nɒkjʊlə /
2407rumourdedikodu;
havadis;
rivayet;
söylenti;
şayia;
yaymak
2408avengef. intikam almak, öç almak.Ekler: aveng·es / avenged / aveng·ing / aveng·ers
Hecelenişi: avenge
Okunuşu: /ə’vɛn(d)ʒ /
2409artisani. esnaf, zanaatçı, endüstri işçisi.Ekler: ar·ti·sans
Hecelenişi: ar·ti·san
Okunuşu: /ˌɑːtɪ’zan /
2410wisef. , argo. haberdar etmek, bilgi vermek.
i. usul, tarz, suret, yol, yöntem.
s. akıllı, tedbirli;
tecrübeli, bilgin olan, ferasetli;
bilgece;
mahir, usta;
k.dili haberli;
A.b.d., argo. küstah.
(sonek) yoluyle;
tarzda;
-e bağlı olarak.
Ekler: wis·er / wis·est
Hecelenişi: wise
Okunuşu: /wʌɪz /
2411fussi.f. telaş, yaygara, itiraz, tartlşma;
aşırı övgü;
f. titiz davranmak ufak ayrıntılarla ilgilenmek;
meraklanmak;
yakınmak, sızlan mak;
telâş etmek;
telâşa vermek
Hecelenişi: fuss
Okunuşu: /fʌs /
2412jingoi. ulusçuluk duygularını bağnazlık derecesine getiren kimse, savaş taraftarı.Okunuşu: /dʒɪŋgəʊ /
2413triali. ,huk. davanın görülmesi, muhakeme, duruşma, yargılama;
tecrübe, deneme, bakma, imtihan;
tecrübe olunma, denenme;
imtihan kabilinden olan felaket veya keder.
Ekler: tri·als
Hecelenişi: tri·al
Okunuşu: /trʌɪəl /
2414vaingloriouss. mağrur, gururlu.Hecelenişi: vain·glo·ri·ous
2415notables. dikkate değer;
belli;
tanınmış;
hatırlanacak, unutulmaz;
i. tanınmış kimse, şöhretli kimse;
itibarlılar, ileri gelenler, kodamanlar, ekâbir.
2416anticipatef. beklemek, ummak;
önceden tahmin etmek sezinlemek, geleceği görmek;
önce davranmak.
Ekler: an·tic·i·pates / an·tic·i·pat·ed / an·tic·i·pat·ing
Hecelenişi: an·tic·i·pate
Okunuşu: /an’tɪsɪpeɪt /
2417hecticateşli;
hareketli;
heyecanlı;
ihtiraslı;
telaşlı;
veremli;
yoğun
2418succulents. özlü;
bot. etlenmiş, körpe ve sulu;
dolgun, yararlı fikirlerle dolu.
Hecelenişi: suc·cu·lent
Okunuşu: /sʌkjʊl(ə)nt /
2419elegancei. zarafet, şıklık, incelik.Okunuşu: /ɛlɪg(ə)ns /
2420epidemics. salgın, yaygın, genel;
i. salgın hastalık.
Ekler: ep·i·dem·ics
Hecelenişi: ep·i·dem·ic
Okunuşu: /ɛpɪ’dɛmɪk /
2421gigglef. kıkır kıkır gülmek;
i. kıkırdama.
Ekler: gig·gles / gig·gled / gig·gling / giggles
Hecelenişi: gig·gle
Okunuşu: /gɪg(ə)l /
2422hankerf. ,gen. after veya for ile arzulamak, özlemini çekmek, hasret çekmek, özlemek.Ekler: han·kers / han·kered / han·ker·ing
Hecelenişi: han·ker
Okunuşu: /haŋkə /
2423curriculumi. müfredat programı.Ekler: cur·ric·u·la / cur·ric·u·lums
Hecelenişi: cur·ric·u·lum
Okunuşu: /kʌ’rɪkjʊləm /
2424adjustables. ayar edilebilir, düzeltilebilir uydurulabilir.Ekler: ad·justs / ad·just·ed / ad·just·ing / ad·just·ers
Okunuşu: /ə’dʒʌstəbl /
2425identifyf. teşhis etmek, hüviyetini tayin etmek;
aynı olduğunu ispat etmek;
bir tutmak, fark gözetmemek
Ekler: iden·ti·fies / iden·ti·fied / iden·ti·fy·ing
Hecelenişi: iden·ti·fy
Okunuşu: /ʌɪ’dɛntɪfʌɪ /
2426convertf. değiştirmek, tebdil etmek, döndürmek, çevirmek;
(tahvil) hisse senetlerine çevirmek;
(öiçü veya miktarı) başka bir sisteme göre göstermek;
tahvil etmek;
(huk). başkasının malını zapt etmek.
i. din veya inanç değiştiren kimse , dönme, ihtida eden kimse.
Ekler: con·verts / con·vert·ed / con·vert·ing
Hecelenişi: con·vert
Okunuşu: /kən’vəːt /
2427saints. (kıs. St.,s. ) aziz, mukaddes kutsal, mubarek;
i. evliya, aziz, eren;
f. azizler mertebesine çıkarmak
Ekler: saints
Hecelenişi: saint
Okunuşu: /seɪnt /
2428bystanderi. işe veya olaya karışmadan kenarda duran kimse, seyirci.Ekler: by·stand·ers
Hecelenişi: by·stand·er
Okunuşu: /bʌɪstandə /
2429maritals. evlenmeye ait;
evlenme ile ilgili.
Hecelenişi: mar·i·tal
Okunuşu: /marɪt(ə)l /
2430affirmf. demek, söylemek, beyan etmek, iddia etmek;
gram. , man. tasdik etmek, ispat etmek;
teyit etmek;
(huk). tasvip etmek
Ekler: af·firms / af·firmed / af·firm·ing
Hecelenişi: af·firm
Okunuşu: /ə’fəːm /
2431bumpi. vuruş, çarpma, darbe;
şiş, yumru, tümsek;
f. vurmak, toslamak, çarpmak, bindirmek;
yerinden olmak.
Ekler: bumps / bumped / bump·ing
Hecelenişi: bump
Okunuşu: /bʌmp /
2432disgracedutanma
2433earnests. ciddi;
gerçek, hakiki;
istekli;
içten, samimi.
Hecelenişi: ear·nest
Okunuşu: /əːnɪst /
2434reluctantlyz. istemeyerek, gönülsüzlükle.
2435tactfuls. incelikli, anlayışlı, ince, nazik, zarif.Hecelenişi: tact·ful
Okunuşu: /taktfʊl /
2436eeli. yılan balığı,zool. Anguilla;
yılana benzer uzun balık.
Ekler: eels
Hecelenişi: eel
Okunuşu: /iːl /
2437sagei. adaçayı.
s. hikmet sahibi, ağırbaşlı;
akıllı;
i. bilge, hikmet sahibi kimse;
yaşını başını almış akıllı adam, filozof.
Ekler: sag·es
Hecelenişi: sage
Okunuşu: /seɪdʒ /
2438overwhelmf. basmak;
etkilemek, bunaltmak;
garketmek, boğmak;
başından aşmak.
Ekler: over·whelms / over·whelmed / over·whelm·ing
Hecelenişi: over·whelm
Okunuşu: /əʊvə’wɛlm /
2439affidaviti. , (huk). yemin ederek verilen yazılı ifade, yeminli beyan.Ekler: af·fi·da·vits
Hecelenişi: af·fi·da·vit
Okunuşu: /ˌafɪ’deɪvɪt /
2440manipulatef. el ile işletmek, hünerle işletmek veya yapmak, ustalıkla idare etmek, manevra yapmak;
hile karıştırmak.
Ekler: ma·nip·u·lates / ma·nip·u·lat·ed / ma·nip·u·lat·ing / ma·nip·u·la·tions
Hecelenişi: ma·nip·u·late
Okunuşu: /mə’nɪpjʊleɪt /
2441trivials. saçma, abes;
cüzi, önemsiz, ehemmiyetsiz.
Hecelenişi: triv·i·al
Okunuşu: /trɪvɪəl /
2442fabulouss. inanılmaz, müthiş, mükemmel, fevkalade;
uydurma, hayal mahsulü, efsanevi;
abartılmış, mübalâğalı.
Hecelenişi: fab·u·lous
Okunuşu: /fabjʊləs /
2443bring downazaltmak;
düşürmek;
indirmek;
yenmek
Ekler: brings down / brought down / bring·ing down / bring·ers down
Okunuşu: /brɪŋ daʊn /
2444nullifyetkisizleştirmek;
iptal etmek
2445nursef. hastaya bakmak;
bakıp iyileştirmek (zayıf kimseyi);
emzirmek, meme vermek;
beslemek;
çocuğa bakmak;
dikkatle kullanmak (zayıf bir uzvu);
dizinde veya kucağında tutmak.
i. hastabakıcı, hemşire;
sütnine;
dadı;
bir teşebbüs veya maksadı destekleyen kimse veya yer.
Ekler: nurs·es
Hecelenişi: nurse
Okunuşu: /nəːs /
2446bereavementi. mahrumiyet. berefts. mahrum edilmiş. theEkler: be·reave·ments
Hecelenişi: be·reave·ment
Okunuşu: /bɪ’riːvm(ə)nt /
2447executioneri. cellât, idam hükmünü tatbik eden kimse.Ekler: ex·e·cu·tion·ers
Hecelenişi: ex·e·cu·tion·er
Okunuşu: /ɛksɪ’kjuːʃ(ə)nə /
2448sequeli. devam;
son, sonuç, netice.
Ekler: se·quels
Hecelenişi: se·quel
Okunuşu: /siːkw(ə)l /
armamenti. silahlandırma, donatım, teçhizat.Ekler: ar·ma·ments
Hecelenişi: ar·ma·ment
Okunuşu: /ɑːməm(ə)nt /
2450unreasonables. mantıksız, muhakemesiz;
makul olmayan;
aşırı, müfrit.
Hecelenişi: un·rea·son·able
Okunuşu: /ʌn’riːz(ə)nəb(ə)l /
2451duplicatef. eşini yapmak, kopyasını yapmak;
suretini çıkarmak, teksir etmek;
ikinci kere yapmak, tekrarlamak, çift yapmak.
s. eş;
kopya, aynı, (bir şeyin) aynı;
i. ikinci nüsha, suret.
Hecelenişi: du·pli·cate
Okunuşu: /djuːplɪkət /
2452fetchf. ,i. alıp getirmek, getirmek;
gelir sağlamak, hasılat getirmek;
k.dili memnun etmek;
(h). dili vurmak (darbe);
den. volta vurmak;
limana varmak;
i. alıp getirme;
uzanıp alma;
mesafe;
hile, colloq. dolap.
Ekler: fetch·es / fetched / fetch·ing
Hecelenişi: fetch
Okunuşu: /fɛtʃ /
2453odorlesss. kokusuz.Ekler: odors
2454investigatef. incelemek, tetkik etmek, gözden geçirmek, teftiş etmek, tahkik etmek, araştırmak.Ekler: in·ves·ti·gates / in·ves·ti·gat·ed / in·ves·ti·gat·ing / in·ves·ti·ga·tions / in·ves·ti·ga·tors
Hecelenişi: in·ves·ti·gate
Okunuşu: /ɪn’vɛstɪgeɪt /
2455vehiclei. vasıta, araç, taşıt;
ecza. vasıta, vehikül.
Ekler: ve·hi·cles
Hecelenişi: ve·hi·cle
Okunuşu: /viːɪk(ə)l /
2456odds. acayip, bambaşka;
tek, iki ile böiünemeyen;
küsur, tam sayıdan artan;
ara sıra meydana gelen;
i. artan şey;
golfta bir oyuncunun rakibinden fazla olarak yaptığı vuruş;
, (bak.) odds.
Ekler: odd·er / -est
Hecelenişi: odd
Okunuşu: /ɒd /
2457blands. yumuşak, mülâyim;
şahsiyetsiz, donuk.
Ekler: bland·er / bland·est
Hecelenişi: bland
Okunuşu: /bland /
2458gossipi. dedikodu, gevezelik, boş laf;
dedikoducu kimse;
f. dedikodu etmek, gevezelik etmek.
Ekler: gos·sips
Hecelenişi: gos·sip
Okunuşu: /gɒsɪp /
2459savages. vahşi, yabani, medeniyet görmemiş;
canavar ruhlu, yırtıcı, zalim:i. medeniyet görmemiş kimse;
vahşi adam;
zalim ve canavar ruhlu kimse;
f. vahşice saldırmak.
Hecelenişi: sav·age
Okunuşu: /savɪdʒ /
2460landslidei. toprak kayması, heyelan;
seçimde bir tarafın büyük ekseriyeti kazanması.
Ekler: land·slides
Hecelenişi: land·slide
Okunuşu: /lan(d)slʌɪd /
2461appareli. esvap, elbise, kıyafet, kılık, kisve:f. giydirmek, donatmak, teçhiz etmek.Hecelenişi: ap·par·el
Okunuşu: /ə’par(ə)l /
2462malnutritioni. kötü veya yetersiz beslenme, gıdaslzlık.Hecelenişi: mal·nu·tri·tion
Okunuşu: /malnjʊ’trɪʃ(ə)n /
2463provincei. vilayet, il, eyalet;
eskiden İtalya haricinde olup Roma imparatorluğuna baglı eyalet;
taşra;
bilgi veya edebiyat alanı;
yetki alanı;
bir şahsın belirli iş sahası;
ekol. kendine özgü bitey, direy ve insan tipleri olan dirimsel coğrafya alanı.
Ekler: prov·inces
Hecelenişi: prov·ince
Okunuşu: /prɒvɪns /
2464accomplicei. suç ortağı.Ekler: ac·com·plic·es
Hecelenişi: ac·com·plice
Okunuşu: /ə’kʌmplɪs /
2465relentf. yumuşamak;
acıyıp merhamet göstermek.
Ekler: re·lents / re·lent·ed / re·lent·ing
Hecelenişi: re·lent
Okunuşu: /rɪ’lɛnt /
2466wailf. feryat etmek, figan etmek;
hayıflanmak;
yas tutmak;
i. figan. Wailing Wall Kudüste ağlama duvarı.
Ekler: wails / wailed / wail·ing
Hecelenişi: wail
Okunuşu: /weɪl /
2467meansi. vasıta, araç, vesile;
servet, varlık, zenginlik, para.
Ekler: means
Hecelenişi: means
Okunuşu: /miːnz /
2468destitutes. , gen of ile yoksul, yoksun, mahrum, muhtaç, fakir.Hecelenişi: des·ti·tute
Okunuşu: /dɛstɪtjuːt /
2469oustf. çıkarmak, defetmek, dışarı atmak, kovmak. ousteri. ,huk. zorla mülkünü alma, dışarı atma.Ekler: ousts / oust·ed / oust·ing
Hecelenişi: oust
Okunuşu: /aʊst /
2470indistincts. belirsiz, seçilmez, iyice görülmez, ayırt edilmez.Hecelenişi: in·dis·tinct
Okunuşu: /ɪndɪ’stɪŋkt /
2471huges. çok iri, kocaman, cüsseli, muazzam.Hecelenişi: huge
Okunuşu: /hjuːdʒ /
2472earmarki. hayvanların kulaklarına takılan marka;
damga;
f. kulağa işaret koymak;
belirli bir maksatla ayırmak, bir yana koymak, tahsis etmek.
Ekler: ear·marks
Hecelenişi: ear·mark
Okunuşu: /ɪəmɑːk /
2473blunderi. gaf, aptalca yapılan hata, falso;
f. gaf yapmak, budalaca hareket etmek;
düşünmeden söz söylemek, pot kırmak.
Ekler: blun·ders / blun·dered / blun·der·ing
Hecelenişi: blun·der
Okunuşu: /blʌndə /
2474graini. tane, habbe, tohum, zerre;
hububat;
eczacı tartısında 0, 065 gram;
doku, ağaç ve taşın damarı, bu damarların düzen lenişi;
mizaç, huy;
f. tanelemek;
ağaç damarlarını taklit edercesine boyamak, mermer taklidi boyamak;
deriyi işlemek;
sepilemek;
tanelenmek.
Ekler: grains
Hecelenişi: grain
Okunuşu: /greɪn /
2475auxiliaryi. yardımcı, muavin;
gram yardımcı fiil;
s. yedek;
yedek motorlu (yelkenli).
Hecelenişi: aux·il·ia·ry
Okunuşu: /ɔːg’zɪlɪəri /
2476recklesss. dünyayı umursamayan;
kendini tehlikeye atan;
dikkatsiz, kayıtsız, pervasız.
2477gestationi. gebelik;
gebelik süresi.
Hecelenişi: ges·ta·tion
Okunuşu: /dʒɛ’steɪʃ(ə)n /
2478accusationi. cürüm isnadı, suçlama, itham;
töhmet
Ekler: ac·cu·sa·tions
Hecelenişi: ac·cu·sa·tion
Okunuşu: /akjʊ’zeɪʃ(ə)n /
2479infertiles. çorak, mahsulsüz, verimsiz;
kısır.
Hecelenişi: in·fer·tile
Okunuşu: /ɪn’fəːtʌɪl /
2480emblemi. amblem simge, remiz, işaret, arma;
temsili resim;
f. amblemle temsil etmek.
Ekler: em·blems
Hecelenişi: em·blem
Okunuşu: /ɛmbləm /
2481pageanti. alay, tören;
gösteri, temsili tören;
nümayiş;
debdebe, tantana.
Ekler: pag·eants
Hecelenişi: pag·eant
Okunuşu: /padʒ(ə)nt /
2482lurkf. hırsız gibi gizlenmek, pusuya yatmak;
gizli olmak;
gizli gizli dolaşmak.
Ekler: lurks / lurked / lurk·ing / lurk·ers
Hecelenişi: lurk
Okunuşu: /ləːk /
2483bludgeonsopa;
zorlamak
2484bridals. gelin veya düğüne ait;
i. düğün.
Hecelenişi: brid·al
Okunuşu: /brʌɪd(ə)l /
2485evei. Havva.
i. akşam;
arife gecesi;
arife.
Ekler: eves
Hecelenişi: eve
Okunuşu: /iːv /
2486inaccurates. yanlış;
kusurlu, tam olmayan, hatalı;
aslından farklı. inaccuracyi. tam olmayış, hatalı oluş;
kusur, hata.
Hecelenişi: in·ac·cu·rate
Okunuşu: /ɪn’akjʊrət /
2487jesti. şaka, latife, alay;
f. latife etmek, şaka söylemek.
Ekler: jests
Hecelenişi: jest
Okunuşu: /dʒɛst /
2488apparentlyz. görünüşte, galiba;
güya.
Hecelenişi: ap·par·ent·ly
Okunuşu: /ə’parəntli /
2489morals. ahlaka ait, ahlaki, törel, ahlaksal;
iyi ahlaklı, doğru;
iyilik veya fenalık yapmaya muktedir;
manevi;
olasılı;
i. ahlâk dersi;
ahlâkıyat, ahlak;
düstur, özdeyiş.
Hecelenişi: mor·al
Okunuşu: /mɒr(ə)l /
2490fortifyf. istihkam haline getirmek;
takviye etmek, kuvvetlendirmek, sağlamlaştırmak, teyit etmek;
alkol ilave ederek kuvvetlendirmek.
Ekler: for·ti·fies / for·ti·fied / for·ti·fy·ing
Hecelenişi: for·ti·fy
Okunuşu: /fɔːtɪfʌɪ /
2491jubilants. çok memnun, sevinçli, sevinçle coşkun;
zafer sarhoşu.
Hecelenişi: ju·bi·lant
Okunuşu: /dʒuːbɪl(ə)nt /
2492yardi. yarda, 0.9144 metrelik İngiliz ölçüsü ,kıs. yd., y.
i. avlu;
odun deposu gibi üstü açık işyeri;
istasyon çevresinde tren manevra yeri;
kışın ormanda geyiklerin toplandığı yer;
f. avluya koymak;
ağıla gütmek.
i. ,den. seren.
Ekler: yards
Hecelenişi: yard
Okunuşu: /jɑːd /
2493taxi. vergi, resim;
külfet, yük;
f. vergi koymak, vergi yüklemek;
mahkeme masrafım tayin etmek;
isnat etmek, yüklemek;
külfet olmak, yormak, tüketmek.
Ekler: taxes
Hecelenişi: tax
Okunuşu: /taks /
2494acutes. sivri, keskin, ince;
zeki, zeyrek, açıkgöz;
aşırı hassas;
tiz, keskin (ses);
tıb. akut;
hâd, vahim, ağır, şiddetli.
Ekler: acut·er / acut·est
Hecelenişi: acute
Okunuşu: /ə’kjuːt /
2495vinei. asma, bağ kütüğü;
sarılgan bitki.
Ekler: vines
Hecelenişi: vine
Okunuşu: /vʌɪn /
2496viriles. erkeğe ait;
erkekçe, yiğit, güçlü.
Hecelenişi: vir·ile
Okunuşu: /vɪrʌɪl /
2497feudi. kan davası;
kavga;
f. ihtilâflı olmak, kavga etmek.
i. tımar, zeamet.
Ekler: feuds / feuds / feud·ed / feud·ing
Hecelenişi: feud
Okunuşu: /fjuːd /
2498undersellf. fiyat kırarak satmak.Ekler: un·der·sells / un·der·sold / un·der·sell·ing
Hecelenişi: un·der·sell
Okunuşu: /ʌndə’sɛl /
2499feudals. derebeyliğe ait.
feodal
2500haltf. kusurlu olmak, eksik olmak (vezin);
duraksamak, tereddüt etmek.
i. duruş;
durma, duraklama;
mola;
f. durmak;
duraklamak, durdurmak.
s. , eski topal, aksak.
Ekler: halts / halt·ed / halt·ing
Hecelenişi: halt
Okunuşu: /hɔːlt /
2501edifyf. öğretmek;
ıslah ve terbiye etmek;
moral bakımından takviye etmek.
Ekler: ed·i·fies / ed·i·fied / ed·i·fy·ing
Hecelenişi: ed·i·fy
Okunuşu: /ɛdɪfʌɪ /
2502tear f. yırtmak;
yarmak;
koparmak;
çok hırpalamak;
kopmak;
yırtılmak, yarılmak;
çılgın gibi koşmak;

i. yırtık, yırtık şey;
argo. cümbüş, çılgınca eğlence;
çılgınca hareket.
i. gözyaşı;
gözyaşına benzer şey;
damla;
keder.
Ekler: tears / tore / torn / tear·ing
Hecelenişi: tear
Okunuşu: /tɛː /
2503oblivioni. unutma, unutuş, unutulma;
kayıtsızlık, ilgisizlik.
Hecelenişi: obliv·i·on
Okunuşu: /ə’blɪvɪən /
2504tentatives. deneme kabilinden, tecrübe olarak yapılan;
i. tecrübe, deneme.
Hecelenişi: ten·ta·tive
Okunuşu: /tɛntətɪv /
2505retrospecti. geçmiş şeyleri düşünme;
geçmişe bakış;
f. geçmiş şeyleri hatırlamak, geçmişi düşünmek.
Hecelenişi: ret·ro·spect
Okunuşu: /rɛtrəspɛkt /
2506consistents. birbirine uygun, aralarında mutabakat olan, birbirini tutan, insicamlı, tutarlı.Hecelenişi: con·sis·tent
Okunuşu: /kən’sɪst(ə)nt /
2507considerf. düşünmek;
göz önünde tutmak;
üzerinde düşünmek;
mütalaa etmek, dikkate almak;
saymak, hürmet etmek;
merhamet etmek;
farz etmek.
Ekler: con·sid·ers / con·sid·ered / con·sid·er·ing
Hecelenişi: con·sid·er
Okunuşu: /kən’sɪdə /
2508criminals. suçlu, mücrim, kanuna karşı gelen, kabahatli;
müthiş;
fahiş;
cani;
cezai cinai, ağır cezaya ait;
i. suç işlemiş kimse.
Hecelenişi: crim·i·nal
Okunuşu: /krɪmɪn(ə)l /
2509wrapf. sarmak, sarmalamak;
bürümek;
bükmek, katlamak;
paket yapmak.
wrap up sarmak, paket yapmak;
sarmalamak;
sarıp saklamak;
argo. bitirmek.
i. giysi;
palto;
atkı;
sargı;
dış giysiler. keep it under wraps gizli tutmak.
Ekler: wraps / wrapped / wrap·ping
Hecelenişi: wrap
Okunuşu: /rap /
2510empathizef. karşısındakinin duygularını anlayıp paylaşmak.Ekler: em·pa·thiz·es / em·pa·thized / em·pa·thiz·ing
Hecelenişi: em·pa·thize
Okunuşu: /ɛmpəθʌɪz /
2511bootyi. ganimet, yağma, çapul;
kazanç.
çapul;
ganimet;
kazanç;
vurgun;
yağma;
yama
2512fascinatef. büyülemek, teshir etmek;
meftun etmek, hayran bırakmak.
Ekler: fas·ci·nates / fas·ci·nat·ed / fas·ci·nat·ing
Hecelenişi: fas·ci·nate
Okunuşu: /fasɪneɪt /
2513saviouri. kurtancı, halaskar;
b.h. Hz İsa.
Ekler: sav·iors
Okunuşu: /seɪvjə /
2514yellf. , acı acı bağırmak, haykırmak, çığlık atmak;
tempo ile bağırarak taraf tutmak;
i. haykırış, çığlık, tempo ile haykırış ve alkış.
Ekler: yells / yelled / yell·ing / yell·ers
Hecelenişi: yell
Okunuşu: /jɛl /
2515urbanes. nazik, terbiyeli, kibar tavırlı;
medeni.
Hecelenişi: ur·bane
Okunuşu: /əː’beɪn /
2516frighteneds. ürkmüş, korkmuş, dehşet içinde.Ekler: fright·ens / fright·ened / fright·en·ing
Okunuşu: /frʌɪtnd /
2517recruitf. ordu veya donanma için nefer kaydetmek, acemi asker toplamak;
ikmal etmek eksiğini doldurmak;
sıhhati iyileşmek, düzelmek.
i. acemi asker;
kura neferi;
yeni gelen üye.
Ekler: re·cruits / re·cruit·ed / re·cruit·ing / re·cruit·ers
Hecelenişi: re·cruit
Okunuşu: /rɪ’kruːt /
2518negotiatef. anlaşmayı müzakere etmek;
tertip etmek, akdetmek;
ciro etmek (çek, bono);
üstesinden gelmek, başarmak, (engelleri) aşabilmek.
Ekler: ne·go·ti·ates / ne·go·ti·at·ed / ne·go·ti·at·ing
2519quayi. rıhtım, iskele.Ekler: quays
Hecelenişi: quay
Okunuşu: /kiː /
2520objectives. objektif;
öznel olmayan, dıştan olan;
gerçek;
gram. nesneye ait;
nesnel;
amaca ait;
i. hedef;
gram nesne;
mikroskop veya teleskopta objektif (mercek).
Hecelenişi: ob·jec·tive
Okunuşu: /əb’dʒɛktɪv /
2521contradictf. yalanlamak, tekzip etmek, aksini iddia etmek;
karşı olmak, tezat teşkil etmek.
Ekler: con·tra·dicts / con·tra·dict·ed / con·tra·dict·ing
Hecelenişi: con·tra·dict
Okunuşu: /kɒntrə’dɪkt /
2522notifyf. bildirmek.Ekler: no·ti·fies / no·ti·fied / no·ti·fy·ing
2523sneerf. hakaretle dudak bükmek;
küçümsemek, istihza etmek, alay etmek;
i. istihza;
hakaret.
Ekler: sneers / sneered / sneer·ing
Hecelenişi: sneer
Okunuşu: /snɪə /
2524featherf. tüy takmak, kuş tüyü ile kaplamak,den. pala çevirmek (kürek);
tüylenmek, tüyleri bitmek.
i. tüy, kuş tüyü;
okun arka ucundaki tüy, yelek;
püskül.
Ekler: feath·ers
Hecelenişi: feath·er
Okunuşu: /fɛðə /
2525fablef. hikâye söylemek, yalan söylemek.
i. masal, içinde hayvanların da insanlar gibi konuşup davrandığı hikâye, fabl;
hayal gücüne dayanan hikâye, içinde morali olan hikâye, efsane, mit;
yalan.
Ekler: fa·bles
Hecelenişi: fa·ble
Okunuşu: /feɪb(ə)l /
2526boundaryi. hudut, sınır.Ekler: bound·aries
Hecelenişi: bound·ary
Okunuşu: /baʊnd(ə)ri /
2527telltalei. başkalarının sırlarını orada burada anlatan kimse, dedikoducu kimse;
dümenin durumunu gösteren alet;
org körüğünün dolu veya boş olduğunu gösteren cihaz;
memurların işe gelip gitme saatini kaydeden saat: tren makinistine bir köprünün yaklaştığını ihtar için hatların üstünde asılı bulunan ip parçalan:s. dedikoducu, sır söyleyen özel veya gizli bir şeyi meydana vuran.
Hecelenişi: tell·tale
Okunuşu: /tɛlteɪl /
2528familiars. aşina, bilen, malûmatı olan, haberdar olan;
tanınan, bilinen;
teklifsiz, mahrem, samimi;
Lâubalî, arsız;
i. teklifsiz dost, arkadaş;
aile ferdi;
hizmetçi;
cin, ruh.
Hecelenişi: fa·mil·iar
Okunuşu: /fə’mɪlɪə /
2529blowf. esmek;
üflemek;
rüzgara kapılmak, rüzgarla sürüklenmek;
çalmak, çalınmak, ses vermek;
solumak, nefes nefese kalmak;
k.dili övünmek, yüksekten atmak;
A.b.d., argo. ayrılmak, defolmak;
üfleyerek itmek;
(cama) üfleyerek şekil vermek;
(atı) yorgunluktan çatlatmak;
(sinek) ette yumurtlamak;
A.b.d., argo. bol bol harcamak, çarçur etmek.
i. darbe, vuruş;
hamle, saldırı;
ani gelen bela, felaket;
rüzgar, şiddetli esinti;
k.dili övünme, yüksekten atma.
Ekler: blew / blown / blow·ing
Hecelenişi: blow
Okunuşu: /bləʊ /
2530recoverf. tekrar ele geçirmek, geri almak, bir daha bulmak veya kazanmak;
geri getirmek;
huk. mahkeme marifeti ile ödetmek veya tazmin ettirmek, almak, tahsil etmek;
telafi etmek;
kurtarmak;
işe yaramayacak madenden kıymetli maden çıkarmak;
iyileşmek, kendine gelmek.;
s. telafi edilir, tekrar kazanılır;
tahsili caiz.
f. yeniden döşemek;
tekrar kapatmak;
döşemesini yenilemek.
Ekler: re·cov·ers / re·cov·ered / re·cov·er·ing
Hecelenişi: re·cov·er
Okunuşu: /rɪ’kʌvə /
2531keynotei. ,müz. esas nota;
temel düşünce, ilke, dayanak;
f. temel düşünceleri söylemek.
Ekler: key·notes
Hecelenişi: key·note
Okunuşu: /kiːnəʊt /
2532executef. icra etmek, tatbik mevkiine koymak, yürürlüğe koymak;
başarmak, üstesinden gelmek, yapmak, etmek;
idam etmek, hükmü infaz etmek.
Ekler: ex·e·cutes / ex·e·cut·ed / ex·e·cut·ing
Hecelenişi: ex·e·cute
Okunuşu: /ɛksɪkjuːt /
2533bulbi. çiçek soğanı, soğan;
ampul, elektrik lambası.
Ekler: bulbs
Hecelenişi: bulb
Okunuşu: /bʌlb /
2534applyf. yaklaştırmak;
uygulamak, tatbik etmek;
atfetmek, vermek;
tahsis etmek, hasretmek, (-e). ayırmak;
mahsus olmak, ait olmak, taalluk etmek;
müracaat etmek, başvurmak
Ekler: ap·plies / ap·plied / ap·ply·ing
Hecelenişi: ap·ply
Okunuşu: /ə’plʌɪ /
2535entanglef. dolaştırmak, karmakarışık etmek;br /> bir kimsenin başım derde sokmak, şaşırtmak.Ekler: en·tan·gles / en·tan·gled / en·tan·gling / en·tan·gle·ments
Hecelenişi: en·tan·gle
Okunuşu: /ɪn’taŋg(ə)l /
2536refineds. ince, kibar, zarif;
safi, has;
dakik, tam.
Okunuşu: /rɪ’fʌɪnd /
2537entreatf. yalvarmak, yakarmak, rica etmek, niyaz etmek.Ekler: en·treats / en·treat·ed / en·treat·ing
Hecelenişi: en·treat
Okunuşu: /ɪn’triːt /
2538achievef. başarmak, yapabilmek, üstesinden gelmek;
kazanmak, meydana getirmek muzaffer olmak
Ekler: achieves / achieved / achiev·ing
Hecelenişi: achieve
Okunuşu: /ə’tʃiːv /
2539outlinei. resim veya haritanın ana hatları;
taslak;
f. taslağını çizmek.
Ekler: out·lines
Hecelenişi: out·line
Okunuşu: /aʊtlʌɪn /
2540predictioni. kehanet, önceden haber verme.Ekler: pre·dic·tions
Hecelenişi: pre·dic·tion
Okunuşu: /prɪ’dɪkʃ(ə)n /
2541damagei. zarar, ziyan, hasar;
k.dili masraf, fiyat;
f. hasar yapmak bozmak, zarar vermek.
Ekler: dam·ag·es
Hecelenişi: dam·age
Okunuşu: /damɪdʒ /
2542ancestori. cet, ata, soy sop, dede.Ekler: an·ces·tors
Hecelenişi: an·ces·tor
Okunuşu: /ansɛstə /
2543facti. gerçek, hakikat;
durum, gösterilen husus veya keyfiyet.
Ekler: facts
Hecelenişi: fact
Okunuşu: /fakt /
2544governf. idare etmek, hükümet sürmek;
terbiye etmek;
hâkim olmak, elinde tutmak;
çevirmek, kullanmak;
yönetmek;
gram almak, ile kullanılmak.
Ekler: gov·erns / gov·erned / gov·ern·ing
Hecelenişi: gov·ern
Okunuşu: /gʌv(ə)n /
2545recriminationi. karşılıklı şikâyet.Ekler: re·crim·i·na·tions
Hecelenişi: re·crim·i·na·tion
Okunuşu: /rɪˌkrɪmɪ’neɪʃ(ə)n /
2546approvali. uygun bulma, onama, onaylama, tasvip, razı olma, resmi izin.Ekler: ap·prov·als
Hecelenişi: ap·prov·al
Okunuşu: /ə’pruːv(ə)l /
2547clearf. temizlemek;
kurtarmak;
aydınllğa kavuşturmak;
engeli aşmak;
hesabını temizlemek;
borcunu ödemek;
temize çıkarmak;
gümrükten çekmek;
tahliye etmek;
net kar etmek;
tahsil etmek (çek vb);
temizlenmek;
takas odalannda çek vb’ni değiştirmek;
limana giriş veya çıkış izni almak.
s. açık, aydınlık vazıh;
parlak, berrak;
şeffaf, saydam;
net;
kati, kesin;
masum, temiz;
sakin;
açık (arazi vb);
hudutsuz;
takıntısız.
z. açıkça, açık olarak;
tamamen, bütünüyle.
Ekler: clear·er / clear·est
Hecelenişi: clear
Okunuşu: /klɪə /
2548seniles. ihtiyarlığa mahsus;
bunak.
Hecelenişi: se·nile
Okunuşu: /siːnʌɪl /
2549revisef. tekrar gözden geçirip düzeltmek;
tekrarlamak (ders);
değiştirmek;
i. düzeltme, yeniden gözden geçirme;
matb. ikinci prova.
Ekler: re·vis·es / re·vised / re·vis·ing
Hecelenişi: re·vise
Okunuşu: /rɪ’vʌɪz /
2550proofreadf. provaları düzeltmek, tashih yapmak.Ekler: proof·reads / proof·read / proof·read·ing / proof·read·ers
Hecelenişi: proof·read
Okunuşu: /pruːfriːd /
2551cluei. ipucu, (iz)., anahtar;
f. bilgi vermek, aydınlatmak.
Ekler: clues
Hecelenişi: clue
Okunuşu: /kluː /
2552assignf. atamak, tayin etmek;
aylrmak , tahsis etmek;
kararlaştırmak;
atfetmek , hamletmek;
(huk). devretmek
Ekler: as·signs / as·signed / as·sign·ing / as·sign·ors
Hecelenişi: as·sign
Okunuşu: /ə’sʌɪn /
2553humids. yaş rutubetli, nemli.Hecelenişi: hu·mid
Okunuşu: /hjuːmɪd /
2554hoverf. fazla hareket etmeden üzerinde ve etrafında uçmak;
etrafında dolaşıp durmak;
tereddüt etmek, sallanıp durmak;
havada durabilmek için hareket ettirmek (kanat);
i. etrafında dolaşıp durma.
Ekler: hov·ers / hov·ered / hov·er·ing
Hecelenişi: hov·er
Okunuşu: /hɒvə /
2555fumei.f. duman, buhar, pis kokulu duman, kurşun gibi madenlerin buğusun dan hâsıl olan toz;
öfke, hiddet;
f. duman veya buhar çıkarmak, tütmek;
tüt sülemek;
buğusu çıkmak;
kızmak, öfkelenmek
Ekler: fumes
Hecelenişi: fume
Okunuşu: /fjuːm /
2556cuei. , tiyatro sahnede veya kuliste aktörün sözü arkadaşına bırakmadan evvelki son söz veya hareketi;
başlama işareti;
üstü kapalı söz;
harekete geçirici söz veya olay;
f. sufle etmek.
i. kuyruk şeklinde saç örgüsü;
bilardo sopası, isteka;
sıra, kuyruk.
Ekler: cues
Hecelenişi: cue
Okunuşu: /kjuː /
2557carnivorouss. et yiyen;
etoburlara ait.
Ekler: car·ni·vores
Okunuşu: /kɑː’nɪv(ə)rəs /
2558brotheli. genelev, umumhane.Ekler: brothels
Hecelenişi: broth·el
Okunuşu: /brɒθ(ə)l /
2559resolutioni. çözme;
ayrışma;
müz. çözüm;
çözülüm;
sebat, metanet, azim, karar;
teklif, önerge, önerme, resmi karar;
cesaret, mertlik.
Ekler: res·o·lu·tions
Hecelenişi: res·o·lu·tion
Okunuşu: /rɛzə’luːʃ(ə)n /
2560starvationi. açlık, ölüm derecesinde açlık;
açlıktan ölme.
Hecelenişi: star·va·tion
Okunuşu: /stɑː’veɪʃn /
2561insultf. tahkir etmek, hor görmek, fena muamele etmek, şerefini kırmak.
i. hakaret, onur kırma, aşağısama, hor görme, kötü davranış;
tıb. yara.
Ekler: in·sults / in·sult·ed / in·sult·ing
Hecelenişi: in·sult
Okunuşu: /ɪn’sʌlt /
2562unkindlyz. sertçe, şefkatsizce.Ekler: un·kind·er / un·kind·est
2563affairi. iş, maslahat;
vaka, olay, hadise;
hal;
ilişki.
Ekler: af·fairs
Hecelenişi: af·fair
Okunuşu: /ə’fɛː /
2564encouragef. cesaret vermek, teşci etmek, teşvik etmek;
himaye etmek.
Ekler: en·cour·ag·es / en·cour·aged / en·cour·ag·ing
Hecelenişi: en·cour·age
Okunuşu: /ɪn’kʌrɪdʒ /
2565undersizeds. normalden daha küçük, cılız.Hecelenişi: un·der·sized
Okunuşu: /ʌndə’sʌɪzd /
2566weepf. ağlamak, göz yaşı dökmek;
sızmak, damlamak;
i. ağlama;
ağlama nöbeti.
Ekler: weeps / wept / weep·ing
Hecelenişi: weep
Okunuşu: /wiːp /
2567armisticei. mütareke, ateşkes.Ekler: ar·mi·stic·es
Hecelenişi: ar·mi·stice
Okunuşu: /ɑːmɪstɪs /
2568opinioni. zan, tahmin, fikir, oy, düşünce:huk. hâkimin ileri sürdüğü fikir.Ekler: opin·ions
Hecelenişi: opin·ion
Okunuşu: /ə’pɪnjən /
2569taski. iş, görev, vazife;
ödev;
hizmet;
külfet;
f. iş vermek, görevlendirmek;
külfet yüklemek;
itham etmek, suçlamak.
Ekler: tasks
Hecelenişi: task
Okunuşu: /tɑːsk /
2570irrelevants. konu dışı, sadet dışı;
mevzu ile alâkası olmayan, günün mühim konularıyle ilgisi olmayan.
Ekler: ir·rel·e·van·cies / ir·rel·e·vanc·es
Hecelenişi: ir·rel·e·vant
Okunuşu: /ɪ’rɛlɪv(ə)nt /
2571nymphi. , mit. orman veya su perisi;
şiir genç ve güzel kız;
biyol. kurtçuk safhasından çıkmış fakat henüz tam gelişmemiş böcek.
Ekler: nymphs
Hecelenişi: nymph
Okunuşu: /nɪmf /
2572sewf. dikmek, dikiş dikmek. sew on üzerine dikmek, dikerek iliştirmek. sew up dikip kapamak;
k.dili başarmak, halletmek.
Ekler: sews / sewed / sewn / sewed / sew·ing
Hecelenişi: sew
Okunuşu: /səʊ /
2573monsteri. canavar;
acayip ve doğaüstü şey;
hilkat garibesi, ucube;
gaddar kimse;
dev gibi şey veya kimse;
s. buyük, iri.
Ekler: mon·sters
Hecelenişi: mon·ster
Okunuşu: /mɒnstə /
2574betrayf. hıyanet etmek;
ihanet etmek;
ele vermek;
ifşa etmek, ağzından kaçırmak;
göstermek, ortaya koymak;
yanlış yola saptırmak, baştan çıkanp ortada bırakmak.
Ekler: be·trays / be·trayed / be·tray·ing / be·tray·als / be·tray·ers
Hecelenişi: be·tray
Okunuşu: /bɪ’treɪ /
2575seami. dikiş yeri, dikiş;
tıb. dikiş;
derz;
iki tahtanın yan yana birleştiği çizgi, bağlantı yeri;
den. armuz;
jeol. ince maden damarı;
yara izi, kırışık;
f. dikmek, birbirine dikmek;
üzerine yara izi veya çizgi yapmak;
ters ilmekle örgü örmek;
çatlamak.
2576obsessf. musallat olmak, tedirgin etmek;
zihnini meşgul etmek.
Ekler: ob·sess·es / ob·sessed / ob·sess·ing
Hecelenişi: ob·sess
Okunuşu: /əb’sɛs /
2577hurlf. hızla atmak savurmak, fırlatıp atmak;
hiddetle söylemek;
i. hızla atış, fırlatma.
Ekler: hurls / hurled / hurl·ing / hurl·ers
Hecelenişi: hurl
Okunuşu: /həːl /
2578embroideryi. nakış, işleme;
süs
Ekler: em·broi·der·ies
Hecelenişi: em·broi·dery
Okunuşu: /ɪm’brɔɪd(ə)ri /
2579interrogatesorgulamak
2580predictf. bir şeyin vukuunu önceden haber vermek, kehanette bulunmak.Ekler: pre·dicts / pre·dict·ed / pre·dict·ing
Hecelenişi: pre·dict
Okunuşu: /prɪ’dɪkt /
2581abruptlyz. birdenbire;
terslikle
2582flocki. saç veya yün yumağı şiltelere doldurulan kaba pamuk veya paçavra, kıtık;
duvar kağıdına kumaş görünüşü kazandırmakta kullanılan ince ince kesilmiş kumaş veya yün parçaları: kim. , . pamuğa benzer ufak parçalar.
i. ürü;
küme: güruh kalabalık, yığın: cemaat, grup, zümre:f. sürü halini almak, sürü halinde gitmek, toplanmak, üşüşmek.
Ekler: flocks
Hecelenişi: flock
Okunuşu: /flɒk /
2583precociouss. vaktinden evvel gelişmiş, erken inkişaf etmiş.Hecelenişi: pre·co·cious
Okunuşu: /prɪ’kəʊʃəs /
2584keeni. ölü peşinden feryat, ağıt;
f. ölü peşinden ağlayıp feryat etmek. keeneri. ağıtçı.
s. keskin, sivri;
acı;
sert, şiddetli, keskin;
kuvvetli, canlı, yoğun;
gözü açık, zeki, akıllı;
( A.b.d.), ( argo) şahane.
Ekler: keen·er / keen·est
Hecelenişi: keen
Okunuşu: /kiːn /
2585abolishf. kaldırmak, bozmak;
ilga etmek, feshetmek, iptal etmek.
Ekler: abol·ish·es / abol·ished / abol·ish·ing
Hecelenişi: abol·ish
Okunuşu: /ə’bɒlɪʃ /
2586predecessori. birinden önce gelen kimse, öncel, selef;
ata, cet.
Ekler: pre·de·ces·sors
Hecelenişi: pre·de·ces·sor
Okunuşu: /priːdɪsɛsə /
2587promotef. ilerletmek, kıymetini ararmak;
geçirmek;
rütbesini yükseltmek, terfi ettirmek, terakki ettirmek;
tutunmasını sağlamaya çalışmak.
Ekler: pro·motes / pro·mot·ed / pro·mot·ing
Hecelenişi: pro·mote
Okunuşu: /prə’məʊt /
2588shoutf. bağırmak, çağırmak;
haykırmak, yaygara koparmak;
i. bağırma, feryat, çığlık, velvele.
Ekler: shouts / shout·ed / shout·ing
Hecelenişi: shout
Okunuşu: /ʃaʊt /
2589unaccountables. anlatılmaz, anlaşılmaz;
mesuliyetsiz, sorumsuz, hesabı verilmeyen;
olağanüstü.
Hecelenişi: un·ac·count·able
Okunuşu: /ʌnə’kaʊntəb(ə)l /
2590fierces. şiddetli, hiddetli, sert, vahşi;
öfkeli: hararetli, şevkli, ateşli;
argo. çok berbat.
Ekler: fierc·er / fierc·est
Hecelenişi: fierce
Okunuşu: /fɪəs /
2591convenef. toplamak;
(huk). mahkemeye celbetmek;
toplanmak, bir araya gelmek.
Ekler: con·venes / con·vened / con·ven·ing
Hecelenişi: con·vene
Okunuşu: /kən’viːn /
2592harbouri. liman;
sığınacak yer, sığınak;
f. barındırmak;
misafir etmek;
beslemek.
Ekler: har·bors
Okunuşu: /hɑːbə /
2593determinef. karar vermek, azmetmek;
niyetlenmek, kesmek;
tayin etmek, kararlaştırmak, belirlemek;
bitirmek;
belirtmek;
sınırlamak, tahdit etmek;
tanımlamak, tarif etmek;
yön vermek.
Ekler: de·ter·mines / de·ter·mined / de·ter·min·ing
Hecelenişi: de·ter·mine
Okunuşu: /dɪ’təːmɪn /
2594shepherdi. çoban;
önder, kılavuz;
f. çobanlık etmek, sürüyü gütmek.
Ekler: shep·herds
Hecelenişi: shep·herd
Okunuşu: /ʃɛpəd /
2595savouri. tat, lezzet, çeşni;
koku, rayiha;
hassa;
f. , of ile tadı olmak, lezzeti olmak;
çeşni vermek;
lezzet vermek;
kokusu olmak;
zevk almak, tadına varmak.
Ekler: sa·vors
Okunuşu: /seɪvə /
2596relievef. gönlünü ferahlatmak, sıkıntısını hafifletmek veya defetmek;
kurtarmak, yardım etmek;
nöbetini devralmak, yerine nöbete girmek;
renk katarak güzellik vermek;
hakkını vermek.
Ekler: re·lieves / re·lieved / re·liev·ing
Hecelenişi: re·lieve
Okunuşu: /rɪ’liːv /
Her hakkı saklıdır. © 2011 Blue Sözlük